Atatürk Bir Milletin Yeniden Doğuşu

8,9/10  (18 Oy) · 
59 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.425 gösterim
"Bu kitap çağdaş Türkiye'yi yaratan ve tarihin akışını değiştiren büyük önder hakkındaki birçok bilgi eksiğini giderecek bir araştırma ürünüdür.
"İşte, şimdiye kadar yayınlanmış en kapsamlı 'Atatürk' incelemesi...'Atatürk büyüleyici ve gizemli bir kişilik olarak belleklerde kalıyor."
-The Times-
"Son zamanlarda yayınlanmış yaşam öykülerinden pek azı Lord Kinross'un 'Atatürk'ü kadar başarılıdır. Bu yapıt şan ve şerefin insan biçimine girmiş unutulmaz anıtıdır."
-Sunday Telegraph-
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 1994
  • Sayfa Sayısı:
    592
  • ISBN:
    9789754050356
  • Orijinal Adı:
    The Rebirth Of A Nation
  • Çeviri:
    Necdet Sander
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
mustafa tamer akder 
31 May 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Zihin yapısıyla , düşünce şekliyle cağından üstün ve cevresinden çok üstün yalnız bir adam. Ne Atatürk değince put gibi tapan , adını olur olmadık yerde kullanıp sadece şekil olarak yaşatmaya , adından bir koyunun etinden , sütünden ve derisinde yararlanır gibi belirli zümrelere kısıtlayıp ; kokoşların , kaypakların , kendi çıkarlarına göre hareket edenlerin , Atatürk'ü belirli kalıplar halinde öğrenen melek gibi gösterilmeye çalışılan bir adam ne de dedelerinin milleti kandıran sisteme çomak sokan , cahillikleriyle emperyalizm'e köle olmuş arap toplumundan biri olmamazı engellediği için kendine yediremeyen yobazların , uzun süre boyunca kadınların değersiz bir eşya gözüyle , cinsellik objesi olarak bakan cahillerin kadınları birey olarak erkeklerin seviyesine çıkaran buna bozulan ben merkezçillerin ve çocuğunun imam olsun hayaliyle yaşayan bir kadının Atatürk'e laf atmak için kendine savunamayacak bir kadının namusuna laf atabilecek kadar alçalan insanların şeytan gibi gösterilmeye çalışan insandı. Atatürk hayatında tecrübelerle şüpheler içerisinde yaşayan , kendi zekasına yakın insanların olmasından dolayı kendi hatalarını fark edemeyen , egosunu başarılarından ve zekasından dolayı çok yüksek , kadınlara bakışını doğu kültürünü etkisinden kurtaramamış , ülkesini canından çok seven (Son bölümlerle çok daha iyi anlayacaksınız bu sözümü.) , okuduğu 3997(üç bin dokuz yüz doksan yedi) kitapları kendi zihniyle şekillendirip sentezleyebilen ve en önemlisi yalnız bir insandı. Bu kitapta rasyonel bir şekilde yazıldığını ve 5 yıllık bir araştırmanın sonucunda çıktığını ön kısımdaki teşekkürlerden ve arka kısımdaki kaynakçadan çok rahat anlayabilirsiniz.

Eren BİÇER 
13 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Bir yabancının gözünden Atatürk ve Milli Mücadele dönemi oldukça anlaşılır, hikaye tadında, belgelere dayandırılarak tasvir edilmiş. Murat Bardakçı'ya göre ısmarlama bir esermiş. Ne olursa olsun Atatürk'ü tanımak isteyen bir insanın mutlaka okuması gerekn bir eser.

Atatürk hakkında okuduğum kitapların en iyilerinden biri. çok emek verilmiş, detaylı bir araştırma yapılmış. yaklaşık yirmi sayfalık not çıkardım kitaptan. okudukça Ulu Önder'e olan hayranlığım daha da arttı. tekrar tekrar okumak gerekiyor.

Kader Babayiğit 
02 Mar 16:56, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Mustafa Kemal Atatürk'ü doğru anlatan bütün kitapların hayranıyım. Buda onlardan bir tanesi. Tarihe ışık tutmuş bu eser, kesinlikle okunması gereken baş yapıtlardan.

İnvictus 
 17 Mar 13:55, Kitabı okudu, Puan vermedi

Yazarın bazı noktalarda katılmadığım görüşleri ve yorumları olsada, Atatürk'ün hayatına subjektif olarak değil de objektif olarak değerlendirerek , yabancı bir gözle bakabilmek açısından okuduğum bir kitap.

murat arıtürk 
15 Haz 09:15, Kitabı okudu, 77 günde, Beğendi, 10/10 puan

Her Türk vatandaşının bu kitabı mutlaka okuması gerektiğini, Atatürk'ün bize bir armağan olduğunu idrak etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Burak CAN 
08 Oca 01:18, Kitabı okuyor, Puan vermedi

Okumakta olduğum bir eser bittiğinde yorumumu tamamlayacağım.

Kitaptan 7 Alıntı

Sultanların kullandığı bir sözü o da benimsemişti: 'İçerken verilen ferman ayıkken uygulanmaz.'

