Aşka Veda

7,5/10  (50 Oy) · 
255 okunma  · 
44 beğeni  · 
2.309 gösterim
"Nostaljik bir mazi güzellemesi yapmak istemem," diyor Can Dündar, zindana dönüşen, koyu bir karanlık olan 70'lerdeki ilişkileri anlattığı yazısında: "Ama aşkın ha babam ertelendiği o kanlı karanlıkta bile, en dayanışmacı ve masum yanları saklıydı insanoğlunun..."

"Şimdi bakıyorum da, umursamaz kalabalıklarda metruk bir yalnızlık yaşıyor neslim..."

Aşka Veda, Can Dündar'ın aşka dair yazılarını bir araya getiriyor. Körkütük, sırılsıklam aşkları, özlemi, yalnızlığı, ayrılığı ve terk edilme acısını; "kâh içten içe kabaran kâh gürül gürül çağlayan o deli nehri," anlatıyor.

Siyasetten ve popüler kültürden kadın ve erkeklerin zaman içinde değişen yüzlerine bakıyor. "Söylenmemiş o iki sözcük yüzünden heba olup gitmiş" nesiller ile nihayet kavuşan ama mutsuz mu mutsuz olan günümüz gençliğini karşılaştırıp şiirini kaybeden zamane ilişkileri sorguluyor. Şehvet sevdadan soyunduğunda, Eros okunu kırdığında, piyasa duruma el koyduğunda aşkın nasıl can çekişmeye, körelip çirkinleşmeye başladığını sergiliyor.

Hazsız evliliklerden evliliksiz hazlara, sekssiz aşktan aşksız sekse; ateşten gömleği gönüllü giyenlerden, aşkını kariyerine feda edenlere geçişin izini sürüyor.

Aslında bir türlü veda edemediğimiz, her daim ihtimal dahilinde olan aşkı anlatıyor Can Dündar, Aşka Veda'da.

Ve olası bir sevda kuraklığı tehlikesine karşı, okurları uyarıyor...
(Tanıtım Bülteninden)
mustafa tamer akder 
19 Ağu 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Can Dündar ile birkaç köşe yazısından başka pek tanışmışlığım yoktu. Atatürk ile ilgili belgeseli belli bir kesim insandan Atatürk'ü ayyaş gibi gösterdiğini söyledikleri için ve cemaatin akın akın çocukları filme götürdüğünü bildiğimden dolayı açıkçası kendisini defterden silmiştim. Sonradan korkusuzca yaptığı birkaç haberden ve can yayınlarında yüksek indirimden dolayı(5 tl'ye aldım. :D) ambargoyu kaldırdım. İyi ki kaldırmışım diyorum. Çünkü toplumsal olarak geçiş evresinde çoğu konuda olduğu gibi aşk konusunda da sınıfta kaldığımızı nedenleriyle birlikte çok güzel açıklamış. Kadının özgürlüğe kavuşma mücadelesi ile erkeğin eski düzen sürdürme çabasındaki savaşı pek çok örnekleriyle açıklamış. Cinselliğin sıradanlaşması ile fantezilerin nerelere doğru gittiğini çarpıcı bir şekilde göstermiş(Yazar bu kısmı başka türlü değerlendiriyor. Onun tespitleri bence eksik olduğunu düşündüğüm için kendi düşüncemi yazdım. Bununla ilgili alıntı mevcuttur ama biraz mide bulandırır. Altında ise yazının tamamının olduğu link mevcuttur.) Erkeğinde bu konularda odun olarak kalmayanların da gene kadınlar tarafından hakir görmesi kitaptaki en ilgimi çeken paradokstu. Kitabı ders aralarında kafamı dağıtmak için parça parça okuduğumdan şimdilik bu kadarla kalacak yorum. :D

Bu kitaba bayildim cok muthis ve insan okuyunca huzurla doluyor ve elinden dusuremiyorsun hep o kitabi okumak istiyorsun. Zamaniniz olursa kitabi mutlaka ama mutlaka okumalisiniz

