8,4/10  (86 Oy) · 
255 okunma  · 
56 beğeni  · 
1.534 gösterim
"Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçlarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisar edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil'le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun
dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp Gel yâ mübarek diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil'in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye
tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhi düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2005
  • Sayfa Sayısı:
    235
  • ISBN:
    9789750503726
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Mustafa Gökhan Üzümcü 
13 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

235 sayfalık bir rüya
Denizcilik terimlerini bilmeden okuduğunuzda biraz zorlansanız da öğreniyorsunuz.. -ki zaten ihsan efendinin öyle bir anlatımı var ki her şeyi biliyorsun da sanki kitabın içindesin hissi yaratıyor yine, yeniden..
bir kokuyu insan nasıl böyle güzel tasfir edebilir ki o kokuyu duyup elini burnuna götürür yüzünü buruşturur insan..o kırbaçları kendi sırtında hisseder.
Okunmayan, seyredilen kitap. hakikaten kitabı sanki film seyreder gibi seyrettim. hatta o kara bayrağın direğe çivilendiğini, eşek israfil'in borusunu, diyavol'un kemanını duydum; vebalıları gördüm; afyonlu şarabın, kavurmanın tadına baktım; malta'da amat'ı onarırken alnımdan terler aktı.

Ebru A. 
09 Haz 19:42, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın başlı başına postmodern üslupla yazılmış bir eseridir. Romanda iki Osmanlı gemisini batıran kara sancaklı gemiyi bulmak için yola çıkan Amat isimli geminin macerasını okuyacaksınız. Eser iç içe geçmiş hikâyeler ve özellikle Kuran-ı Kerim'e yapılan göndermelerin yanı sıra mitolojik öğeleri de içinde barındırmaktadır.
Şeytandan insana, ölümden ölümsüzlüğe pek çok simgenin işlendiği eser postmodern anlatmaların başyapıtı olacak cinstendir. Kaldı ki romanı okuduktan sonra tahlili için akademik olarak yazılanların birkaçına göz attığınızda okuduklarınızın nasıl da anlam kazandığını görecek ve içinizde doğan tekrar okuma isteğine şaşıracaksınız. Sonuç olarak diyebilirim ki İhsan Oktay'ın bu romanı kesinlikle okunmalı ve okutulmalı.

Sıtkı Öztürk 
10 Haz 09:56, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bu adam (İhsan Oktay Anar) bir sihirbaz bence. Kelimelerle oynayışı, cümleleri sürükleyişi, geçmişten getirdiği hikayeleri konuya bağlama biçimi hayal dünyası muhteşem. Okunan değil büyülü bir atmosferde seyredilen kitaplar yazıyor

Hüseyin TÜRKYILMAZ 
08 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

zaman kavramını kaybediyor insan. geçmiş mi gelecek mi. yada her ikisi. kim olursan ol. bu kitabı oku. kafa dinleme çok iyi geliyor.

Ieyasu Tokugawa 
23 Mar 23:50, Kitabı okudu, 7 günde

Osmanlı döneminde İstanbul'dan bir görevle çıkan bir gemiyi, onun mürettebatını ve geminin başından geçen ilgi çekici, alışılmadık olayları anlatıyor. İhsan Oktay Anar'ın o alışık olduğumuz mistik ve felsefik havası kitaba ve karakterlerine yine çok güzel yansımış. Yine yazardan aşina olduğumuz üzere kitapta eski kelimeler bolca bulunmakta. Sözcüklerle arası iyi olanlar mutlaka keyif alacaktır.

Hikaye bir geminin yolculuğunu konu aldığı için içinde çok sayıda denizcilik terimi var. Bu en başta zorlayıcı gözükse de olaylar, hareketler o kadar iyi betimlenmiş ki çoğu terimin anlamını bilmenize gerek bile yok. Hareketi kafada kuruyorsunuz hemen.

Velhasılı, barındırdığı bolca denizcilik terimine rağmen oldukça akıcı bir kitaptır. Hatta ileri seviyede akıcı bir kitaptır. Kesinlikle tavsiye eder, Kaptan Diyavol Paşa'ya saygılarımı sunarım.

Ahmet Kara 
09 Ağu 2015, Kitabı okudu, 5/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın (Puslu Kıtalar Atlası'ndan sonra) okuduğum ikinci kitabı oldu Amat. Doğrusu yine zorlandım hikayenin içine girmekte.

Ama anladım, İhsan Oktay Anar'ın o cümleleri olabildiğince uzatan, içiçe geçiren, böylece okuyucuyu da (kendisini hikayeye tam olarak vermesi şartıyla) bir anlamda kitaba bağlayan üslubunu seviyorum, ama kullandığı (çoğu anlatılan konulara ve ortamlara özel terminolojiden olan) onlarca, hatta yüzlerce özel kelimenin dili ağırlaştırmasını pek sevmiyorum.

Uzun lafın kısası, bu kitabını pek tutmadım. Bana ağır geldi diyeyim.

Berna Kahraman 
25 Ara 2015, Kitabı okudu, 20 günde, 8/10 puan

Fantastik türde yazılmış, İhsan Oktay Anar'a yakışır biçimde ilginç bir kitap. İhsan Oktay Anar'ın okuduğum üçüncü kitabı olması dolayısıyla şu yorumu yapmam gerekir ki, son okuduğum iki kitabı da (kitab-ül hiyel ve amat) puslu kıtalar atlası kadar doğal, doğaçlama ve her haliyle eleştiri veya satış kaygısı taşınmaksızın yazılmış değil zannedersem. Sonrasında gelen iki kitabı İhsan Oktay Anar'a ustalıkla beraber kaygı da getirmiş olmalı.

