Aşk-ı Yeksan

0,0/10  (0 Oy) · 
0 okunma  · 
0 beğeni  · 
285 gösterim
Yeni yetmeyken, sadece büyüklerin oynadıkları oyundu Aşk. Yaşadığının ne olduğunu bilseydi eğer; “Âşık oldum” diye haykıracaktı evrene. Acılarla dolu heybeydi sırtındaki, durup dinlenmeden taşıdığı. Bir de hayalleri vardı Doğan’ın mutluluk adına biriktirdiği ve otuzlu yaşlara kadar yaşanamamış. Yıllar önce avuçlarının arasından kum gibi akıp giden aşkına, ne pahasına olursa olsun kavuşmak için, doğaüstü deneylere adadı bedenini. Spiritüalizm,okültizm, durugörü, astral seyahat derken...

Aşk ile Yeksan olmalıydı; Mecnun misali çöllere düşmeden, Ferhat gibi dağları delmeden. Kavuşma özlemiyle yanıp tutuşan ruhunu hiçliğe adamalıydı ki, varlıkta vücut bulsun. Zihninin ücrasında kaybolurken “Deliriyorum” derdi kendi kendine. Ne yapsaydı da bugünü yok sayıp, zaman kavramının ya altından ya da üstünden kırlangıç misali teğet geçip, geçmişe uzansaydı.

Öğrendikçe çoğalan, çoğaldıkça öğrenme azmiyle coşturan bir ilmin peşinden koşmaya başladı. Koştukça cisminden uzaklaştı; akışkandı artık ruhu, bedensiz ve densizdi duyguları. Topyekûn alacaklıydı hayattan ve aşktan.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9786054478194
  • Yayınevi:
    Kanes Yayınları
  • Kitabın Türü: