9,1/10  (22 Oy) · 
156 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.163 gösterim
Bu acaip asırda ehl-i îman, Risale-i Nur'a; ve ehl-i fen ve mektep muallimleri "Asâ-yı Mûsa"ya şiddetle muhtaç oldukları gibi; hâfızlar ve hocalar dahi "Zülfikar"a şiddetle muhtaçtırlar. Evet, meselâ i'caz-ı Kur'âniye bahsindeki ekser âyetlerin medar-ı şüphe ve îtiraz olmuş aynı yerlerde, i'cazın lem'aları ve Kur'ân'ın güzel nükteleri isbat edilmiş. Bu risale, Denizli hapishânesinin bir meyvesi ve bir hâtırası ve iki Cuma gününün mahsulüdür.

Said Nursi
  • Baskı Tarihi:
    1996
  • Sayfa Sayısı:
    271
  • ISBN:
    9759900076
  • Yayınevi:
    Envar Neşriyat
  • Kitabın Türü:
KörKalem 
28 Ağu 15:46, Kitabı okudu, 8/10 puan

Etrafımızdaki varlıkları dini bir bakış açısıyla inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliş ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki ilişkileri ele alan okuması zor fakat faydası çok olan bir kitap. Keşke bu pis işlerine senin temiz adını karıştırmasalardı Nursi..

hipokrat 
11 Kas 2015, Kitabı okudu, 27 günde, Beğendi, 9/10 puan

Dini bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliş ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki ilişkiler de ele alınıyor

özlem dnzhn 
19 Oca 2015, Kitabı yarım bıraktı, Beğendi, 8/10 puan

Okuması çok zor bide anlamak var.Geniş zamanda çok güzel bir kitap

Kitaptan 10 Alıntı

Gençlik hiç şübhe yok ki gidecek. Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat'iyyetinde, gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecek. Eğer o fâni ve geçici gençliğini iffetle hayrata -istikamet dairesinde- sarfetse, onunla ebedî, bâki bir gençliği kazanacağını bütün semavî fermanlar müjde veriyorlar.

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 22)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 22)

Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 26)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 26)
Corpus 
26 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Evet, bütün hakikî saadet ve halis sürur ve şirin nimet ve safî lezzet, elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır; onlar, onsuz olamaz. Cenab-ı Hakkı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envara, esrara ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır. Onu hakikî tanımayan, sevmeyen, nihayetsiz şekâvete, âlâma ve evhama manen ve maddeten müptelâ olur.

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said NursîAsa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî

ölüm o kadar kat'î ve zahirdir ki; bugünün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek.

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 13 - Envar)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 13 - Envar)

Nasılki bu yaz ve güzün âhiri kıştır. Öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır.

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 16 - Envar)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 16 - Envar)

Hem nasılki bir harika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler. Yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu'cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir.

Aynen öyle de, bu âlem şehrinde, dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları, bir kısmı—kozmoğrafyanın dediğine bakılsa—küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa sür'atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor. Okuduğunuz kozmoğrafyanın dediğine göre, küre-i arzdan bir milyon defadan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafirhane-i Rahmâniyede bir lâmba ve soba olan güneşimizin yanmasının devamı için, her gün küre-i arzın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin arz kadar odun yığınları lâzımdır ki sönmesin. Ve onu ve onun gibi ulvî yıldızları gazyağsız, odunsuz, kömürsüz yandıran ve söndürmeyen ve beraber ve çabuk gezdiren ve birbirine çarptırmayan bir nihayetsiz kudreti ve saltanatı, ışık parmaklarıyla gösteren bu kâinat şehr-i muhteşemindeki dünya sarayının elektrik lâmbaları ve idareleri ne derece o misâlden daha büyük, daha mükemmeldir; o derecede, sizin okuduğunuz veya okuyacağınız, fenn-i elektrik mikyasıyla, bu meşher-i âzam-ı kâinatın Sultanını, Münevvirini, Müdebbirini, Sâniini, o nuranî yıldızları şahit göstererek tanıttırır, tesbihatla, takdisatla sevdirir, perestiş ettirir.

RNK-Asâ-yı Mûsâ/37

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said NursîAsa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî

Ey israflı, iktisatsız; ey zulümlü, adaletsiz; ey kirli, nezafetsiz bedbaht insan! Bütün kâinatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisat ve nezafet ve adaleti yapmadığından umum mevcudata muhalefetinle, manen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun. Neye dayanıyorsun ki umum mevcudatı zulmünle, mizansızlığınla, israfınla, nezafetsizliğinle kızdırıyorsun?

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 186)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 186)
BİLAL ÖZTÜRK 
07 Haz 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

" 1- Sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halk etmiştir.
2- Pirenin midesini tanzim eden Manzume-i Şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
3- Bir zerreyi icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın her bir harfinin, bahusus zîhayat herbir harfinin, her bir cümlesine müteveccih birer yüzü ve nâzır birer gözü vardır.
4- Tabiat; misalî bir matbaadır, tâbi' değil. Nakıştır, nakkaş değil. Mistardır, masdar değil. Nizamdır, nâzım değil. Kanundur, kudret değil. Şeriat-ı iradiyedir, hakikat-ı hariciye değil.
5- Sabit, daim, fıtrî kanunlar gibi; ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş ve kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir. Ve bir seyyale-i latifeyi o cevhere sadef etmiştir. Ve hâkeza binlerce vecizeler var..

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said NursîAsa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî