Arafat'ta Bir Çocuk

7,2/10  (48 Oy) · 
191 okunma  · 
34 beğeni  · 
1.638 gösterim
"Boynuna nenesinin astığı mavi gözboncuğuna eliyle dokundu. Mavi gözlere karşı koruyacaktı onu. Unutmamıştı nerede olduğunu, ama çevresinde olup bitenlerden kopmuştu. Aydınlık bir gülümseme yayılmıştı yüzüne. Neredeyse kaşlarının üstünden başlıyordu saçları. Kıvrım kıvrım, güçlü, kapkara saçlardı. Gözleri de her şeye, her zaman şaşarak bakıyormuş gibi kocaman ve parlaktılar. Çoğu zaman, hele soğukta nemli gibi dururlardı."

Bazı insanlar bütün hayatlarını sınırları aşma mücadelesi olarak geçirir. Bu konuda tartışmasız en deneyimli kişilerden biri olan Zülfü Livaneli'nin yıllara yayılan, yıllarla beslenen, zenginleşen deneyim ve gözlemlerinden, Almanya'da, İsveç'te, Danimarka'da, Türkiye'de... sınırlar, sınır aşanlar, sürgünler, gurbetçiler üzerine, değerleri yıllarla sınanmış öyküler...

Zülfü Livaneli'nin edebiyat alanındaki ilk verimleri olan öykülerini bir araya getiren Arafat'ta Bir Çocuk, yayımlandığı 1978 yılından beri hem Türkiye'de hem de dünyada olağanüstü bir ilgi gördü. Türkiye'de defalarca basıldığı gibi Almanca ve Farsçaya da çevrildi. Kitaba adını veren öykü İsveç ve Alman televizyonlarında film yapıldı. Arafat'ta Bir Çocuk'un ana konusu, edebiyatın en eski temalarından "sürgün" ve bütün anlamlarıyla "sınır". Kitapta yer alan öykülerde, Türkiye'nin Avrupa macerasının başladığı 1960'lardan ve 12 Mart 1971'den bu yana işçi ya da siyasi mülteci olarak Avrupa ülkelerine savrulan Türklerin özellikle kültürel çatışmalar bağlamında yaşadığı sıkıntılar işleniyor.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    156
  • ISBN:
    9786050905434
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Sadettin TANIK 
24 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Yazarın kendine has bir anlatım tarzı ve olay örgüsüyle yazılmış bir eser. Farklı konulardan daha doğrusu farklı hayatlardan kesitler sunuyor okuyucusuna. Okunur...

seher 
10 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kitapta 8 hikaye var.Hikayelerin büyük çoğunluğunda Türkiye'nin Avrupa macerasının başladığı yıllarda işçi veya siyasi mülteci olarak Avrupa ülkelerine savrulan Türklerin özellikle kültürel çatışmalar bağlamında yaşadığı sıkıntılar işleniyor.

Okan Turan 
30 Nis 17:55, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Livaneli okumanın en güzel yanlarından birisi kendi hayatınızdan veya çevrenizden birisinin başından geçmiş olayı görüp olayın içine sokuyorsunuz kendinizi. Türkiye'nin görüp göreceği en iyi yazarlardan bence kendisi.

MELİKE CEYLAN 
08 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Her seferinde "Arafta Bir Çocuk" diye okuduğum kitap.
Dikkatsizlikten değil de öyle bir kabulleniş var ki adının böyle olduğuna.
Çok akıcı ve çok güzel bir hikayesi olan caanım Livaneli kitabı.

Bizimmahalleninkitapcisi 
04 Ara 17:08, Kitabı okudu, 2 günde, 9/10 puan

Şüphesiz ki her okurun "Ne yazsa okurum." diyebileceği nadir yazar veya yazarları vardır. Benim için de Livaneli "Ne yazsa okurum." diyebileceğim nadir isimlerden biridir. Gözü kapalı tüm eserlerini alabildiğim, usta kalemine sonsuz güvendiğim Livaneli, gerek sanatçı gerekse edebiyatçı yönüyle her daim kalbimde taht kurmayı başarmıştır. Bugüne kadar okuduğum ve bundan sonra okuyacağım tüm eserlerinin yanında belki de en önemlisi olan Arafat'ta Bir Çocuk'tur. Saatler içinde, bir solukta okuyup bitirdiğim bu eser, Zülfü Livaneli'nin 1978 yılında edebiyat alanındaki ilk eseridir. Öykü türündeki Arafat'ta Bir Çocuk, kimisi kısa kimisi uzun sekiz öyküden oluşuyor. Kitabın içerisindeki öykülerin konusu sürgün ve sınır temaları etrafında şekillenirken, yarattığı karakterleri ile 1960-1972 yılları arasındaki baskıcı ve zorlu süreçte işçi ve siyasi mültecilerin karşı karşıya kaldıkları zorlukları ve kültürel çatışmaları başarılı bir şekilde ele alıyor. Tüm bu karakterlerin belli sınırları aşma çabalarının yanında bir diğer ortak paydaları ise "Araf'ta kalmış" olmalarıdır.
Her ne kadar karakterlerin kurgusal olduğu gerçeğini göz önünde bulundursak da bunda Livaneli'nin gerek kendi kişisel sürgün hayatı deneyiminin gerekse vakti zamanında siyasi mülteci olarak veya işçi olarak doğup büyüdüğü topraklardan yurt dışına gitmek durumunda kalmış insanların hikayelerinden izler görmek mümkün. Bu nedenle, karakterler sadece birer kurgunun parçası olmanın ötesinde , ete kemiğe bürünüp, gerçek hayatın parçasıymışcasına yanı başımızda yerlerini almışlar hissini verir. Kitaptaki öykülere biraz daha yakından bakacak olursak:

Kitabın kapağını açtığımızda bizleri ilk olarak kitaba ismini vermiş olan Arafat'ta Bir Çocuk isimli öykü karşılıyor. Bu öyküde gurbetçi bir ailenin çocuğu olan küçük Yılmaz'ın yurt dışında maruz kaldığı yalnızlığı ve dışlanmışlığı tüm keskinliği ile Yılmaz'ın gözünden okuyoruz.

"Kokular da değişmişti şimdi.Yeni kokular tanıyordu çocuk. Taze ot kokusu kalmamıştı. Koyun sürülerinin, sığırların kokusu, ahıra girdiğinde insanın genzini yakan ama genede bildik, tanıdık gelen o ağır koku, harman kokusu, yağmurlardan sonra kabaran toprağın kokusu kalmamıştı. ama en çok aradığı, nenesinin kokusuydu. İlle nenesinin kokusu.
Boynuna nenesinin astığı mavi gözboncuğuna eliyle dokundu. Mavi gözlere karşı onu koruyacaktı onu. Unutmamıştı nerede olduğunu, ama çevresinde olup bitenden kopmuştu."

Bir diğer öykü ise Bütün Kuşların Uykusu. Bu hikaye açıkçası içerisindeki geçişlerden dolayı konusundan tam olarak olamadığım bir hikaye. Ancak Türkiye'nin sıkıyönetimler altındaki baskıcı süreçte karşıt görüşlü kişiler tarafından arkadaşının öldürülmesine tanık olan karakterimizin bu olay sonrasında yaşadığı travmaya tanık oluyoruz.

"Genç çocuk başka bir dünyadan, nerede olduğunu, karşısındakinin kim olduğunu, ne sorduğunu bilmez, duymaz, anlamaz gibi uzak, bambaşka, tedirgin baktı, baktı, Murat'a döndü ve kısık, fısıldayan sesiyle: 'Çok uzakta' dedi , 'şu tünelli dağların ardında bir köy varmış, köyde de bir çocuk. Ve bütün kuşların uykusu o çocuğun gözüne akarmış...' "

Dokuma İşçisi ve Şair isimli öyküde, aranan listesinde adı bulunan Zeynel ile onu evinde saklayan Şair'in hikayesine ve yaşadıklarına tanık oluyoruz Baskı ortamını net bir şekilde okuyup hissettiğimiz bu hikayede, evde aranan birini saklama psikolojisinden, her an evin basılma ihtimalinin yarattığı gergin havayı solumak mümkün.

" 'Bak! Kaç gündür tek satır yazabiliyor muyum? Böyle bir ortamda! Şiir iç denge ister. tek tek kişilerle değil kitleyle uğraşmaktır şiirin işi.'
Konuştukça sesi yükseliyor, söylev havasına giriyordu. Yüzü kıpkırmızı olmuştu.
' Koca adam! Koca adam!' diye geçiriyordu Zeynel içinden yine ' Bu ne korku, ne gevezelik böyle' "
Bir Arpa Boyu isimli hikayede öğrenci grevleri, boykotlarda yer alan Berat Koza'nın sahte bir kimlikle Almaya'ya daha sonra Danimarka'ya politik mülteci olarak gidişini ve bu süreçte yaşadıklarını okuyoruz.

"Kalkıp baktığında, postacının attığı zarfları, dergileri, broşürleri gördü. Cumhuriyet yazısı ilişti görüne. (...) İki gün öncesinin gazetesiydi. Yatağa uzanıp okumaya koyuldu. İki kişi öldürülmüştü gene. Haberde olayın detayları veriliyordu. Yazıları, sıkıyönetim bildirilerini okudu.Günlük fıkralara göz gezdirdi. (...) Ancak o zaman anladı bir arpa boyu yol gittiğini, Türkiye'den hiç çıkmadığını, hiçbir zaman da çıkamayacağını; sınırların, yolculukların, buralara gelmesinin durumunu daha çok ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını..."

Seçenek isimli öykü de ise Anadolu kasabasında dikkat çekmemeye çalışan Erdem'in hikayesine ortak oluyoruz.Öyle ki, Erdem'in seçmiş olduğu seçeneğin bir başkası için ne kadar basit olursa olsun kendisi için ne kadar hayati önem taşıdığına tanık oluyoruz.

" 'Gözlük...' diye söylendi.
Çıkardı gözlüğü, cebine koydu. Güvenilir bir çevreye girene dek takmamayı uygun buldu.
Çantasındaki seçeneğe başvurmak istemiyorsa bundan sonra daha dikkatli olmalıydı bundan böyle. Başlamıştı işte. "

Kitabın beşinci hikayesi ise Görüş. Bu hikayede, Almanya'ya işçi olarak giden Müslim'in orada bir cinayet işleyerek içeri düşmesinden sonra eşinin onu ziyarete geldiği görüş günününe ve onların bu görüşte konuştuklarına konuk oluyoruz. Bu hikayede de gurbetçi işçilerin ve ailelerinin yaşadıkları sıkıntıları ikili diyaloglarında keskin bir şekilde okuyabilmek mümkün.


Üniforma isimli hikaye de ise oyunculuk yapan Bekir'in bir gün almış olduğu polislik rolünü fazlaca benimseyişini okuyoruz. Öyle ki Bekir bu karakterin içine öyle bir girmiş ki adeta kendini gerçek bir polis görmeye hatta ve hatta daha ileri gitme cesaretini göstererek halkın arasına polis üniformasıyla çıkarak, polis olmanın sefasını sürmesini okuyoruz. Ancak Bekir'in bu hülyalı günleri pek uzun sürmeyecektir.



Kitabın son hikayesi ise Sıkıntılı Günler isimli hikayedir. Bu hikayenin ana karakteri olan Mehmet Özverir, geçimini firma temsilciliği yaparak sağlamaktadır. Kitaptaki diğer hikayelerden farklı olarak bu hikayede aile ilişkilerinin ön planda olduğunu görmekle birlikte, iş ortamındaki ilişkileri de görmek mümkün.

"Düşmanlık dolu bir dünyaydı bu.Niye bu kadar anlayışsızdı insanlar birbirlerine karşı? Niye sırtlan gibi dişlerini gösteriyorlardı?"

Arafat'ta Bir Çocuk her ne kadar Zülfü Livaneli'nin edebiyat alanındaki ilk eseri olsa da, bu hikayeler in Livaneli'nin kaleminin ne denli başarılı olduğunun en somut örnekleri olduğunu düşünüyorum. Okurken "ilk eser olmanın verdiği acemilik" tadını hiç almadığım bu güzel eseri mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Bu eser de zaten başarılı olan bir kalemin, daha sonra başarısına neler kattığına daha yakından tanık olacaksınız.

şule uzundere 
28 Ara 2015, Kitabı okudu, 28 günde, 8/10 puan

Zülfü Livaneli en sevdiğim yazarlardan biri. Romanlarını ve deneme türündeki Edebiyat Mutluluktur kitabını severek okudum. Bu kitap yazarın öykü türündeki tek kitabı. Ben öykü türünü pek sevmem ama yazan Livaneli olunca kitabı severek okudum ama yine de romanlarını okumayı tercih ederim. Kitapta gurbetteki Türklerin yaşadıkları olaylar anlatılmış. Bazıları siyasi kaçakken bazıları da gurbete çalışmaya gitmiş işçiler. Özellikle “Görüş” adlı öyküden çok etkilendim. Bu arada Livaneli’nin “öykü” kelimesinden hoşlanmadığını kitabın sonundaki röportajından öğrendim. Bu konuda şunları söylemiş:“Ben aslında ‘öykü’ yerine ‘hikâye’ demeyi yeğliyorum çünkü ‘öykü’, ‘öykünmek’ kokuyor, yeteri kadar sıcak ve yerli değil. Hikâye ise ‘Dinle neyden kim hikâyet etmede’ dizesinde görüldüğü gibi şiirsel ve köklü, bize ait.”

