Amok Koşucusu

8,4/10  (112 Oy) · 
280 okunma  · 
71 beğeni  · 
2.689 gösterim
İntihar, Stefan Zweig'ın zihnini gençlik yıllarından beri meşgul eden bir kavramdı. Yaşamının bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini daha üniversite yıllarında söylemişti. İlk evliliği sırasında karısı Friederike'yi kendisiyle birlikte intihar etmesi için zorlayan, sonra bu düşüncesinden vazgeçen Stefan Zweig, yıllar sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci karısıyla birlikte yaşamına son verdi. Yazar, önceki intihar girişimlerinden vazgeçmiş olsa da korkularını, romanlarındaki ve öykülerindeki kahramanlara yaşatıyor. Amok Koşucusu'nda yer alan öykülerin ortak izleği de intihar. Kendi yaşamından ya da tarihteki gerçek kişilerin yaşamlarından kesitler katarak yazdığı bu öykülerde Stefan Zweig'ın duyarlı kişiliğini, olağanüstü gözlem gücünü olduğu gibi sayfalara yansıttığını görüyoruz. Yazdığı öykülerin en başarılı örneklerinin yer aldığı bu kitapta, bir uzun öykü olan Amok Koşucusu bir baş yapıt. İnsanı en güçsüz, en savunmasız yönleriyle ele alıp, insan ruhunun en derin katmanlarına inmeyi bilen, bütün bunları sonucu okuru gerçekten etkileyebilen bir yazar Stefan Zweig. Yazdıklarının üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına karşın, öykülerinin, romanlarının bugünkü kuşaklar tarafından da aynı ilgiyle okunması, onun kalıcı bir yazar olduğunun en büyük kanıtı. Amok Koşucusu'nun bu yeni çevirisinde, daha önceki basımda yer almayan öyküler de bulunuyor.

 
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789755101454
  • Orijinal Adı:
    Der Amokläufer
  • Çeviri:
    İlknur Özdemir
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 12 Nis 22:36, Kitabı okudu, 1 günde, 10/10 puan

Stefan Zweig'ın geçen hafta başladığım Merhamet adlı romanına devam ederken bir de hikâye kitabını sıkıştırdım araya-aslında bir Conrad bir de Cortazar da sıkıştırdım- ve çok nadiren olan birşey gerçekleşti: birkaç saat içinde kitabı bitirdim. Bitirmek zorundaydım; çünkü elimden bırakamadım. Zweig'ın bu kitabı ne zaman yazdığını bilmiyorum; ama kendi trajik sonuna yakın bir zaman mı diye düşünmeden edemedim. Kitap ne zaman yazılmış olursa olsun muazzam bir inceliğin, maharetin sonucu. Kitap muhteşem. Hikâyeler muhteşem. Dil, üslûp, ruhumuza akan o lezzet muhteşem. Yapamadım, bırakamadım elimden; okudum, okudum, okudum. Zweig'ın insan ruhunu berrak, lekesiz bir şekilde anlattığı hikâyeler bunlar yine, ve yazar yine en iyi yaptığı şeyi yapıyor: zayıf, yaralı, zaafları olan, yalnız olan, aşık olan, yabancı olan insanların hikâyelerini anlatarak bize bu dünyada yaşamanın trajedisini hikâye ediyor, bize insandan, insan olmaktan, zaaflarla yaralı bereli olmaktan söz ediyor, bize bu hayatta zayıf olmanın, yabancı olmanın, aşık olmanın, yalnız olmanın acıtıcı sonuçlarından söz ediyor; ve bütün bunları bugüne dek okuduğum hikâyelerinin arasında en güzel, en etkileyici edebi üslûbuyla, en üst düzeyde bir incelikle anlatıyor, en azından kitabı okurken benim hissettiklerim bunlardı. 'Amok Koşucusu' adlı hikâye, kitabın zirvesi olabilir, kendi adıma hayatım boyunca okuduğum en etkileyici öykülerden biriydi ve en son Martin Eden'ı okurken ağlamıştım, hikâyenin son birkaç sayfasında artık kendimi tutamadım...pek duramadım da üstelik, okumaya devam ederken yaşlar da akıp gittiler. Zweig'ı ve diğer ruh kazıcılarını, iyi ki edebiyat var ve hayat edebiyattır, edebiyat hayattır diye bize düşündüren, bize söyleyen, anlatan, yazan bütün edebiyatçıları okumaya, onlarla düşünüp hislenmeye ve kendi hayat tecrübemizi böyle muhteşem dil eserleriyle süsleyip güzelleştirmeye devam...bu siteden kim sebep oldu da Stefan Zweig okumaya başladım, hatırlamıyorum; ama hakikaten minnettarım. Zweig okumadan şu dünyadan gitmiş olsaydım, bu lezzeti, bu tadı bilmeden, Zweig'ı tanımadan gidecektim.

Kitabı edebiyat seven herkese öneriyorum. İyi bir edebiyatçı, romancı, hikâyeci ancak karakter yaratabilen, anlatabilen; anlattıkları bizde gerçek hissi yaratabilen; sahteliklere, geçici, basit imaj ve maskelere ihtiyaç duymadan pozsuz, bize hakikati işaret eden ya da gösteren yazarlar olabilir. Tanımadığımız halde hayat deneyimlerinden, hayal güçlerinden, fikir ve hayal yürütmelerinden bizimle bu tecrübeyi paylaşabilen ve bize şu ne olduğu muğlak dünya üzerinde yaşamanın ne olduğuna dair bize bir şeyler, çok şeyler söyleyebilen bütün edebiyatçılar, yazarlar, şairler hepimizin hayat yoldaşı aslında. Bu insanları okuyor olabilmek bile büyük lütûf, büyük bir güzellik. Bu yüzden; okumayan herkese mutlaka bu yaralı, güzel yazarı okumasını ve onun hikâyelerinde bize anlattığı bütün insanlarını tanımasını öneriyorum...

Ahmet Kara 
 17 Oca 21:58, Kitabı okudu, 2 günde, 8/10 puan

(Can Yayınları baskısından okuduğum bu) Kitapta yer alan yedi öykünün tümünde o klasik Stefan Zweig tadını hissettiğimi söyleyebilirim -- harika betimlemeler ve psikolojik tahliller anlatıma yine her anında eşlik ediyor.

Gerçi öykülerdeki kahramanların hemen hepsi yalnız, takıntılı, depresyonda karakterler, dolayısıyla okuyucu da öyküleri olumsuz duygular eşliğinde takip ediyor. Ama ne yapalım, belki de bu Zweig sevmenin bir bedelidir, yani okurken ekseriyetle negatif duygu selleri yaşamak.

Kitapta yer alan öykülerden beni en çok etkileyeni “Leporella” oldu. Sosyalleşmemiş insana dair anlatılar bana zaten öteden beri ilginç gelmiştir, bu anlatılara bir örnek sayılabilecek bu öyküde Zweig bu asosyal/kaba/vahşi halleri nefis betimlemiş. Ayrıca "Amok Koşucusu" ve "Bir Çöküşün Öyküsü" 'nü de beğendim.

Okunmamış öyküsü kalmayıncaya kadar Zweig okumaya devam.

Yüksel Bulut 
 19 Tem 17:59, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Her biri, birbiriyle yarışırcasına sağlam nitelikte olan ve hep bir kaybedişin, yok oluşun hüzünlü hikayelerini anlatmakta olup 'intihar' temasını odak noktası olarak ele almıştır, yazar. Özellikle "Madalya" adlı hikaye bende zirve noktasını oluşturdu diyebilirim. Dili ise sizi gayet saran ve sürükleyici anlatımından uzaklaşmanıza izin vermeyecek yakınlıkta seyretmektedir.

Özge Uzun 
26 Şub 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

yazarın ilk okuduğum kitabı 'satranç' tı. çok iyi bir kitap olduğu kesin ancak 'amok koşucusu' nu çok daha etkileyici buldum. 'intihar' gibi ilgin bir konu etkileyici bir dil yeteneğiyle birleşince harika bir kitap çıkmış ortaya. Ancak yine de kitaptaki bazı hikayeler diğerleriyle karşılaştırıldığında insanı biraz hayal kırıklığına uğratabiliyor.

Vizeler, kindle ve kütüphaneden aldığım iki kitabın etkisi ile bir türlü ilk öykü yarılayamadığım, birde üstüne ilk 3 öyküden annem tarafından efsane zevkkaçıran(spoiler) yediğim bir kitap olunca, artık kitabın okunma tarihini 2-3 ay ertelemem gerekti. :( Zweig amca'nın bir tane daha kitabı elimde olduğu için ona idare edeceğim haftaya. :D

Burak Akgün 
19 Şub 15:57, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

İstisnasız içindeki bütün öyküleri çok beğendim.Öykülerdeki ortak özellik hepsinin ölümle sonuçlanıyor oluşu biri hariçte hepsi intiharla gerçekleşen ölümler. Ama sizi etkileyen bu ölüm anı, ölüm şekli değil o noktaya gelene kadar yaşanan olaylar, karakterlerin hissettikleri ve yaşadıkları. Her bir öykü sonunda, okuduğum olaylardan çok karakterler aklıma yer etti onlar üzerine düşündürdü beni. Bu yönüyle de Zweig ' ın ne kadar büyük ve güçlü bir karakter yaratıcısı olduğunu görüyoruz. Dediğim gibi bütün öyküleri beğendim ama kitaba adını veren Amok Koşucusu' nun yeri ayrı bende.Bana kalırsa bu kitapta ki en iyi öykü olmanın yanı sıra dünya öykü tarihinde çok üst sıralarda bulunan bir öykü olduğunu düşünüyorum.

sena taştepe 
14 Şub 20:50, Kitabı okudu, 6 günde, 8/10 puan

Her öykü de kendinize bir ders, bir duygu, bir fikir çıkartabilirsiniz. Stefan betimleme konusunda zaten çok başarılı, okurken her şey gözünüzde canlanıyor, yaşıyorsunuz. Özellikle Amok öyküsü bir insanın tüm hayatını bir anda nasıl değiştirebildiğine dair örnek.
İnsanı düşünmeye iten bir kitap olduğunu ve mutlaka her kitap gibi bir şeyler kattığını düşünüyorum.

çağlar doğan 
21 Nis 17:33, Kitabı okudu, 5 günde, 10/10 puan

Bu kitap ne anlatıyor biliyor musunuz? İnsanın birgün kalkamayacak kadar çok kötü düşmesini. Yani insanın bir nevi hayallerini kaybetmesi. yaşama sevincini kaybemesini. Bir kaç öykü var kahramanlarımız intihar ediyor sonucunda. Aslında bu kadar da ucu değildir bir insan hayatı sadece seçimlerle alakalıdır tekrar yaşayabilmek.

Hüsamettin Çalışkan 
23 Kas 13:46, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitaba ismini veren (yanlış hatırlamıyorsam) hikaye, Malezya'ya ait bir olgu... Amok Koşucuları, bir sarhoşluk ya da esriklikle birden koşmaya başlayıp önüne ne çıkarsa öldüren insanlar; onu durdurmak için de çoğu zaman öldürmek gerekiyor. Yazar bu olguyu hikayesine çok güzel yerleştirmiş...

Rıfat ÇELEBİ 
27 May 19:38, Kitabı okudu, 7/10 puan

Zeplin Kitap yayınevinden okuduğum bu kitap 4 öyküden oluşuyor :
-Amok Koşucusu
-Ormanın üzerindeki yıldız
-Leporella
-Cenevre Göl'ündeki Olay
Amok Koşucusu öyküsü insanın iç dünyasının maskelenmiş gizli bir yönüne ışık tutuyor. Amok koşusuna ya da Türkçeleştirdiğim haliyle "cinnet maratonuna" giden psikolojiyi irdeliyor. İnsanın cinnet halinde ne kadar değişebileceğini, nasıl davranabileceğini ve cinnet halinin itidalli düşünmeye nasıl ket vurduğunu gözler önüne seriyor. Freud'dan etkilenmiş yazarımızın ortaya çıkardığı doktor karakteri "idi", hayatı pahasına gururundan taviz vermeyen kadın " egoyu", koşulsuz itaat eden kadının yardımcısı da "süper egoyu" temsil ediyor. Bu öykünün bu pencereden okunması daha anlamlı olacaktır, kanaatindeyim.
---DİKKAT! SPOİLER ÇIKABİLİR. ---
Öyküye gelirsek; kendini saf bir sevgiye teslim eden gururlu bir kadın yasak aşkının meyvesini dalından koparması için mahrumiyetin verdiği açlıkla arzularına boyun eğen bir doktorun yardımına muhtaç olur. Ve sonunda kadın acı bir şekilde ölür. Ve kadından doktora pişmanlık ve bir sır, kadının kocasına merak ve soğuk bir beden kalır. Ve gemi yolculuğundaki gizem denizin dibinde son bulur. Bence okumaya değer.
-------
"Ormanın Üzerindeki Yıldız" öyküsü Barones'e aşık olan bir garsonun sevdiğini uzağa götüren trenin önüne atlayarak hayatına son vermesini anlatıyor.
------
"Leporella" ise Baron'a karşı duygu besleyen bir hizmetçinin çıkar yol kalmayınca intihar etmesini anlatıyor. Bu öyküde ise itaat, kıskançlık irdeleniyor. Duygularının önündeki en büyük engeli ortadan kaldıran hizmetçinin hazin sonu; aşkın, aşırı tutku halinin nasıl bir ruh hastalığına dönüşebileceğini gözler önüne seriyor.
-------
"Cenevre Gölü'ndeki Olay" savaştan kaçan bir askerin karısına ve çocuklarına ulaşamayacağını anlamasıyla kendini gölün sularına bırakmasını anlatan kısa ama etkileyici bir öykü, kitabın en etkilendiğim intiharıydı. Bu intihar, sevdiklerinden uzakta, anlaşılmadığı yerlerde yaşayacağı özleme bir kafa tutuş şekliydi.
--------
İntihara götüren psikolojiyi analiz edebilmek adına okunabilecek 4 kısa öykü,psikolojiye ilgi duyanlar için paha biçilmez değerde. İyi okumalar.

3 /

Kitaptan 53 Alıntı

Yardım etmek için de bu duyguya ihtiyacınız vardı, karşınızdakinin size ihtiyacı olduğu duygusuna.

Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 87)Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 87)

Oda boştu, havasız gibiydi, kendisini hiç kimsenin istemediği bu yalnızlık içinde o da kendisini bomboş hissediyordu, boş, yararsız, tükenmiş ve yıpranmış; neden burada olduğunu ve neden buraya geldiğini anımsaması için biraz zaman geçmesi gerekiyordu. Günden ne bekliyordu ki titrek, ağır adımlarıyla sessizliği durmadan kat eden saatine böyle huzursuzluk içinde bakıyordu?

Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 8 - Can Yayınları)Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 8 - Can Yayınları)

Beni hiç tanımadan değerimi biçmiş ve beni satın almıştı, iradesinin önsezisiyle beni eline geçirmişti.

Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 86 - Can Yayınları)Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 86 - Can Yayınları)
Yunus Emre Dilsizmen 
17 Ağu 18:36, Kitabı okudu, Puan vermedi

Tam on gündür hiç konuşmamıştım... aslında yıllardır... öyle zor oluyor ki şimdi, her şeyi içine atmak insanı boğuyor neredeyse

Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 79 - Can yayınları)Amok Koşucusu, Stefan Zweig (Sayfa 79 - Can yayınları)
Fatmanur Tali 
23 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Hiçbir şeyin benim için gerçekleşmediğini, ama yine de her şeyin bana ait olduğunu hissediyordum.

Amok Koşucusu, Stefan ZweigAmok Koşucusu, Stefan Zweig
Fatmanur Tali 
25 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

İnsan gençken yalnızca başkalarının hastalanıp öleceğini düşünür.

Amok Koşucusu, Stefan ZweigAmok Koşucusu, Stefan Zweig

Kitapla ilgili 2 Haber