DersaadeT 
03 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Eskilerden günümüze ; günümüzden geleceğe aşka dair her şeye dokunacak sizi ordan oraya götürüp getirecek yazar kitapta.
Sürekli haklı olduğunu söyletip 'Çok doğru söylemiş ya...' dedirtecek sayfaları çevirdikçe.
Duygularımızı nasıl kaybettiğimizi nasıl da yozlaştırdığımızı hissettirecek içten içe...

e-zeki 
17 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Can Dündar'ın belki de yazdığı en güzel kitap olmaya aday. Aşkın eski anlamının bugün nasıl sekse ve cinsel açlığa indirgenerek nasıl aşağılandığını, bu bağlamda insanların da duygusal olarak nasıl yozlaşmakta olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmış. Bu kitap zamane gençliğine bir serzeniş.

Derya Berber Tali 
21 Nis 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Aşk ancak bu kadar güzel anlatılır. Kitabın içinde küçük hikayeler geçmişten günümüze aşkın hallerini anlatmis Can Dündar. Okudukça evet ben de böyle düşündüm ama bu kadar güzel ifade edemedim dedim sürekli. Hele Bi bölümde geçmişte erkekler namus adına eşlerini çalıştırmazken şimdi karilarinin işten dönüşünü camdan bekler oldular cümlesine ne kadar yerinde bir tespit deyip hafızam kazidim

ayhan özköroğlu 
12 Nis 11:48, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, Puan vermedi

Can Dündar çok keyifli. Bir cumartesi sabahı raftan çektim, belki de okunacaklar arasında çok daha ilerilerdeyken bir kaç sayfa göz atayım dedim ama yerine bırakırken bitmişti. Gemisi geleceği ve günceli ile aşka temas aşka eleştiri ve aşkı tanımlama var.
Oldukça keyifli ironiler, tadında sitemler, okurun gözüne sokulmayan mesajlarla okunası bir kitap...

salih 
07 Mar 20:51, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

Can Dündar’ın aşk-aşksızlık ekseni doğrultusunda Türk toplumunun duygusal analizini yaptığı bir kitap olmuş.Her satır o kadar değerli kibir hiç bir satırın altını çizip onu öne çıkarmak içimden gelmedi. Can Dündar anlatmak istediklerini sade ama etkileyici bir dille yansıtmış okuyucularına bu kitapta. Seneler içinde “aşk” ve “sevgi” kavramlarının Türk toplumu içinde hem anlam olarak hem de günlük yaşam davranışlarında nasıl bir değişimden geçtiğini anlatıyor.

selma gülen 
11 Ağu 21:50, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 7/10 puan

Can Dündar'ın, köşe yazılarından seçilmiş, Aşk ve kadın - erkek işkileri üzerine derlemeler...Rahat okunan, bazısı kendinizi sorgulatırken, bazısı da içinde bulunduğumuz toplumu sorgulatan yazılar. İçinde yaşadığımız topluma gazeteci gözüyle bakabilmek için okunması gerekir. Keyifli okumalar..

güney pehlevan 
16 Oca 04:05, Kitabı okudu, 29 günde, Beğendi, 9/10 puan

"Nostaljik bir mazi güzellemesi yapmak istemem," diyor Can Dündar, zindana dönüşen, koyu bir karanlık olan 70'lerdeki ilişkileri anlattığı yazısında: "Ama aşkın ha babam ertelendiği o kanlı karanlıkta bile, en dayanışmacı ve masum yanları saklıydı insanoğlunun..."

Kitaptan 16 Alıntı

Aşk devrimcidir.
Otorite, düzen, nizam tanımaz.
Coşkuyla çarpan iki kalbin yarattığı etkiye hiçbir direnç dayanmaz.
Sınırlar harp içindir; aşk sınırdan anlamaz...
Yaş, sosyal statü, renk, ırk, din, cins, dil, mezhep, milliyet farkı, tutkuya mani olamaz.

