Açıklamalı ve Lügatçeli Mehmed Akif Külliyatı

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
789 gösterim
Yaratan Rabbinin adıyla oku ! O, insanı "alak "dan yarattı. Oku ! Senin Rabbin en cömert olandır. Alak 1-2


Eksiksiz tüm övgüler; âlemlerin Rabbi olan, hakkı batıldan ayırt ettiren, kitabı indiren Allah'a, salat ve selam da o indirilen Kur'an'ı bizzat yaşayarak kendi hayatında gösteren, sınır koyma yetkisi kendisine verilen O'nun Rasulüne, ehli beyte ve ashabına olsun. Amin



TAKDİM



Sayın okurlarımız,

Takdir edersiniz ki, Mehmed Akif ve onun eserleri hakkında ne söylense azdır. Buna rağmen biz, o büyük insa­nı ve milletimize armağan ettiği eşsiz eserlerini yedisinden yetmişine herkesin az çok tanıdığını hesaba katarak, lafı fazla uzatmak istemiyoruz.

Bilindiği gibi, Mehmed Akif, milletinin bütün dert ve acılarını duyarak, yaşayarak şiirleştiren Akif tir. Mehmed Akif, şanlı milletinin imanlı ordusuna İstiklâl Marşı'nı ar­mağan eden Akif tir.

Mehmed Akif, İslâm Şâiri, Vatan Şâi­ri, Millet Şâiri Akif tir.

Mehmed Akif, şiirlerinin ötesinde, onyedi yıl baş mu­harrirliğini yaptığı bir İslâm Dergisi'ni en değerli yazılarla donatıp müslüman Türk milletine din, ahlâk ve fikir müca­delesinin yolunu açan Akif tir. Kurtuluş Savaşı'nda ateşli konuşmaları ve etkili vaazlarıyla yüreklerdeki iman korla­rını alevlendirip kurtuluşun manevî mimarlığını başarı ile sonuçlandıran Âkiftir...

İşte, bu Akif in sadece hayat hikayesi, bir millete ışık tutup rehber olmaya yetebileceği gibi, şiirleri, makaleleri, âyet tefsirleri, tercümeleri, mektupları, konuşma ve vaazla­rı da ayrı ayrı birer rehber niteliğindedir. Bunların değer­lendirilip Türk milletine sunulmasında geç kalınmış oldu­ğuna inanıyoruz,

Sizlere iftiharla sunduğumuz bu " AÇIKLAMALI VE LÜGATÇELİ MEHMED AKİF KÜLLİYATI 1', mer­hum Akif in hem hayat hikayesini, hem yukarıda değindiği­miz diğer bütün eserlerini içine almaktadır. Akif in hayat hi­kayesini külliyatın son cildi olarak takdim edeceğiz. O cilt­te, Akif in şimdiye kadar açıklığa kavuşturulmamış çok ciddi bazı hayat safhalarına ve dâva ruhuna rastlayacaksı­nız. Özellikle o bölümleri gurur ve heyecanla okuyacağını­zı umuyoruz.

Külliyatın muhtevası hakkında daha geniş bilgiyi, bu cildin "Giriş" bölümünde bulacaksınız.

Külliyatın değerli bir kaynak olmasını dikkate alarak, ciltleri büyük boy yapmayı düşünmüştük. Ancak, halkımı­zın, özellikle de gençliğin her türlü zamanı değerlendirip okuma imkânı bulması için, el çantasında ve cebinde taşı­yabileceği boyda olmasını tercih ettik.

Sayın okurlarımız, elinizdeki bu kıymetli kitabı sizle­re sunarken, merhum Akif le yayınevimiz arasındaki tarihi bir bağlantıya da işaret etmek istiyoruz:

Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde memle­ket dertlerinin tedavisi için tedbirler düşünülürken, Şeyhü­lislamlık bünyesinde bir de İslâm Akademisi kurulur. Adı: "Dâr'ül-Hikmet'il-İslâmiyye" dir. Seçkin ilim ve fikir adamları burada bir araya getirilir. Mehmed Akif de bu ku­ruluşun hem üyesi hem başkâtibidir.

