Ateşi Çalmak Cilt: 1

9,4/10  (5 Oy) · 
15 okunma  · 
6 beğeni  · 
611 gösterim
Ateşi Çalmak, Karl Marx ve döneminin belgesel romanıdır.
Tamamı dört cilt halinde yayına hazırlanan bu büyük eser, biyografik bir romanın alışılmış sınırlarını aşan bir konu ve ayrıntı zenginliğine sahiptir.
...
Eserin ilk cildinde, Karl Marx'ın çocukluk ve gençlik yılları anlatılmaktadır.Ve aynı dönemin , büyük mücadeleleri: "Çalışarak yaşamak, ya da savaşarak ölmek" sloganıyla barikatlar kuran işçilerin ve zanaatçıların, proleteryanın bağımsız bir sınıf olarak ortaya çıkışını temsil eden, 1831 Lyon Ayaklanması...
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 1996
  • Sayfa Sayısı:
    640
  • ISBN:
    9789757837312
  • Çeviri:
    Nurşen Özkan
  • Yayınevi:
    Evrensel Basım Yayın
  • Kitabın Türü:
Sadocan 
10 Ara 2016 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir kitabı elimize ilk aldığımızda nasıl bir emeğin ürünü olarak ortaya çıktığını pek de düşünmeyiz. Ne kadar çok işçinin ellerinin hüneri ve gözlerinin nuruyla gelip konuk oluvermiştir dünyamıza, merak etmeyiz çok kez. Buram buram kâğıt kokusunu içimize çektiğimizde dünyamıza neler sunacak, neler katacak bilmeyiz henüz. Kitapların hepsi benzer bir emeğin ürünüdür aslında. Ama ilk sayfaları çevirip de yolculuk başladığında anlarız ki kitapların her biri çok farklıdır. Bazısı zehir saçar. Zehirli bir yılan gibi tıslayarak bilincimizi ele geçirmeye çalışır. Kör tanrıların emrinde yazılmıştır her bir satırı. Bazısı öğretir. Bazı kitaplar hayallere dalmamızı ister ya da yalana gerçek dememizi. Ama bazı kitaplar vardır ki, bilincimizi bir dağ doruğundan diğerine çıkarır. Onları okudukça kendimizi yerçekimsiz bir yaşamdan kurtulmuş, ayaklarımız yere basmış gibi hissederiz. Kendimize bir yer buluruz. İnsan toplumunun tarihinde bir yer. Dünyada bir yer. Boşlukta salınıp durmaktan kurtarır, örgütler bizi böyle kitaplar. Yön duygusunu kaybetmiş sandığımız insanlığın nereden gelip nereye gittiğini gösterirler, bize emek verirler.

Galina Serebryakova’nın kaleme aldığı “Ateşi Çalmak” işte böyle bir kitaptır. Çünkü aslında kitabın anlattığı konu, işçi sınıfının Prometheus’u olan Karl Marx’ın hayatı ve mücadelesidir. Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlığa vermiştir. İnsanlık için ateş aydınlık demektir. Karanlıkta önünü görmek ve tüm zorluklara göğüs gerebilmek demektir. Çözümdür ateş. Marx da, tıpkı Prometheus gibi, kurtuluş ateşini işçi sınıfının eline vermiştir. Marx işçi sınıfı için ışık demektir. İşçi sınıfının kurtuluşu Marx’ın öğretisindedir. Marksizmin ışığında yürümektedir.

Anlatılan Marx olunca, Marx’ın hayatı olunca, kitap artık bir biyografi değildir. Belgesel değildir. Tarih kitabı değildir. Anlatılan Marx’ın hayatı olunca o kitap artık bir nehirdir. Yaşamın ve doğanın tüm labirentlerinden geçtiğimiz bir akıntıya katılırız önce. Karmaşık olan sadeleşir. İmkânsız olan yakınlaşır. Bilinmez olan anlaşılır. Tarihe karıştığını düşündüklerimiz yanımıza gelip hayatımızın gerçeği olur. Marksizm daha da kuvvetli bir biçimde ete kemiğe bürünür.

Galina Serebryakova 1905 yılında Rusya’da doğmuştur. Henüz çocukken, ailesiyle beraber gericiliği ve devrimi yaşar. 1917 Ekim Devrimini yaşatmak için ön saflarda çarpışmaya başladığında daha sadece 12 yaşındadır. Marx gibi bir devrimciyi bu kadar içtenlikle ancak bir devrimci anlatabilir. Belki de bu nedenle Ateşi Çalmak, devrimcilerin yüreğine doğru bu denli güçlü akar. Kitabın beş cildi de sonsuz kollarıyla birleşen ve yüreğinize doğru akan bir nehrin ışıldayan suları gibidir.