Ten derde ilaç olur: ölüm, ayrılığa yeğ tutulur.
Seven iki yürek, ayrılmaya zorlandıkça birleşir.
Aşk, yalnızca içeriden yıkılabilen bir kaledir. Sadece aşıkların birbirini yemesiyle yok olur.
Onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain…
Dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse…
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez, özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa…
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü…
Hem kimseler duymasın hem cümle alem bilsin istiyorsanız…
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa…
(Kesinlikle aşıksınız demektir. Ve işte Gerçek aşk budur.)

Aşka Veda, Can Dündar (Can Yayınları)Aşka Veda, Can Dündar (Can Yayınları)

Mutsuzluk korkusu, bu kuşağın hastalıklarından biri..
Reklamlar, diziler, filmler, çevremizde öyle bir mutluluk bolunu şişirdi ki, uçup gidişini hayranlıkla izlediğimiz bu balon, bir türlü binemediğimiz, umutla beklediğimiz bir hasrete dönüştü.
İdealize ettikçe şişen talepler, çekingenliği büyüttü.
Mutluluk beklentisini abarttıkça mutsuz olduk.

Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 106)Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 106)

Gazeteler, yeni ayrıldığı altı yıllık eşinin genç bir sevgili bulduğunu yazdı. Yeni sevgililer, objektiflere yakalandı. Fotoğrafları çarşaf çarşaf yayımlandı.
"Çocuklu kadına yakıştı mı?" sorusu hemen eski eşe soruldu. Bir polemik çıkar, diye umuldu. Ama Cem Özer, erkeklik raconunda dönüm noktası sayılabilecek bir yanıt verdi. Dedi ki:"Geriye çekilip baktım; ortada benimle alakalı bir şey olmadığını gördüm. Eski eşimin hayatına karışıp yargılamam nasıl mümkün olur. Bana, aldığı her kararda onu desteklemek düşer. Toza bulanırım, yine de onu toza kondurmam. Kaldı ki onu gülerken görmek hoşuma gitti. Mutluysa bana ancak halt etmek düşer."
Şu cümleleri kuramadığı için kaç erkek melankolik, alkolik, katil, mahkum oldu kim bilir?.. Ve kaç kadın huzurundan, evinden, işinden, canından oldu.

Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 180)Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 180)

Belki bir bebekten bir katil yaratan "karanlık"ın da ilk nedeni "sevgisizlik"tir.
Hem tuzağımız hem ilacımız aşk...
Hem kurtarıcımız hem cellatımız...
En büyük sevincimiz en derin acımız...
Şu halimizin müsebbibi ve yegane çaresi...

Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 52)Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 52)

Aşk
Onu hatirladikca basin goğe ermiscesine ya da asansor bosluguna dusmuscesine urperiyorsa yureginiz..
Onunlayken pervanelesen yelkovanlar, onsuz mihlanip kaliyorsa yerine, bir akrep kadar hain..

Aşka Veda, Can DündarAşka Veda, Can Dündar

Karac' oğlan' ı ve şiirini inceleyen İlhan Başgöz, (Karac' oğlan Cumhuriyet, 1999) bunun gerekçesini Türkmen konar göçerlerin şehirdeki, kasabadaki cinsel tabulardan azade yaşam tarzında bulur.
Çadırdaki Türkmen kadını, dört duvar arasında erkekten ayrı yaşayan şehirli hemcinslerine göre çok daha rahattır. Bütün gün çadır dışında işinde gücündedir. O yüzden İslam mistisizmi kaynaklı bir "soyutlama"ya gelmez. Hayata olduğu gibi şiire de kanlı canlı, gerçek haliyle girer.
İşte o yüzden Karac' oğlan "Ay doğup da şafak atmada sandım / Meğer yarin düğmeleri çözülmüş" diyerek divan şiiriyle dalga geçer. "Ferc"in onun dünyasında daha somut ve dünyevi bir anlamı vardır.
Sevgili üzerinden Allah'a ilanıaşk etmez; tersine, "Öpülmemiş kızların kabul olmaz orucu," diyerek, aşka mani olan bir inanç sistemine posta koyar.

Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 25)Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 25)

kalp açılımı
"haftalardır “kürt açılımı”nı tartışıyoruz. yol haritaları çiziyoruz, paketler açıyoruz. siyasi, iktisadi, kültürel adımlardan söz ediyoruz. ama sorunun fazlaca tartışmadığımız bir boyutu daha var:
yürek boyutu...
“türkler ve kürtler asırlardır kardeştir” diye başlayan cümlelerin, “kardeşi kardeşe düşman edenlere” lanet etmelerin örtmeye yetmediği bir dip akıntıdan söz ediyorum.
sevda kapılarının açık olup olmamasından..
yani bir “kalp açılımı” ihtiyacından..

***
“orada sorun yok ki” diyenlere izmirli bir okurumun kederli mektubunu okumak isterim.
“can abi” diye başlıyor mektup:
“derin mi derin bir aşk acısı çekiyorum... yardım!”
acıyı çeken kız, izmir’den gelmiş ankara’ya..
urfa’dan gelen bir mardinliyle dil tarih’te kesişmiş yolları..
lakin sonra, kan kesmiş yollarını..

***
oysa kızın kanı, en baştan kaynamış ona... önyargı, sevdasını dile getirirken bile dökülüyor satır aralarından.. diyor ki:
“güneydoğulu, ama birçok batılıya göre o kadar zarif, derin, dolu bir insan ki.. ona yan gözle bakan ‘reis’ abilerle karşılaştırılmaz bile.. kendimi ondan uzaklaştırmak için uğraştım, olmadı.”
daha açılamadan, tatil dönüşü mardinli’nin okuldaki kaydını dondurduğunu öğrenmiş izmirli..
“ingilizce kursuna gideceği”ni bildirmiş okula; ama ayrılık kararı, intihar etmiş bir yakını yüzündenmiş.
izmirli kız mahvolmuş üzüntüden..
sonra bir gün, “kafası iyiyken”, kilometreler ötesine elini uzatmış, yazıp göndermiş duygularını sevdiğine..
bu zor günlerde oralarda kendini yalnız hissetmesin, okulda onu bir arayan, bekleyen, özleyen olduğunu bilsin diye..

***
yıllar önce türklere hitaben bir yazı yazmıştım:
“her batı dilinde ‘seni seviyorum’ demeyi bilirsiniz de asırlardır birlikte yaşadığınız kürtlerin dilinde ilan-ı aşk edebilir misiniz? ‘ez gelek heşte dıkım’ın anlamını bilir misiniz” diye sormuştum.
“bir gün lazım olacağını hiç düşünmemiştim” diyor izmirli.. oradan kopya çekmiş. aşkını ilan etmiş.
karşılığında acı bir cevap gelmiş. sadece onun için değil, hepimiz için acı.. demiş ki mardinli:
“bizim buralar çöldür.
ve insanları doğasıyla özdeş.
gönülleri çatlaktır ve çatlakları derindir.
öyle derindir ki;
hiçbir deniz çatlamışlıklarına su olamaz.
aman! deniz onlarda boğulmasın.
yazık olmasın denize,
boşver.."

***
sarsılmış izmirli kız.. “çöl”ün çoraklığına hayıflanmış; “deniz”in kifayetsizliğine.. paylaşarak azaltmak istemiş derdini.. yakın arkadaşlarına açılmış. ummadığı kadar büyük tepki görmüş.
onlar da çorak topraklarla, bereketli suların bir arada olamayacağından dem vurmuşlar hep..
bir tanesi “o kürt, sen türksün... bir araya gelseniz de yürümez ki bu iş” demiş. diğeri “normal zamanda olurdu belki; ama şimdi terör var” diye itiraz etmiş.
“yüzüme bir tokat gibi çarptı kimliğim” diyor izmirli; “ailem de bilse, yaşıtlarımla aynı tepkiyi verirdi.”

