8,5/10  (327 Oy) · 
1.607 okunma  · 
300 beğeni  · 
7.120 gösterim
1868-1936 yılları arasında yaşayan, doğduğu kente sonradan Gorki adı verilen büyük Rus-Sovyet yazarı Maksim Gorki'nin en ünlü yapıtını sunuyoruz: Ana. Gorki, 1907 yılında yayımlanan Ana romanında, Pavel adlı bir işçinin anası olan Pelage'yi anlatırken, o yılların 1905 devrimi öncesi Rusya'sının toplumsal panoramasını ustalıkla yansıtmıştır. Ülkemizde de yayımlanan çok sevilen bu romanı Ayda Düz'ün Türkçe'siyle sunuyoruz.
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    416
  • ISBN:
    9789753790017
  • Orijinal Adı:
    Мать
  • Çeviri:
    Ayda Düz
  • Yayınevi:
    Engin Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
 12 Oca 05:49 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çok uzun zamandır kütüphanemde okunmayı bekleyen nedense hep ertelenen bir kitap. Her halde zamanını bekliyordu. Bundan daha iyi bir zaman da olamazdı.Her sayfasında kendimden bir şeyler bulabildiğim bu kitabı okurken beyninizdeki bütün ideolojileri bir kenara bırakıp öyle okursanız ön yargılarınızdan arınmış olursunuz. Kutsallaştırdığımız bir çok değerin kirliliğini görmenin vakti gelmedi mi ?

Kölelik ve feodalizm gibi sömürücü düzenden bugün ki kapitalist düzene kadar varlığını koruyan sermayenin devletler eliyle insanlığı nasıl yok ettiğini ve insanları ayrıştırarak varlığını nasıl sürdürdüğünü belki tam anlamıyla anlayamasakta (ekonomik ,siyasi ve politik nedenleri ) anlamak için en azından küçük bir adım atmış oluruz Ana eseri ile. Anlamak için entel olmaya gerek yok körlüğü doğuştan olmayan herkesin anlayabileceği bir dille yazılmıştır. Sermaye ve devlet ilişkisinde polislerin , askerlerin ,savcıların ,hakimlerin ,Mit 'in devletlerin hemen hemen bütün kurumlarının halkın karşısında nasıl yer aldığını göreceğiz.. Devletler bu güçlerin hepsini sermayenin çıkarına kullanır ve çoğu zaman en acımasız yollara başvururlar. İnsanlığı, zindanlar , sürgünler ,göz altılar ,baskılar ve işkenceler ile yıldırmaya çalışırlar. Aynı kurumlar halkın karşısında durup sermayenin bekçiliğini ve tetikçiliğini yaparlar.Vur derler vurur, işkence et derler eder,tutukla derler tutuklarlar.Birde terörist damgası yapıştırıp ,gözleri körelmiş halkın sessizliğine vicdan soğutmak için malzeme verirler. Bunu kendileri de yaparlar .Nede olsa terörist değiller mi ?En kötüsü ise insanlığı birlik olmasınlar diye ayrıştırır ve kutuplaştırırlar. İşçi sınıfının birliğine engel olabilecek her türlü oyunu oynar kan akıtır ,can alır, insanları biribirlerine kırdırmaktan çekinmezler. Hatırlar mısınız renault işçileri üç kuruş zaman almak için başlattıkları grevde ,Patronlar elleri cepte polise emir yağdırıp, işçileri hedef göstertipte nasıl darp ettirdiğini.

