Balzac Bir Yaşam Öyküsü

7,3/10  (6 Oy) · 
24 okunma  · 
4 beğeni  · 
995 gösterim
"Belki de ilk gençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim-Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum, on yıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser ... Otuz yıldır Balzac okuyorum, hayranlığımdan hiçbir şey kaybetmeden tekrar tekrar okuyorum."

1939'da Toronto'dan New York'a bir tren yolculuğu sırasında Stefan Zweig'ın, dostu Romain Rolland'a, son büyük eseri Balzac hakkında yazdığı satırlar bunlar. Sürgünlük yaşamının son döneminde Zweig'la birlikte önce Amerika Birleşik Devletleri'ne, oradan da Brezilya'ya giden bu büyük eser, son noktasını ölümün koyduğu, bitmeyen bir başyapıt. Dostu Richard Friedenthal'in, Zweig'ın ölümünden sonra tamamlayıp ilk kez 1946'da Stockholm'de yayınladığı Balzac, bir büyük ustanın bir diğerine saygı duruşu...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2011
  • Sayfa Sayısı:
    506
  • ISBN:
    9789750710469
  • Orijinal Adı:
    Balzac
  • Çeviri:
    Şebnem Sunar, Yeşim Tükel Kılıç
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
ihtiyar 
26 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Stefan Zweig'ten mükemmel bir yapıt. Balzac'ın yaşamını bu kitaptan öğrenirken sanki onun döneminde, onu izliyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz. Balcac gibi bir dehanın nasıl bazı konularda aptallıklar yaptığına şaşıracak, onun kadınlara olan ilgisini ve hatta bazen kalemini sadece para için kadınları kullandığını, borçlarını ödemek için nasıl eserler ürettiğini, yazarlığa başlama kararı aldığında ailesinin onu nasıl dışladığını, başarısız ticaret girişimlerini, yaşadığı aşkları, Ukranya'daki Madame de Hanska'ya olan stratejik aşkını ve kadınının ölüm döşeğindeyken acıma duygusuyla onunla evlenmeyi kabul etmesini, cenazesinde Victor Hugo'nun konuşmasını, Balzac'ın mücadele içinde geçen yaşamını bu kitapta bulacaksınız.

Kitaptan 1 Alıntı

ihtiyar 
09 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Victor Hugo ölüm döşeğindeki Balzac'ı ziyaretini anılarında anlatır:
Zili çaldım. Bulutların arasında ay parlıyordu. Sokak terk edilmişti. Kimse çıkmadı, ikinci kez çaldım zili. Kapı açıldı. Elinde mumla bir hizmetçi kız çıktı. "Beyefendi ne emrederler?" Ağlıyordu. Adımı söyledim. Düz zemin üzerinde duran ve şöminenin karşısındaki konsolun üzerinde Balzac'ın David D'Anger yapımı kocaman mermer büstünün bulunduğu salona alındım. Salonun ortasında, altı tane altın kaplama, zarif heykel ayaklar üzerinde duran zengin masanın üzerinde bir ışık yanıyordu. Başka bir kadın geldi, aynı şekilde gözyaşları içindeydi ve şöyle söyledi: "Ölüyor. Madame odasına çekildi. Doktorlar dün umutlarını kestiler. Sol bacağında bir yarası var ve kangrene dönüşmüş durumda. Doktorlar ne yapacaklarını bilemiyorlar. Ödem sonucu vücudunda yağ toplanmaya başlandığını söylüyorlar. Et ve derisindeki yağ tabakası o kadar sertleşmiş ki, delip sıvıyı akıtmak mümkün değilmiş. Bir ay önce beyefendi bir mobilyanın köşesine çarparak kendisini yaralamıştı...Sabah saat dokuzdan beri konuşmuyor artık... Yataktan dayanılmaz bir koku geliyordu. Yorganları kaldırdım ve Balzac'ın elini tuttum. Eli ter içindeydi, sıktım. Elini sıkışıma karşılık veremedi...Hastabakıcı bana, "Gün doğarken ölecek," dedi. Merdivenlerden aşağı indim ve bu canlı yüzün resmini zihnime kazıyarak yanımda götürdüm. Salona girdiğimde yine büstle karşılaştım, hareketsiz, hissiz, yüce ve belirsiz bir ışıltı yayan büst ve ölüm ile ölümsüzlük arasında bir karşılaştırma yapmaktan kendimi alamadım.

Balzac, Stefan ZweigBalzac, Stefan Zweig