Başörtüsü İçinde Aşk Müslüman Bir Kadın Doğru Kişiyi Arıyor

6,3/10  (3 Oy) · 
6 okunma  · 
1 beğeni  · 
444 gösterim
Pakistan asıllı Müslüman bir kadın olan ve dünyanın en etkili 500 Müslüman’ı arasında üst sıralarda gösterilen Shelina Janmohamed’in bu kitabı dünyada yayınlandığı günden beri özellikle İslam Dünyası’nda büyük bir tartışma yarattı.

“On üç yaşındayken kaderimde John Travolta ile evlenmek olduğundan emindim.
Bir gün Londra’nın kuzeyindeki kapıma gelecek, bana delice âşık olacak ve onunla evlenmemi isteyecekti.
Sonra İslam’a dönecek ve kendini Müslümanlığa adayacaktı.”

Shelina başörtüsünün altında şaşırtıcı bir sürpriz saklamaktadır; âşık olmak istemektedir.

Balık Etli Teyzeler, romantik komediler ve cami imamları arasında kalan Shelina, Doğru Kişi’yi, İslamî tarzda bulabilmek için öncelikle rutin süreci takip etmeye karar verir. Shelina’nın etkileyici yolculuğu Doğru Kişi’yi arayışıyla başlar ve bu yolda aynı zamanda inancını ve kendini keşfeder.

İngiltere’nin önde gelen Müslüman kadın yazarlarından olan Shelina Janmohamed’in eğlenceli öyküsü Müslüman İngiliz bir genç kadın olmanın nasıl olduğuyla ilgili hoş, taze ve unutulmaz bir bakış sunuyor.

YAZARIN NOTU

Aşk. Amour, ishq, hubb, amor, pyar. Tüm bunlar, tatlı ve dünyevi, karşı koyulamaz ve olağanüstü bir şeyi tanımlamak için kullandığım, sözlükten alınan kelimeler. Aşk büyük eylemlere, absürd tercihlere ve tahmin edilemez sonuçlara ilham kaynağı olur. Hayatlara yön verir ve kalpleri kırar ya da onarır. Ölüm ve yaşam arasında bir denge kurar ve vücudu ve ruhu bir şimşek ile birleştirir. İnsanlığın temelidir.

Medeniyetler aşkın var olup olmadığı konusunda fikir ayrılığı yaşamamıştır. Aşkın nesnesinin kim ya da ne olması gerektiği konusunda farklılık gösterebilirler. Aynı âşık için kavga ederler. Aşkın nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda anlaşamazlar. Ama aşk. büyük A ile Aşk, her ruhun ve bedenin derinliklerinde yatar ve zamanın başlangıcından beri çeşitli dillerde ve paradigmalar yoluyla kitapları ağıtlar ve kasidelerle doldurur. Yalnızca gözümüzle gördüklerimizin kesin bir gerçekliğe sahip olabildiği ve bilimsel verilerin gerçeğin kozunu elinde tuttuğu, yalnızca ölçülebilenin var olduğu günümüzün modern dünyasında aşk, tüm bu kısıtlamalara baş kaldırır ve insanların gözleri önünde dans edip bilinmeyeni vaat ederek onlarla dalga geçer.

Aşk bizim neslimize gelene kadar kaybolmuş ve güzellik ve romantizme dönüşmüştür. Ondan bizi belirli bir yükseklikte tutmasını ister ve adrenalin akışı, rahat, arkadaşça bir sevgiye dönüştüğünde kendimizi aldatılmış ve reddedilmiş gibi hissederiz. Krallığını, mum ışığında yemekler ve ay ışığında yürüyüşlerle sınırlandırarak aşkı zincire vurduk. Toplum içerisindeki aşkı İse hafife aldık. Keşke bir bilinç olarak toplumumuz için aşkı kurtarabilsek ve enginlik ve büyüklük erdemiyle birleştirebilsek. Hepimiz içten içe aşkın arkadaşlarımızla, bize tavsiye veren kişilerle, ebeveynlerimizle ve aralarında yaşadığımız insanlarla aramızda bir bağ kurduğunu biliyoruz. Aşk sabır, bağlılık ve bencil olmamayı gerektirir. Benim gibi bazı kişiler de aşkın kendilerini yeri, zamanı veya şekli olmayan, yalnızca var olan İlahi olana, Yaratıcıya bağladığını da hissedebilir.

Müslümanlar toplum içerisinde aşktan pek söz etmezler. Ama pek çok diğer toplum ve kültür gibi Müslümanlar da onu saplantı haline getirmiştir. Aslında Müslüman kadınların ve erkeklerin çoğu, zamanlarını dünyanın neresinde kendilerine bir eş bulacaklarım merak ederek geçirirler. Özel birini bulmak Müslüman olmanın dokusuna o kadar işlemiştir ki ebevynler, kardeşler, teyzeler, amcalar, imamlar, herkes, hatta komşular bile bu sürece dâhil olur.

Müslüman kadınların yan saydam peçelerinin altında, atan kalpler, aşk rüyaları, peri masalları, prensesler ve sonsuza dek mutlu yaşamakla dolu hayaller yatar. İslam adına gerçekleştirildiği söylenen, yanlış yönlendirici terör ve yıkım başlıklarının arkasında, insanları yücelten ve içimizdeki görkemi dünyevi yaşamlarımızla birleştiren o tek şeyi, Aşk’ı paylaşan sıradan, normal İnsanlar olan Müslümanlar gizlidir.

