Atahunalp Urumgalatlı'nın Amel Defteri

8,0/10  (1 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
439 gösterim
Bir gün kendiniz olmadığınızı, hafıza nakliyle bir başkasının geçmişini yaşadığınızı anladınız. Bitmedi... Bu nakledilen hafıza en büyük düşmanınızındı ve bir sırra ulaşmak istiyordunuz... Üstelik siz düşmanınıza dönüşeceğinizi asla tahmin edememiştiniz. Artık karşınızdaki düşman, nakilden önceki sizsiniz.
Aklınız karıştı değil mi?

Akıl oyunlarına başlamadan önce neler olmuştu bir bakalım:

Hepsi 1913 yılının Şubat ayında Nikola Tesla'nın bir konferans için İstanbul'a gelmesiyle başladı. Aynı gün onu davet eden Tıp Doktoru Atahunalp Urumgalatlı buz tutmuş Haliç'in üzerinde yürürken buz kırıldı ve soğuk sulara gömüldü...

2015 yılının aynı gününde bir adam ıssız bir sahilde gözünü açtı. Hafızası yoktu ve çıplaktı... Arkadaki kayalığın zirvesindeki deniz fenerine ulaştığında kimliğini ve ailesini öğrendi. Adı Atahunalp Urumgalatlı'ydı, ailesi yakın bir çiftlikte yaşıyordu.

Bu kadar ıssız bir yerde çiftlik olmasının garipliği bir yana yedi kişilik ailesinin genetik bir hastalık olan hafıza zayıflığıyla boğuştuğunu öğrendiğinde geçmişinin peşine düşmekten başka çaresi kalmadığını anladı.

Peki, geçmiş neredeydi? 1913 yılında kırılan buzlarda mı, yoksa 2015 yılında gözünü açtığı ıssız sahilde mi?

Önce kendinin kim olduğunu bulmalıydı!
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2013
  • Sayfa Sayısı:
    504
  • ISBN:
    9789759964221
  • Yayınevi:
    Profil Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Umut Çalışan 
 04 Ara 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

öncelikle son zamanlarda en iyi -türk yazarlar arasında hiç olmadığı kadar hem de- kurgulardan birine sahip. osmanlı saray tabiplerinden ve hiç yaşlanmama hastalığından muzdarip atahunalp urumgalatlı bir sahilde hafızasını yitirmiş bir şekilde kendine gelir. sahile bitişik yamaçlarda kurulu bir çiftliğe ulaşan atahunalp, burada kendisi gibi hafıza zayıflığı olan torunları, torunlarının torunları ile birlikte 140 küsur yıllık hafızasının peşinde olan bir örgütten sakladıklarını öğrenir. hem kaybolan hafızasını, hem de peşindekilerin kim olduğunu öğrenmek isterken kendini bir garip maceranın içide bulunur. dahası hafızasında bir şeyler canlandıkça kafası daha da çok karışacaktır.

kitapta, özellikle başlarda yaşına göre konuşmayan mehveş hanım'ın diyaloglarını biraz yadırgamakla beraber, yazarın tükçe dilbigisi kurallarına tamamen uygun ancak tvde, radyoda ya da benzer kitaplarda kullanılan genel geçer türkçe'den farklı kullanımları dikkat çekiyor. bazı sitelerde "yazarın kötü türkçe kullanımı" diye bahsedilse de ben alışılmadık diye yorumluyorum. "önemsiz" yerine "mühimsiz", "tanıdık" yerine "aşina", "bir çuval incirin pestil olması" bu kullanımlardan birkaçı iken kelime dağarcığıma kattığı "iştiyak" kitabın başka bir artısı. http://www.umutcalisan.com/...nn-amel-defteri.html