Sonra Pavel ,Andre ,Mazin gibi yiğitler çıkar .Yoksulun sesi ,ezilenin umudu, sömürülenin sloganı olurlar.Fabrikalara ve kırsala koşar bildiriler dağıtır halkın bilinçlenmesi için mücadeleyi başlatırlar., Fabrikada işçiye ,kırsalda köylüye haklarını anlatırlar. Bu bana hiç yabancı gelmedi, kırsal denilince aklıma İbrahim Kaypakkaya geldi. Fabrikalar denilince Deniz Gezmişler ,Hüseyinler, Yusuflar, Mahirler geldi. Neyse biz yine Rusya 'ya dönelim. Tabi Pavel ve arkadaşları bu mücadeleyi verirken ,sermayenin bekçileri durur mu ? Bütün acımasızlığı ve ahlaksızlığı ile saldırır da saldırır. Haydi arkadaşlar safınızı belirleyin ! Bizleri sömüren ,emeğimizi çalan, alınterimizi gasp eden sermayenin mi yanındayız ? Yoksa Pavel ve arkadaşlarının mı ? Pavel 'in Ana 'sı Pelageya o yaşına rağmen bizden daha cesur be. O nasıl bir yürek . Evladının haklı mücadelesine engel olmasa da ,hatta o mücadelenin en büyük parçalarından biri de olsa ,sistemin acımasızlığını bildiği ve anladığı için yüreği ağzındadır. Ana işte en iğrenç aşağlanmalar ile tutuklanan evladı için nasıl tedirgin olmasın ?Tutuklanan insanların tecritte nasıl yok edildiğine şahit olmuş, cezaevlerinden cenazelerin çıktığına tanıklık etmiş bir Ana.Yinede düşmana belli etmemeye çalışır.Dik durmasını bilir. Bu sayfaları okurken benim anamın kısa bir zaman önce yaşadıkları aklıma gelir. Kar maskeli timlerin evladını kelepçeleyip götürürken, onların karşısında çaresiz kalışı ömrümün sonuna kadar unutamayacağım bir andır. Evde resmen faşizm uyguluyor garibim bana. Aslında neyin ne olduğunu en az benim kadar biliyor ama yinede ana yüreği. Bende boş durur muyum ? Evde anama propaganda yapmaya başladım bile ! Belki Pelageya gibi dik durmasını sağlayabilirim. Anacım zaten başımıza ne geliyorsa bu korkudan gelmiyor mu ? Düşmanın en büyük silahı değil mi ?Baskı kurmak ,zulüm etmek ,hapishaneler ile tehdit etmek ? Sen bu şekilde korkarsan ,evladının arkasında dik bir şekilde durmazsan , Pelageya gibi bu mücadelenin bir ucundan da sen tutmazsan , Pavel tutuklandığında Pavel 'in taşıdığı özgürlük bayrağını sen taşımazsan ,bildirileri fabrikalara götürmezsen ,sadece karnını doyurmak için var olan yığınlardan ne farkımız kalır ? Bak Gorki ne diyor ana ; ''İşte bu korku yüzünden değil mi hepimiz yok oluyoruz . Bize hükmedenler de bu korkudan yararlanıyorlar zaten ve bizi daha çok korkutmanın yollarını arıyorlar. Şunu iyi bil ana , insanlar korktukça bataklık içinde çürüyen ağaçlar gibi ölüp ,yok olurlar. '' . Oysa anamın 12 Eylül döneminden kalan kitaplarından öğrendim ben insan olmayı.İnsanların yanında saf tutmayı. Bak diyorum ana daha geçen gün kitaplarımı yaktınız oysa bana o kitapları emanet ederken ömrümün sonuna kadar hepsini okuyup bitirmem ve okuduklarımı anladıklarımı insanlığa anlatmam için daha ben küçücükken and içtirmiştin değil mi ? Bak Ana Görki ne diyor ; '' Yasak kitaplar okuyorum. Hükümet bunların okunmasını yasaklamış ;çünkü bunlar yaşayışımıza ,halkın hayatına ait ne kadar güzel gerçekler varsa onları anlatıyor... Bunları evimizde bulacak olurlarsa beni hapsederler. Anladın mı , ana ? '' Kitaplardan bile korkan insanlık düşmanlarına karşı mücadele etmek kadar onurlu bir direniş varmıdır ana diyorum. Yok daha başaramadım faşizmi çok sert uyguluyor Anam.Hatta niyeti bozmuş evlendirecek beni . Yok diyorum ana biz aşkları devrimden sonraya erteledik. Evlenir senin gibi çocuk sahibi olursam, bende senin gibi olurum. Çala çocuğa karışan arkadaşlarımızın nasıl bu işlerden ellerini ayaklarını çektiğini devrimci klasikleri okuyarak devrimcilik oynadıklarını görebiliyorum anacım. ( onlarda haklılar ).