Gençlik yıllarından beri Akif in hayranı olan muhte­rem babamız İsmail Hakkı Şengüler, 1967 yılında hizmeti ön plânda tutan bir yayınevi kurmayı tasarlarken, yayınevi­ne uygun isim bulmak için dostları arasında anket açar. Önerilen isimler arasında HİKMET kelimesi de vardır. Bu kelimeyi benimser ve o arada, "Dâr'ül-Hikmet'il İslâmiy­ye" kuruluşunda aynı kelimenin kullanıldığını ve hayranı olduğu Akif in burada hizmet verdiğini de hesaba katarak kuruluşun adını "HİKMET YAYINEVİ" koyar.

Biz bu olayı, Akif le yayınevimiz arasında tarihi bir bağlantı sayıyoruz. Bu hayırlı başlangıçla hizmete koyulan yayınevimiz, necip milletine "hikmet" li hizmetler sunarak bu günlere ulaşmıştır. Bu gün ise, "Hikmet Neşriyat A.Ş." ve " Hikmet Yayınları " adı altında iki ana müessese olarak hizmetlerini sürdürmektedir.

Bu hizmetler arasına Mehmed Akif Külliyatı 'nın gir­mesiyle müessesemizin itibarının bir kat daha arttığına ina­nıyoruz. Bu vesileyle, büyük insan Mehmed Akif Ersoy'u rahmetle anıyor, bu değerli kitabının memleket ve milletimi­ze faydalı olmasını Cenâb-ı Hak'tan niyaz ediyoruz. ( kitap kitabı online satın al yayın kitab ucuz dini kitap uygun fiyat kitabı islami kitap satış gonca kitabevi İslam )



Hikmet Neşriyat A.Ş. adına

Alaaddin ve Şahabeddin Şengüler



GİRİŞ


Gönül Köprüsü

Gençlik yıllarımda belli bir kasıt ve gayeye dayanmayan ba­zı tesadüfler sonucu merhum Mehmed Akif ’le aramda bir gönül köprüsü kurulmuştu.

Bu köprüyü kuran unsurları kısaca özetlemeye çalışaca­ğım:

* Doğup büyüdüğüm aile çevremde Mehmed Akif çok sevi­lir, sık sık ondan söz edilirdi. (Rahmetli babama göre Akif, Kurtu­luş Savaşının mânevi mimarıydı. Müslüman milletimizi coşturup silaha sarılmasını sağlayanların başında o geliyordu.)

* Safahat'a çok düşkündüm. Devamlı okuduğum kitapların başında Safahat vardı.

* Mısır'da yüksek tahsilimi yaparken Âkifin oradaki en sa­mimi iki dostundan biri olan Yozgatlı Prof. Mehmed İhsan Efen­di, bana Akif le ilgili bazı değerli bilgiler aktarmıştı.

* Mehmed Akif in Kahire üniversitesinde başlatıp vefatına kadar sürdürdüğü Türk Dili ve Edebiyatı dersleri ile üniversite çevresinde bıraktığı "Akif Atmosferi "ni aynı derslerle devam et­tiren Mehmed İhsan Efendi'nin bu hizmetlerine hasbelkader bende katılmış, o dersleri okutma şerefine ererek beş yıl Mısır'da"Akif Atmosferi"ni teneffüs etmiş ve onu yaşatmaya çalışmış­tım.

Bunlar, ben farkında olmadan genç yaşta Akif le aramdaki sarsılmaz mânevi köprüyü kuran unsurlardı.



Külliyat'a Doğru


Çocukluktan beri okumayı severdim. Gençliğimin ilk yılla­rında elimden düşürmediğim iki kitap vardı. Biri, temel bilgileri­min eksikliği yüzünden anlamını bir türlü tam kavrayamadığım Kur'an Tefsiri (Elmalılı Hamdi Yazır'ın meşhur eseri); diğeri Sa­fahat...

Kur'an tefsiri ilmî eserdi. Boyumu aştığı için onu kavrayamayışım normaldi. Ama, Safahat'daki şiirlerin hepsini aynı açık­lıkta anlayamadığım için çok üzülüyordum. Kahroluyordum...

Yıl 1953. Yüksek tahsilimi Ezher Üniversitesi'nde yapmak üzere Kahire'ye gittim. Beraberimdeki kitaplar arasında yıpran­mış bir Safahat'la Midhat Cemal Kuntay'ın " Mehmed Akif Hayatı Seciyesi Sanatı Eserleri " adlı kitabı da vardı.

