Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu

8,7/10  (6 Oy) · 
39 okunma  · 
4 beğeni  · 
1.182 gösterim
Bu eser İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak benim en başa alınması gereken verimlerimden biri...

Eser 20 yıl kadar önce Ramazan ayında ve üç defada konferans şeklinde verilmiş ve üç gece teravihten sahur vaktine kadar sürmüştür.

"Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu" üç gecede dörder saatten oniki saat konuşan adamın muazzam davayı temellendirmeye ve bir (sentez)'e bağlamaya çalıştığı en kesafetli bir deneme kabul edilmelidir.
(Önsöz'den)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2002
  • Sayfa Sayısı:
    226
  • ISBN:
    9789758180271
  • Yayınevi:
    Büyük Doğu Yayınları
  • Kitabın Türü:
ihtiyar 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Yunan ve mitoloji sonrası İyonya mektebi; Tales, Aleksimandros, Aleksimen, Diyojenis batının ilk düşünen adamları... İyonya mektebinden sonra Ksenefon; milattan altı asır önce… Ksenefon'un sahip olduğu Ele mektebi ve bu mektebin esası panteizm... Ondan sonra Pitagor geliyor; adet, sayı mistiğini getirmiştir... Sonra bir akamet devresi ve ardından ruh fışkırışı ve sofizm... Yunan'da büyük düşünce fışkırışının başı Sokrates. Sokrates'in ilk talebesi Eflatun-Platon. İdealizmi getiren adam. Platon'un talebesi Aristo... Aristo maddeci, Platon ruhçu...Bunlardan sonra Zenon geliyor, ahlak felsefesi... Zenon'dan sonra Epikür geliyor, zevk ve sefa... Sonra Piron, septisizm kurucusu... Yunan'dan sonra Roma... Roma'da Senek ve Epiktet...İsevilik, Hiristiyanlık... Sen Pol ve Sen Piyer... Engizisyon... Rönesans... Ümanistler; Bembo ve Rable... Ümanistlerin faaliyetlerinden sonra Servetüs, Bruno, Vanini, Luter, Kalven... 17. asır Beykın ondan sonra Spinoza, ondan sonra Dekart, Paskal, Laypniç... 18. asır Volter…
Kant ve kurduğu kritisizm felsefesi. Sonra Fihte, bencil görüşün tohumunu atar... Jan Jak Ruso, ona göre her şey tabiata terk edilmelidir. Sonra Didero…Materyalizm felsefisini getiren Hegel, aynı asırda Piron'la başlayan septizmi getiren Şopenhavr...Hiçlik felsefesi Nirvena.... Ogüst Komt pozitivizm kurucusu...Hegel diyalektiğini alan aksiyon fikircileri Engels ve Marks...Fenomenizmi kuran Hium...
Batı düşünürlerinden başlayıp tasavvufa kadar gelen anlatım... Necip Fazıl’ın müthiş birikimi… Etkilenmemek mümkün değil, kitabın içeriğinden etkilenmekle birlikte, yazarın birikiminden de etkilenmek… Çok yoğun bir dönemime denk gelmesine rağmen zevkle okudum. Arada sözlük kullanmak zorunda kaldığım, konferanslar serisinden bir eser.

Muhammet Verim 
02 Mar 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

''yokluk'' da yokluğu düşünmek mümkün müdür? ''yok'',unutmanın da hatırlamanın da olmadığı yer...öyle bir yer ki,orada ''yokluk'' da yok..maddeciler bununla bulur tesellisini...

Kitaptan 18 Alıntı

ihtiyar 
27 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Veli dua ediyor, diyor ki:
"-Allah'ım, istiğfarlarımdan dahi sana istiğfar ederim!"
Buyurun! Çünkü istiğfarda da samimiyet eksikliği var... "Ben bir daha yalan söylemeyeceğim, beni affet!" derken Allah'a en büyük yalanı söylüyoruz. Veli ise, böyle istiğfar ediyor.