Kitapta sadece bu kahramanlıklar anlatılmıyor tabiki. Gorki kendine yakışır bir ustalıkla işçi sınıfının fabrikalardan çıktıktan sonra, kapitalizmin kirli hayat sahnesinde nasıl yer aldığına da değinmiştir. Sosyal yaşamdan soyutlanmış bir yığın haline dönüştürülen bu insanların Pavel ve yoldaşlarının sabırla vermiş oldukları mücadele sonunda uyanışlarını ve mücadeleye tam anlamıyla katılmasalar da en azından mücadeleyi veren insanları anlamışlardır. ( onları terörist görmüyorlar ! )

Yıllarca kocası tarafından dövülen, aşağılanan bir kadının ,kocasının ölümünden sonra evladının vermiş olduğu mücadeleye tanıklık etmesi ,bu sürece şahit olup mücadelenin bir ucundan tutmaya başlaması hatta mücadeleye tanıklık ettiği an itibaren yaşıyor olduğunu fark etmesi beni en çok etkileyen bölümler olmuştur.Özellikle tekrar tekrar okunması gereken bir bölüm var ki mahkeme sürecindeki diyaloglar.Bir kaç defa okudum.Her satırında bu günleri gördüm. Kitabın hemen hemen her sayfasında bu günlerden emin olun mutlaka bir pay çıkaracaksınız. Bugün nasıl ki bunları anlatan yazarlar tutuklanıyorsa, 1800 lü yıllarda Maksim Gorkilerde tutuklanmıştı.

'' Elbet bir bildiği var bu çocukların. Yoksa, kolay değil öyle genç yaşta ölmek! ''


'' Bütün ülkelerin işçileri, birleşin! ''

Doğan Yalçın 
04 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

“Bizleri aldatmak için Tanrı’dan bile faydalanıyorlar”


“SPOT: Maksim Gorki “Ana” kitabında, bir annenin yüreğinden kopup gelen sese yer verirken, bu annenin oğluna, inancına ve sonradan benimseyip sahipleneceği davasına karşı yüklendiği sorumluluğu da bu sorumluluğun ciddiyetini de büyük bir ustalıkla satır satır işlemiştir.”

Maksim Gorki’nin “Ana” kitabını ilk lisede okumuştum. O zaman çok etkilendiğimi, bu kitabı hakkında tarih hocamla çok sancılı bir konuşma da yaptığımı hatırlıyorum. Sonrasında benden kitap tavsiye etmemi isteyenlere hep önerdiğim bir kitap olmuştur. Okuma listemde hep kendisine yer bulmuştur. Kitabı işçileri anlamak ve onların haklı davaları için öneriyordum ve öneriyorum. Bu haklılık davasını anlamak için bir görüşe sahip olmanın gerekmediğini düşünüyorum.

Gork’nin kahramanlarını Anadolu coğrafyasının envai yerlerinde bulabilirsiniz. Bugün bu toprakların neresine giderseniz gidin bir Pavel bir Pelageya bulacaksınız. Omuzlarında hayatın ağır yükü, yükün hayatlarını şekillendirmesi, şekillenen bu hayatın ruh dünyalarında ve geleceklerindeki kasvetli havayı her kelimesinde ve her cümlesinde hissedeceksiniz. Onlar bu hayatta mahkûm edilirken birilerinin onlardan faydalanmaları için kan emilişlerinin sebeplerini ve sonuçlarını usta bir kalem olan Maksim Gorki bu kitabında ilmek ilmek işlemiştir.

Faşizme karşı Sosyalizmin nimetlerini ve mücadelesini işçilerin omuzlarında, çatlamış ellerinde, önlerine konulan faşizm tahakkümü altında arayacaksınız. Pavel ve arkadaşlarının tüm yasaklamalara karşı faşizmle inatla savaşmaları ve verdikleri mücadele sizleri bugünkü Sol ve Sol çevrelerin- hakiki manada sol ve mücadelesi- davasını tasdik ettirecektir. Ana, yani Pavel’in annesi Palegeya tüm bu süreçlerde oğlunun yanında olması, arkadaşlarıyla beraber mücadeleye katılması, işçileri bilinçlendirmek için gizliden gizliye fabrikalara ve çeşitli yerlere bildiri dağıtması, bunun yanında sadece Pavel’e değil onun ve kendisinin tüm dava arkadaşlarına adaması bu davanın kutsiyet derecesini göz önüne sermektedir.

