Alıklar Birliği

8,2/10  (10 Oy) · 
17 okunma  · 
9 beğeni  · 
696 gösterim
Alıklar Birliği'nin kahramanı obur, aksi, tembel, bencil, her şeye karşı, her şeyden hoşnutsuz, toplum düşmanı İgnatius. Annesi mutlaka bir iş bulup çalışması gerektiğini söylüyor, kız arkadaşı cinsel güdülerini serbest bırakırsa bütün sorunlarının çözüleceğini düşünüyor. Ama tamamen eşcinsellerden kurulan ordularla dünyanın barış dolu bir yer olacağını iddia edip bunu gerçekleştirmek üzere eşcinselleri örgütlemeye kalkışmak gibi tuhaf girişimlerin adamı olan İgnatius, onlara ve modern zamanlara inat, geğirerek, yellenerek ve homurdanarak, bıkmadan usanmadan çağının her türlü aşırılığına sövüyor...
John Kennedy Toole'un 1969'daki -henüz otuz iki yaşında, hiçbir kitabı basılmamış bir yazarken- intiharından ancak on bir yıl sonra yayımlanan ve pek çok dile de çevrilen yapıtı Alıklar Birliği, 1981'de Amerika'daki en saygın edebiyat ödüllerinden Pulitzer Roman Ödülü'nü kazandı; böylece ödül ilk kez hayatta olmayan bir yazara verilmiş oldu.
'Bir başyapıt... Yaratıcılığıyla şaşırtan bir roman.'
The New York Times Book Review
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2014
  • Sayfa Sayısı:
    419
  • ISBN:
    9786054764983
  • Orijinal Adı:
    A Confederacy of Dunces
  • Çeviri:
    Püren Özgören
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Kübra A. 
 12 Tem 15:50, Kitabı okudu, 25 günde, 7/10 puan

60'lı yılların başında yazılan, yazarının intihar ettiği, geğirmenin gırla gittiği, yellenmenin buna eşlik ettiği, bencilliğin zekayla harmanlandığı, ukalalığın çılgınlıkla dans ettiği bu ilginç romanı sonunda okudum. Romanın baş kahramanı bir yana yan kahramanlar da hayli tuhaf, ilgi çekici, bir o kadar baskın karakterlerdi. Bu kadar farklı insanı yazmayı düşünen bir zekanın, 32 yaşında intihar etmesi ise üzücü.

Baş kahraman Ignatius J. Reilly kişisi okurken ağzına kürekle defalarca vurmak istediğim, yok mu bir polis tutuklayın şunu diye bağırmamak için kendimi zor tuttuğum, gıcık mı gıcık, bir o kadar hazırcevap, yalancı, iftiracı, faydasız, saçma sapan hayalleri olan, bencil, şişman pisliğin teki. (Ağır oldu sanmayın, okuyanlar bilir.) Bu iri yarı karakter girdiği her ortamda insanların başına bir çorap ördü. Kimseye bir faydası olmamasına rağmen, çılgın kişiliğiyle önce insanları birbirine düşürmeye kalktı; haince, iftira atarak, çılgın küfürlerle... Ve tek temennisi ''BARIŞ'' idi. Sonra hep masum, kendi halinde insanları zor durumda bıraktı. Koca bir kitap onun yaşadığı her yeri nasıl karıştırdığıyla geçti. O çılgın fikirler, nereden aklına geldi bilmem. Okuyan insan ağzı "o şekli"ni almış, kaşlar havada onun maceralarının peşinde koşuyor. -Sürprizbozan geliyor- Kitabın sonunda hakkettiğini bulacaktı, tam heyecanlanmıştım ki hin zeka yine bir şekilde paçayı sıyırdı.

Ignatius'un zavallı yaşlı anacağızı, 30 yaşına gelmiş bu baş belasına bakmaktan en son kafayı sıyırma noktasına geldi. Hiçbir işe yaramamasına rağmen, kadıncağızın üç kuruşluk keyiflerine sövüp, hakaret eden bu bencil yaratık onunla birlikte benim de gençliğimi aldı götürdü :) Kankasıyla iki muhabbet ediyor diye sürekli vır vır konuşan bu evlat, cebine eroin konup polise şikayet etmelik biriydi. Teyzeciğim bence bunu yapabilecek potansiyele sahipti. Ama yazar bu sahneyi uygun görmemiş.

Jones. Ah Jones. Herhalde en sevdiğim karakter buydu. Kitabın yazıldığı dönem zencilere yapılan muamele gerçekten berbattı. Neredeyse yolda yürüseler ''Hey Zenci, gel buraya seni lanet olası pislik, sen napıyosun burada'' denilerek vara yoğa hapse tıkılmaya kalkışılmış. Bi suç bulamayınca da zavallıcıklar serbest bırakılmış ama hep tutuklanma korkusuyla. İşe alınmaları bir dert, alınınca doğru düzgün para verilmemesi ayrı bir dert. Jones bunu kendine has konuşma tarzıyla çok güzel ifade etti. O gözlüklerinin ardında fıldır fıldır dönen gözleri düşündükçe tebessüm ediyorum. Kitaba büyük bir renk katmış.

Zavallı bir Mancuso vardı. Garibim, işi yüzünden girmediği kılık kalmadı. Polis olmak ancak bu kadar zor olabilir. -Sürprizbozan geliyor- Neyse ki sonunda çektiği her şeyi gururla hatırlayacağı o kutlu gün geldi de benim de içim rahatladı.

Diğer karakterlerin de üzerinde bu kadar durursam, düşünmekten 8 saat boyunca bu incelemeyi bitiremem. Olaylar tekrar kafamda canlanıyor sonra :) Kitabın en büyük eksi özelliği, Türkçe'ye çevrilirken kullanılan şeklin çok itici olması. Bu kesinlikle çevirmenin suçu yahut beceriksizliği değil. Çünkü Püren Özgören iyi bir çevirmen. İlla ki bu tür aksan çevirmeler birebir olmuyor. Bu da okurken itici. Kitabın yazıldığı şekliyle okumak eminim ki çok keyifli olur ve kahkaha attırırdı. Ama 1 puanımı yine kırardım. Çünkü Ignatius beni delirtti.

Bu kitabı okuyun demem, çünkü herkese hitap edeceğini düşünmüyorum. Ben de okumasaydım bir şey kaybetmezmiştim. Ama almış bulundum. Okumayı düşünlere keyifli okumalar dilerim.

Hüseyin Düver 
27 Oca 01:20, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, Puan vermedi

Okuduğum en eğlenceli kitaplardan biri. Çok farklı ama bir o kadar da bizden bir karakter karikatürize ediyor yazar. Tembel, yarı deli ama kendince kurnaz. Yeri geliyor hiç çalışmadığı halde kendini çok iş yapmış gibi gösteriyor, tüm ofisi babasının malı gibi düzenliyor. Yeri geliyor battaniyeden bayrak yapıp isyan çıkarıyor sonra da bir anda sıkılıp bırakıyor ve patronu tutmaya başlıyor. Ama tüm bunlar aslında kendi hayatındaki boşluğu doldurma çabası okurken arada bunu da anlıyorsunuz.

Kitapla ilgili yazım

http://kanvekuller.blogspot.com.tr/...bir-hastalk-mdr.html

ÜMİT YILMAZ 
21 May 11:07, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Bu kitaba başlamamın nedeni kitabın yazarın sağlığında basılamaması.Yazar genç yaşta intihar edince annesi yayınevlerinin kapısını aşındırıp kitabın basılması için uğraşıyor.Bu uğraşılarının sonunda kitap basılınca 1981 Pulitzer roman ödülünü alıyor.Roman kahramanı İgnatius, Gargantua gibi şişman Oblomov gibi tembel.Ve onlar gibi edebiyat tarihinde yerini alan tanınması gereken bir karakter.Tuhaf giyimli,annesiyle yaşayan, asosyal,aslında kafası çalışan ama çalışmayı sevmeyen
,toplum kurallarını kendi kafasına göre esneten,kapitalizmle yer yer alay eden,
biraz kurnaz,her zorluktan bir şekilde sıyrılan ve subabıyla boğuşan,odasında yazı yazıp bol bol yellenen bir kahraman.Bir yanıyla trajik bir yanıyla kara mizah içeren bir yapıt.Annesi,belalısı polis,sevgilisi anarşist Myrna,..Kitapta yeralan tüm karakterler ilginizi çekiyor,sıkılmadan okuyorsunuz.518 sayfa başlangıçta gözünüzü korkutabilir ama edebiyat tarihinin bu ilginç kahramanını tanımanızı öneririm.Okuduktan sonra yazar John Kennedy Toole'un intiharının edebiyat adına bir kayıp olduğunu düşüneceksiniz.Tıpkı genç yaşta intihar edip arkasında çok güzel öyküler bırakan Uğur Özakıncı gibi...

