Anarşizm Üzerine

9,2/10  (5 Oy) · 
19 okunma  · 
4 beğeni  · 
786 gösterim
SINIFSAL özü bakımından küçük-burjuva toplumsal-siyasal bir akım olan anarşizm, 1840 ile 1860 yılları arasında oluştu. Ama kökenleri çok daha gerilere uzanır. Anarşizm akımlarının ve eğilimlerinin çeşitliliğine ve en önemli ideologları Max Stirner (K. Schmidt'in takma adı), Pierre-Joseph Proudhon ve M. Bakunin'in ileri sürdükleri görüşlerin farklı olmasına karşın, bu görüşlerin ortak olan yanı çerçevelenebilir. Bu, her şeyden önce, her türlü devlet iktidarının yadsınması ve eksiksiz bireysel özgürlüğün propagandasıdır. Anarşistlerin aşırı bireyciliği ve öznelciliği, kendisini yıkıma sürükleyen büyük sanayi üretiminin gelişmesine karşı, büyük sermayenin çıkarlarını savunan devletin sömürücü doğasına karşı ve sanayi devriminin kapitalist biçimlerine karşı, küçük-burjuvazinin protestosunu dile getiriyordu. Bu protesto, anarşistlerde, —kendi sınıf doğasından bağımsız olarak her türlü kötülüğün en başta gelen nedeni saydıkları— devletin mutlak olarak yadsınması, her türlü merkeziyetçiliğin yadsınması ve sınırsız bir özerkliğin propagandası biçimini aldı. İşçi sınıfının siyasal savaşımıyla, sosyalist devrimle ve proletarya diktatörlüğüyle değil de, halk yığınlarının kendiliğinden ayaklanmasıyla, devlet iktidarının ve bütün devlet kurumlarının derhal ortadan kaldırılmasıyla, devletin ve sömürücü sınıfların olmadığı bir toplum yaratmaya yönelik ütopyacı düşler bütün anarşist eğilimlerin belirleyici özelliği oldu.
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9757399742
  • Çeviri:
    Sevim Belli
  • Yayınevi:
    Sol Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Bakunin, sermayeyi yaratanın devlet olduğunu, kapitalistin kendi sermayesine ancak devletin bir lütfu olarak sahip olduğunu iddia ediyor. Dolayısıyla baş kötülük devlettir, ortadan kaldırılması gereken şey, her şeyden çok devlettir ve o zaman kapitalizm kendiliğinden cehennem olup gidecektir. Biz ise, tersine, şunu diyoruz: sermayeye, her türlü üretim araçlarının birkaç elde toplanmasına son verin, o zaman devlet kendiliğinden yokolacaktır. Aradaki fark özdedir: Önce bir toplumsal devrim olmadan devletin kaldırılması saçmadır; sermayenin kaldırılması işte bu toplumsal devrimdir ve tüm üretim tarzında bir değişikliği gerektirir. Mademki Bakunin için ana kötülük devlettir, o zaman devleti (bu devlet ister bir cumhuriyet, ister bir monarşi ya da herhangi bir başka şey olsun) canlı tutacak hiç bir şey yapılmamalıdır. Dolayısıyla her türlü politikadan tamamen uzak durulmalıdır. Siyasal bir eylemde bulunmak, özellikle seçimlere katılmak, bu ilkenin çiğnenmesi olur. Yapılacak şey propaganda yapmak, devlete hakaretler yağdırmak, örgütlenmek, ve bütün işçiler, dolayısıyla çoğunluk kazanılınca da, bütün otoriteleri defetmek, devleti kaldırmak ve onun yerine Enternasyonalin örgütünü koymaktır. Kıyametten önceki bin yıllık dönemi başlatacak olan bu büyük eylemin adı da toplumsal tasfiyedir. Bütün bunlar kulağa son derece radikal geliyor ve o kadar basit ki, beş dakikada ezberlenebilir; Bakunin'in teorisinin İtalya ve İspanya'da da genç avukatlar, doktorlar ve öteki doktrinerler arasında bu kadar çabuk yandaş bulmasının nedeni budur. Ama işçi yığınları kendi ülkelerinde halkı ilgilendiren şeylerin kendilerini de ilgilendirmediğine hiç bir zaman inandırılamayacaklardır; onlar doğal olarak siyasidirler ve her kim ki onları siyaseti bir yana bırakmaları gerektiğine inandırmaya çalışır, sonunda kendisi bir yana atılır. İşçilere her türlü koşul altında siyasetten uzak durmaları gerektiğini vazetmek, onları papazların ya da burjuva cumhuriyetçilerin kucağına atmak demektir. Bakunin'e göre, Enternasyonal, siyasal mücadele için değil de, toplumsal tasfiye gerçekleşir gerçekleşmez eski devlet örgütünün yerini almak için kurulduğundan, bundan çıkan sonuç, Enternasyonalin Bakuninci müstakbel toplum idealine olabildiğince yaklaşması gerekmektedir. Bu toplumda, her şeyden önce, hiç bir otorite olmayacaktır, çünkü otorite (devlet)mutlak kötülüktür. (Bu insanlar, son kertede karar veren bir irade olmaksızın, en ufak bir yönetim olmaksızın, bir fabrikanın, bir demiryolunun nasıl işletileceği, bir geminin nasıl yüzdürüleceği konusunda ne düşünüyorlar, bunu elbet söylemiyorlar.) Çoğunluğun azınlık üzerindeki otoritesi de kalkmaktadır. Her birey ve her topluluk özerk olmaktadır; herkes kendi özerkliğinden bir miktar özveride bulunmadıkça, yalnızca iki kişiden oluşan bir toplum bile nasıl olanaklı olacaktır, Bakunin bu konuda da susuyor.

Anarşizm Üzerine, Friedrich Engels (Sayfa 65)Anarşizm Üzerine, Friedrich Engels (Sayfa 65)