Araba Sevdası Sadeleştirilmiş Basım

6,7/10  (159 Oy) · 
1.259 okunma  · 
84 beğeni  · 
3.748 gösterim
Araba Sevdası, Tanzimat döneminde rastladığımız diğer roman denemelerinden apayrı, yazarını da benzersiz kılan bir romandır. Sultan Abdülaziz döneminde yaşanan trajikomik bir aşk hikâyesini, abartılı bir "alafranga züppe" karakterinin etrafında anlatan Araba Sevdası, Türkçe edebiyatın en özgün örneklerinden biridir. Daha sonra pek çok romanda benzer örnekleri yaratılacak, aşırı Batılılaşmış, özenti karakterlerin dramı, en yoğun olarak Araba Sevdası'nın kahramanı Bihruz Bey'in şahsında ete kemiğe bürünür ve bir klasik haline gelir. Bu sadeleştirilmiş basımda, Araba Sevdası'nın orijinalinde yer alan resimlerin yanı sıra romanın kaynaklarını ve göndermelerini belirginleştiren metinlere, haritalara ve resimlere de yer verilmiştir.

"Eğer Tanzimat romanına bir Batılılaşma romanı değil de bir modernleşme romanı olarak bakarsak, Araba Sevdası gerçek
anlamda modern ilk romandır."
-JALE PARLA-

"Bu köksüz gölgeler kitabında asıl kahraman, Bihruz Bey'in parasını tam olarak ödemediği ve sonunda elinden aldıkları arabasıdır. O, kitabın sembolü ve fatalitesidir."
-AHMET HAMDİ TANPINAR-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2014
  • Sayfa Sayısı:
    311
  • ISBN:
    9789750516689
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Handan sarıcaoğlu 
08 May 19:40, Kitabı okudu, 2 günde, 6/10 puan

Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..

Ayşe dorukcennet 
09 Haz 14:52, Kitabı okudu, 16 günde, Beğendi, 8/10 puan

bıhruz bey, osmanlı paşasının ogludur . zengin, sımarık buyutulmus , batılılasmayı yanlıs anlamıs bır genctır . sık elbıselerle ve guzel arabalarla kendını batılı sanan bır ınsandır . sırf gosterıs olsun dıye fransız hocasından ogrendıgı fransızca kelımelerı sokaktakı sıradan ınsanlarla fransızca konusmaya calısır. babası olunce buyuk mıras ona kalmıstır ve bu serveti bos seylerle harcamaya koyulur......

Meşrebi Kalender 
31 Tem 2015, Kitabı okudu, 4/10 puan

Araba Sevdası, MEB cebri ile okutulan veya Türkçe kitaplarında kuş afedersinizi kadar özetleri bulunan kitaplardan biridir. Daha Vira Bismillah demeden, yazarın kitabı yazma nedenini açıklamasında “napayım mevsim uygun olsaydı, yazmak yerine bahçe kazardım” demesi, inşallah dedeciğim nüktedan bir yazardı, inşallah gerçek bir açıklama değildi, diye dua ettiriyor.

Kitabımız ; Susuzluk heeeeç bir şey, Ambalaj ise her şey görüşüne sahip olduğunu iddia ettiği, yeni nesile karşı , haddini bildirmek isteyen eski nesil temsilcisi tarafından, bir eleştiri romanı olarak yazılmış. Hiç de yabancı gelmedi değil mi ?

Yakın tarihimizde de , Kenarları sarı raptiyeli plastik araba nesli, atari neslinin; atari nesli, bilgisayar neslinin; Bilgisayar nesli, akıllı telefon neslinin; akıllı telefon nesli……. Ne kadar boş olduğundan bahsetti ve bahsedecek….

Acaba bu şikayetlerin temelinde, değişime ayak uyduramadığımızdan dolayı ortaya çıkan kaçınılmaz mutsuzluğa bir günah keçisi arıyor ve nedensizliğin, sebepsizliğin arafında kalmaktansa (gücümüz yetiyor ya) yeni nesile Allah ne verdiyse ağız burun girmeye çalıştığımızdan, temcit pilavı gibi hep aynı teraneye mi (içi boş gençlik, nerede o eski ramazanlar) devam ettiriyoruz…. ( Tam bu konuyla ilgili çok güzel bir film önerim var. Woody Allen filmleri genel olarak bana seslenmese de bu filmde konuyu çok iyi özetlenmiş amcam. http://www.imdb.com/title/tt1605783/ )

Acaba ; ateşi bulan kişilerden, daha önceki nesle ait olanlar, ateşin bulunduğuna mı sevindiler yoksa ilk yorumları “bu şerefsizler kesin biz yakacak” mı oldu ? …. Uzar bu muhabbet neyse….