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
Muhammed Işık 
02 Ağu 18:28, Kitabı okudu, Puan vermedi

Tasavvuf
Tasavvufu tek başına dinin esası kabul edenler, tasavvufu dinin "mebnaı - temeli " bilenler, şeriatı reddedenlerdir. Küfürdür nasipleri bu adamların... Bu adamların yaptıkları hokkabazlıktır zaten... Sahte velilerin çoğu bunlardandır.

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 11)Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 11)
ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Zeki bir (sofist) talebe gidiyor, hocasına diyor ki;
"- Senden ben avukatlık icazeti alacağım! Fakat sen bilmem ne kadar para isteyeceksin! bu parayı vermeye şimdilik muktedir değilim. İleride kazanacağım ilk davadan ödemek üzere bana ders verir misin?"
Adam:
"- Olur diyor; "sana ders veririm, kazanacağın ilk davadan benim hocalık ücretimi ödersin!"
Bir tuğlanın üzerine senet yazıyorlar, - O zamanlar senetler tuğla üzerine yazılırmış- mukavele tamam oluyor. Bir sürü iş yapıyor, fakat parasını ödemiyor hocasının... Hoca talebesi hakkında dava açıyor. Mahkeme kurulur kurulmaz hoca ayağa kalkıyor, diyor ki:
" - Bu davanın duruşması yersizdir, batıldır. Şimdiden hükmedilmesi lazım, hakkım için... Sebep şu : Benim talebemle davam var. Kazanacağı ilk davadan ödeyecekti hakkımı... Kazanamadım, diyor, şimdiye kadar... Güzel; ama bu bir davadır. Burada kazanırsa kazandığı için ödeyecek, kaybederse kaybettiği için verecek... Binaenaleyh her iki türlü verecek... o halde duruşmaya lüzum yoktur!"
Söylenecek laf var mı? Davayı kazanırsa talebe, mukavele mucibi borcunu verecek, kaybederse ödeme hükmü aldığı için verecek... Yani, o türlü veya bu türlü, verecek...
Talebe kalkıyor ayağa:
"- Ben diyor; hocamdan ders aldım. Onun bütün hüneri, işte böyle, mantığı güme getirmektir. Bütün mahareti budur. Ben de muhakemeyi lüzumsuz görüyorum! Zira kazanırsam ödememek hükmünü alacağım için vermeyeceğim; kaybedersem kaybettiğim, kazanmadığım için vermeyeceğim; yani mukavele mucibi iki türlü de vermeyeceğim!"
(Sofistik) mantığı anlamak için ne zarif bir hikaye...Mantığı sahte mantıkla bulandırmanın hüneri (sofizm)...

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

(Rembo) mücerret fikri o hale getirmiş ki, ilahi azameti her noktada görür olmuştu. "En küçük bir teşbih yapsam çıldıracağım; o hale geldim" diye bir notu vardır. Bırakıyor edebiyatı, bir coğrafya cemiyetine aza oluyor, Afrika'ya geçiyor. Bir tek kelime mecaz, teşbih, istiare kullanmadan kuru kuru raporlar veriyor. "Güneş battı, yağmur yağdı, şu oldu, bu oldu" gibi.... Ve otuz sekiz yaşlarında bir hastalığa tutuluyor, Marsilya'da ölüyor. Ölürken son sözü şudur: "Allah Kerim.." Aynen böyle... Zira Afrika'da Araplarla teması olmuş, bu kadarını öğrenmiş... Evet "Allah Kerim" deyip ölüyor. Bir sözü, var... Bu söz ayarında bir söze rastlamadım ben hayatımda: "La vrais vie est apsante - Hakiki hayat namevcuttur!" Olmadı! (Apsante) namevcut demek değil... Olup da olmayan... Bütün bu hayatın (Rembo)ya verdiği his şudur: "Var" burada değil; burası, bir olanın işareti; ama o burada değil... (Paskal)ın da buna yakın bir sözü var. Pek basit, çok derin... Sözdeki derinlik, tumturaklı olmaktan uzak olduğu, tabiileştiği, kendi kendine içten geldiği vakit tecelli eder. Süslenen ve alayişli giyinen bir kadında olduğu gibi değil de, tabii çizgileri içinde görünen bir kadın gibi...
(Paskal) diyor ki:
"Nous mourrons seul- Yapayalnız ölürüz!"... Bu basit sözün ruhundaki derinlik hudutsuz...

