Benim Adım Kırmızı

7,8/10  (202 Oy) · 
1.009 okunma  · 
128 beğeni  · 
4.339 gösterim
Orhan Pamuk'un "En renkli ve iyimser romanım" dediği Benim Adım Kırmızı, yazarın dünyada şimdiye dek en çok satan romanı oldu; Fransa ve İtalya'da yılın kitabı seçildi, dünyada bir romana verilen en prestijli ödüllerin başında gelen Uluslararası IMPAC Dublin ödülünü kazandı. Eski resim sanatımız, Doğu ve Batı'nın dünyayı görme biçimleri, aşk ve ölüm hakkında unutulmaz bir tarihi roman olan bu çağdaş klasiği, ilk yayımlanışından 15 yıl sonra, yazarın sonsözü ve kapsamlı bir sanat-tarih kronolojisiyle birlikte sunuyoruz.

Benim Adım Kırmızı, hem Orhan Pamuk'un en çok dile çevrilen ve en çok hayranlık duyulan eseri hem de modern edebiyat tarihimizin dünyada en çok okunan kitabı.

Orhan Pamuk'un "en renkli ve en iyimser romanım" dediği Benim Adım Kırmızı, 1591 yılında İstanbul'da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı'nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre'ye âşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul'da bir vaizin etrafında toplanmış, tekkelere karşı bir çevrenin baskıları, pahalılık ve korku hüküm sürerken, geceleri bir kahvede toplanan nakkaşlar ve hattatlar sivri dilli bir meddahın anlattığı hikâyelerle eğlenirler. Herkesin kendi sesiyle konuştuğu, ölülerin, eşyaların dillendiği, ölüm, sanat, aşk, evlilik ve mutluluk üzerine bu kitap, aynı zamanda eski resim sanatının unutulmuş güzelliklerine bir ağıt.

"Türk romancısı Orhan Pamuk, Avrupa'ya roman nasıl yazılır, gösteriyor."
-Frankfurter Allgemeine-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2013
  • Sayfa Sayısı:
    552
  • ISBN:
    9789750825927
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ayşenur Albayrak 
12 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Sizlerde benim gibi büyük beklentilerle başladıysanız muhtemelen 'hayal kırıklığı' ile sonuçlanacaak olan kitap. Olaylar özenle seçilmiş fakat olay kurgusunun yavaşlayıp hızlanması insanı kitaptan soğutuyoorr.Kitabı övgülerin çokluğu nedeniyle, sıkıla sıkıla, ama sonuna kadar okudum.
Üsluba diyecek yok fakat ben söylediğim nedenlerden ötürü sevemedim.. Okuyup bitirebilenini tebrik ediyorum

Ebru Özgür 
04 Oca 08:21 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Şimdi bir ölüyüm ben, bir ceset, bir kuyunun dibinde. Son nefesimi vereli çok oldu, kalbim çoktan durdu, ama alçak katilim hariç kimse başıma gelenleri bilmiyor."
Bu satırları her nerede okursanız okuyun, kendinizi bir filmin sahnesinde veyahut bir rüyada kurban seçilmiş olarak görebilirsiniz. Gerçek olan ile hayal arasında sürüklenen bir insan gibi nefes alan karakterler ,ilk satırından nerede ve ne halde olduğumuzu az çok kestirmemize sebep olan, ama bir yandan da mantığımızın sınırlarını zorlayan bir kitaba hoşgeldiniz.

Metinler arasında bir oyunseverlik olarak algılayabileceğimiz kitapta, 19 karakter ve her birisinin ağzından kendi hayatlarını, doğrularını, aşklarını, hırslarını görebiliyoruz. Öyle bir kitap düşünün ki sizi bütün karakterler üzerinden ilmek ilmek işleyerek katili bulmaya sevkederken resimlerin içine girerek kendini kaybeden renkler alemine sürüklesin. İçinde kaybolacağınız aynı zamanda kendinizi bulacağınız bu dünyada kimler yok ki.. Köpekler, şeytanlar, katiller ve hatta ölüler. Yani artık sayfaları çevirdikçe hem ölü, hem köpek hem de katil olabilirsiniz. Çok karakterin olması sizin gözünü korkutmasın aksine sizi sürükleyecek tek bir renk vardır o da; kırmızı ki kitabın sayfalarını çevirdikçe karşınıza çıkacak renklerden birisidir. Siyah beyaz dünyanın içinde asıl tonunu arayan renk, Osmanlı nakkaşlarının elinde özünü bulacaktır.

Bekir İstanbul 
10 Oca 18:27 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Farklı kurgusuyla sizi içine çekecek, minyatür resim sanatı ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında farklı bilgiler öğrenirken aynı zamanda katili bulmaya çalışacağınız ve keyif alarak okuyacağınızı umduğum bir kitap. Sitedeki olumsuz yorumlardan etkilenmeden ve kapak yazısını okuyup çok yüksek bir beklentiye girmeden okuyun derim.

Adar Zargana 
24 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın 250. sayfasındayım ve ben bu romanı çok sevdim. kitabı okumaya karar verdiğim ilk gün kitap hakkında yorumlara baktım bir çok okurun, sıkıcı diye niteleyip olumsuz yorumlar yapmaları beni korkutmadı değil ama, şuan herşey yolunda :)

Ayşe Şangüder Uzunoğlu 
20 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hat sanatı gibi..ya da taş duvar gibi...örmüş adeta Orhan Pamuk...çözemiyor insan kendini bu kitapta...Üslup ve biçimiyle dikkat çeken bir kitap,okunması gerek.

Mehmet 
18 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazar kitap için bayağı çalışma yapmış, teknik olarak iyiydi.
Sürükleyici olduğunu söyleyemem. Bazı yerlerde abartılı bir müstehcenlik kullanmış gibi geldi bana.

Meşrebi Kalender 
20 Oca 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · 8/10 puan

Emek verilmiş bir kitap olmasına rağmen, ne yazık ki piyasaya daha çıkar çıkmaz bir kitabın başına gelebilecek en kötü şeyle karşılaştı ve okunması değil “ bitirilmesi” gereken bir moda eşyası oldu. Son birkaç yıldır aynı dertten muzdarip olan bir diğer kitap Kürk Mantolu Madonna…)

Her karakterin kendi ağzından, kendi sesiyle konuşması okur için ne kadar ilgi çekici olsa da; yazarın, bu karakter farklılıklarını hakkıyla resmedebilmesi için mitoz bölünmeye uğradığını kitaba daha vira Bismillah demeden önce “bi” bilmemiz gerekiyor. (Hatta bu tarzı deneyen diğer diğer yazarlarla karşılaştırıldığında çok ayrı bir yerde olduğunu kabul ederek saygı duruşumuzu bir süre daha uzatmalıyız da.)

Öyle bir şey ki; seyrettiğimiz bir filmde oyuncuların kameraya bakıp konuşması gibi, romanın kahramanları size bir şeyler söylüyor hatta sizden ricalarda bulunuyorlar. Mesela ; bir bölümde ölü bir adam, Rashomon filmindeki gibi, direkt gözlerinizin içine bakıp tekrar hatırlatacak asıl korkulması gerekenin “yaşayan” olduğunu… Başka bir yerde ise çöpçatan bir bohçacı, Fellini’nin Cabiria'nın Geceleri filminde kadın karekterin son sahnede kameraya göz kırpması gibi, yaşayacaksın bu hayatı diyecek, evet “seve seve”… Çünkü yaşamazsan seve seve, Can Yücel’in ölümle ilgili en sade şiiri “ seke seke” deki metotla yaşatırlar hayatı sevmeyene…

Nakkaş ustalarının ileri yaşlarda kör olmalarının üstatlık mertebesine erişmekte bir kriter olarak kabul edilmesine bir yandan hayret ederken bir yandan da, doğuştan görme engelli olduğu için belki de, Türkiye’de bilgi yarışmalarında sorulmaya bile layık bulunmayan ama dünyada kendisine kadir kıymet verilen ressamımız Eşref Armağan’ı düşüneceksiniz.

Bir katile yataklık eden bu kitapta en son merak ettiğiniz şey katilin kim olduğu olacak.

Kitabın büyük bir bölümüne nakşedilmiş cinsellik ( hetero, homo,lezzo ve ötesi…) alerjik reaksiyona sebep olmayacak ise; ” İskender Pal a candır ancak Orhan Pamuk’la henüz tanışamadık” cılardansanız, Katre-i Matem’e hatta Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk’a yakın bir keyif olmasa da bu kitabı sıkılmadan okuyacağınızı iddia ediyorum.

Tabi ki peri padişahının da kızı değil bu kitap. Özellikle “herkeşler” okusun diye oryantalizmin nimetlerinden bolca faydalanması büyük bir kusur olmuş.

Kitabın sonunda bulunan “ yazdım ama niçün yazdım, yazdım ama nassığ yazdım” eki ayrı bir güzellik olmuş.

Nurten Ulaba 
06 Eki 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Elimden bırakmadan okudum desem yalan olur .Hiçbir kitabı yarım bırakmadığım için bunu da bitirmek zorunda hissettim kendimi .Güzel bir konu yakalamış ama o kadar çok olaylarla donatmış ki konudan uzaklaşacak duruma geldim. Neredeyse hiç paragraf yapmadan birkaç sayfa yazacakmış. Osmanlı döneminde nakkaşların arasında olan kıskançlıklar hırs padişaha şirin görmek için yapılan çalışmalar çekememezlikler hepsi detaylı bir şekilde işlenmiş. En azından Orhan Pamuk 'un tarzını anlamış oldum.

Sefa Kumru 
 20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 83 günde · 7/10 puan

Kitap bir nakkaş cinayetiyle başlıyor ama cinayeti kimin işlediğini ancak son sayfalara doğru öğreniyorsunuz. Bu bakımdan kendini okutturuyor. Buna rağmen elimde çok süründü. Yer yer çok sıkıldım okurken. Bunun sebebi osmanlıda nakkaş sanatı hakkında çok detaylı bilgiye girmesi diyebilirim. Yazar bunun üzerinde çok çalışmış anlaşılan. Her karakter kendi ağzıyla konuştuğu için ilgi çekiyor. Cesetler, eşyalar hatta ölüm bile konuşuyor. Bunda yazarın okur üzerinde etki yaratması için baş vurduğu bir yöntem sanırım. Kitap 200 sayfa daha az yazılsaydı daha etkili olurdu diye düşünüyorum.