***
mardinli’nin oralardan bir şairi, Ahmet Arif’i okumuş arkadaşlarına:
“dost düşman söz eder kendi kavlince /
kınanmak yiğit başına /
bu ne ayıp ne de yasak /
öylece bir gerçek, kendi halinde /
belki yaşamama sebep..”
ama mardinlinin kuşkusu da, arkadaşlarının tepkisiyle benzermiş. o da “ya sonrası” diyesiymiş.

***
bana yolladığı mektupta şöyle diyor İzmirli:
“onun oralarda
yaşadığı acılar, gençliğimize kıyan bu doğu-batı çatışması, benim aşk acımdan da derin..
“lanet okudum bu duruma.. türkün kürde aşkına ipotek koyanlara, ‘bir türk kızı kürt’e âşık olamaz’ diyenlere bin lanet!..
“bir gün köşenizi bize, bizim gibilere ayırsanız. ‘izmirli mardinliye âşık olamaz mı?’ diye sorsanız olmaz mı?”
bugün o gün işte..
onun güzelim satırlarını bu köşeden mardin’e yolluyorum:
“onu çok seviyorum, çok özlüyorum.
en azından sizin köşenizde ona kavuşabilmeyi, diğerlerinin de kavuşabilmesini diliyorum.
‘izmir’in kavakları’ndan ‘mardin kapı şen olur’a köprü kurabilmek, ‘buralarda da yar seven / ölmezse verem olur’ diyebilmek istiyorum.
sarhoşken bu türküyü söyleyip arkadaşları halay çekmeye zorladığımı bilsin, yüzü gülsün istiyorum.
bu insanlık ayıbının son bulmasını diliyorum.”
son söz
“kürt açılımı”ndan söz ediyorduk ya...
yürekleri açmak da yol haritasının bir parçası..
onlar açılmadan, ne kadar barajlar, köprüler açılsa da nafile zaten.."

Aşka Veda, Can DündarAşka Veda, Can Dündar

Dikkat! Bu yazı çocuklar ve bulantısı olanlar için sakıncalıdır!
Berlin'in göbeğinde seks filmleri ve aletleri satan bir mağazaya girdim ne yalan söylemeli, hayret ettim.
...
Daha önce sex shop gezmiş olanlar için tanıdık manzara...
Beni hayrete düşüren bu değil: Moda olan seks filmleri...
Girişte en öne konulan DVD'lerin konusu neydi biliyor musunuz?
Pislik yedirme!
Bu eskiden tezgah altında meraklısına sunulan bu tür fantezilerin -mevzuu bilenler cehaletimi bağışlasın- çoktandır böyle popüler hale geldiğini bilmiyordum.
DVD'lerin kapağında, ortalarına yatırdıkları kadının ağzına işeyen erkeklerin, hemcinsinin ağzına kusan kadınların, birbirlerininin vücuduna sıvadıkları ("havyar" diye adlandırılan) dışkıyı teninden yalayan grupların fotoğrafları vardı.

Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 157)Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 157)
Ferah 
19 Kas 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bugün, hepimizin bildiği bütün hayatlar ''paramparça'' iken piyasada bunca çeşitli aşk şarkısı olması, aşkın kendisinin var olmamasından mı acaba?
Belki de birileri Gorki'nin üniversitelisi gibi bizim adımıza, olmayan bir sevgiliye yazıyor bu satırları...
Ve biz stadyumlarda toplanıp o mısraları dinlerken, aşk varmış gibi yaparak ağlaşıyoruz....
.... yaralı kalbimizin sökükleri dikilirken bir yandan...

Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 125)Aşka Veda, Can Dündar (Sayfa 125)
DersaadeT 
03 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

''Mutluluğumuzu başkalarının mutsuzluğundan devşiren ve daha az acıyı talih sayan bir toplumuz.''

Aşka Veda, Can DündarAşka Veda, Can Dündar
2 /