Müslüman kadınların anlatacak pek çok hikâyesi vardır. Bunlardan bazıları korku verir. Güç ve kültürden kaynaklanan ama kadınların din adıyla karşılaştığı aa, baskı ve zulüm hiçbir zaman unutulmamalı ve durdurulmalıdır. Din kardeşlerim olarak acılarını paylaşıp aynı zamanda dinimin insanlık dışı sonlara hizmet etmek için uygunsuz hale getirildiğini, yanlış sunulduğunu ve kullanıldığını gördüğüm için iki kat Üzülüyorum.

Benimkine benzer hikâyeler, İslam’ın uyguladığı zulüm ite ilgili hikâyeler anlatan basmakalıp kişilere ve İslam’ı reddedenlere tam olarak uymadığı için hiçbir zaman duyulmadı. Ancak bu hikâyeler Müslüman bir kadın olmanın anlamını çözmek konusunda çok büyük bir önem taşımakta. Bütün Müslüman kadınlar zorla evlendirilip, kaçırılıp, hapsedilmiyor. Siyah peçelerin altına gizlenmiş tek boyutlu yaratıklar değiliz. Benim gibi pek çok kadın, İslam’ı olumlu, özgürleştirici ve canlandırıcı bir tecrübe olarak görüyor. İçindeki her şeyle birlikte hayatlarımızı seviyoruz. Hikâyem, mizah, umut ve insanlığın bir kez daha hikâyemizin bir parçası olması için tüm Müslüman kadınlara adanmıştır. Müslüman kadınlar pek çok şekle, renge ve tada sahiptir ve bu hikâye yalnızca bir kadının yaşadıklarının hikâyesidir. Hikâyemin altında, hem kadın hem erkek pek çok Müslüman’ın, başka inançlara sahip diğer insanların ve hatta inançsızların, kendi arayışı en az benimki kadar korkutucu, kalp kinci ve eğlenceli olan herkesin insani arzulan ve umutları gizlidir.

Aşk arayışı, pek çok şeyi bulmanızı sağlayan bir yolculuktur. Bir eş ve dost arayışı, heyecan ve romantizm arayışıdır. Aynı zamanda kimilerinin beslemesi ve kimilerinin de beslenmesi için, merhamet edeni aramak için çıkılan bir yoldur. Anlık bir kabul ya da isminizin ölümsüzleşmesi için elde ettiğiniz bir şeyin bilgisi ve anlamı İçin giriştiğiniz bir arayıştır. Aşk, fiziki olandan ruhani olana veya akli olandan bedensel olana kaçışın ismi olabilir. Aşk arayışı insan olmanın anlamını öğrenmek ve bu insanlığı paylaşmak için girişilen, cesaret gerektiren bir yolculuktur.

GİRİŞ

Başörtümün altında çok şaşırtıcı bir hikaye saklıyorum. Bunu sizlerle paylaşmak isterim ama sırrımı saklayacağınıza söz vermelisiniz. Ben size hikâyemi anlatabilecek kadar cesurum, peki siz dostum olabilecek kadar cesur musunuz?

Hicabım’, Nisan’da bir gün batımı veya koyu bir yaz gülü gibi pembedir. Bana saltanata ait sırmalı kumaşları ve kutsal keşifleri hatırlatan, koyu mora kaçan, uzun, akıp giden bir ipek parçası. Üzerine çok az bukhoor esansı sürülmüş; böylece gittiğim her yerde hafifçe, boğmadan beni çevreliyor.

En güzeli bu hikâyeyi size bir fincan kahveyle anlatmak; ben bir kapuçino alayım, şekersiz olsun. Zaten yeterince güleceğiz, şeker sadece bizi daha çok güldürür. Hikâye ilginçleşmeye başladığında, fincanları heyecan ve korku içerisinde kavrayacak, pijama partisindeki iki yeniyetme gibi durumun inanılmazlığından gözlerimizi patlatacağız. Kalp kırıklığı kısmına geldiğimizde ise gözlerimizi koyu renkli sıvının içine dikip, melankoli denizinden bir yudum alabiliriz.

Kurabiyelerimiz de olmalı, kalp seklinde beyaz çikolatalı ve fındıklı kurabiyeler. Kurabiyeleri ısmarladığınızda muzırca gülümseyecek ama nedenini size söylemeyeceğim; en azından şimdilik. Sizin de kurabiyelerle ilgili bir anınız vardır…
Çalışkanarı Çiğdem Özdemir 
27 Eki 2013, Kitabı okudu, Beğendi, 6/10 puan

Çok büyük bir iştahla başlayıp, merakla okuduktan sonra sıkılmaya başladığım bir kitaptı, işin trajik olan tarafı yazarın hayat hikayesinin anlatılması ve onun da gerçekten evlenememekten yakınması idi.Evlenememesi beni çok sıktı fakat tabi ki anlatım şekli de buna etkendi. Üstelik kitapta "aşk"ı hep beraber aramanıza rağmen yazar eşini buluşunu geçiştirerek anlatıyor ve tüm kitap boyunca vaat ettiklerini sizden esirgiyor. Yine de İngiltere de "Müslüman Olmak" gibi konularda fikirleriniz oluyor ve farklı uluslardaki İslamiyeti tanımanızı sağlıyor. Bence her halükarda okuyun.