Oblomov 
15 Mar 11:58, Kitabı okudu, 14 günde, Beğendi, 10/10 puan

Tembellik üzerine yazılan bir anayasa varsa ki bu "Oblomov"dur bunun en meşakatli uygulayıcısı İgnatius diyebiliriz. İnsanlara kızdığımızda ya da bazı şeyler istediğimiz gibi olmadığında hepimiz biraz tembelleşiriz, işte İgnatius bu duygunun kağıda kaleme dökülmüş şekli. Sıkılmıyorsunuz, tüm dikkatinizi kitap son sayfasına kadar kendisine bağlıyor güzel bir edebi eser.

m.adan 
20 Eyl 23:03, Kitabı okudu, 14 günde, Beğendi, Puan vermedi

iyi, güzel, alanında özgün bir eser, yazarı intihar etmiş, keşke intihar etmeseydi belki çok daha güzel eserler yazardı, trajedi ile komedi içiçe olmuş, tavsiye ederim.

Kitaptan 4 Alıntı

Kübra A. 
 18 Haz 14:25, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

...Giysilerin çoğu, beğeni ve inceliğe karşı işlenmiş bir suç sayılabilecek kadar yeni ve pahalıydı. Bir insanın yeni ya da pahalı bir şeye sahip olması, dinbilimden de geometriden de habersiz olduğunun kanıtıydı; o insanın ruhu ile ilgili kuşkular bile uyandırabiliyordu.

Alıklar Birliği, John Kennedy Toole (Sayfa 13)Alıklar Birliği, John Kennedy Toole (Sayfa 13)
Kübra A. 
 21 Haz 18:51, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

"Bu kent çağdaş dünyanın ahlaksızlık başkentiyken polisin beni rahatsız etmekten başka işi yok mu?" Ignatius mağazanın önündeki kalabalığa doğru bağırarak konuşmuştu. "Bu kent kumarbazları, fahişeleri, teşhircileri, İsa karşıtları, alkolikleri, eşcinseller, uyuşturucu bağımlıları, tapınmacıları, sapıkları, açık saçık film oynatıcıları, dolandırıcıları, yaşlı orospuları, kamuya açık yerleri kirletenleri ve sevici kadınlarıyla ünlüdür; hepsi de verdikleri rüşvetlerle gayet güzel korunurlar. Zamanınız varsa sizinle suç sorunun üzerinde derinleşmek isterim, ama sakın beni rahatsız etme hatasına düşmeyin."

Alıklar Birliği, John Kennedy Toole (Sayfa 16)Alıklar Birliği, John Kennedy Toole (Sayfa 16)
Hüseyin Düver 
27 Oca 01:20, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Batı dünyasının düzen, huzur, birlik, Gerçek Tanrısı'yla ve üçlüyle birleşmek gibi çeşitli nimetlerden yararlanmasının ardından yakın gelecekteki kötü günlerin habercisi olan değişim rüzgarları esmeye başladı. Abelard Thomas a Becket ve Everyman'ın aydınlattığı yıllar kararmıştı. Fortuna'nın (Şans tanrıçası) çarkı insanlara sırt çevirdi, insanların köprücük kemiğini kırdı, kafatasını ezdi, bedenini burdu, leğen kemiğini unufak etti, ruhunu kederle doldurdu. Bir zamanlar öylesine yüce olan insanlık tepetaklak olmuştu. Eskiden ruha adanmış olan şey şimdi satışa sunulmuştu.

Alıklar Birliği, John Kennedy TooleAlıklar Birliği, John Kennedy Toole

Kitapla ilgili 3 Haber

Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.
Sevmenin Ötesinde, Kendisine Aşık Ediyor
Sevmenin Ötesinde, Kendisine Aşık Ediyor Ignatius, Gargantua ile Don Kişot karışımı bir karakter. Rönesansın yenilikçi kahramanı Gargantua’ya en çok modern çağın eleştirmeni olarak ve tabii obezliği ile benziyor; Don Kişot ise Ignatius’un ruhunda gizli.
Olağanüstü Bir Dâhinin Harikulade Maceraları
Olağanüstü Bir Dâhinin Harikulade Maceraları Alıklar Birliği, sıradışı bir roman kahramanının gündelik hayatın içinde debelenişini tuhaf maceralar şeklinde anlatan pikaresk bir roman.