Anna Karenina Aşık Bir Kadının Önünde Tüm Engeller Çaresizdir

8,7/10  (267 Oy) · 
1.374 okunma  · 
227 beğeni  · 
9.276 gösterim
Anna Karenina herkesin imrendiği bir hayata sahiptir; aristokrat bir çevreye mensup asil ve güzel bir kadın olmasının yanı sıra yüksek mertebede görevli zengin bir eşi ve taparcasına sevdiği bir oğlu vardır. Tüm bunlar dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayatı resmetse de, sevgisiz ve sıradan evlilik yaşantısı Anna Karenina’nın yüreğinde büyük bir boşluk yaratır. Çünkü o aşka susamış, eksik bir kadındır. Ta ki yakışıklı subay Kont Vronski’yle tanışana kadar...

Aşkın karşı konulmaz gücüne direnen Anna Karenina, sonunda kendini onun büyülü ve bir o kadar da tehlikeli kollarına atar. Fakat bu sıra dışı ilişki Anna’yı her geçen gün büyük bir çıkmaza, dolayısıyla yıkıma doğru sürükleyecektir. Tolstoy’un arka planda Rus sosyetesindeki ikiyüzlülüğün resmedildiği bu trajik aşk, kader ve öz yıkım hikâyesi, aynı zamanda büyük bir gerçekçilikle işlenmiş insan hayatının zengin bir portresini sunmaktadır. Anna Karenina, birçok yazar ve edebiyat eleştirmeni tarafından tüm zamanların en iyi romanı olarak belirtilen önemli bir yapıttır.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    940
  • ISBN:
    9786053480792
  • Orijinal Adı:
    Анна Каренина
  • Çeviri:
    Zeynep Yeşiltuna
  • Yayınevi:
    Martı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Alıntılar altında, okur arkadaşlarımla karşılıklı, kayda değer yorumlar yaptık. Nihrir üstadın dediği gibi Tolstoy özetlenemez. Anna Karenina da özetlenecek gibi bir kitap değil üstat. :)

Vladimir Nabokov son sözde şöyle der: Tolstoy, düzyazıda Rusların en büyük yazarıdır. Öncülleri Puşkin ve Lermontov'u bir yana bırakırsak Rus düzyazısının en büyük sanatçılarını şöyle sıralayabiliriz; bir, Tolstoy; iki, Gogol; üç, Çehov; dört, Turgenyev.

Gerçekten de kitabı okurken anlatımdaki farklılığı görmemeniz mümkün değil. Olayları anlatırken ve kişileri tanımlarken seçilen kelimeler, kurulan uzun cümleler sizi zaten hapsediyor kitaba. Olaylar hakkında bilginiz çok iyi ve bunlara vakıfsınız. Karakterler: Onlar arkadaşlarınız, tanıdıklarınız. Yine Nabokov’ un vurguladığı gibi, sanki kişilerle daha önceden bir tanışıklığınız var, ertesi akşam buluşup yemek yiyip koyu bir sohbete dalacaksınız.

Anna: Etrafında kimi zaman bahar güneşi, kimi zaman yaz yağmuru ve çoğunlukla da kasırgaların hüküm sürdüğü bir eş, bir anne, bir sevgili, bir arkadaş veya baştan çıkaran bir yosma. Evet Anna aşk aramaktadır (aşk hayatıdır, hayatı da aşk), ahlaki değer yargıları ve aile bütünlüğü, aradığı aşkı karşısında pek bir önem arz etmemektedir. Ancak, aşırı kıskançlığı, sürekli kurgularda bulunması kendisini paranoya noktasına getirmesine yeterlidir.