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 538)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 538)

Dine inandığını yine de söylüyordu, fakat akıl süzgecinden geçen bir inançla. Müslümanlık onun gözünde mantık, muhakeme, bilim ve bilgiyle uyumluluk içinde 'doğal bir din'di. 'Milletin kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançer' olan yobazlığa bütün gücüyle karşıydı. Çağdaş bir görünüşün Müslümanlığa aykırı olduğunu ileri sürenleri azarlıyordu. Camilerde cuma günü verilen vaazların bilim kurallarına uygun olması gerekliydi; vaizler uygarlık dünyasının siyasi ve sosyal koşullarını yakından izlemek zorundaydılar. Bundan sonra vaazlar, halkın anlayabilmesi için, eski bir ölü dille değil, Türkçe olarak verilecekti.

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 451)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 451)

O geceyi tümen karargâhında , her şeyi kendisi denetleyerek geçirdi. Bu , uykusuz kaldığı dördüncü gece oluyordu ; sıtmadan son derece rahatsızdı ; ateşi yüksekti. Ama dinlenmesine olanak yoktu. Bir yandan saldırı düzenlerken , bir yandan da Anafartalar cephesini yönetmek zorundaydı. Bu cepheden gelen haberler ya eksik ya da yanlış oluyordu. Ayrıca , buradaki kuvvetlerin içindeki karışıklığı bir düzene sokmaya çalışıyor , fakat ya kayıp birliklerini ya da komutanlarını arayan subaylar çadırına girip çıkarak kendisini boyuna tedirgin ediyorlardı.

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 120)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 120)

Lloyd George böylece istifa etmek zorunda kaldı. Başbakanlıktan ayrılırken sekreterine, 'Bir daha buraya ayak basmayacağım' dedi, 'ancak Bonar Law'la Lord Curzon'dan, Gal bölgesi okulları için bağış istemeye gelirsem, o başka.'Bonar Law Başbakan oldu. Asi diye küçümsenen bir Türk, üç yıllık bir kavga sonunda, İngiltere hükümetini ve ünlü Başbakanı devirmeyi başarmıştı. Romantik adam, gerçekçi adamın önünde silinip gitmişti; Makedonyalı bir Kelt'in sırtını yere getirmişti.

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 400)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 400)

"Toplantıya kadın öğretmenleri de çağırmışsınız.Peki, onları ne diye erkeklerden ayrı oturttunuz? Kendinize mi güveniniz yok, yoksa bu hanımların namusundan mı şüphe ediyorsunuz? Bir daha kadınların ayrı tutulduğunu duymayayım."MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Atatürk, Lord KinrossAtatürk, Lord Kinross

Mustafa Kemal'in sinirlerini yatıştırmak için başvurduğu bir başka yol da içkiydi. Gençliğinde, kendine güven vermek, başkalarının karşısında sıkılmadan davranabilmek için içmişti. Zihni genişledikçe, onu frenlemek için içmeye devam etti. Kafasındaki düşünceler gece rahatını kaçırıyor, gündüz üzerindeki dinamo gibi etki yapıyordu. Akşamları, o da güneş battıktan sonra, sinirlerindeki gerginliği yatıştırmak için içerdi. Mustafa Kemal irade zayıflığıyla değil, isteyerek içiyordu. Alkol hoşuna gider ve ona iyi gelirdi. İçtiğini kimseden gizlemez, ikiyüzlü davranmaktansa, herkesin bilmesini daha doğru bulurdu.
Yabancı gazetelerde, içkiye düşkünlüğü üzerinde yazılar çıktığı vakit kızacak yerde memnun olur, 'Bunlar yazılmayacak olsa, halk beni anlamaz' derdi. Bir akşam, İzmit Valisi, yemek yedikleri lokantanın perdelerini kapattırmak istemişti. Mustafa Kemal: 'Sakın ha,' dedi. 'Perdeyi kapatırsanız herkes bizim kadın oynattığımızı zanneder, şimdi hiç olmazsa sadece içtiğimizi görüyorlar.'
Bir Fransız gazeteci, Türkiye'nin bir sarhoş, bir sağır ve üç yüz sağır-dilsiz tarafından yönetildiğini yazmıştı. Mustafa Kemal, 'Yanlış' diye cevap verdi, 'Türkiye'yi yalnız bir tek sarhoş idare eder.'

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 308)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 308)

Ankara bundan sonra artık her şeyin düzeldiğini anlamış oldu, İzmir'in kurtuluşunu bildiren haberlerin doğruluğu öğrenildikten sonra, Meclis kürsüsünü örten siyah örtü kaldırıldı. (Bu örtünün bir yas simgesi olarak, uğruna örtülmüş olduğu Bursa da, İzmir'in ertesi günü düşmandan kurtarılmıştı.) Ancak Mustafa Kemal'in düşmanları hâlâ ayaktaydılar, bunlardan biri: 'Nedir bu gürültü, patırtı? İtilaf Devletleri İzmir'i bize nasıl olsa vereceklerdi.' diye homurdanıyordu.

Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 374)Atatürk, Lord Kinross (Sayfa 374)