Ayaktakımı Arasında

6,7/10  (9 Oy) · 
18 okunma  · 
6 beğeni  · 
1.072 gösterim
Rusya'da on dokuzuncu yüzyıl sonlarında patlak veren ekonomik kriz binlerce işçi ve köylüyü yaşamlarını sürdürecek imkânlardan yoksun bırakmıştı. Gorki'nin krizin vahim sonuçlarının hâlâ hissedildiği bir dönemde yazdığı Ayaktakımı Arasında, hem sosyal hem de manevi açıdan dibe vurmuş insanları konu edindiği yenilikçi oyunlarından biridir. Yazar, Çehov piyeslerindeki "çalkantısız" günlük yaşamın "rafine" havasını bu oyuna aktarırken, farklı dünya görüşlerinin çatışmasını gözlemlediği gerçeklere dayandırır.

Bir zamanlar amaçları olan bu insanları dibe doğru iten dünyanın gaddarlığı ve adaletsizliğidir. Ayaktakımını bizzat yaratan toplum, bununla yetinmemiş; insanlıktan çıkardığı bu "hayaletleri" daha da dibe itmek, hatta yok etmek için elinden geleni ardına koymamıştır. İnsanlar arasındaki kardeşlik, bireyin değeri ve en "hakir" insanda dahi içkin güzellikler unutulup gitmiştir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2014
  • Sayfa Sayısı:
    126
  • ISBN:
    9786053322139
  • Çeviri:
    Koray Karasulu
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 3 Alıntı

Bilal Aydın 
21 Eyl 02:03, Kitabı okudu, 8/10 puan

Emek keyif veriyorsa yaşam da güzeldir! Ama emek zorunluluk olmuşsa yaşam da esarete döner!

Ayaktakımı Arasında, Maksim Gorki (Sayfa 20)Ayaktakımı Arasında, Maksim Gorki (Sayfa 20)
Ayşegül Aydın 
19 Eyl 22:33, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Luka:Gerçek diyorsun ya hani...Gerçek her zaman yararlı değildir insana...Mesela vaktiyle adil ülke diye bir şeye inanan bir adam tanırdım...
Babnov:Neye?
Luka:Adil ülkeye..."Bu dünyada adaletin olduğu bir yer olmalı." derdi...Güya burada değişik,iyi insanlar yaşıyorlarmış! Birbirlerine saygı,sevgi gösterip karşılık beklemeden yardım ediyorlarmış ve...hepsi de dürüst,onurlu insanlarmış! İşte vu adam da hep o adaletli ülkeyi bulmak istiyordu...Yoksuldu;yaşamı berbattı...ama onca yokluk içinde yaşarken,her an düşüp ölecekmiş gibiyken bile inancını kaybetmez,gülümseyerek, "Boş ver hepsi geçecek! Az daha sabredeyim;nasılsa kurtulacağım bu yaşamdan ve adil ülkeye gideceğim," derdi.Tek mutluluğu o ülkeydi...
Pepel:Ee,gidebildi mi?
Luka:Neyse,bir gün yanımıza okumuş biri geldi sürgün olarak.Her şey için kitapları ve planları da vardı yanında.Adam bu okumuşa, "Şu adil ülke nerededir,oraya hangi yoldan gidilir bir gösteriversen." dedi.Okumuş adam da kitaplarını,haritalarını açtı;planlarını yayıp baktı,baktı...Bir türlü bulamadı o ülkeyi.Her yer,her toprak parçası vardı haritalarda,ama bir tek adil ülke yok!
Adam inanmadı.Sürekli, "Olması gerek,iyi bak! Adil ülke içlerinde değilse senin kitapların,haritaların beş para etmez!" deyip duruyordu.Bizim okumuş da gücendi: "Benimkiler en doğru haritalardır;dünyada adil ülke diye bir yer yok." dedi.Adam bunu duyunca iyice öfkelendi."Nasıl olur? Onca yıl varlığına inanarak,sabırla yaşadım! Ama haritalarda yok;soygunculuk bu!" Sonra da adamcağıza ,"Seni hergele,seni namussuz! Okumuş falan değilsin sen!" diye bağırıp kulağına bir yumruk yapıştırdı! Bir daha,bir daha!
(Susar.)
Sonra da evine gidip kendini astı.
Pepel:(Alçak sesle.)
Lanet olsun...Pek neşeli bir hikaye değilmiş...

Ayaktakımı Arasında, Maksim GorkiAyaktakımı Arasında, Maksim Gorki