Pavel üzerine aldığı sorumluluğun farkındadır. Ve bu mücadelede hep öndedir. Yapılan gösterilerde örgütleme ve bilinçlendirme görevini yürütürken, verdiği mücadelenin kutsallığı ve doğuracağı sonuçları da hep aklının bir köşesinde bulundurur. Kendi canından daha değerli bulur bu davayı ve bu davadaki yol arkadaşlarını. Onun, için mücadele her yerdedir. Hapishanede, sokakta, fabrikada…

Maksim Gorki’nin cümlelerindeki ve kahramanların üzerindeki hâkimiyeti ve samimiyeti size kendisini ilk cümlelerde hissettirecektir. Pavel ve dava arkadaşlarının konuşmaları ve bu konuşmaları ilk başta yadırgasa da ve korku içerisinde izlese de, Ana’nın sonraki tüm hayatını belirleyecek konuşmalar olacaktır. Bu konuşmaları Gorki’nin samimi kaleminde okurken siz de orada, onların içinde bu davanın bir ferdi olmak isteyeceksiniz. Sohbet havasında geçen tüm konuşmalar aslında; sosyalizmi, anneliği, dava arkadaşlığı, anne-oğul ilişkisini, aşkı, faşizmi, bilinçli davranışlarının kimliğinin fotoğrafını çekmektedir. Bu konuşmalar ve kahramanlardaki azim ve mücadele sonraki tüm sayfalarda size eşlik etmektedir. Haklılık ve haksızlık kavramlarını, Çar’ın keyfiyeti ve bu keyfiyete karşı bilinçlenmek ve bilinçlendirmek adına yapılan okumaları ve propagandaları, halkın kendi içinde örgütlenmesi, bu örgütlenmelerin neticeleri sayfa sayfa size eşlik edecek bu cümlelerin içinde kendinize yer vermek isteyeceksiniz.

Bugünde olduğu gibi bilinçlenmeye ve okumaya dair yasakları en iyi anlatan şu cümlelerin:” Yasak kitaplar okuyorum. Bu kitapları yasaklıyorlar çünkü biz işçilerin yaşantısı üzerine gerçekleri anlatıyorlar orada. Gizlice basılıyor bunlar. Eğer bizim evde bulurlarsa beni hapse gönderirler… Gerçeği bilmek istediğimiz için bizi hapse tıkarlar. Anlıyor musun?” gerçekliğine bakar mısınız? O son soru sadece Pelageya’ya değil, hepimize sorulmuş bir soru aslında.


Çeşitli masum ve gayri-ciddi devlet tanımlamalarını okumuşuz veya duymuşuz. Ama isterseniz bir de Pavel’ın ağzından yazarın yapmış olduğu devlet tanımını okuyalım: “Görüyor musun insanları nasıl birbirlerine karşı kışkırtmışlar, budalalık ve korku sayesinde onları kör etmişler, ellerini, ayaklarını bağlamışlar. Onlara zulmediyorlar, ter döktürüyorlar, eziyorlar birine öbürünün eliyle vurduruyorlar. Onları tüfek, cop, kaldırım taşı haline getiriyorlar, sonra da: ‘Bu, devlettir!’ diyorlar.”(S.162) bugünkü devlet tanımı tamda budur!

Maksim Gorki “Ana” kitabında, bir annenin yüreğinden kopup gelen sese yer verirken, bu annenin oğluna, inancına ve sonradan benimseyip sahipleneceği davasına karşı yüklendiği sorumluluğu da bu sorumluluğun ciddiyetini de büyük bir ustalıkla satır satır işlemiştir. Burada Pelageya’nın cesareti de takdire şayandır. Ki bu cesaret en sonunda kendisi ele verecek ama o inandığı davadan vazgeçmeyecek ve bağıra bağıra onları yüzüne gerçeği şu cümlelerle: “ Gerçeğin ateşi kan deryalarında bile söndürülemez…(S.400)” haykıracaktır.