Üniversite'ye girebilmem için her yabancıya olduğu gibi, ba­na da önce Ezher'in meslekî orta öğrenimini okuyarak Arapçayı ve İslâm'ın temel bilgilerini öğrenmem şart koşuldu. Kabullen­dim. Bu suretle, tahsil müddetim uzayacaktı. (Mısır'da uzun müddet kalmamın Mehmed Akif hakkında bana çok şey kazandı­racağını o an için bilememiştim.)

Mısır'da da Safahat'la başbaşaydım. Ancak, anlayamadı­ğım manzumeleri çözebilmek için yanımda bir de sözlük bulun­dururdum. Bu durum beni üzmekte idi. Türk gençliğini düşünür­düm. Gençlik, istiklâl şairi büyük Akif ine kalbinin derinliklerin­de yer vermiş, onun "Safahat'ını başına taç etmişti. Buna karşılık, bu baş tacı eserin bütün manzumelerine aynı netlikte nüfuz ede­miyordu. Anlamakta güçlük çektiği şiirler çoktu. Ve bu durumda, bizden sonraki kuşakların Safahat'ı anlamakta daha çok sıkıntı çekeceği anlaşılıyordu.

Bu üzüntülü psikoloji içinde 1954 yılında, Safahat'daki an­laşılması güç kelimelerin lügatçesini çıkarmağa başladım.. Bana göre, Safahat'a bir lügatçe çıkarılmalı ve ayrıca beyitler numara­lanıp her beytin karşısına aynı numara ile o beytin (veya beyitle­rin) açıklaması konmalı idi. Bu suretle Safahat, her seviyede inşanımızın kolaylıkla anlayabileceği bir açıklığa kavuşturularak gençliğe sunulmuş olacaktı.

Bu çalışmaya bir müdde devam ettim. Ne var ki, talebeliğin ağır şartları altında yürütmem mümkün olmadı, bıraktım.

Mısır'daki ilim erbabı arasında çok değerli Türk âlimler var­dı. Bunlardan biri de Sultan Mahmud Medresesi'nin müderris ve müdürü Yozgatlı Prof. Mehmed İhsan Efendi idi.11' Ben bu zattaki yüksek ahlâk ve kemâle hayrandım. Kendisine sonsuz saygı du­yardım. O da beni severdi. Bilindiği gibi, merhum Akif, hazırla­dığı meşhur Kur'an Meâli'nit2' bu zâta teslim etmişti. Bu zatla sık sık görüşürmüş. Mehmed İhsan Efendi Mısır'da onun , Prens Abbas Halim'den sonra gelen en önemli dert ortağı, en büyük teselli kaynağı, en güvendiği insanmış. Akif, 10 yıl boyunca gurbet acı­larını onunla paylaşmış...

Bu zat, Akif in Mısır'daki son on yıllık sessiz hayat hazine­sinin anahtarıydı. Ben, ser verip sır vermeyen bu altın anahtarı keşfetmiş, Akif hakkında ondan bir hayli bilgiler almıştım. Onun sayesinde Akif i daha yakından tanıma fırsatı bulmuştum.

Mehmed Akif, Prens Abbas Halim'in misafiri olarak Mısır'a yerleştiğinde, Kahire üniversitesinde bir Türk Dili ve Edebiyatı kürsüsü kurulmuştu. Akif bu kürsüde ömrünün son demlerine ka­dar hizmet vermiş ve Akif sayesinde Türk Dili, Türk Edebiyatı Mısırlıların rağbetine mazhar olmuştu.

Daha sonraki yıllarda, Mısır'ın diğer bir modern üniversitesi "Ayn Şems" de , aynı kürsüyü kendi çatısı altında kurmak istemiş. Günün en liyakatli kişisi Prof. Mehmet İhsan Efendiye başvurup onun kurmasını rica etmişler ve kürsü kurulmuş. Bu kürsü de kısa zamanda "Akif Atmosferi" ne girmiş. Gün geçtikçe Türk diline , Türk edebiyatına ve Türk tarihine rağbet artmış.

(1)Bu zat, müslüman ülkeler arasındaki İslâm Konferansı teşkilatının İstan­bul'daki İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin genel direktörü Prof, Dr. Ekmeleddin İhsanoğJu'nun babasıdır.

(2)Kur'an'uı başka dillere tıpatıp tercümesi mümkün olmadığından, yapılan ter­cümelere h,meal tabirini kullanmak daha isabetli olmaktadır.



