Sadettin TANIK, Dönüşüm'ü inceledi.
 14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Franz Kafka'nın; böcek metaforu üzerinden, ana akımından ayrılana karşı, toplumun duyduğu hoşgörüsüzlüğü, dışlanmışlığı vurgulayan, herkes gibi olmak istemeyenlerin yaşadığı trajediyi anlatan, farklılıklara duyulan tahammülsüzlüğü gözler önüne seren şahane bir eseri. Herkesin okuması, kütüphanesinde bulundurması ve önermesi gereken bir klasik.

Aysel, Tutunamayanlar'ı inceledi.
 31 Oca 2016 · Kitabı okudu · 73 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Hayatım hayatımın romanı olsun.." diyerek başlayalım..

En çok yarım bırakılan kitaplar arasında 1, En çok okunacak kitaplar arasında 3. sırada olması bile bir çelişki teşkil etmiyor mu? Meraklanıp, kitaba başlayıp, kitaba tutunamayanlar: (Selim olsa hepinizden tiksiniyorum derdi :)) )

Kitap hakkında fikir ve naçizhane tavsiyelerime gelirsek:
1. Kitaba korku ile başlamayın ( "Yok bu kadar insan iyi kitabı neden yarım bıraksın ki?" gibi)
2. Hiçbir olumsuz yorum sizi yıldırmasın;
3. Kitabın kalınlığı, sayfa sayısı gözünüzde dağ olmasın;
4. Kitaba başlamadan önce akıcı bir roman olacak diye düşünmeyin;
5. Ve sonda yeni ve hiç bilmediğin türden kapılar açmak senin elinde..

İlk başlarda okuduğumda biraz afallamıştım. Bir çok okurun dediği "anlaşılmamazlık, akıcılık" kısmı bende yoktu. Ama bunlar güzel günlerimdi. Kitap bir yerden sonra karmakarışık olmaya başladı. Karakterler belleğimde kayboldular. Kitabın gelgitleri beni yormaya başladı. Okuduğum kısımların üzerinden iki kere geçmek zorunda olduğum bile oldu.

Sonra yavaş yavaş taşlar yerinde durmaya başladı.
* Okumadığım zamanlarda okumak için içimden gelen talep;
* Her an Selim`in yerine kendimi koymam;
* Bir okumaya başladım mı ne kadar çok okuduğuma kendimin bile şaşması, vs.vs.

Bir süre sonra kendinizden geçiyor, ara sıra Turgut çokça Selim oluyorsunuz. Altını çizdiğiniz alıntıları okudukça anlıyorsunuz ki aslında bu çaba boşuna değildi.

Kitabı akıcı bir roman olarak değil, piskolojik ve felsefik yönden ele alırsak daha az hata yapmış olur, daha çok okumak için yol kat etmiş oluruz.

*En sıkıldığım nokta (1 ay o bölüm yüzünden aksadım) Günseli`in Selim hakkında konuştuğu bölümdü. İlk kez kitapta o bölümde sıkıldım. Paragraf boyunca bir tek virgül, nokta işaretine rastlamadım. Bu beni yıldırmadı desem yalan olur.

Bundan başka,
* "Tutunamayanlar Ansklopedisi" ilginçti;
* Karekter analiz ve seçimi başarlıydı;
* Yazarın kelime cambazlığı harükuladeydi;
* Alıntılar mükemmeldi;
* Olric fikri orjinaldi benim alemimde (en azından isim konusunda)

*En akıcı nokta: Selim`in günlükleriydi. Selimi en iyi anladığımız kısımlar o kısımlardı çünkü.

Bir puanı- Günseli`nin anlatım biçimi ve bir de bende saklı kalacak bir sebep yüzünden kesiyorum. Bunlardan başka okumanız için elinizde mükemmel bir roman mevcut.

Hiçbir şey için değilse bile, merakımı giderdiğim için bile değer diye düşünüyorum.:)
Mükemmel bir dibe vuruş hikayesi için kolları sıvayın derim.
Tabiri caiz ise:
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." diyenlerin romanı.

"Tanrı, tutunamayanlardan rahmetini esirgemesin..."
Kitaba ve hayata tutunmanız dileği ile..

Mahmut Çayır, Satranç'ı inceledi.
 14 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

BAŞYAPIT

Bir insan 71 sayfaya ne sığdırmış olabilir ki? sorusunun cevabı bu eser de mevcut. Nazi Almanyasından kaçan yahudi kökenli Avusturyalı yazar Stefan Zweig Rio da kaleme almış bu eseri. İnsanın canını en çok yakan işkencenin HİÇLİK olduğunu anlatmaya çalışan yazar okuruna o acıları hissettirebilmiş. Alıntı kısmına kitabın tamamını koymam gerektiğini düşündüğüm için sadece yazarın dünyaya veda ederken söylediği son sözü paylaşmayı uygun gördüm;

"Yazık, hamle o kadar da kötü düşünülmemişti. Aslında amatör olduğu düşünülürse olağanüstü yetenekli bu bey. "

Mahmut Çayır, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
 18 Eki 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Tabiki okudum. Çok beğendim. Madonna'nın sahneye çıkarken giydiği kürklerin hikayesini anlatıyor. Maradona hepimizin bildiği üzere çok ünlü bir futbolcu. Bir çoğuna göre... Aaa, Maradona nereden çıktı ayol? Aaa tabi evet evet onu da okudum. Çok beğendim. "Kürk Mantolu Maradona" yıda okudum. Oda çok ağlak bir eser. Maradona'nın sahaya çıkarken neden kürk giydiğini anlatıyor.

Esere dönecek olursak, yazarın da dediği gibi;

"Herkeşin Madonnasına kimse karışamaz."

Ben şu şekıl giyinirim Madonna şu şekıl giyinir. Özgürlüğü bidir. Benim yorunlamam bu kadar, hadi hayırlı işler !!!

Neyse kara mizahı bir kenara bırakırsak;

Raif Efendi ile Maria'nın hüzün yüklü aşk hikayesi. İnsanlar iyi oldukları zaman mı dünya üzerlerine gelir yoksa dünya gerçekten iyi insanların cehennemi midir? Çok başarılı bir dram. Ve tam olarak beni tatmin eden bir son. İçim sızlamıştı kitap bittiğinde.

Sabahattin Ali Rus olsaydı, eminim dünyanın en büyük 3 yazarından biri olurdu...

Nazlı Demir, Yüzyıllık Yalnızlık'ı inceledi.
22 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 19 günde · 7/10 puan

Eğer bu kitabı okuduysanız kendinizi tebrik edebilirsiniz.
Durağan bir dili, merak uyandırmayan ve sonu nereye gittiği belli olmayan konuyu, isimlerin benzerliğinden dolayı kim kimdi ya diye karışan karakterleri başarıyla atlattınız. Şimdi size ne kattığını düşünmeye geçebilirsiniz. Hristiyanlıkta geçen 7 günahı ve sonuçlarını kesinlikle karakterlerle birlikte tek tek öğrenmiş oldunuz. Ayrıca gerçekte yaşanan muz işçileri katliamına* değinmesi ile birlikte günümüz olaylarından bir facianın nasıl olduğunu artık biliyorsunuz.
Ne zorlamalarla, okumak için kendinizi ittirmelerle dolu, acaba bıraksam mı düşünceleriyle başa çıkarak Nobel ödüllü bir kitabı daha bitirmiş olmanın şevkiyle çerez kitaplara yönelip kafanızı dinleyebilirsiniz.
* Bu sayede nobel'i almıştır.

yasin yarış, Kralsız Ülke - Yaşam Taşı'ı inceledi.
 05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın yazarı benim. Biliyorum teknik açıdan çok kusuru var lakin kurgu ve karakterlerin iyi olduğuna eminim. Kitabı okurken en yakın arkadaşlarınızla bir maceraya çıkıyormuş gibi hissetmenizi istedim. Uzun bir seri olarak tasarladım ve bu ilk kitap. Ülkemizde fantastik maceraya bir katkım olduysa ne mutlu bana :)

İlk kitabın konusundan bahsedecek olursam.


Dünya beş siyasi güçle yönetilmektedir. Bunların içinde en güçlü ve büyüğü olan İmparatorluk "Yaşam Sanatı" adı verilen güç sayesinde diğer krallıklardan üstündür. İmparatorluğun ordusu için özel bir ormanda yetiştirdiği çok gizli okulları vardır. Bu okullarda küçük yaşlardan itibaren yetiştirilen yaşam sanatı kullanıcı çocuklar vardır.

Gezgin adında bir adam çeşitli okullardan birer çocuk seçer ve onlara isimler koyar. Ateş, Ay, Yay, Dal ve Gölge. On yaşında tanıştığı çocukları kendi okullarında ziyaret ederek eğitmeye başlar. Bu eğitimde bazı kurallar vardır. İlk olarak çocuklar Gezgin söyleyene kadar asla görüşmeyecek ikinci olarak Gezgin hakkında konuşmayacaklardı. Çocukların iletişimi de Gezginin taşıdığı mektuplarla yapılacaktı.

