Aynadaki Zaman

7,7/10  (3 Oy) · 
9 okunma  · 
1 beğeni  · 
410 gösterim
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, öyküseverlerin yakından tanıdığı ve tutkuyla izlediği kocaman bir öykü dünyası yarattı. Öykücülüğümüze, daha önce hiç ele alınmamış yepyeni tipler kattı. Taşralı genç erkeklerin dünyasını, olanca yalınlık ve gerçekliği ile anlatırken, insanın kendisi için yarattığı katı evreni tüm içtenliği ile tasvir etti.

Aynadaki Zaman, yazarın, kendi öykü evrenini zenginleştirme kararının bir ürünü. Kavukçu bir yandan alıştığımız çevreleri; denizi, denizcileri, kasabayı, yapayalnız kent insanını ele alırken bir yandan da gerçekdışına, fanteziye, kelimenin tam anlamıyla "alacakaranlığa" yöneliyor bu kitabında. Okurların, gittikçe büyüyen ve zenginleşen bu olağanüstü öykü dünyasından nice hazlar derlemeleri dileğiyle...
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2012
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9789750715181
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aykut 
12 Eki 21:59, Kitabı okudu, 3 günde, 9/10 puan

Aynadaki Zaman, on tane birbirinden güzel öyküden oluşuyor. Cemil Kavukçu yine daha önceden tanımadığım bir yazardı. Kendisiyle, benim klasik 'kütüphaneden rastgele aldığım bir kitaptı' faaliyeti ile tanışma imkanı buldum. Kitaptan tek kelime ile söz edecek olsam, "deniz" kelimesini seçerdim. Şahsen, denizi ve denizciliği çok seven bir insan olarak söyleyebilirim ki, Cemil Kavukçu burnuma deniz kokusunu getiren yazar olmuştur.

Öykülerin tümünün genel teması deniz üzerine kurulu değil tabii ki; deniz, öykülerinde birleştirici bir etmen görevi görüyor. Bu açıdan, benim için Cemil Kavukçu'nun diğer öykücülerden farkı, öyküleri arasında bağlantılar kurması diyebilirim. On tane öykünün hepsi de birbiriyle ilgili; birbirleriyle kimi yerlerde kesiştiğini fark ediyorsunuz, kimi yerlerde ise daha önceki öykülerde karşınıza çıkan karakterlere rastlıyorsunuz. Bu, aslında bütünleyici bir etmen görevi görüyor. Öyle ki, kimi öyküler tek başına hiçbir anlam ifade etmez iken başka bir öykü onu tamamlayabiliyor.

Yazar, yazım dili olarak sokak dilini kullanmış. Argo kelimelere rastlanabiliyor. Bu, elbette ki kitabın gerçekçiliğini artırıyor. Hayatın gerçekçiliğini bir tek bununla değil birçok 'yansıma' ile yansıtmış (ki sadece argo dili ile hayatın gerçekçiliğini yansıtmış olsaydı herhangi bir yazardan farkı kalmazdı.). Hayatın insanlara küçük gelse de aslında ne denli geniş olduğu anlatılmış. Hayatta bizler için hiçbir önemi olmayan bir ayrıntının bir başkası için hayata tutunma kaynağı olduğu gözler önüne serilmiş.

Deniz ve denizcilik konusuna gelecek olursam: Deniz kavramı, hikayeler arasında ayrılmaz bir yere sahip. Öykülerin birbirleri ile kesişim noktası deniz diyebilirim. Bu, hem bildiğimiz "deniz" kavramı ile, hem de insanın iç dünyasını yansıtan, insanın kendi 'yaşam denizindeki' git - gel kavramları kastedilerek yapılmış. Hem zaten, en büyük deniz insanın içindeki deniz değil midir? Okyanusları aşan insan, kimi zamanlar bir başka insanın içindeki denizleri aşamamıştır. Belki de aşamayacaktır da. Ve yine bir ihtimal insanın içindeki denizdeki gel - gitlerin sırrını asla çözemeyecektir. İşte bu 'çözemeyişleri' de anlatmış Kavukçu bizlere.

Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum. Kendi adıma yeni bir öykücü daha keşfettiğim için çok mutluyum. Cemil Kavukçu'yu herkese tavsiye ederim. Sizleri kimi zaman gerçek denizlerde yolculuklara, kimi zaman da insanın iç dünyasındaki denizlerdeki fırtınalarda keşfe çıkarıyor. Kendi denizlerimizde usta bir kaptan olmamız dileğiyle...

Kitaptan 1 Alıntı

Aykut 
12 Eki 16:47, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

Öğrendiğinde, keşke bunları bilmeseydim, diyeceğin, geri dönüşü olmayan bir sırrı vardı denizin. Omuzlarına yüklenen, taşıyamayacağın, anlatmazsan rahatlayamayacağın, anlatırsan cezalandırılacağın bir yük.

Aynadaki Zaman, Cemil Kavukçu (Sayfa 50 - Can Yayınları)Aynadaki Zaman, Cemil Kavukçu (Sayfa 50 - Can Yayınları)