Yıl 1959. Mehmed İhsan Efendi Hocamız bir gün beni evine çağırttı. Hoşbeşten sonra, asistan olarak kendisine yardımcı ol­mamı düşündüğünü söyledi. Lâyık olmadığımı bütün samimiye­timle arz ederek özür diledim.. Özrüm kabul görmedi ve aldığım cevap: "Seni ben, millî edebiyat düşkünü, Safahat âşığı ve Akif hayranı olarak tanıyorum. Katılmanı istediğim hizmet ise rahmet­li Akif in başlattığı kutsal hizmettir. Ve senin bu hizmeti rahatlık­la yapabileceğine inanıyorum." şeklinde oldu. İki gün sonra göre­ve başladım. Talebeye ders verirken hep kendimi Akif merhumun kontrolünde sanırdım. Bu duyguyla olacak ki, çoğu zaman kendi­mi, ders okutmaya teeddüp eden bir psikoloji içinde bulurdum, Anfide hep Akif in mânevi atmosferi hakimdi. Sık sık onun adı geçer, onun şiirlerinden dersler yapardık. Ezher'deki tahsilim bi­tinceye kadar beş yıl bu kutsal atmosfer içinde yaşamış oldum.(1) Tahsilden sonra ister istemez kendimi hayat mücadelesinin içinde buldum. Aradan yirmi yıl geçti.Bu yıllar içinde mümkün olduğun­ca Akif i ve onun Safahat dışında kalan eserlerini inceleme fırsatı bulmuştum.Bu inceleme ve araştırmalarım,beni önemli bir sonu­ca götürdü: Akif in Safahat dışında kalan eserlerinin de Safahat kadar önem taşıdığı... Bunlar, Akif in başta Safahat'a konmayan şiirleri olmak üzere; âyet tefsirleri, makaleleri, tercümeleri, mek­tupları, konuşma ve vaazları idi... Eğer gençliğe sunulacaksa, açıklamalar yapılarak Safahat'la birlikte bunlar da sunulmalıydı. Gençliğe ışık tutacak paha biçilmez unsurlar Safahat'ta olduğu kadar bunlarda da mevcuttu.Bunlar da Safahat gibi, büyük Akif in Türk milletine hatıra olarak bıraktığı eşsiz değerlerdi.Onları ko­rumak ve değerlendirmek bizlere düşüyordu.

Bunlara ilâveten bir de Akif in hayat hikayesi vardı.Ahlâkı, seciyesi, ideali ve sanatıyle, sadece Türk gençliğinin, Türk ulusu­nun değil, bütün insanlığın örnek alabileceği bir hayat hikâyesi...

{1) Kahire'deki Tüık talebelerden bazı değerii arkadaşlarımız ve Mehmed İhsan Efendi'nin mahdumu Ekmeleddin İnsanoğlu da, daha sonraki yıllarda bu hizmete katılıp devam ettirdiler. Halen, o kürsüden yetişip Dr., Doç., Profesör olan Mı­sırlı zevat tarafından bu hizmet yürütülmektedir.

Bunu da yeni baştan ele alıp, herkesin faydalanacağı şekilde dü­zenleyerek eserleriyle birlikte kamuoyunun önüne koymak la-zımdı.Eğer bunlar ciddiyet ve itina ile yapılırsa, ortaya, herkesin kolaylıkla anlayıp faydalanabileceği bir " Mehmed Akif Külli­yatı " çıkıyordu.

Yıl 1986.Âkif in vefatının ellinci yılı.Bu yıl içinde onunla il­gili birçok kitap ve makale yayınlandı, anma törenleri yapıldı.

İşte o tarihlerde ben de Akif ve eserleri üzerinde yeni bir araş­tırmaya girişmiş bulunuyordum.İki yardımcımla birlikte dört yıl ara vermeden araştırma ve telif çalışmalarımızı sürdürdük.Elinizdeki on ciltlik "Açıklamalı-Lügatçeli Mehmed Akif Külli­yatı " işte bu çalışmalarımızın ürünü oldu.



Külliyatta takip edilen metod

Şiirleri açıklarken ifadelerimde sadeliği esas aldım.Beyitleri, en açık ifadelerle nesre çevirmiş oldum. Her seviyede insanı­mızın rahatlıkla anlayabileceği bir üslup kullanmaya çalış­tım. Akif in hayat hikayesini anlatırken de aynı sadeliği kullana­rak, olayları kronolojik seyri içinde sergilemeye gayret ettim.