Sekiz yıl sonunda Gezgin çocukları teker teker toplayarak maceraları başlar.

Sadettin TANIK, Katilin Özrü'ü inceledi.
08 Oca 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazarını tanıyor olmamız kitaba daha bir başka duyguyla başlamamıza neden oluyor. Nurhan Hanım, toplumsal yaralarımızdan biri olan Aile içi şiddet ve sonuçlarından yola çıkarak, işlenen kadın cinayetlerini çok güzel bir kurguyla okuyucuya aktarmıştır. Ayrıca cinayetleri işleyen kişiyi ortaya çıkaran komiserin (Aylin) kadın olması kurguya daha da bir güzellik katmıştır. Baştan sona sürükleyici ve okuyucuyu ayrıntıya boğmayan, sade anlatımı ile çok çabuk okunabilen bir kitap.
Yalnız Nurhan Hanımın affına sığınarak söylemek isterim ki Aylin - Hakan ve Aylin - Sinan arasındaki diyaloglar biraz daha düzeyli olsaydı daha iyi olurdu.
Ben Nurhan Hanım'ı başka yazarlarla kıyaslamıyacağım, çünkü her yazarın kendine özgü bir stili olmalıdır diye düşünüyorum.
İlk kitabı olmasını göz önünde buludurarak başarılı bulduğumu ve herkesin okuması gerektiğini söylemeliyim.
Bundan sonraki kitaplarının çok daha güzel olacağı inancıyla ikinci kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.

Nazlı Demir, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her sayfada insanın içini yakan bir başyapıt.
Ana karakterden nefret ettiren yazar zamanla onu affettirmeyi amaçlamış olmalı. Fakat ben yapamadım. Hasan'ın hikayesi, Emir'e karşı taparcasına olan çocuksu sevgisi harikaydı. Fakat; böyle bir sevgiye ihanet ettiği için onu bağışlayamadım.. Hasan karakteri ile bize masumiyetin aslında nasıl olduğunu tekrardan hatırlatan yazara teşekkür etmek isterdim. Filmini izleyenler kitabı okumuş kadar olduklarını zannetmesinler. Şu filmi bir kenara bırakın ve gidip okuyun.
Bu sizin kendinize yapmış olduğunuz en büyük iyilik olacaktır.

Sadettin TANIK, İnci'yi inceledi.
 08 Kas 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

John Steincbek'in Fareler ve insanlar kitabından sonra okuduğum ikinci kitabıydı; ve de okurken etkilendiğim güzel bir kitap. Yoksul insanların yaşam koşullarını, kavgalarını, anlattığı bu kitapta: Bulduğu eşsiz bir inciyle yaşamını değiştirebileceğine inanan ve bunun için mücadele eden inci avcısı Kino'nun hikayesini okuyacaksınız. Okurken gerçekten etkileneceğinize inandığım ve bir solukta okuyabileceğiniz; kesinlikle kitaplığınızda olması gereken bir eser.

sezen, Şeker Portakalı'ı inceledi.
15 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zeze... Kim onu okuduğunda adı aklına kazınmamıştır ki. Kitabı okurken bir çok yerde gözyaşlarımı tutamadım. Zeze'yi dövenlerin elinden onu almak, ona en sevdiği pastayı yapmak, onunla şarkı söylemek istedim. Öğretmeni ile olan sahne müthişti. Portuga, Gloria, Kral Luis, Edmundo Dayı ve şeker portakalı fidanı...Bu kitabı büyük küçük herkes okumalı. Hatta insanlar bu kitabı çocuklarıyla beraber okumalı. Ona sarılarak, öperek, sevdiğini hep hissettirerek ve ona saygı duyarak...
Güzel olan pek çok kitap vardır. Ama bazı kitaplar bize insan olduğumuzu hatırlatır. İçimizdeki iyiliğe seslenir, duygulandırır. Şeker Portakalı böyle bir kitaptır. Acı vardır, yoksulluk vardır ama arabesk yoktur. Sahici olanın kanıtlanmaya ihtiyacı yoktur çünkü. Küçük Prens, Küçük Kara Balık, Bir şeftali bin şeftali, Peter Pan, Pinokyo gibi güzel bir eser.

Bazı kitapların içinde derin bir edebiyat birikimi, söz sanatları, başka eserlere göndermeler yoktur belki ama hayat vardır. Vasconcelos da tıpkı Yaşar Kemal gibi her tür işte çalışmış, yoksullukla cebelleşmiş biri. Belki bu yüzden bu insanların eserlerinin hep özel bir yeri vardır içimizde. Hepinize iyi okumalar...