Konuların merkezi Anna olmasıyla birlikte, aynı zamanda Rus sosyal hayatı, değer yargıları, Avrupa ve dillerinin özentisi, sosyetenin şaşaası,protokolü, kırılmaz kurallarının vurgusu dikkat çekiyor. Karakterlerin, inançlarının yaşamlarındaki rolü, inançsal değişimle birlikte, oluşan düşünsel değişimin, kişi ve çevresindekiler üzerinde yarattığı etkisi gözlemlenmekte. Aynı zamanda kent ve köy yaşamlarının irdelenmesi de söz konusu.

Levin dikkatimi çeken bir başka karakter. Kitabı okurken, gözlerim hep üzerinde, kulağım söylediklerinde oldu. Temiz sevgisi ve saflığıyla Kiti unutulur mu hiç? Ya kendisini ailesine, çocuklarına adayan anaç Doli? En az Anna kadar, inanın belki de Anna’dan daha fazla, bu üç karakterin dikkatimi çektiğini söylemeden geçemem.

Günümüzde hak ettiği yeri koruyan, düz yazının büyük ustası Tolstoy ve klasiklerin en başında gelen kitabı “Anna Karenina”. Kitabı okuyunca neden ilgi ve övgü gördüğünü, dünya edebiyatındaki şaheser oluşunun nedenini daha iyi anlama olanağına sahip oluyorsunuz.

Kurgusu, karakterleriyle ve anlatımıyla, okuduğunuzda zevk alacağınız, sonunu belki de tahmin edemeyeceğiniz bir dev eser.

(Vladimir Vladimiroviç Nabokov. d. 22 Nisan 1899 – ö. 2 Temmuz 1977. Rus asıllıABD'li yazar. İlk eserlerini Rusça yazdı, uluslararası ününü İngilizce yazdığı romanlarla kazandı. En tanınmış eseri Stanley Kubrick veAdrian Lyne tarafından filme de çekilen Lolita adlı romanıdır.)

Nihrir üstat ve Nina Hanım, sizlere de ayrıca buradan teşekkür ediyorum.

Not: Dostoyevski dünyada büyük bir yazar olarak kabul edilmesine rağmen, Nabokov şahsi düşüncesiyle sıralamaya almamıştır.

mimgvn 
27 Eki 10:43, Kitabı okudu, 10/10 puan

Bu okuduğum ilk Tolstoy romanı...Son olmayacağını ilk sayfalardan itibaren çok net anlamıştım ama bu kadar etkileneceğimi de hesaba katmamıştım doğrusu.
Her ne kadar Anna çok etkili ve keskin bir karakter olarak romanın baş kahramanı olarak görünse de ; Levin karakteri bende en az Anna kadar iz bıraktı diyebilirim.. Tıpkı Dostoyevski romanlarında olduğu gibi toplumun ahlaki ve kültürel yapısı, dini değerleri , günlük yaşam içerisindeki çelişkileri ve ruhsal analizlerini müthiş bir keyif ve merakla okudum...Klasikleri hayatımızdan eksik etmeyelim........!!!

Kübra çil 
18 Kas 10:15, Kitabı okudu, 10/10 puan

Akıcılık, üslup, kurgu her şey bakımından adeta şaheser. Karakterlerin betimlenme tarzı dahi sizi kitaba bağlıyor. Kitabı okurken içinizde adeta duygu fırtınası oluşuyor. Her türlü duyguya geçebiliyorsunuz. Bazen Anna' ya kızıyor, bazen Aleksey Androviç'e üzülüyor ve bazen Kont Aleksey Vronski'ye acırken, Kiti'ye kızıp, Levin'e hayran kalabiliyorsunuz. Karakterlerin hepsinin hislerini hissediyor ve sizde onlarla hareket ediyorsunuz. Herkes farklı ve herkesin yansıma şekli ayrı güzel. Kesinlikle okumanız gereken kitaplar arasında olmalı bu kitap. Yazara böyle bir şaheser için minnet duymamak ayıp olurdu doğrusu.

HÜLYA BİLGİN 
13 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Çocuk yaşlarımın heyecanıyla okuduğum ve hayran kaldığım müthiş bir aşk hikayesi...Anna'dan çok Kiti'ye vuruldum her satırda... Her şartta kadının tercih yapmak zorunda bırakıldığına en güçlü örnek ...Okunmalı... Okunulası bir şaheser..

Selin 
18 Eyl 2015, Kitabı okudu, 3 günde, 10/10 puan

Hani her insanın bir 'başucu' kitabı olur ya, benim de başucu kitabım Anna Karenina sanırım. Sadece olay örgüsü, karakterler değil bu kitapta öyle etkileyici bir atmosfer var ki her okuyuşta aynı hazzı veriyor insana. Kalınlığı hiç korkutmasın sizi, bittiğine pişman olacaksınız çünkü.

Aleyna Gerdan 
03 Ağu 01:04, Kitabı okudu, 10/10 puan

Karakter analizlerini hayran hayran okumaktan, o dönemi tek bir cümleyle dahi gözünüzde canlandıra bilmekten, yalaşık 1060 sayfalık bir eseri bir çırpıda bitirmekten o kadar büyük zevk duydum ki. Klasiklerin en iyilerinden. İçinde sadece aldatma ve entrikalarının dışında birçok hikayenin yaşandığı ustalık eseridir bence.

Metin Tran 
17 Kas 22:08, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Anna Karenina’yı bir kez daha izledim. Filmin başında açtığım Carmenere üzümü ağırlıklı sek kupajı mideme indirirken şarap olmazsa elimi bile sürmeyeceğim Parmezan peynirinin, her birini yaklaşık birer gram halinde kestiğim parçalarını birer ikişer yoğun sek şaraba katık ediyorum.

Filmin sonunda ağzımda Parmezanın buruk tadı, damarlarımda dolaşan Carmenere kupajın üstüme getirdiği ağırlık, içimde filmin tarif edilmez hüznü bilgisayarımın başına geçiyorum. Kafamın içinde turlayan her biri bir kavrama yapışmış kelimeleri izlerken, hangilerini misafir edeceğim konusunda kararsız ve oldukça zayıfım.

Acaba diyorum, Rusların çevirdiği mi yoksa Holyywood’ta çevrilen mi daha yakın Tolstoy’un kitabına? Belki de en iyisi bir Rus’un fikrini almak düşüncesiyle mutfağa doğru seğirtiyorum. Bilgisayarın klavyesinden yükselen seslerle kendinden geçmiş Galina Aleksandrovna’nın yanına geliyorum. Omuzlarının bana en yakınına elimi koyup, yatıp yatmayacağını soruyorum.

“Aman” diyor “bana ilişme. Romanımı bitirmek üzereyim”

“Roman?! Hangisini?”

“Türk romanını...”

“Nasıl yani? Sen o romana başlamış mıydın ki? Hani Türk tarihini okuyordun?”

“Zdrasti (selam)” diyor. “Ama burada “günaydın” anlamına geliyor.” Bir nevi tiye almak gibi. “Günlerce okudum ve Yavuz Sultan Selim zamanına karar kıldım”

“Yavuz Sultan Selim biraz sorunlu” diyecek oluyorum ”Neden” dese, sorusuna, ona uygun, anlayabileceğim bir cevap yok kafamda. Alevi-Sunni anlat anlatabilirsen. Allahtan beni dinlemiyor pek.

-“Küpeli hali hoşuma gitti diyor. O dönemi seçtim. Zaten padişahın olduğu bölüm yok hiç”
Beni baştan ayağa süzdüğü gözlerine yardıma çağırdığı ağzından “Hadi” diyor “git ve işine bak. İlham gelmişken hazır, son birkaç sayfayı yazmak istiyorum. Romanı bitireyim, sen Türkçeye çevirirsin, sözleri dökülüyor”

Yüzüme takındığım sahte gülümsemeyle “Çevirsem çevirsem sayfalarını çeviririm” diyorum.