Dila. 
01 Şub 16:12, Kitabı okudu, 1 günde, Puan vermedi

Hikayeler çok sürükleyici değil, çok fazla detay var ve birçoğu gereksiz. Bu yüzden Hikayede kopukluklar oluşuyor. Kitabın ilk öyküsü olan Arafat'ta Bir Çocuk, konu olarak diğerlerinden çok farklıydı. diğerlerinde bir bağlantı-bir bütünlük varken Arafat'ta Bir Çocuk, anlam olarak çok ayrı düşmüştü.

Firuze çicek 
13 Kas 16:25, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Diğer kitapları ile kıyaslayınca yetersiz kaldığını düşünüyorum. Yedi hikayeden oluşuyor. Birbiriyle bağlantısı olmamada konu olarak yakınlar. Vasat geldi bana.

İlknur Tunçbilek 
06 Şub 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Beğenerek okudum.Akıcı , duru anlatımı ile büyüleyici.

Sanırım ben de Livaneli'nin romancılığı daha iyi diyenlerdenim; kötü diyemem ama çokça beğendiğimi de söyleyemem. Anlaşılır bir dille yazılmış kısa bir kitap olması nedeniyle çabucak bitiyor, işlenen konu haklı bir hüzünle kaleme alınmış. Fakat ben sıkıldım, tam olarak verilememiş hislerle dolu gibi geldi bana. Bununla birlikte, kitaba adını veren öyküyü (Livaneli "öykünmek"ten geldiği için yeterli bulmayarak hikaye denmesini tercih ediyor.) gerçekten beğendim, sanki sadece o olsaydı daha anlamlı gelecekti.

Öneri konusunda yorum yapmamayı tercih ediyorum çünkü farklı okuma zevkine göre bu kitap hakkındaki fikirlerin değişebileceğini düşünüyorum.

Kitaptan 12 Alıntı

Çiğdem Aksoy 
11 Ağu 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Hayattan ve kalbimden bütün izlenimleri süzüp bir damla gibi dökmeliyim, anlıyor musun? Kitleleri aydınlatacak, harekete geçirecek kavga şiiri... Gerçek şiir! Yazamıyorum. Bugün, bu yaşadığımız gün fazla etki yapıyor. Bugünü fazla yaşadın mı yazamazsın. Olaylara ve kendime uzaktan bakabilmeliyim. Hatta sana da, sana da... Bir kavganın, bir mücadelenin, çiçek açan hayatın dilidir şiir. Kavganın içinde bir nabız gibi atar ve yüceltir onu.

Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55)Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55)
Firuze çicek 
13 Kas 13:45, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Damla
"Hayattan ve kalbimden bütün izlenimleri süzüp bir damla gibi dökmeliyim, anlıyormusun?

Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55)Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55)
Firuze çicek 
 12 Kas 18:34, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Kitap
Ne yapayım yahu? Ben istermiyim kitaplarımı yakmayı? Şair adam kitap yakar mı? Ne yapayım?

Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 54)Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 54)
silaes 
01 Haz 02:55, Kitabı okudu, 7/10 puan

Bir kavganın, bir mücadelenin, çiçek açan hayatın dilidir şiir.

Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55 - Doğan Kitap)Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 55 - Doğan Kitap)
silaes 
01 Haz 02:58, Kitabı okudu, 7/10 puan

''Neymiş bu sağcı, solcu? Hepimiz kardeşiz'' diyordu.

Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 64 - Doğan Kitap)Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 64 - Doğan Kitap)
silaes 
01 Haz 03:00, Kitabı okudu, 7/10 puan

Parkın içinden geçerken akşamları Anadolu kentlerine çöken hüznü, insanları birbirine sokulmaya iten gizemli havayı duydu.

Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 94 - Doğan Kitap)Arafat'ta Bir Çocuk, Zülfü Livaneli (Sayfa 94 - Doğan Kitap)
2 /