Binboğalar Efsanesi

8,7/10  (33 Oy) · 
121 okunma  · 
31 beğeni  · 
1.321 gösterim
Yüzyıllarca yerleşik düzene geçmemek için direnen Türkmenler’in romanı Binboğalar Efsanesi Hıdrellez şenliklerinde, göçerlerin kış için sığınacak topraklar bulma dilekleriyle başlar. Ancak, kış onlar için bir yok oluş öyküsüne dönüşecektir.

Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt.

“Yaşar Kemal bir kültürün nasıl yittiğini Binboğalar Efsanesi ile sarsıcı bir biçimde betimledi.”

Allan Sandström, Wasterbottes Kurriren, (İsveç)

“Yaşar Kemal’in yazdıkları, bu evrenin çöküşünü, on-dokuzuncu yüzyılda başlatılan ve yirminci yüzyılda ansızın piyasa ekonomisine geçilmesiyle sonuçları şaşırtıcı boyuta ulaşan zorunlu yerleşik yaşamın getirdiği tarihsel çöküşü anlatır.”
Jean-Pierre Deleage, (Fransa)

“Yaşar Kemal’in görkemli, şiirsel, aynı zamanda modern anlatım tarzı sonsuz sürükleyici... O, Kazancakis ve Neruda gibi klasik ‘büyük tarz’ı yüceltti.”
Majbritt Sjödin- Hans Artberg, Folket, (İsveç)

“Zengin bir geleneğin hüzünlü, yavaş masalı....”
Daily Telegraph, (İngiltere)

“İnsanı canlandıracak basitlikte, güzel, ahlaki bir öykü...”
Birmingham Post, (İngiltere)

(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    283
  • ISBN:
    9789750807014
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Kitabın arka kapağında "Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt" diyordu. Yörüklerle ilgili hiçbir şey bilmediğimi farkettim.Ve bunu Yaşar Kemal'in sevgi dolu kaleminden okumak istedim.
#Kitap Hıdırellezle başlıyor. Hızır İle İlyas peygamberlerin buluşmasının halkın nezdinde ne ifade ettiğiyle başlıyor. Yörük yani yürüyen Türkmenlerin yerleşik hayata geçmemek için verdikleri mücadele, o insanların çaresizliği, tüm Çukurova'nın bir olup Yörüklerin üstüne acımasızca gelmesi anlatılmış. Yazın yaylalara çıkan, kışın Çukurova'ya inen Yörükler için artık bu durum gitgide imkansız bir hale gelmeye başlamıştır.Çünkü Çukurova'da her karış toprak birilerinin olmuştur ve Yörükler nereye ayak bassalar oradan ayakbastı parası almaya çalışan gözü açık ve zalim insanlar vardır.

#Yörük kültürünü, geleneklerini öyle güzel anlatmış ki yazar, insanın böyle bir halkın yok oluşuna ya da asimile edilişine üzülmemesi mümkün değil. Binlerce çadırlı obalarının gittikçe sayılarının azalışı, zenginliklerinin eriyişi, her an can korkusuyla yaşamaları, çaresizlik, umutsuzluk, her şeye rağmen düş kurma...

#Daily Telegraph gazetesi Binboğalar Efsanesi için " Zengin bir geleneğin hüzünlü, yavaş masalı..." demiş. Demirciler ocağı piri Haydar Usta, torunu Kerem, güzel yörük kızı Ceren, sevdalı olduğu eşkıya Halil, Süleyman Kahya ve diğer karakterler... Yörüklerin o çaresiz yürüyüşüne tanıklık edeceksiniz. Çukurova'nın başka bir hüzünlü hikayesi. Acıyla yoğrulmuş coğrafyamızın başka bir değerinin yok oluşu, devlet politikalarının kurbanı başka bir halk...

#Yaşar Kemal'i okuyanlar eserlerinde yarattığı o muhteşem tabiat manzaralarını iyi bilir. Bu eserde de Çukurova'nın yıldız dolu göğünün altında, Hızır ile İlyas peygamberlerin buluştuğu gecede tutuşan yıldızlara bakıp dilek dilerken buluyorsunuz kendinizi. Edebiyatımızın masalcısı ve destancısı olan Yaşar Kemal'in önünde saygıyla eğiliyorum.

#Herkese iyi okumalar dilerim.

Merve 
14 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kitapta zenginlikleri yaşayışlarıyla dillere destan yörüklerin iskanla beraber başlayan çileli günleri anlatılıyor. İskandan önce her yere diledikleri gibi yerleşen yörükler iskan çıkınca basacak tek karış toprak bulamaz bunu üzerine çare aramaya başlar olmadık insanlarla işbirliği yapıp büyük kayıplar verirler. Sonunda kime dayanacağını şaşıran çilekeşlerimiz umudu Hıdırellez şenliklerinde tutacakları dileklere bağlarlar ve yörükteki her bireyin o seneki şenlikte toprak istemesini söylerler herkes bunu kabul eder ama gerçekten dileyecekler mi orası bilinmez. Kitap benim için biraz yavaş ilerledi çünkü okuduğum sırada : 'Ah ne olacak şu yörüklerin hali ' deyip aciz bir okuyucu olarak çözüm yolları aradım. Ayrıca kitapta yörüklerin yaşayışları çadırları bu çadırları nasıl dizayn ettikleri hakkında da bilgiler verilmiş ve bu bilgiler kitaba ayrı bir güzellik katmış . Keyifle okuduğum - her ne kadar yörüklerin hazin sonundan büyük esef duymuş olsam da- bir Yaşar Kemal klasiği idi. Okumayı düşünen arkadaşlara keyifli okumalar dilerim.

Erhan Kurupınar 
06 Ara 2014, Kitabı okudu, 8/10 puan

kendine has anlatım diliyle yörüklere yazılmış bir ağıt.Etkileyici ve başarılı bir eser.

Muhammet Çelik 
20 Oca 07:01, Kitabı okudu, 17 günde, Beğendi, 9/10 puan

Konar-göçer Türklerin kültürlerinden ve nasıl yerleşik olduklarından bahseden kitap, çekilen eziyet ve sıkıntılar nedeniyle kalpte burukluk oluşturmaktadır.

Konar göçer Türk obaları yerleşik hayata geçmek istemediklerinden ve yaşadıkları topraklara bir anda yerleşik olan kalabalık nüfus sahip çıktığından ortada sahipsiz kalmıştır.

Yonca YAVUZ AKÇAY 
03 Kas 12:07, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 10/10 puan

"Yüzyıllarca yerleşik düzene geçmemek için direnen Türkmenler'in romanıdır Binboğalar Efsanesi Hıdırellez şenliklerinde, göçerlerin kış için sığınacak toprak bulma dilekleri ile başlar. Ancak, kış onlar için bir yok oluş öyküsüne dönüşecektir.
Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt." denmektedir.

Murat Kaya 
25 Şub 20:41, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Ben Yaşar Kemal ile ilk defa bu eser ile tanıştım. Yaşar Kemal'in başarılı bir yazar olmanın ötesinde konar göçer olan Yörükler'in yerleşik hayata geçmesi sürecinde yaşadığı sancıları tam bir sosyolog gözüyle analiz ederek inanılmaz edebi bir dille anlatmış.

DENİZ kurt 
01 May 23:34, Kitabı okudu, 19 günde, Puan vermedi

Binboğalar efsanesi, Yaşar Kemal e, edebiyatına, kalemine hayran bıraktıran bir roman. Kitap, Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra cumhuriyete geçiş sürecinde, Çukurova’da bulunan Yörük Türkmenlerin yerleşik yaşama geçememesini, geçmeye çalışmasını ve göç ederken yaşadığı zorlukları anlatmaktadır.

---Bilgi içeren metin---

Kitap bahsi geçen Yörük Türkmenler Karaçullu Obasıdır. Kitapta anlatılan her karakter insanın içine işler. Haydar Usta, kılıç ustası ocaklar piri, demirci Haydar Usta. Haydar Usta otuz sene boyunca bir kılıç yapar ve bu usta işi, belki de dünyada sadece onun yapabileceği muhteşem kılıcın yapımı bittiğinde bu kılıcı devlet büyüklerine sunup, obasına, çukurda bir kışlak, Aladağ’da bir yaylak alabileceğini sanır. Kerem on iki yaşında akıllı Haydar Ustanın torunu, tek istediği tor bir şahini olsun. Ceren, dünyalar güzeli Ceren. Ceren o kadar güzeldir ki o kadar güzel tasvir edilmiştir ki: ” Hele Cerene Cerene , kurban olayım verene. Ak başörtüler, kınalı saçlar, yeşil uysal iri gözler,dal, sırmalı fesler, al yanaklar, büzülmüş ağızlar, kalın, biçimli kırmızı dudaklar… “ Halil, Ceren’in firari sevgilisi. Süleyman Kahya, kel Musa, Mustan, Oktay kitaptaki diğer karakterler.
1876’da Türkmenle Osmanlı arasında bir savaş olur. Osmanlı Türkmen’i yerleştirmek, toprağa çakmak, vergi almak, onu asker etmek ister. Türkmen buna karşı çıkar. Türkmen ağır bir yenilgi alır. Neredeyse bütün yörük obaları toprağa yerleşir ama Karaçullu obası ve onun gibi birkaç oba iskandan kaçıp sürgün olarak yaşamaya devam eder. Karaçullu obası göçebe hayatına devam eder etmesine ama konacak yer, hayvan güdecek oba bulamaz olur çünküleyim herkes yerleşik hayata geçmiş şehirleşme, köylüleşme başlamıştır. Verimli toprak kapılmıştır. Karaçullu obasını kimse istememektedir. Karaçullular nereye konsa oranın bir sahibi çıkar Karaçullu Obasından toprak parası ya da ayakbastı parası isterler. Yıllardır ayakta kalmak için çabalayan obanın pek de bir parası kalmamıştır. Çocuklar hayvanlar yollarda göçerken sinek gibi kırılır. Mecburen başkalarının topraklarına konarlar. Hayvanları ölmesin diye geceleri hayvanlarını köylülerin tarlalarında otlatırlar, başka çareleri kalmamıştır.Köylüler Karaçullu obasını sevmez olur. Çok çabalarlar jandarmadan yardım isterler olmaz, büyüklerinden isterler olmaz, Haydar Usta İsmet paşaya kadar erişir olmaz, olmaz işte olmaz. Ceren kız, zengin kız kılıklı Oktay ile evlenmeyi kabul etse Oktay obaya toprak vereceğinin sözünü verir ama Ceren kız yanaşmaz. Halil de Halil der. Karaçullu obasına ne Hızır yardım eder ne İlyas peygamber… “ Ulu dağlara, sulara, topraklara, ovalara, ülkelere ad verip, damgamızı bastık. Anadoluda karşımıza çıktı Kayseri dağı, Ağrı, Süphan, Nemrut, Binboğa, Cilo dağı... Vardık Anadoluda da karşımıza çıktı Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Ceyhan suyu... Anadolu ovası, Tuz gölü, kehribar sarısı üzümleriyle Ege ovaları... ve adlarımızı verdik sulara, ovalara, dağlara. Anadolunun her karış toprağına damgamızı bastık. Her karış toprağına bir ad bulduk, obamızın adını koyduk. Unutulmasın, bir ulu toprakta soyumuz boy versin diye... Düşürdüler bizi tozlu yollara, aşırdılar bizi karlı dağlardan. Düşürdüler bizi halden hallere..” Karaçullu obası daha fazla direnemez ve dağılır. Haydar Usta, Ceren, Halil , Süleyman Kahya, Süleyman Kahyanın oğlu herkes bütün oba çalışır ama olmaz.

---Bilgi içeren metin---

Kitaptan 10 Alıntı

sezen 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Horasandan geldik, atların sırtında... çok işler geçti başımızdan. Kadınlara, çocuklara dokunmadık. Sevdalara, gönüllere dokunmadık. İncitmedik anaları. Budur bizim töremiz...