Sezer 
10 Tem 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Okuduğum ilk Orhan Pamuk eseriydi. Yazarın her bölümde başka birinin ağzından olaylara devam etmesi, yeri geldiğinde bir atı konuşturması ve bunu başarılı bir şekilde yapması takdire şayan idi. 16. yüzyıl Osmanlı sosyal hayatını güzel anlatmış olması ve günümüze yer bulamayan bir sanat dalı olan 'nakış' ı ve bu sanatın güzelliğini, onun için harcanan emekleri ve nakkaşların bu sevda uğruna kör olmaya dahi razı olduğunu bize en iyi şekilde anlatmış. Koca romanın sadece bir kaç günü anlatması da başka bir ustalık eseri. Can verdiği karakterler Şeküre, Ester vs. hepsinin rollerini çok iyi oturtmuş.

3 /

Kitaptan 49 Alıntı

Hüseyin Erol 
17 Oca 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir mektup, diyeceğini yalnız yazıyla demez. Mektup, tıpkı kitap gibi koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur. Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor derler. Aptallar ise oku bakalım, ne yazıyor derler. Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 47 - İletişim Yayınları)Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 47 - İletişim Yayınları)

Aşk
"İçinizde kalbinize nakşeylediğiniz bir sevgilinin yüzü yaşıyorsa eğer, dünya hâlâ sizin evinizdir."

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 41)Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 41)

Ben Köpek
Sizlere Kuran-ı Kerim'in en güzel surelerinden Kehf suresini hatırlatmak isterim. Bu güzel kahvede, aramızda Kuran-ı Kerim okumaz kitapsızlar bulunduğundan değil, şöyle hafızaları tazeleyelim diye: Bu surede putperestler arasında yaşamaktan bıkmış yedi genç hikaye edilir. Bunlar bir mağaraya sığınırlar ve uyurlar. Allah bunların kulaklarına birer mühür vurur ve onları üç yüz dokuz sene uyutur. Uyandıklarında aradan şu kadar sene geçtiğini bu yedi gençten birisi insanlar arasına karıştığında, elindeki geçer olmayan sikkeden anlar; çok şaşırırlar. İnsanoğlunun Allah'a bağlılığını, onun mucizelerini, zamanın geçiciliğini, derin bir uykunun tatlılığını anlatan surenin haddim olmayarak sizlere hatırlatacağım on sekizinci ayetinde bu yedi gencin uyuduğu Kehf nam mağaranın girişinde yatan köpekten bahis vardır. Tabii ki herkes Kuran-ı Kerim'de kendi adının geçmesiyle gururlanabilir. Bir köpek olarak bu sureyle övünüyor ve düşmanlarına it kopuk diyen Erzurumilerin akıllarını inşallah başlarına getirir diyorum.

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 20 - Yapı Kredi Yayınları)Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 20 - Yapı Kredi Yayınları)
Hüseyin Erol 
22 Ara 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Bir an önce cesedimi bulsunlar, namazımı kılıp, cenazemi kaldırıp beni gömsünler artık! Daha önemlisi katilim bulunsun! O alçak bulunmadıkça istiyorlarsa en muhteşem mezara götürsünler beni, huzursuzluk içinde mezarımda döne döne bekleyeceğimi, hepinize inançsızlık aşılayacağımı bilmenizi isterim. Katilim olacak orospu çocuğunu bulun, ben de size öte dünyada göreceklerimi tek tek anlatayım! Ama katilimi bulduktan sonra ona mengene aletiyle işkence edip kemiklerinden sekiz onunu, tercihen göğüs kemiklerini, yavaş yavaş çıtırdatarak kırmanız, sonra da o iğrenç ve yağlı saçlarını, işkencecilerin bu iş için yapılmış şişleriyle kafatasının derisini delerek, tek tek ve bağırtarak yolmanız gerekir.

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 12 - İletişim Yayınları)Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 12 - İletişim Yayınları)
Songül 
08 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zeytin yağında kızarmış kırmızı biberin kokusunu, şafak vakti durgun denize yağan yağmurları, açık pencerenin kenarında bir an bir kadının belirişini, sessizlikleri, düşünmeyi ve sabrı severim.
Kendime inanırım ve çoğu zaman benim hakkımda söylenenlere aldırmam.

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 330)Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 330)

Şeküre
Bir mektup diyeceğini yalnız yazıyla demez. Mektup tıpkı kitap gibi, koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur. Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor, derler. Aptallar da; oku bakalım, ne yazıyor, derler. Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta. Dinleyin bakalım Şeküre başka ne demiş,

Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 45 - Yapı Kredi Yayınları)Benim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk (Sayfa 45 - Yapı Kredi Yayınları)
5 /

Kitapla ilgili 2 Haber




Burası çok ıssız