Kitaba dönersek; İstanbul Anadolu yakasını bilenler mekanları rahatlıkla gözünde canlandırabiliyor. Yazar üçüncü kişi ağzı ile yalın ( aslında basit demek daha doğru olsa da tarihi değerinden mütevellit dilimiz parantez dışında varmıyor) bir dille anlatmaya çalışsa da aynı zamanda kitabın kahramanı Bihruz Bey’in ne kadar boş bir adam olduğunu gözümüze gözümüze sokmak da istediğinden; kahramanın konuşmalarının arasına sürekli Fransızca kelimeler iliştiriyor, Fransızca kelimenin anlamına bakayım derken kitabın sanki boğazınızı sıktığını hissetmeye başlıyorsunuz, sonucunda tam artık nefes alamadığınızı düşünüyorken, hemen ardından gelen, Fransızca kelimelerin söylenişlerinin, Türkçe kelimelere benzerliğinden ortaya çıkan espriler sonrasında ise fotosenteze başlıyorsunuz….

Kitap boyunca; herkes aldanıyor, üstüne üstlük herkes, herkesi aldattığını sanıyor. Bu da tanıdık geldi di mi ?

Necmiye 
05 Şub 10:11, Kitabı okudu, 19 günde, Beğendi, 8/10 puan

RECAİZADE MAHMUT EKREM- Bu romanında batı özenti,doğru dürüst Türkçe'si olmayan ,yarım yamalak fransızcasıyla,,babasından kalan mirası ile burjuvazi bir hayat sürdürmeye çalışan,içinde yaşadığı toplumun gerçeklerinden bihaber Bihruz Bey'in kim olduğunu ne olduğunu bilmeden gördüğü ve aşık olduğu bir kadına duyduğu safiyane aşkı anlatmış.

Ahmed Yasir Orman 
27 Eyl 2015, Kitabı okudu, 4/10 puan

Kitabı 3 sene önce okudum heralde. O zamanlar lys edebiyatda yardımcı olsun diye okumuştum. Kitap nasıl derseniz çok kötü. Hele benim okuduğum basımda orjinal diliyle yalınlaştırılmış dili bir aradaydı. Orjinal cümlenin yanına parantez içinde yalınlaştırılmışını koymuşlar. Zaten kitap kötü bir de akıcılığı bozan bu durum beni bu kitaba iyice soğuttu. Tabi çok da kötü dememek gerek. Kitap edebiyatımızdaki ilk realistik roman. Çoğu zaman ilkler kötü olur. O zamanlar Türk romanı için emekleme dönemiydi yani hoş görmek gerek.
Kitap da karakterler çok sığ anlatılmış. Üslup hiç iyi değil. Kitaba bu yüzden edebi gözle bakamıyorum. Yazar günümüze gelse ve günümüz şaertlarında bir roman yazabilir mi tartışılır.
Gene de teşekkürler Recaizade Mahmut Ekrem bu türün ilklerinden birini cesurca yazdığın için.

İlknur Tunçbilek 
 20 Oca 16:05, Kitabı okudu, 14 günde, 7/10 puan

Eğlenilmek için yazılmış edebiyatın ilk realist kitabı.Çevirisi oldukça başarılı. Çok fazla fransızca sözcük mevcut. Dönemin mirasyedi , başarısız ve gösteriş meraklısı Bihruz beyin sırf arabası (fayton ) yüzünden dikkatini çeken Periveş Hanıma olan aşkını (?) anlatıyor.Fransızca kelimeler kullanıp bir tercüme yapamayan dönemin işe yaramaz beyi bihruz bey.

ihtiyar 
25 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

1886 yılında yazılmış, 1895 yılında yayınlanmış olan roman alafranga züppe tipiyle alay edenlerdendir. Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey ve Rakım Efendi kitabındaki Felatun bey karakteri ile Araba Sevdası'nın Bihruz bey karakteri arasında bir benzerlik hemen göze batmaktadır. Özel hocalar tutularak eğitim almış, şımartılmış bir karakter Bihruz; araba sevdası, süslü kıyafetler giyme ve aşırı derecede Fransızca konuşma merakı ile karşımıza çıkmaktadır. Roman içerisinde karakterin konuşmalarında Fransızca kelime geçmeyen cümle yok gibidir. Alafranga hastalığı, batı hayranlığı maalesef bu karakterlerde bize aktarıldığı gibi bu topraklarda yaşanmış ve halen yaşanılmaktadır.
Berna Moran, Recaizade Mahmut Ekrem'in bu kitapta iç konuşma yöntemi ile birlikte Türkiye'de ilk kez bilinç akımının kullanan yazar olması sebebiyle bu romanın özellikle üzerinde durulması gerektiğini ve birçok eleştirmene göre iç konuşma tekniğinin bir anlatım yöntemi olarak sürekli kullanıldığı ilk roman Edouard Dujardin'in 1887'de basılmış olan Las Lauries Sont Coupes'si kitabı 1887 yılında basılmış olup Araba Sevdası 1886 yazılmıştır ve Recaizade romanı baştan sona iç konuşma tekniği ile yazmasa da bir anlatım yöntemi sayılacak kadar çok kullanmıştır. Bu da Recaizade'nin kullandığı tekniğin taklit olamayacağını açıkça gösterir der.
Bihruz karakterinin iç konuşma bölümlerini yazar gerçekten çok başarı ile sunmuştur. Yazarın başarısını Berna Moran’ın incelemesini okuduktan sonra daha iyi anladım.

Sevda 
 19 Eyl 2015, Kitabı okudu

Bihruz, Keşfi, Periveş, Mösyö Piyer, Naim şahıs kadrosudur.

Türk Edebiyatının ilk realist örneğidir. Bihruz Fransızca Türkçeyi bir arada kullanır. Türkçe ona göre yetersiz bir dildir. Bihruz Bey mirasyedi bir tiptir baba parası yiyen.

Süslü ve ağır bir dil kullanılmıştır. Mekan olarak Çamlıca Parkında olaylar geçmektedir.

Alafrangalığın batıya özentinin dönemin özelliklerini Bihruz Bey ile gözler önüne serer. Periveş Hanıma olan aşkından bahsedilir. Alafrangalığıyla Felatun Bey ve Rakım Efendi eserindeki Felatuna benzer oda batı özentisi lüksü seven bir kişiliktir.

Ayşen BÜLBÜL 
06 Eyl 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bir hafta da okudum kitabı ama nasıl okudum kim bilir :) Batılılaşmanın bu kadar saptırılacağını düşünmemiştim. Bazen gülsem de bunların gerçekliği ürküttü beni. Kitabın bazı kısımlarında yazarın kendisini anlattığını duymuştum ne kadar doğru bilemiyorum. Yine de ilk realist roman olduğundan fikir edinmek adına okunmalı diyorum

Aslı T. 
28 Haz 03:30, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitapta; Osmanlı Devleti'nin batıya açılma sürecinde yaşanan kültürel yozlaşma trajikomik bir şekilde hikayeleştirilmiş.

Beni şaşırtan kitaplardan biriydi; bu kadar severek okumayı beklemiyordum. Dönem romanı olmasından dolayı ağır bir dil olur diye düşünüyordum. Kitap gayet akıcıydı, bi'çırpıda okudum diyebilirim.

3 /

Kitaptan 15 Alıntı

"Nazar et hal-i perişanıma bir kerre bemin Yanıyor nâr-ı firakınla serapta bedenim" (Şu perişan halime bir kerecik bak! Senin hasretinle yanıyorum.)

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 71 - Karınca Kitabevi)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 71 - Karınca Kitabevi)
ilkay eyüpoğlu 
15 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

"Bir amaya 'karınız bir güldür' demişler. O da 'dikenlerinden öyle anlıyorum' cevabını vermiş."

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut EkremAraba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem

Issız gezinti yerindeki sessiz ormancıkların hareketsizliği ve ürküntüsü ruh haline pek uygun geliyor; rüzgarın ağaç yapraklarını sallamasıyla oluşan iniltiler, elemli ruhuna ağlama isteği veriyordu. Yüksek tepelerden Marmara Denizi'ne ve o denizi gökle birleştiren ufka baktıkça düşüncesi sonsuzluk kadar geniş başka bir aleme süzülüp gidiyordu. Kuşların cıvıltısı, suların çağıltısı hasretli kulağına başka türlü yansıyor; bulutların sessiz kımıltısı, yıldızların yalpırdaması hasretli gözlerine başka türlü çarpıyor, tabiatın her parıltısından, her cilvesinden bir mana çıkarmak istiyordu...

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 232)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 232)

Benim baktığım kadın...Haşa!...O kadın değil; bir kız!...Kız da değil; bir melekti...Yazık!

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 258)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 258)

Tabiatın bu güzelliğini yarım saat kadar seyretti. Güneşe baktıkça öpeceği geliyordu. Çünkü kaç gündür hasret duyduğu ay yüzlü güzeli bu güneş sayesinde görebileceğini anlıyordu. Ne kadar güzel! Ne kadar parlak! Ne kadar natürel! Bugün o da aynı sevgilim gibi sarışın!

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 103)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 103)

Hemen bir araba buldu, köprüye indi, vapura girdi. Kadıköyü'ne vardı. Ekipaj'ı(araba) zaten iki saatten beri orada kendisini bekliyordu. Arabasına kurulduğu gibi -artık Fenerbahçesi'ne veya başka bir gezinti yerine yönelmeyerek- doğruca köşke gitti.

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 154)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 154)

Tambur ve udun, santur ve kemanın hazin ahenginde ve hoş namelerinde gizlenen sevdanın gönül yakan ağlamalarına aşina olanlar aşkı hiçbir zaman zurnaya, boruya özellikle davula, trampete benzetemezler.

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 131)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 131)
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız