Ay'a Yolculuk

8,0/10  (43 Oy) · 
304 okunma  · 
32 beğeni  · 
1.531 gösterim
Durmak bilmeyen bir tempoyla ve akıl almaz bir hayal gücüyle yazılmış Ay’a Yolculuk bilim kurgunun temel eserlerinden biridir. Macera, 1865’te Amerikan İçsavaşı’ndan yeni çıkmış bir grup topçunun, kulüplerinde yapacak iş bulamayıp başkanları Bay Barbicane’in önderliğinde Ay’a kadar gidebilecek bir mermi yapmaya karar vermesiyle başlar.
Haber kısa sürede dünyanın dört bir yanına yayılır. Merminin içinde Ay’a gitmek isteyen bir gönüllü de işe karışınca, proje bir anda çok büyük bir olaya dönüşür.
Astronotların Ay’a ulaşmasından yaklaşık yüz yıl önce kaleme alınmış bu çarpıcı roman, Jules Verne’in bilimsel ve edebi dehasının en güzel örneklerinden biridir. Tabii ki günümüzde romanda anlatılan bilimsel gerçeklerin bazıları farklı, ama maceranın tadı aynı!
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    224
  • ISBN:
    9789944885775
  • Orijinal Adı:
    De la Terre à la Lune
  • Çeviri:
    Bertan Onaran
  • Yayınevi:
    Polat Kitapçılık
  • Kitabın Türü:

80. sayfadan sonra, ileri bir zamanfa bitirmek üzere rafa kaldırdım. 2016 başlarında çocukken okuduğum klasikleri tekrar okumaya karar vermiştim. Aya yolculuk ilk firem oldu bu kararımda.

enver alpaslan 
18 Eyl 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

kitap çok güzeldi ama beni bir yerden sonra sıktı umarım sizi sıkmaz ama sizde sıkılırsanız hiç merak etmeyin yazar konuyu gidişhata göre çok iyi toparlamış

Ahmet Özaysın 
08 Ağu 14:16, Kitabı okudu, 6/10 puan

Jules Verne ismini duyduğunda birçok kitapseverin çocukluk yılları aklına gelir. Birçoğumuz ilk ve ortaokul yıllarında Jules Verne’in macera dolu kitaplarından birkaç tane mutlaka okumuşuzdur. Bugünkü yazımda Verne’in kitaplarından biri olan Ay’a Yolculuk ’tan bahsetmek istiyorum.
Kitabın adı, konusu hakkında bir hayli ipucu verse de ben yine de kısa bir özet geçmek istiyorum.
1800’lü yıllarda Amerika’da İç Savaş yıllarında Gun-Club (Silah Kulübü) diye bir kulüp kurulur. Bu kulüpte gemi sahiplerinden tüccarlara, askerlerden makinistlere kadar çeşitli meslek gruplarından birçok insan vardır. Savaş sona erdikten sonra bu insanlar eli boş kalmış, sıkıntıdan patlamaktadırlar.
Kulüp başkanı Impey Barbicane bir gün ortaya sıra dışı bir fikir atar. Bu fikir Ay’a bir mermi göndermektir. Tabi kitapta mermi şeklinde geçse de kastedilen bir tür ilkel uzay mekiğidir. Bu fikir çok büyük bir heyecan uyandırır. Herkes uğraşacak yeni ve çılgınca bir şey bulmuş olmanın verdiği mutlulukla hemen işe koyulur. Olay kısa sürede tüm Amerika’da yayılır. Hatta tüm dünyanın ilgilendiği uluslararası bir mevzu haline gelir. Merminin yapılacağı yere ev sahipliği yapabilmek için birçok eyalet kıyasıya bir rekabet içine girer. İş adeta milli bir davaya dönüşür. İlerleyen aşamalarda bir Fransız’ın bu merminin içine girip Ay’a gitmek istemesiyle olay çok daha karmaşık bir hal alır.
Şimdi romanı genel olarak değerlendirmek gerekirse yazıldığı dönemi göz önünde bulundurmak gerekir. Kitabın yayınlanış tarihi 1865. O yıllarda bir romanda Ay’a gitme konusunu işlemek bile bir hayli enteresan ve özgün bir girişim. O zamanın bilimsel altyapısını düşündüğümüzde insanlık günümüze kıyasla çok geride. Bilinenler çok daha sınırlı ve yetersiz. Bu şartlarda Ay’a gitmek gibi bir konunun işlenmesi kitabın en büyük artılarından biri olarak kabul etmek gerekir.
Bunun yanı sıra bu fikrin oldukça profesyonelce işlenmiş olduğunu söyleyebilirim. Yani kitapta çok fazla bilimsel veri kullanılmış ve bazı bölümlerde sayfalarca -okuyucuyu çok sıkmak pahasına- bilgi verilmiş. Ayrıca bu bilgilerin kayda değer bir kısmı günümüz standartlarına çok yakın olarak yer almış.
Öğrencilik yıllarımda okuduğum kitapla bu kitabın alakası yok gibi bir şey. Çünkü o kitap belirli bir yaş grubuna hitap edebilmesi için kısaltılmış ve sadeleştirilmiş bir şekilde yayınlanmış. Şu an da hala Jules Verne kitaplarının tamamı birçok yayınevi tarafından bu şekilde yayınlanıyor. İş Bankası Yayınları İş Çocuk Kütüphanesi serisi olarak Jules Verne gibi birçok dünya klasiğini kısaltılmamış ve orijinal dilinden (De la Terre à la Lune-Fransızca) çeviri ile yayınlamış hem de çok uygun satış fiyatları ile.
Bu kısaltma meselesine ben de bir okur olarak pek sıcak bakmıyorum ama işin doğrusu 194 sayfalık, bilimsel açıklama ve hatta zaman zaman tarihi göndermeler içeren bu kitabı lise yaşlarındaki birçok gencin bile okuyabileceğinden şüpheliyim. Okusalar bile birçoğunun anlamayıp sıkılacağından eminim.
Kitapta bizlerle de ilgili bir iki bölüm var. Ay’a gönderilecek merminin nasıl olması gerektiğini bilimsel olarak tartışıp bir nevi beyin fırtınası yaptıkları bir bölümde başkan Barbicane, kendi tezini destekleme amacıyla şöyle diyor:
“Bundan kolay ne var, diye karşılık verdi Barbicane; önerimi destekleyecek örnekler var elimde. Nitekim, II Mehmet, 1453’te Konstantinopolis’i kuşattığı zaman, bin dokuz yüz librelik (dokuz yüz elli kiloluk) gülleler atılmıştır, bunların boyunu varın siz hesaplayın.” (S. 47)
Ay’a gönderilecek aletin uluslararası bir boyuta gelmesinden dolayı birçok büyük devlet projeye maddi destek sağlar ve temsilci gönderir. Bunların içinde Osmanlı İmparatorluğu da vardır.
“Osmanlı da çok eli açık davrandı; aslında bu işle doğrudan doğruya ilgiliydi; gerçekten de, Ay, hem yılını, hem de oruç ayı olan ramazanı düzenlemekteydi. Dolayısıyla, üç yüz yetmiş iki bin altı yüz kırk kuruştan daha azını veremezdi ve bunu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kapıyı yöneten hükümetin baskısını hissettirecek ivedilikle yaptı.” (S. 82)
Toplumumuzda klasik bir düşünüş vardır: “Adamlar Ay’a çıkıyor biz hala nelerle uğraşıyoruz” diye. Evet, çok klişe bir ifade. Ama yanlış mı? Hayır, bilakis çok doğru. Her tür bilimsel gelişme, her tür teknolojik icat muhakkak hayal gücü ile başlamıştır. Hayal etmediğin bir şeyi gerçekleştiremezsin. Önce hayal edersin, kurgularsın, planlarsın, çalışırsın, uğraşırsın ve sonunda ortaya bir şeyler çıkarırsın. Bu hayal gücünün en güzel ve bariz bir şekilde yansıtıldığı sanat dalı da şüphesiz edebiyat özelinde romandır. Yazarın tüm diğer kitapları da aynı minvaldedir. Kitaplarında bahsedilenlerin çoğu günümüzde gerçekleşmiş ya da gerçekleşme aşamasındadır. Bu bağlamda kitabın ikinci büyük artısı da hayal gücü ve çalışma dürtülerini uyandıran ve harekete geçiren yapısıdır. Hayal etmek bana göre çok lüzumlu ve asla göz ardı edilmemesi gerek bir iştir.
Bu arada kısa bir not olarak şunu söylemek istiyorum. Kitabın çevirisi genel anlamda çok başarılı olmuş. Bazı sayfalardaki sıkıcı diyebileceğim bölümler çeviriden kaynaklanmıyor. Yazarın haddinden fazla bilimsel izaha girmesi buna sebep oluyor. Yalnız çevirmen keşke “yarkurul, uğraşdaş” gibi kulağı rahatsız eden bazı tuhaf kelimeleri tercih etmeseymiş daha güzel olurmuş.
Macera ve hayal gücünün birleştiği bu güzel fantastik dünya klasiğini her kitapsever okumalı.
http://www.kitapvedusunce.com

şule uzundere 
10 Tem 21:25, Kitabı okudu, 4 günde, Puan vermedi

Çocukken hiç Jules Verne kitabı okumadığımı fark ettim. Bu kitap elime geçince okumak istedim. Yazarın diğer kitaplarını da elime geçtikçe okumayı düşünüyorum. Tonlarca ağırlıkta bir top yapıp içine üç adam koyarak aya seyahat etmeyi hedefleyen bir grubu anlatıyor kitap. Kitapta şu ifadeyi görünce gülümsedim: “Türkler, 1453 yılında İstanbul’u almak için savaşırlarken 850 kg ağırlığında gülleler atmışlar. Çalışmalarımızı bu yönde yoğunlaştırırsak, Osmanlı padişahı Fatih Mehmet’in güllelerinden daha ağırlarını yapabiliriz.” Çocukların hayal gücünü geliştirmek için okutulması gereken kitaplardan.

Kitaptan 2 Alıntı

“Bundan kolay ne var, diye karşılık verdi Barbicane; önerimi destekleyecek örnekler var elimde. Nitekim, II Mehmet, 1453’te Konstantinopolis’i kuşattığı zaman, bin dokuz yüz librelik (dokuz yüz elli kiloluk) gülleler atılmıştır, bunların boyunu varın siz hesaplayın.”

Ay'a Yolculuk, Jules Verne (Sayfa 47)Ay'a Yolculuk, Jules Verne (Sayfa 47)

“Osmanlı da çok eli açık davrandı; aslında bu işle doğrudan doğruya ilgiliydi; gerçekten de, Ay, hem yılını, hem de oruç ayı olan ramazanı düzenlemekteydi. Dolayısıyla, üç yüz yetmiş iki bin altı yüz kırk kuruştan daha azını veremezdi ve bunu Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kapıyı yöneten hükümetin baskısını hissettirecek ivedilikle yaptı.”

Ay'a Yolculuk, Jules Verne (Sayfa 82)Ay'a Yolculuk, Jules Verne (Sayfa 82)