Mehmet Sinan Çankırı 
27 Mar 2015, Kitabı okudu, 10 günde, 8/10 puan

İhsan Oktay Anar'ın, o kendine has masalsı anlatımıyla insanı farklı bir dünyaya götüren güzel bir romanı daha. Denizcilik terimlerinin fazlaca kullanıldığı ve bir yandan bunların anlamlarını öğrenerek okumak istememden dolayı, benim için sürükleyicilik açısından diğer Anar romanlarının biraz gerisinde kalsa da, yazarın diğer kitaplarını okumuş ve yazın diline aşina olanların bunu sorun edeceğini sanmıyorum.

Ümit güder 
04 Şub 19:14, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Amat ile yazarın tüm kitaplarını bitirmiş oldum ,amat adlı bir kalyonla bilinmez bir yolculuğa çıkan hepsi lanetlenmiş denizcilerin serüveni biraz alacakaranlık kuşağı gibi

Semih Üyük 
30 Mar 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

ihsan Oktay anar dili öyle etkileyici kullanıyor ki, insanın denizci olası, o maceralara katılması gelmiyor değil. ayrıca kitap sayesinde birçok denizcilik terimi de öğrenmiş bulunmaktayım ve bu öğrendiğim kelimeleri günlük hayatta özellikle kullandıkça daha da mutlu oluyorum.

2 /

Kitaptan 13 Alıntı

Ülkü Uçgun 
03 Kas 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

İlk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. Yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. Babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da zavallı bir kadının kocasını da, savaş giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. İkinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişiyi öldürmüşsündür. Üçüncü kez ise kimseyi öldürmüş sayılmazsın.

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar
yadigar soydan 
17 Nis 21:03, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

"Şarap içen biri asla yalan söylemez." dedi Kul Rıza. "Sadece unutur, o kadar! Dertlerini, sıkıntılarını, üzüntülerini, hepsini unutur."

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 209)
Ebru A. 
09 Haz 23:17, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Geleceği bilme konusunda en çok başvurduğu yol, bir kitabın rasgele bir sayfasını açtıktan sonra gözüne ilişen cümleyi okuyup bundan bir anlam çıkarmaktı.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 28)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 28)
Ebru A. 
09 Haz 23:17, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Oysa dünya binde bir de olsa yanılma payı bırakanlara aittir bana kalırsa.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 190)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 190)
Tuncay YILDIRIM 
 10 Ara 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kadın
"Öyle bir kadın olsun ki, iri ela gözleri bir ceylanın ki kadar masum ve bir o kadarda ürkek olsun; ölüm onları kapatsa bile kendine aşık bir zavallıya sevgiyle baksın. Saçları, gökyüzünden denize dökülen ay ışığı gibi esrarengiz ve gece kadar siyah olsun. Kiraz gibi dolgun ve biçimli dudaklarında öyle bir tebessüm olsun ki zavallı aşığının kalbi ısınsın."

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 49)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 49)
yadigar soydan 
17 Nis 20:40, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Utanmadan bir de bana katil diyorsunuz! Ahirette de bana bu soruyu sorarlarsa, onlara hesabın ortada olduğunu, belki 5 can aldığımı ama 48 canın dünyaya gelmesinden sorumlu olduğumu, yani toplam 43 canın yaşamasından dolayı sevap kazanacağımı söyleyecek ve cennette güzel bir yer talep edeceğim. Eğer vermezlerse vebali boyunlarına olsun!

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 195)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 195)
Ebru A. 
09 Haz 23:18, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İster alın yazısı densin ister matematik, kesinlik özgür bir insanı daima çıldırtırdı.

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 118)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 118)
Atilla Kuru 
 05 Nis 09:14, Kitabı okudu, 8/10 puan

Türk Edebiyatı
"Keskin nişancı olduğunuz için mevcudu bulunduğunuz ortadan seçilen sizler, artık bu geminin tüfenkçilerisiniz," dedi. "Gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. Çünkü kan dökülmesi gerekiyor. Dilerim ki, dökülen sizin kanınız olmaz. Biliyorum ki, döktüğünüz kanı siz değil, yalılarda yaşayan ve şiir yazıp sizi hakir gören nazik adamlar içecektir. Kostantiniye'nin kibar insanları kanla beslenir, ama siz değil! Bu yüzden siz onlardan temizsiniz! Ancak kan görünce bayılan ve vahşetten nefret eden bu beyzâdeler, sizleri daima ayaktakımı olarak gördüler ve göreceklerdir. Onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için, bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. Getirdiğiniz ganimetin neredeyse hepsi, bu kibar efendilerin kesesine girecektir. Ocağımızın kanunu odur ki, onların içmesi için sadece kan dökmeyecek, ayrıca şu koca Kostantiniye'nin sokaklarında dönüp sizin suratınıza bile bakmadıkları zaman onlara tahammül de edeceksiniz! Şairler mersiye, destan, gazel yazacak. Ne ile mi? Mürekkeple değil elbette! Kanla yazacaklar ve ünlerini ebediyete kadar sürdürecekler! Sizden istenen de bu: Kostantiniye'ye kan getirin!"

Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 25)Amat, İhsan Oktay Anar (Sayfa 25)

Kalın, uzun ve ağarmış kaşlarının gölgelediği o ürkütücü yeşil gözleri varken, sözünü geçirmek için ayrıca bir de sopaya ihtiyacı olduğu söylenemezdi.

Amat, İhsan Oktay AnarAmat, İhsan Oktay Anar
2 /