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 129)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 129)
sezen 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Hızır ile İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. Saplar başakları, ağaçlar çiçekleri, meyveleri götüremezler. İnsanlar o yıl daha sağlıklı olur, hiç hastalanmazlar. O yıl ölüm de olmaz. Ne bir kuş, ne bir karınca, ne arı, ne kelebek ölür.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 17)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 17)
Tuğba Gülbaş 
29 Eyl 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

Koca adamların çocukları dövdüğü, ötekilerin de bön bön baktığı bir ülke çürüktür, ölmüştür.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar KemalBinboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal
Esra 
28 Kas 2015, Kitabı okudu

Umutsuz olmayın, umutsuzluk kötüdür, beladır. Umutsuzluk diri, canlı, soluk alan insana yakışmaz. Umutsuzluk ancak ölülere mahsustur.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 39)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 39)
sezen 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Doğan yıldız gibi Cerenin güzelliği doğdu sabahtan. Görsünler, görsünler de parmakları ağızlarında kalsın. Cerenin güzelliği, görkemi önünde lalü ebkem kesilsinler.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 266)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 266)
sezen 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Şimdi sana gülüyorum, az sonra canına okuyacak, seni sırtından hançerleyeceğim der gibiydi her an.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 265)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 265)
sezen 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Hacı Salman dünya güzeli kızı Yeşili kendi eliyle kasabadaki değirmen sahibi Salih Beye verdi, çadırını da götürdü değirmenin bahçesine kurdu. Yeşil bir yıla varmadan, ince hastalıktan can verdi. Çukurova'ya çok Yörük kızı gelin gitti. Çukurova'da çok tel duvaklı ölü var.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 61)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 61)
Esra 
27 Kas 2015, Kitabı okudu

Kıyamete kadar böcekler, çiçekler, otlar ardı ardına ulanırlar, öylece ölümsüzleşirler. Çiçekler uzun bir halkadır...
"Yaa, uzun uzun bir halkadır... Uyurlar, her yıl gene uyanırlar. Ölmezler."
Ama insanlar ölürler, insanlar, çünkü insan bir tektir. Her insan bir tek doğar, bir tek ölür. Ama böcekler kıyamete kadar doğarlar, sayısız, ölmezler.
"Dünyada ölen bir tek yaratık vardır. Dünyada ölümlü bir tek canlı vardır, o da insandır, o da insandır, insandır."

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 30)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 30)
Esra 
07 Ara 2015, Kitabı okudu

Kalabalık seli yavaş yavaş seyrekleşiyor, koşuşmalar telaşlar azalıyordu. Bu şehirde insanlar, oğul vermiş arıya benziyorlar. Birikmişler kovanın ağzına, sıvanmışlar üst üste. Yiyorlar birbirlerini. Kanatları durmadan titreyen, ipileyen, korkak... Bu şehirlerde insanlar bir hoş. Ve karıncaya benziyorlar. Körelerine yağmur suyu dolup da, dışarıya uğramış, ıslak güneşin alnında kurulanan, donmuş gibi, yüzü sarı karıncalara benziyorlar.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 232)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 232)
Esra 
 27 Kas 2015, Kitabı okudu

Uzun sözün kısası, biz Akmaşat'ı, kendi dede yurtlağımızı para verip almalıyız. Başka hiçbir mümkünatı yok. Hükümet kurmuşlar, onların. Askeri, jandarması, polisi onların. Havada uçan uçakları, toprağı yaran traktörleri, kamyonları, yalım gözlü kara trenleri, evleri, sarayları, içine girince insanın yittiği şehirleri var. Topları, tüfekleri, her bir şeyleri var. Onlarla biz başa çıkamayız.

Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 49)Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 49)

Kitapla ilgili 1 Haber

Yaşar Kemal’siz 1 yıl...!!!
Yaşar Kemal’siz 1 yıl...!!! Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015’te vefat etmiş, 2 Mart 2015 günü 92 yaşında, büyük bir törenle sonsuzluğa uğurlanmıştı. Türkiye'nin Evrensel Yazarı Yaşar Kemal'i saygı ve sevgiyle anıyoruz...