•Bir duyguyu şiirle dile getirmek maharet ister.Bir şiirdeki duyguları düz yazıya çevirmek ise oldukça kolaydır.

Ne var ki Akif merhum, şiirlerini öyle hassas bir tornadan ge­çirmiş, ifade ve üsluplarını öyle yerli yerince oturtmuş ki; onun, şiirle rahat rahat dile getirdiğini, ben düz yazıda ifade etmeye çalı­şırken hayli zorlandım.

Şiirlerde bazen veznin gereği bazen de konuşturulan şahsın özelliği icabı, bazı kelimeler mecburen tabii telaffuzlarından farklı okunmaktadır.Okuyucunun kuşkusunu önlemek için o ke­limeleri de lügatçe bölümüne alıp farklı okunuş sebebini izah et­tik.

İstisnasız bütün şiirlere hem lügatçe koyduk, hem açıklama getirdik.Açıklamalar sayesinde şiirler, en açık ve net anlamına kavuşmuş oldu.Bunun yanında, lügatçeler şiir metinlerinin hemen altına konmak suretiyle, isteyen okuyucuya şiirleri bizzat tahlil etme imkânı verildi.

Lügatçeye aldığımız kelimeler arasında aynı şiirin içinde birkaç defa tekrarlanan kelimeler oldu.Böyle kelimeleri kısa şiir­lerde sadece bir defa aldık. Uzun şiirlerde ise zaman zaman alın­masını zaruri gördük.

Açıklamaları yaparken numaralama metodu kullandım.Her şiirin beyitlerini numaraladım.Anlam özelliği itibariyle bazen birkaç beyti tek numarayla göstermek icabetti.Bu numaralı metin­leri kitabın sol sayfasına, aynı numaraları taşıyan açıklamalarını sağ sayfaya koydum.Böylece okuyucu için, herhangi bir sayfayı açtığında, karşısında hem şiiri , hem şiirin sözlüğünü, hem de açıklamasını bulmak mümkün hale geldi. .

Safahat'da adı geçen kişiler ve bazı şiir parçalan hakkında gerekli bilginin verilmesi, metinde geçen ayetlerin yerlerinin be­lirtilmesi, konmamışsa meallerinin konması, Arapça ve Farsça parçaların okunuş şekilleriyle tercümelerinin verilmesi gibi hu­susları, sayfa düzenini bozmamak için dipnot olarak cildin sonuna koyduk.Bu dipnotların kitaptaki numaralan (...) parantez içinde gösterilmiştir.

Akif in Safahat'a almadığı şiirlerini, "Safahat dışında kalmış şiirleri" başlığı altında, Safahat'ın sonuna ayrı bir bölüm olarak koyduk.Safahat dışında kalıp da günümüze kadar muhtelif araş­tırmacılar ve bilhassa M. Ertuğrul Düzdağ tarafından, ortaya çı­karılabilmiş olan şiirlerini bu bölümde bulacaksınız.

Safahat'da (*) işaretiyle gösterilen dipnotlar merhum Mehmed Âkife aittir.Akif in âyet tefsirleri, makaleleri, tercümeleri, mektupları, konuşma ve vaazları gibi düzyazı eserlerini külliyata alırken sadeleştirerek almak mümkündü.Ancak, merhumun oriji­nal ifadelerini bozmaya hakkımız olmadığını düşündük ve metin­leri olduğu gibi aldık.Günümüz insanının rahatlıkla anlamasını sağlamak için de, bu düz yazı bölümüne özel bir sözlük hazırlaya­rak bölümü kapsayan ciltlerin sonlarına koyduk.Okuyucu anlaya­madığı kelime veya cümleyi, alfabetik olan bu sözlükte bulup faydalan abilecektir.

Akif ve eserleri hakkındaki kaynaklardan yaptığım iktibas­larda, yazarların ifade, üslup ve imlâlarına saygı göstererek aynen naklettim.

" Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı, Mehmed Akif Araştırmaları Merkezi " müdürü M. Ertugrul Düzdağ tara­fından yapılan geniş çaptaki araştırmalar ve neşredilen kıymetli eserler bize birçok konuda rehber olup ışık tuttu. Muhterem M. Ertugrul Düzdağ beyin bu önemli hizmetlerinden biri de, Safahat metinlerinin (matbaa ve imlâ hataları dahil) her türlü yanlışlıkla­rını tashih edip esere layık olduğu en doğru şekli vermiş olmasıdır.Biz bu önemli hizmeti değerlendirerek, Külliyat'ın baskısın­da, kendisinin izni ile, onun, Merkez adına hazırladığı 1988 bas­kılı Safahat metnini esas aldık.

Külliyatı hazırlarken zaman zaman, gerek son tashihlerin kontrolü ve gerek diğer bazı hususlarda sayın M.Ertugrul Düzdağ'a başvurduğumuz oldu.Değerli ikaz ve yardımlarım esirge­mediler. Kendilerine minnet ve şükran borçluyuz.

Mehmed Akif merhumun hayat hikâyesini kaleme alırken bugüne kadar yazılmış bütün kitaplardan faydalanmaya çalıştım.Yakın dostlarının kendisine dair kaleme aldıkları eserlerde çok nefis parçalar tespit ettim.Benim işleyeceğim konulardan ço­ğunun kıymetli kişilerce daha mükemmel şekilde işlendiğini gördüm.Bu, gurur verici bir durumdu.Milletçe göğsümüzü kabartan bu durumu değerlendirmem gerekti.Böyle paha biçilmez yazılar varken aynı konuda aynı fikirleri kendim rivayet ediyormuş gibi kaleme almayı, Akif in o sadık dostlarına karşı saygısızlık kabul ettim.Hatta merhum Akif in ruhunu inciteceğimi düşündüm. Dolayısıyle, Akifle gönül gönüle yaşamış, onun yüksek duygu ve sanatını paylaşmış kıymetli dostlarının yazılarını seve seve ikti­bas ettim.Bu iktibasların esere daha da mükemmellik kazandırdı­ğına inanıyorum.

Diğer taraftan çok önemli bir husus dikkatimi çekti: Akif hakkında şimdiye kadar yazılan eserlerde onun "ideali" üzerinde pek durulmamış olması... Halbuki Akif’i Akif yapan, onun, göğ­sünde zaman zaman çağlayanlar halinde, bazen de sessiz fırtınalar şeklinde taşıdığı kutsal idealidir.Elimden geldiğince bu konuyu kendim işlemeye çalıştım.

Yakın dostlarından büyük edip, değerli şair Midhat Cemal Kuntay, onun sanat yönünü tatlı üslubuyla en mükemmel şekilde tahlil edip bizlere sunmuş.Kendi âcizane görüş ve açıklamaları­mın yanıbaşında bu tahlillerin de büyük bölümünü almadan geçe­medim.Külliyatı hazırlarken hata yapmamak için bütün dikkati­mi kullandım.Buna rağmen eserde, farkında olmadığımız bazı hatalara rastlanabilir." Kemal Allah'a mahsustur. " Bizler kuluz.Hataya düşmemiz her an mümkündür.Sayın okurlarımın, tes­pit ettikleri hataları samimiyetle bize bildirmeleri, o hataların ileriki baskılarda düzeltilmesine vesile olacaktır.Bu fazileti esirge­meyecek olanlara şimdiden teşekkürlerimi arz ederim.

Belirtmeye çalıştığımız gibi AÇIKLAMALI MEHMED AKİF KÜLLİYATI bir tek gaye için hazırlandı: Akif in bilinen ve bilinmeyen tüm hazinesini günümüz insanının rahatlıkla anlaya­bileceği açık dile kavuşturmak ve onu bu yeni şekliyle asil milleti­mize sunmak...

Külliyat'ın son cildini Akif in hayat hikâyesi teşkil ediyor.Bu ciltte, şimdiye kadar temas edilmemiş bazı önemli hususlara yer verildiğini de belirtmek isteriz.

Eseri Akif merhuma lâyık olan mükemmellikte hazırlamaya çalıştım.Bugünün mükemmeli olduğuna inanıyorum.Yarınlarda hazırlanacak daha mükemmellerine öncülük edebileceğini düşü­nerek mutluluk duyuyorum.

Hizmet gayesi ve temiz yürekle çalışmak bizden, yapılanı faydalı kılmak Allah'tandır.



İsmail Hakkı Şengüler

31.7.1989

Yakacık