Gül yalçın, O Son Bakış'ı inceledi.
3 dk., Kitabı okudu, Puan vermedi

şartlara bağlı ve imkansızlıklar arasında evlatlık verilen bir çocuğun gerçek anne ve babası arasında geç kalınmış ilişkilerin konusunu işliyor gibi görünse de kitabın ana fikri bence içimizdeki sevgiyi serbest bırakabilme ve gösterebilme yeteneği..
kitaptaki kızımızdan alınacak dünya kadar ders olsa da bitişi çok hoşuma gitmedi diyebilirim..

Gül yalçın, Ben, Malala'yı inceledi.
5 dk., Kitabı okudu, 10 günde, Puan vermedi

kurtarıcı beklenmez,kurtarıcı olunur..ben kimim ki diye düşünmeden esaretten ve cehaletten kurtulma yolunda en beğendiğim kitaplardan..küçücük bir kız çocuğunun dünyayı ayağa kaldıran mücadelesini anlatan enfesss ötesi bir kitap..

Gül yalçın, Silber'i inceledi.
7 dk., Kitabı okudu, Puan vermedi

her ne kadar okurken başlangıç filmini andırsada fantastik tür olması ve eğlenceli bi dille yazılmış olması okunması için en büyük etkenlerden..

niluferinkitapligi, Boleyn Kızı'ı inceledi.
 10 dk., Kitabı okudu, 9 günde, 8/10 puan

Kral IV.Henry dönemi İngiltere'sindeki taht oyunları,savaşlar,aşklar ve entrikalar üzerine yazılmış büyüleyici bir roman.Baba ve dayıları Kral'ın hizmetinde olan üç Boleyn kardeşi Mary,Anne ve George'nin tahta giden yolda ödedikleri bedelleri anlatan bir dram.
Romanın edebi bir değeri olmadığını söyleyen okurlar var,katılmıyorum.Edebiyatın elbette ki edebi değer taşımasının dışında da sorumlulukları olduğunu düşünüyorum.Hırslarının ve yalanlarının;insanın çocuğu gibi eteğine yapışıp hayat boyu bedelinin peşinde koşacağı gerçeğini veren bir roman,bana göre fazlasıyla değerli.
820 sayfa olmasına rağmen su gibi akan bir romanı da;Natalie PORTMAN,Scarlette JOHANSSONN VE Eric BANA'nın başrollerini oynadığı senaryolaştırılmış halini de tavsiye ediyorum.

FATMA TEKNEKAYA, Duygu'yu inceledi.
11 dk., Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, Puan vermedi

sürükleyici bir kitap tavsiye ederim. Ali'm ve bekiride çok merak ediyorum. Ali'm i aldım ve okumaya başladım. Duygu çok güzeldi. Ali'in de daha güzel olduğunu söylüyorlar.

Eda Ocakbaşı, Bin Muhteşem Güneş'i inceledi.
12 dk., Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Özellikle kadınların okumasını önerdiğim çok beğendiğim bir kitap. Bir yerlerde böyle hayatlar yaşayan kadınların, insanların olduğunu bildiğinizden kitap bitince içiniz buruluyor.

mehmet ali aslan, Yeşil Elmalar'ı inceledi.
16 dk., Kitabı okudu, 9/10 puan

Kitabı okuyup Nazım Hikmet'in hayal gücüne hayran olmamak elde değil . Okuduğum ilk romanı bu nazım hikmetin ve hemen diğerlerini de okumak istiyorum. Kitap biraz yeşilçam tadında olmus biraz hollywood filmleri gibi okurken cok egleneceksiniz

alper, Yalnızız'ı inceledi.
 21 dk., Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

İnsanın bilhassa Batılılaşma hareketlerinden sonra yaşadığı bireysel ve toplumsal uyumsuzluk. Kalabalıklar içinde kendini yalnız hissedenlerin romanıdır Yalnızız.

Kafka T., Sahilde Kafka'yı inceledi.
48 dk., Kitabı okudu, 9/10 puan

Haruki Murakamı, Japonya tarihinin efsunlu ikliminden de yararlanarak masalsı bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Kitap içerisinde sıklıkla felsefi kavram ve kişilerden bahsediliyor oluşu ve romanı oedipus karmaşası üzerinde bir kehanetten yola çıkarak yazmış olması romanı daha bir ilginç hale getiriyor. Özellikle kehanet huzursuz edebilir sizi.

Kafka Tamura on beş yaşında liseli ve yalnız bir genç arada ona eşlik eden Karga adlı delikanlı var ki bu kendi bilişsel dünyasının yansıması.( Bu arada Kafka isminin Çek dilinde karga anlamına geldiğini kitap sayesinde öğrenmiş oluyoruz)
Nakata Amca bildiğimiz Anadolu evliyalarından. Bir denizde yürümediği kaldı. Saf ve dünyadan arınmış haliyle Nakata Amca’yı okumak gerçekten eğlenceliydi ve tabi ki onun yol arkadaşı Hoşino’yu tanımak da öyle.

Kafka ve Nakata Amca’nın Tokyo’nun Nakano semtinde başlayan ve Şikoku şehrinde birleşen yolculuklarını ayrı öyküler olarak okuyorsunuz. Akla hayale gelmez olaylar örgüsü içinde ortaya çıkan karakterler de cabası. bilincini yitiren on altı çocuk, gökten yağan balıklar ve sülükler, ölü kedilerin ruhundan kaval yapmaya çalışan bir heykeltıraş, Kentucky Fried Chicken’ın ambleminde yer alan beyaz sakallı Albay Sanders ve ormanların derinliğinde kaybolan iki asker.
Kitabı tıpkı Kafka Tamura gibi zihin bulanıklığı içinde okudum, olaylar, rüyalar, zihni kopuşlar kahramanların gel gitleri arasında farklı dünyalara açılan resimler zihnimi bir haylı zorladı.

Kitabın özünde şekillenen ana konulardan biri de roman içinde bahsedilen Limbo kavramının anlatılışı yani canlılar ve ölüler dünyası arasında kalan ara mekan. Silik ve yalnızlığın hakim olduğu bir yer. Kafka Tamura ve Saeki Hanım kitap boyunca bu hissi uyandırıyor zaten. Özellikle Kafka Tamura, Saeki Hanım ve Oşima arasında geçen diyaloglar varoluşu sorgulayıcı nitelikte.

Murakami’nin roman içinde sıklıkla modern dünyanın gözde markalarına yer veriyor oluşu ( son model arabalar, giyim ve gıda sektöründe öne çıkan marka ve firma adları gibi) çağımız insanın yalnızlığını makyajla güzelleştirmeye çalıştığı izlenimi uyandırdı bende. Doyum had safhada fakat karakterler son derece bezgin ve ölüme yakın haldeler. Nakata Amca’yı hariç tutuyorum bu tesbitten ki zaten o da bir bakıma geleneği yani geçmişi ifade ediyor doğayla uyum içinde ve sade yaşantısıyla.

Ve son olarak Murat Menteş severler bu romanı okuduklarında şunu söyleyebilirler Murat Menteş kitaplarını yazmadan önce Murakami’yi bolca okumuş olmalı. Özellikle kedilerin konuşması ve kitaba ismini veren Sahilde Kafka’’nın bir şarkı adı oluşu ve Murakami’nin sıklıkla film adları ve şarkılardan bahsediyor oluşu bu hissi uyandırdı bende.

Güzel izlenimler edinerek heyecanla elime aldığım roman, beni az biraz hayal kırıklığına uğratmış olsa bile köklü Japon kültürüne dair yeni bilgiler edindirmesi, yazarın hayal dünyasının zenginliği ile okumaya değer bir roman. İyi okumalar.

emre çopur, Ekmek Kavgası'ı inceledi.
56 dk., Kitabı okudu, 3 günde, 8/10 puan

Orhan Kemal her zaman, geçimini en zor koşullarda kazanmak zorunda olan, ekmeği için hep bir kavganın içinde yer alan insanların yazarı olmuştur. Bu insanların yaşadıklarını hayran olunası bir yetkinlikle dile getirirken, aydınlığı ve umudu göz ardı etmez. Bize sürekli, tüm bu yaşananlara rağmen, insanın içindeki aydınlığın ve umudun daha iyiye, daha güzele layık olduğunu hatırlatır. Bunun içindir ki Orhan Kemal edebiyatı her zaman bir direnç kazandırır okurlarına.