Kitap ilerledikçe değişik insanlarla tanışmaya başlarız. Kimisi Marx’ın amansız bir mücadeleyle ezdiği karşıtlarıdır. Kimisi mücadeledeki sadık yoldaşıdır. Hiçbirine karşı bir yabancılık duymamız mümkün olmaz. Marx’la kol kola girerek düşmanlara karşı mücadele etmek ya da dostlarıyla yoldaşlaşmak kaçınılmazdır. Dühring, Lassalle ya da Bonaparte ile amansız bir savaşın içinde buluruz kendimizi. Paris Komünarları ile aynı duvar diplerinde kurşuna dizilirken “Yaşasın Komün” diye haykırmak onurunu paylaşırız. Ama nasıl olduğunu anlamadan bir bakarız ki biz geçmişe gittiğimiz gibi, Marx da bugüne gelmiş ve yanı başımızda, bizimle omuz omuza savaşıyor. İşçi sınıfının düşmanlarına bizimle beraber saldırıyor, bizimle beraber onları yere seriyor. Bu nasıl oluyor anlamak mümkün olamadan biz geçmişe gidiyoruz, Marx bugüne geliyor. Bu muazzam duyguyu başka bir kitapla yaşamak nasıl mümkün olabilir ki?

Üstelik zamanın bu muhteşem eşleşmesinin hiçbir mistik yanı yok. İnsanlığın ortak hafızası, işçi sınıfının mücadelesinin büyüklüğü, işçi sınıfının gerçek önderlerinin gücü aramızdaki zaman ve mekân farkını büyük ölçüde anlamsız kılıveriyor. Sayfaları çevirdikçe şöyle düşünüyoruz: “Ben Marx’ı tanıdığım ve onun öğrencisi olduğum için mutluyum. Eğer bu böyle olmasaydı düşman cephesine silahsız, zırhsız ve yalnız çıkmış bir asker gibi olmaktan kurtulamazdım.”

Nehirdeki yolculuk devam ederken tarihin sırları açığa çıkmaya devam eder. İşçi sınıfının ilk isyanları, Avrupa’yı boydan boya bir devrim kıtası haline getiren 1848 devrimleri, Birinci Enternasyonal’in kurulması, Kapital’in yazılışı, Paris Komünü şahit olduğumuz olaylardır. Yazar bunları anlatırken, bir resme bakar gibi edilgen kalmamıza engel olur. Anlamaya zorlar bizi. Hissetmeye. Savaşmaya. Yenilmeye ve zaferle çıkmaya zorlar. Marx’la yoldaşlaşmaya zorlar. Ama bu zorunluluklara öylesine gönüllü boyun eğeriz ki, daha fazlası için tarihi zorlamak isteğine engel olamayız.

Marx’ın eşi ve birer yetişkin olacak kadar yaşama şansına sahip olan üç kızı da onun yoldaşlarıydılar. Kitapta onların mücadeleleri de anlatılıyor. Tüm dünya işçilerinin öğretmeni olan Marx, aynı zamanda Marx ailesinin de öğretmeni ve önderidir. O ne Almandır, ne Fransız, ne de İngilizdir. Onun vatanı tıpkı her işçi gibi bütün dünyadır. Burjuvaların onu kovduğu toprakların işçileri ona kucak açmıştır. Onun yolunda yürümüştür. Onun çocuklarının mücadelesi aynı zamanda çocukların tüm dünyadaki kuşağının, yaşıtlarının büyüyen mücadelesidir. O artık “Marx Baba”dır.

Engels… Dost, insan, general, savaşçı, komünist, yoldaş. Her zerresiyle bilinç ve adanmışlık. Yeryüzünün gördüğü en sade, en fedakâr kahraman. Kendi deyimiyle “İkinci Keman”… Marx gibi bir yoldaşa sahip olmak ve onun en iyi yoldaşı olmak onurunu taşımış bir insan kolay anlatılamaz. Ancak böyle bir insan, Marx’ı herkesten daha iyi anlatabilir. Marx’ın ölümünün ardından bir yoldaşına gönderdiği mektupta şöyle der Engels: “partimizin en güçlü beyni artık düşünmez oldu, bugüne kadar tanıdığım en güçlü yürek artık çarpmıyor…”

O en güçlü beyin ve en güçlü yüreğin yokluğunu telafi etmenin tek yolu vardır Engels için: Onun yapıtına gömülmek. Onun yarım kalmış eserini tamamlamak. Bir ömür boyunca süren dostluk ve yoldaşlık, ölümün soğukluğuna yenik düşmedi. Halkalar halkalara eklendi. O eser, yani Kapital tamamlandı. İşçi sınıfının patronlar sınıfına karşı verdiği mücadele gelişti, güçlendi.

Son cildin son yapraklarını çevirirken nehrin akmaya devam ettiği bir anda, bir cümlede Lenin’le karşılaşıyoruz. Henüz çok genç bir devrimci. Ama bugünden geriye baktığımızda bizler onun eserlerinin o günün büyüyen halkası olduğunu biliyoruz.

Kitabın son sayfasını çevirip de yüreğimizi dinlemeye başladığımızda, halkalara yeni halkalar eklemek, taş üstüne taş koymak için bir okyanus gibi kabaran umut ve azim benliğimizi saracak. Bugünün karanlığına bakıp Marksizmin aydınlığı söndü zannedenler varsın gerçeklerin nostalji olduğunu iddia etsinler. Biz gerçeklerin ne kadar direngen olduğunu biliyoruz. Gerçeğe ihtiyacı olanlar onu nerede bulacaklarını biliyorlar. Işığa ihtiyacı olanlar nereye bakmaları gerektiğini biliyorlar. Biz nereye bakacağımızı biliyoruz. Marksizmin ışığında ilerliyoruz. Marx’ın deyimiyle “tarihin dalgaları bazen yumurta kabuklarını ve hatta gübre artıklarını bile üste çıkarabilir.” Tarih bazen hiç aydınlanmayacak bir karanlık vaat ediyormuş gibi görünebilir. Ancak Marx ailesinin sadık dostu Helene Demuth’un dediği gibi, “en kara bulutun bile daima gümüşten bir astarı vardır. Kara bulutlar geçtikten sonra, gökyüzü öyle temiz görünür ki”!

Marx’ın dostlarının ve ailesinin yaşamında boşluğun, ne yapacağını bilememenin, kararsızlık ve yüreksizliğin yeri yoktur. İşçi sınıfına duyulan güven, onun gücüne beslenen umut Marx’ın yaşamının merkezidir ve o merkez yılgınlığa fersah fersah uzaktır. Gelin son sözü Marx’a, Marksizmin yüklü olduğu umuda verelim:

“Burjuva devrimleri, 18. yüzyılın devrimleri olarak hızla başarıdan başarıya koşuyorlar; onların dramatik etkileri birbirini aşıyor, insanlar ve nesneler, sanki mücevher parıltılarının çekiciliğine kapılmış gibidir; her gün mest olmak toplumun sürekli hali olmuştur, ama bu devrimler kısa sürelidir; çabucak doruğa ulaşıyorlar ve devrimin fırtınalı döneminin sonuçlarını soğukkanlılıkla ve ağır başlılıkla kendine maletmeyi öğreninceye dek topluma uzun bir huzursuzluk musallat oluyor. Buna karşılık proletarya devrimleri, 19. yüzyılın devrimleri olarak, durmadan kendi kendini eleştirirler, her an kendi akışlarını durdururlar, yeniden başlamak üzere, daha önce yerine getirilmiş gibi görünene geri dönerler, kendi ilk girişimlerinin kararsızlıkları, zaafları ve zavallılığı ile alay ederler; hasımlarını, salt, topraktan yeniden güç almasına ve yeniden korkunç bir güçle karşılarına dikilmesine meydan vermek için yere serermiş gibi görünürler, kendi amaçlarının muazzam sonsuzluğu karşısında boyuna sürekli yeniden gerilerler, ta ki her türlü geri çekilişi olanaksız kılıncaya kadar…”

DENİZ 
26 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bence Karl Marx'ı anlayabilmek için önce bu 5 cilt'lik seriyi okumak gerekir .Karl Marx 'ın bütün yaşamı fikir anlamında gelişim süreci,
eserlerini yazma süreci ve insani yönü ayrıntılı olarak aktarılmış.Tek kelime ile muhteşem.

Kitaptan 28 Alıntı

Derviche Moderne 
19 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

''Yaşam anlamsızlaştığı an ölüm daha değerlidir.''

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 231)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 231)
Sadocan 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Mücadelecinin, devrimcinin kalbi çeliktendir. Acıyabilir ama asla affetmez.

“Arkadaşlık nedir?” diye soruyordu Karl kendisine. “Arkadaşlık, aynı barikatta savaşmaktır, yekpare bir sütundur. Kılıcı döven, bildirileri yazan ellerdir. Arkadaşlık, derin bir inanç ve ortak kaygıdır. Arkadaşlık, ortak bir eylemdir, ortak bir yaşamdır ve ortak bir ölümdür.”

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 493)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 493)
Sadocan 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ölüm özel hatları hızla yok etmişti. Donmuş ceset, zavallı ve kimliksizdi.

Johann, tüm benliğiyle duyumsadı: Her şey bitmişti. Georg artık yoktu. Ama Johann hâlâ bu insanın bir zamanlar var olduğu düşüncesinden kurtulamıyordu.

“Ben de, herkes de işte böyle olacağız” diye düşünüyordu Stock ve istemeden titriyordu. “Hayır, kahretsin! Bu düşüncelerden uzak kalmak gerekiyor. Böylesi düşünceler güç vermiyor. Yaşamak içinse güç gerek. Yaşamak ve mücadele etmek için!”

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 403)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 403)
Sadocan 
03 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Dünyanın ilginç olmadığını söylemeye kim cesaret edebilir? Evet, eğer kendi evinin girişinde, kendi zavallı ‘ben’inin girişinde saplanıp kalmışsa, kaldırıma eğilsin ve düşünsün: Acaba bu taş yüzyıllık varoluşu boyunca neler yaşamış. Bizim açımızdan hayatın bir tek kusuru var: Çok kısa.”

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 347)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 347)
Sadocan 
26 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

“Meslek seçimi yapılırken iki unsur göz önünde bulundurulmalı: Toplumun refah düzeyinin yükseltilmesi ve bizim manevi yönden gelişmemiz. Bunların ikisi birbiriyle çatışmamalı; birisi diğerini yok etmemeli. Birey ancak gelişmiş bir toplum içerisinde ciddi gelişmeler, yükselmeler gösterebilir. Mükemmel bir birey, ancak mükemmel bir toplum içerisinde yetiştirilebilir. Eğer kişi sadece kendisi için çalışırsa ünlü bir bilimadamı, büyük bir düşünür, çok iyi bir şair olabilir; ama asla mükemmel bir insan olamaz. Tarih ancak ortak çıkarlar için çalışmış insanların yüceliğini kabul eder. En mutlu insan, en fazla sayıda insanı mutlu eden insandır. Din bile bize şunları söylüyor: ‘Mükemmellik, insanın kendisini toplum için feda etmesidir’, buna kim karşı çıkabilir ki"

Karl Marx

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 118)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 118)
Sadocan 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Eleştiri silahı,” diye devam etti Karl, “silahların eleştirisinin yerini tutamaz; maddi iktidar, yine maddi bir güçle devrilebilir; teori ise, ancak kitleleri kapsadığı zaman, maddi bir güce dönüşebilir

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 489)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 489)
Derviche Moderne 
09 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnsanın insanı sömürmesi, insan ilişkilerinin geçmiş zamanıdır. Aralarında birlik kurmuş insanların doğayı sömürmesi, geleceğin görüntüsüdür. İnsanoğlu, aile, mahalle, şehir ve milliyet aracılığı ile özgürlüğe ulaşmaya çalışır. Bu bir hayal değil; ciddi, bilimsel bir tahmindir. Günümüzün sınıflar arası ilişkileri ile eski toplumlardaki sınıflar arası ilişkiler arasında ciddi farklar varmış gibi gözükür. Efendiler ve köleler, patrisyenler ve plepler, senyörler ve köylüler.. İlk bakışta kıyaslanamaz gibi görünmesine rağmen, değişen pek bir şey yok. İşçi, kölenin ta kendisidir aslında. İsmi değişiktit sadece. Doğrudan iş yeri sahibine ait değildir ama kendi konumunu kendisi değiştiremez. Dün kazandığı paraya güvenerek bugün karnını doyurabilir. Dün kazandığını ancak bugün yiyebilir. Açlıktan ölme korkusu ise ona her türlü koşulu kabul ettirir. İşçi de, tıpkı köle gibi, maddi ve manevi olarak sömürülür.

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina SerebryakovaAteşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova
Derviche Moderne 
09 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Beni, benim gibi proleter olan milyonlara, yaşama haklarına sahip olduklarını söylediğim için suçluyorlar. Zenginler, fakirlerin isyan ederek onlara haksızlık ettiğini düşünüyorlar. Halk için şöyle düşünüyorlar: Halk, öyle vahşi bir hayvandır ki, ona Saldırdıkları zaman savunma cüretinde bulunur.

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 228)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 228)
Derviche Moderne 
10 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Biz öldürürken merhametli oluyoruz. Hayatımız, çalışarak yavaş yavaş ölüme gitmekten ibaret. Biz onlarca yıldır darağacında sarkıp sallanıyoruz. Ama kurtulacağız. Elbiselerinde yama olmayanlara ölüm! Nefret, aristokratlara ölüm! Ölüm! Ölüm!

Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 248)Ateşi Çalmak Cilt: 1, Galina Serebryakova (Sayfa 248)
3 /