Pavel’ın Devrimcilik ve Sosyalizme, kendilerine ve davalarına dair mahkemede yaptığı 364. ve 365. sayfalardaki konuşmasını buraya almak istemedim ama tıpkı o mahkemede bulunan herkesi heyecanlandırdığı gibi beni de heyecanlandırdı ve birkaç kez üst üste okuma gereğini duydum. Okuyucularımızın da orayı iyice okuyup idrak etmeleri, kitabın ana konusunu ve yazarın mesajını anlamalarında yardımcı olacaktır.

Yazının sonuna gelirken, klasikleri klasik yapan o cümle bütünlükleri, akıcılıkları, tekrara düşmemeleri, okuyucuyu yormadan fazla da yüzeyselliğe yer vermeden, okuyucu ve kahramanları arasındaki sahici, samimi diyalogları ve sıcaklığı bu kitapta da bulacaksınız.

Aysel 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle şunu belirteyim ki “Ana” kitabı bir çok dile çevrilmiş ve neredeyse bütün dünyada satışa sunulmuştur. Maksim Gorki kitapta sosyalizm, işçi sınıfının mücadelesi ve yaşantısını ele alıyor. Eğer yanlış bilmiyorsam da bu mevzuyu ele alma bakımından yazılmış ilk kitaptır. Belki bunun içindir bu kadar değerli olması..

Olaylar bir annenin (ananın) bakış açısından anlatılıyor. Bir ana düşünün kocasından dayak yiyor, hayatta hiç kendi kararını verememiş, ne için yaşadığını bile bilmiyor. Ve bu ananın hayatı kocası öldüğünde tamamen değişiyor...

Oğlu dönemin Rusya'sına kafa tutuyor, Tanrıyı hiçe sayıyor, Ana'nın o çok sevdiği Çara karşı geliyor yine de ana oğluna inanıyor. Yavaş yavaş kendi de bilmeden kendini geliştirmeye, oğluyla taban tabana olsun diye yaşına aldırmaksızın harfleri öğreniyor, geceleri gizli gizli oğlunun kitaplarını okuyor... Ne kadar zor iş varsa oğlunun davasıyla ilgili hepsini seve seve yapmak istiyor. Ne için peki?

Hep anne babalarına yaranmak isteyen çocuklar gördük. Burada ise ananın tek derdi oğlunun onu hep sevmesi ona güvenmesi. Yalnız oğlunu da sevmiyor. Onun o sıcacık kalbinde herkese eşit dağıtabileceği sevgi saklıdır hep.

Sorgulatan bir kitap. Sorular sorduran, sorduğunuz sorulara kendisi cevap veren, annelerin kıymetini bilmemizi sağlayan kitap... Her anne kıymetlidir diyor yazar. Palegeya daha da değerlidir çünkü onun oğluna olan inanılmaz sevgisi inandığı değerleri hiçe saymasına, oğluna hep inanmasına, ne olursa olsun en üste hep oğlunu koymasına neden oluyor.

Ben kitapta iki Ana karakteri gördüm sanki.

1. Bazı yerler de çok vurdumduymaz kendi doğrularına inanan;
2. Etrafına duyarlı, sevgi saçan, sıcacık, başkalarının (özellikle oğlunun) doğrularına inanan; ana..

Velhasıl, okunması gereken faydalı bir kitap.

kitapları seven 
03 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

O kadar derin ve o kadar etkileyici kitap ki duygularımı kusursuzca iletmek için 10 000 tane kitap okumam gerekir sanırım. Seneler önce okumayı denedim ama okuyamadim.
bir kaç gün önce tekrar deneyeceğim diye karar verdim ve toplam iki günde okudum. nedenini şimdi anlıyorum. Bu tür kitaplar sadece kendine odaklanmak ister o zaman anlayabiliriz ancak, o zaman yaşayabiliriz, paylaşabiliriz gorki nin kaleminden yazılan acı gerçekleri.