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Varlık yokluk hakkında meşhur sözü var (Dekart)ın:
"Mademki düşünüyorum, öyleyse varım!"
Buna bir nev'i tahkikçi iman yolu da diyebiliriz.
(Dekart)ın yanı başında, bütün Batının en büyük kafa telakki ettiği (Paskal) vardır. Birbiri ile yanyana dururlar. Ve birbirlerini idrak etmişlerdir. (Paskal) üzerine biraz duracağız. Bu adam evvela zekanın insanı tahrip edecek kadar üstün inkişafını ifade etmiş bir idrak... Marazi zeka... Dokuz yaşında riyazi kanunlar keşfetmiştir. Bugün hala çürütülememiş bir takım münhani(eğri) kanunları...Gitgide zekayı ve saf tefekkürü o hale getirmiş bir insan ki, artık zekanın kıymığı beynine batmıştır, aklın son merhalesinde...

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Kitap mevzuunda memleketimizin ne halde olduğunu görmenizi isterim. Bunu bir cümle ile geçeyim; Profesörlerimiz kitapsızdır, şairlerimiz kitapsızdır. Yahya Kemal’in yüzüne söylemiş ve onu kitaplık bir cehde davet etmiştim: “O nedir senin yaptığın? Radyum gibi miligram miligram tartılan keyfiyetin bile kemiyete istinadı şarttır!” Bu ona çok tesir etmişti; son zamanlarda bir hamaratlık gelmişti ona… “Hürriyet” gazetesinde, şiirleri çıktı, ama yine kitaplık çapta değil… Ne yazık ki, bizde kitaplık çapta adam yoktur. Fransa’da bir lise mualliminin bile eseri vardır. Bugün Avrupa kültürüne örnek birçok adam vardır ki, ana eserlerini doktora tezleri olarak vermişlerdir.

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Asıl Roma’da ve (Epiket) isimli filozofta tecellisini bulan bu ahlak(stoisizm) adını taşır.
(Epiket) bir köledir. Onun ayağını işkence aletinde burkarlar, bükerler. Hiç ses çıkarmaz. Gayet sakin bir tavır ve tonla der ki:
“-Daha fazla bükerseniz ayağım kırılacak!”
Bükerler ve ayak, mühtiş bir sesle kırılır.
Verdiği cevap:
“-Demedim mi?...”
(stoisizm) ahlakı budur ve (metafizik-madde ötesi) bir dayanağa malik değildir. Sadece insan benliğinin madde açısına karşı hissiz tavrı… Satıhçı Romalı bünyesinin satıh ahlakı…

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
ihtiyar 
27 Ağu 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Yahudiler esrarlı mahluklar... (Kapitalizm)i o kurar, (Komünizm)i o yapar, sonra o yıkar. Şimdi Yahudi'yi şöyle, kısaca tahlil edelim: Biri bir adım ileri attırırsa, diğeri gelir, o adımı geri aldırır. Peki, nedir bundan murad? Hiçbir yerde birlik bırakmamak... Bâtılda bile buluşturmak istemez insanları... Yahudi budur; ve hak veya bâtıl, her birliğe düşmandır. Tek gayesi, gizli Yahudilik hegemonyasını kurabilmek için insanlığı bölmek, ufalamak, çözmek ve çürütmek...

Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl KısakürekBatı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu, Necip Fazıl Kısakürek
2 /