Mutfakta yalnız bırakırken onu, derin bir hayranlık duyduğumu hissediyorum. Dört yıl Rus dili ve edebiyatı, üstüne iki yıl daha literatür mastırı yapmış, şimdilerde evinde bir Türk’ten olma (o Türk ben oluyorum) üç çocuğunu yetiştirmeye çalışan bir kadın; kahramanı, hem de Yavuz Sultan Selim döneminden bir Türk ve onun romanını yazıyor.

Kadehimde kalan şarabı derin derin içime çekip kokluyorum. Burnuma bukle bukle Kapadokya kokusu geliyor. Kendimi sevdiğimle, sıkı bir kar yağışı altında Sinassos’ta düşlüyorum. Kulaklarımda Sevim Tanürek’in “Menekşe Gözler Hülyalı” parçası işime, daha doğrusu keyfime dönüyorum.

Neyse ki ben de bir Rus klasiğinin Amerikan versiyonu olan filmi izlemişim. Elimde yıllarca önce okuduğum romanın Rusça versiyonu, aklımda Lev Tolstoy (Bu arada Lev, aslan demek) Tolstoy, Anna Karenina’ya başladığında zihnindeki hedef oldukça belliymiş: Aile sadakat bağlarını çiğneyen, bu şekilde hem toplumun hem de dinin buyruklarına karşı gelen kötü kadını, ’hak ettiği’ sona uğurlamak. Tutkuyu (aşka dair) cezalandırmak. Yani, Tolstoy’un Anna Karenina’sı ilk taslaklarda insancıllıktan yoksun, hain, bencil, ahlaksız ve kötü bir kadın iken, romanın yazılması aşamalarında giderek insanileşmiş, giderek duyguları ve sebepleri olan, hataları mazur görülebilen, hatta hatalarıyla sempati duyabileceğimiz etten ve kemikten bir insana dönüşmüş.

Tolstoy’un nefret kusmak istediği kişi, acınan, kendisi de kaderin elinde bir oyuncak haline dönen bir gerçek insana dönüşmüş. Toplumun kolektif bilinci, ortak oluşturulmuş üst yapı kurumlarıyla denetleme işini üstlenir. Bu “ne diyecekler” korkusu insanı “terbiye edip, hizaya sokar”. Aslında gelinen nokta kendine yabancılaşma, kendini inkâr, belki de damlayanla yetinmedir. Anna Karenina’nın yeni versiyonunu, Tolstoy’un bastırmaya karar verdiği, sonu, günahları da sevapları da beraber götüren ölümle bitse de çok sevdim.

elif bayram 
 14 Mar 17:05, Kitabı okudu, 36 günde, Beğendi, 8/10 puan

Aşkın ,tutkunun, sevginin hatta saygının bile bir sonu olduğunu gösterdi bana bu roman. Yasak aşkın sonunda sevdiğiniz insanı kazanmış dahi olsanız yine de aşk bazı toplumsal ahlak kurallarının önünde sallantıya uğrayabilirmiş. Her ne kadar önüne çıkan tüm noktalarla savaşmaya hazır olsanız da aşkın da bir sınırının olduğunu derinden mesajlar vererek anlatıyor kitap . Duygu, düşünce ve içerik bakımından çok güçlü ve zengin bir kitap olmasına rağmen yine de sevemediğim bir kısmı var ki oda çok fazla ekonomik ve devletle alakalı detaylara inilmesi onun dışında çok sevdim diyebilirim.

Exlibris 
11 Eki 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Yazarın dantel gibi işlediği bir kitap... Anna Karenina'nın sıkışmışlığı, çaresizliği, umutsuzluğu, çırpınışı... Yazar nasıl böyle içeriden gözleyebilmiş, nasıl hissedebilmiş ve nasıl ifade edebilmiş... Bireyselde böyle derine inerken, bir yandan bir toplum panoraması. Bu kıymetleriyle kıyaslanınca, tüm ününe rağmen, hakkında az konuşulan, az bilinen bir eser...

Klasikler içinde Vadideki Zambak, Madam Bovary tarzı olan kitapta Anna Karenina daha cesurdur. Ve toplumsal düzen içinde bir çıkıntı olduğu için sevilmez. aşk elbette mümkündür ama ahlaksızlıkla arasındaki ince çizgiyi anlatmıştır kitap bana göre.

4 /

Kitaptan 224 Alıntı

Ülkü Ciner 
 01 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

İnsan
"Söylendiği gibi; insan sayısı kadar akıl varsa, kalp sayısı kadar da aşk vardır diye düşünüyorum."

Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 69 - Kent Yayıncılık)Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 69 - Kent Yayıncılık)

— Ancak onurlu bir erkeğe, onurlu bir kadına hakaret edebilir insan; ama hırsıza hırsız olduğunu söylemek la constatation d'un jait'dir (bir gerçeği saptamak) yalnızca.

Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 344)Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 344)
Ülkü Ciner 
 28 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Sevgi
Ne giyiminde, ne de duruşunda bir özellik vardı ama Levin için onu kalabalık arasında tanımak, ısırgan otları arasında bir gülü ayırt etmek kadar kolaydı. Onunla her şey aydınlanmış gibiydi. Bütün çevresini ışıldatan bir gülümsemeydi o.

Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 15 - Kent Yayıncılık)Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 15 - Kent Yayıncılık)

Oğlunu anımsamak Anna'yı, içinde bulunduğu umutsuz durumdan birden çıkarmıştı. Son yıllarda kendine amaç edindiği –hayli abartılmış olsa bile, içten– oğlu için yaşayan anne rolünü anımsamış; ...

Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 275)Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 275)
Mâsiva 
09 Şub 16:35, Kitabı okudu, Puan vermedi

Tuhaf değil, kötüyüm. Bazen olurum böyle. Ağlamak istiyorum. Çok aptalca bir şey bu. Ama geçer.

Anna Karenina, Lev Nikolayeviç TolstoyAnna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy

Kitapla ilgili 7 Haber

Beyin Geliştiren On Kitap
Beyin Geliştiren On Kitap Edebiyatın tedavi edici, sağaltıcı bir işlevi olduğu varsayımına dayanan bir grup bilim insanı, roman okumanın insan beynini geliştiren bir etmen olduğunu kanıtladı.
Anna Karanina’ya mı aşıksın? | Erdinç Akkoyunlu
Anna Karanina’ya mı aşıksın? | Erdinç Akkoyunlu İşten eve dönenlerin aceleci kalabalığıyla dolu Kadıköy metro istasyonunda, treni ilk gören en uç yerdeyim. Önce sesi geliyor…
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter Edebiyat sahnesinin gizemli figürleri daima kadınlar olmuştur. Geçmişten günümüze ataerkil olan dünyanın hazineleri de, hep onların arasından çıkar. Zihne, yüreğe, fikre işleyen 14 müthiş kadın:
Kitap Uyarlaması Olan 10 Sinema Filmi...
Kitap Uyarlaması Olan 10 Sinema Filmi... Kitaptan sinemaya uyarlanan 10 film.. Filmlerin fragmanlarını izlemek isterseniz diye http://www.sinemalar.com adresinden linkler ekledim.Umarım beğenirsiniz...
Edebiyat Tarihinin En İyi 100 Giriş Cümlesi
Edebiyat Tarihinin En İyi 100 Giriş Cümlesi Bazı romanları elimize aldığımızda, daha kapağını açtığımız anda, ilk cümleleri okurken biri sarıp sarmalamaya başlar. Bazılarında ise 50. sayfaya geldiğimiz halde okumakta zorlanırız. Özellikle sıradışı girişler bizi daha çok etkisi altına alır. Ve elbette romanı okuyup tamamadıktan sonra ilk sayfaya dönme isteği uyandıran romanlar.