Uğur Erdoğan 
28 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ana uzun zamandır okumayı düşünmeye başladığım bir kitaptı.Çarlık Rusyasında Çara başkaldıran topluluktaki önemli kişilerin yaşadıklarını anlatıyor. Bu mücadelede oğlunun yaptıklarına ilk başta akıl erdiremeyen bir kadının oğlu için geçirdiği değişimler,yaşadıkları gerçekten etkileyici.Acısıyla,tatlısıyla insanı anlatn bu romanı okumanızı tavsiye ederim.

Ana' yı ilk okumamdan yaklaşık 34 yıl geçti. İkinci kez okudum. Konusu, dili ve akışkanlığı bir başka kitap. Sn. Freedom un ilk satırından itibaren yorumlarına katılmamak mümkün değil. Okuma sevgisini kesinlikle aşılıyor. 09.09.2014

Birsen Ergün 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu kitabı çocukluğumda annemden dinlerdim, lise yıllarımda okudum. O zamanlar ne anladım hatırlamıyorum. Yıllar sonra sürekli zihnime düşmeye, kendini hatırlatmaya başladı. Sanırım beni çağırdı tekrar. İçten, akıcı, etkileyici, yaşatan bir roman. Kesinlikle bir klâsik. Siyasi fikrine saplanmadan herkes okumalı. Siyasetin üstünde tadacağınız çok duygu var.

NesliKA 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanların ruhlarını öldüren güç sahiplerine karşı bilinçlenme çabası... Ezilenleri, işçi sınıfının başkaldırışını anlatan, aynı cümleleri dönüp dönüp okuduğum kıymetli kitap...

elvan bağatur 
13 Şub 2016 · Kitabı okudu · 3 günde

Bu kitabı her düşündüğümde aklıma nedense hep karanlık gelir yani kitapta yaşanılan dönemden ve olaylardan ötürü hiç hoşlanmamıştım ama o dönemde işçi olan Pavel'in annesi Pelage beni her anlamda çok etkilemişti. hele ki kitaptan aklımda hiç silinmeyen bir sahne vardı."Pelage elinde tuttuğu çantaya oğlunun yasaklı kitaplarını koymuş tam trene binecekken birinin onu fark ettiğini görüyor hemen trene biniyor ama tren hareket etmeden adam gidip Pelagenin saçlarından tutup trenden sürükleye sürükleye indiriyor". Annesinin çektiği bu acı sırf oğlu için katlandığı bu acımasız durum beni gerçekten etkilemişti.

Zühal Esen 
14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

" İnsan ne şekilde yaşarsa öyle düşünür."
Lise yıllarımda elime aldığım, "işçi sınıfı" terimini tam olarak burada kavradigim bir kitaptı. Bir ananın sadece kendi çocuğu için değil gerektiğinde herkes için kendini siper ettiğinin en güzel örneğidir.

4 /

Kitaptan 216 Alıntı

Ferah 
15 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu… Utanılacak bir cinayet… Bir takım silahlar çıkartıyorlar, insanları öldürüyorlar ve bunu yapanlara devlet diyorlar.
Evlerine, sosyal statülerine ve paralarına hiçbir zarar gelmesin diye garip insanları harcıyorlar. Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiç bir şey anlamaz hale getiriyorlar.''

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki
Sadettin TANIK 
25 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ben inanıyorum, bir zaman gelecek ki insanlar birbirlerine değerlendirici gözlerle bakacak, herkes birbirinin gözünde bir yıldız gibi parlayacak. Herkes birbirinin sesini güzel bir müzik gibi dinleyecektir. O gün gelecek.

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki
Aysel 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"İyi bir insan için yaşam zor, ölüm kolay."

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki
kitapları seven 
02 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Namuslu insanlar için yaşamak zor, ölüm daha kolay oluyor. Acaba ben nasıl öleceğim?"

Ana, Maksim Gorki (Sayfa 310)Ana, Maksim Gorki (Sayfa 310)
Aysel 
26 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Analarda her şey için yeterince gözyaşı bulunur... her şey için!"

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki
Aysel 
27 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Buğday tanesi ölecek ki yeni bir başakta yeniden doğsun."

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki
Sadettin TANIK 
25 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanların nasıl yaşadığını bilmenin ne gereği var?
Ben nasıl yaşamak gerektiğini öğrenmek isterim.

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız