Bir Adam Yaratmak

9,1/10  (62 Oy) · 
211 okunma  · 
68 beğeni  · 
1.866 gösterim
Eser ilk olarak 1937-1938 kışında İstanbul Şehir Tiyatrosu 'nda temsil edilmiştir.

Olay meçhul bir tarihte İstanbul 'da geçer.

"Husrev - Bir adam yaratmağa kalkıştım. Ona bir surat ve kader bulmak... Nerede bulayım? Kendimi buldum. Suratsız ve kadersiz adam şahlandı. Zincirini kırdı. Elimden kaçtı. Ben insanım. Beni arkamdan vurdu. Suratsız ve kadersiz adam benim suratımı takındı. Kalıbımı giyindi. Kaderimin içine yattı. (Bir an sükut) Benim de kaderim buymuş.''
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9758180318
  • Yayınevi:
    Büyük Doğu Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ferman Mammadov 
04 Oca 21:16, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Necip Fazıl, Burhan Toprak, Peyami Safa, Mustafa Şekip ve bir kaç Babıali rütbelisi...Beyoğlu...Petrograd pastanesi...
Burhan Toprak:
-Bu bir eser mi, şaheser mi?
Bir cevap verilemiyor.Bir teşhise varılamıyor.

Deniz Öztürk 
20 May 13:42, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

İki kez tiyatrosuna gittiğim ve tiyatroda cümleleri oyuncu söylemeden önce içimden geçirdiğim eser. Öyle benzetmeleri var ki okuduğunuzda hayran kalmamanız ve beğenmemeniz mümkün değil. Spoiler içerir! Mesela:
Düşünmez misiniz insan nedir diye? İnsan kadar hassas bir cihaz var mı?
Boşluklara uzatılmış bir anten gibi sinirleriyle, ağlayan bir surat gibi buruş buruş beyniyle, bir firkete ucuna dayanamıyacak kadar ince bir insan!
Haksız mıyım? En çok etkilendiğim, beynimizi ağlayan bir surata benzetmesi oldu.

Suskun/ca 
27 Nis 22:20, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in üç perdelik oyunu "Bir Adam Yaratmak". Okuduğum ilk tiyatro eseri. Bu sebeple benim için fazlasıyla özel. Kitabın hemen sonunda Üstad bu eseri yazma öyküsünü paylaşmış okuyucuyla. İlk tiyatro eseri "Tohum"da halktan beklenen ilgiliyi göremeyince bu kez kendi tabiriyle "seyirciyi fiziki acıya boğacak bir metafizik örgü içinde aksiyon şartlarının en dinamikleriyle bir arada" bir piyes yazmaya karar veren Üstad şöyle devam etmiş sözlerine "Öyle bir piyes ki, kendi buhranımın, mücerret planında hem en yırtıcı fikir irtifaına çıkacak, hem de müşahhas kadroda saik ve sebeplerin en hak vericileriyle su sızmaz bir mantık ve görülmemiş bir entrika değerini kendinde toplayacak... Kısacası, hem vaka, hem fikir, birbiriyle tam barışık ve kıvamlı 'elit' zümreyle aşağı tabakayı bir arada kucaklayacak." Peki ya sonuç? İlk temsil gecesinden itibaren büyük yankı uyandıran eseri seyrettikten sonra Burhan Toprak, Peyami Safa ve birkaç kişiyle daha birlikte Petrograd pastahanesinde oturan Üstad'a Burhan Toprak soruyor: "Bu bir eser mi, şaheser mi?..." Ellbette ki Üstad'ın kaleme aldığı her eser gibi buda bir şaheser. Bir tiyatro yazarının geçirdiği büyük ruh buhranının anlatıldığı oyunda "Aynadaki Yalan" romanında olduğu gibi sorgulayıcı bir tat vardı. Hayatı, ölümü, kaderi ve sanatı. Belki de en çok insanlığımızı... Tavsiye etmeye bile ihtiyaç duymuyorum çünkü Üstad'ın diğer eserleri gibi bu kitapta okunması gereken bir eser kesinlikle.

(Süprizbozan içerebilir) Necip Fazıl Kısakürek'in piyes olan eserlerinden. 3 perdelik bir oyun. Bilmiyorum bu eser için ne söylense az gibi. Hikayenin başlangıcında “meçhul bir tarihte, İstanbul’da” ibaresi sanki yaşanmış bir his verdi bana. Tabi bilemiyoruz bunu Allahualem.
Bu piyesdeki baş kahramanımız Hüsrevde bir piyes yazarı. Tiyatro içinde tiyatro olması baya ilginç geldi bana, ustalıkla kullanılmış bu durum :) sanki yazar kendini anlatıyor gibiydi içinde bulunduğu buhranları. Husrevin halasının kızı, Selma'yı hatırlayınca bir Âh çekiyorum içimden, hikayede çok geçemese de ne kadar naif bir karakter olduğu anlaşılıyor.
Hikaye bana göre 2ye ayrılıyor:
1. Önemli olay öncesi.. buradaki olay örgüsü hızla sizi içine çeken yeri, hiç sıkılmadan okunuyor.
2. Önemli olay sonrası.. burada da Kahramanımızın ölüm, yaşam, delilik, ihanet, kader gibi konularda kendiyle ve yakınlarıyla iç hesaplaşması var, burası daha yavaş ve düşünerek okunması gereken bölüm bence.
Sonunu da çok merak ediyorsunuz Husrevin hikayesi de aynı kaderi paylaşacak mi diye. Bunu da kendiniz görmelisiniz :)
Bir İncir ağacı hiç bu kadar anlamlı olmamıştı :)

Beyza 
25 Haz 10:28, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 9/10 puan

"..Bir cevap verilemiyor. Bir teşhise varılamıyor. Eser olmaya hayır, bu sıradan bir eser değil!..
Şaheser olmaya gelince...
Acaba, o da ne demek?.."

Ününü hak eden bir kitap. Kimi yerlerde tiyatro okuduğumu bile unuttum. Düşünce ve söz güzelliğine kapılmışım.
Sebep minik, üzerine inşa edilen olay şaşırtıcı derecede büyük. Dönüp baktığınızda koskoca olayın inşa edildiği sebebin küçüklüğünü çoktan unuttuğunuzu fark ediyorsunuz.

Tiyatroda izleyebilmeyi çok isterdim.

Mehmet Yılmaz 
08 Tem 2015, Puan vermedi

Mükemmel bir tiyatro eseri; replikler, karakterler, dekor, semboller…
Hepsi yerli yerinde; oynanması da büyük bir maharet isteyen Bir Adam Yaratmak Türk tiyatrosunun en güzide örneklerinden birisi olarak duruyor.

Necip Fazıl’ın tiyatro eserlerinden en çok Sabır Taşı’nı sevmiştim. O hala birinci sırada benim için. İkincisi ise kesinlikle Bir Adam Yaratmak. Dostoyevski, Camus, Tolstoy esintilerine rastlayacağınız insanı bunalımdan bunalıma sürükleyecek bir eser. Çok kuvvetli cümlelerle anlatılıyor düşünceler. Yazarın kendisi dahi kitaba ara verip, atıyla uzaklaşmış. O ruhsal çöküntünün içine düşmemek için. Psikolojik olarak üst seviye bulduğum bir eser. Husrev’in son kısımlardaki uzun tiratlarını tiyatroda gerçek bir oyuncudan dinlemeyi çok isterdim.

Hemen hemen her okurun merak ettiği bazı şeyler vardır. Bu kitaptaki olaylar gerçek mi? Acaba gerçekten böyle bir şey yaşamış olabilirler mi? Yazar bize kendisiyle alakalı ipucu mu veriyor? Bunun sebebi; gerçekte yaşanmış bir hikâyenin daha etkileyici olmasıdır. Örneğin korku filmlerinin girişinde ‘’Gerçek bir olaydan alınmıştır’’ yazmasının sebebi inandırıcılığı arttırmak ve daha fazla etkilemek içindir. Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu, Mehmed Rauf’un Eylül’ünü, Atsız’ın Ruh Adam’ını düşünelim. Hepsi yazarın gerçek hayat hikâyesine dayanıyor ve farklı boyutlarda etki yapıyor. Bu kitap da size Necip Fazıl gerçekten böyle bir şey yaşamış olabilir mi? düşüncesini veriyor. Ben olabileceğine inanıyorum. Kendisinden çok şey katmış kitaba.

Genel itibariyle en güzel NFK eserlerinden birisi, edebi değeri yüksek, Fransız edebiyatı koksa da güzel cümleler geçen, Nfk’nın dini görüşlerinin hâkim olduğu tiyatro oyunu.

Ömer Faruk Gönülalan 
 11 Eki 22:40, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 9/10 puan

Tohum piyesinde istediğini bulamayan Necip Fazıl'ın Zonguldak'ta bir köşkte yazdığı 3 perdelik bir piyes. Öyle ki 1937-1938 yılında sahnelenen oyunun baş karakteri Hüsrev'i Modern Türk Tiyatrosu'nun kurucusu Muhsin Ertuğrul üstleniyor. Özellikle İstanbul'daki cemiyet ve Bab-ı Ali bu oyuna büyük ilgi gösteriyor. Bir Adam Yaratmak'ı izleyen Sanat Tarihi Profesörü Burhan Toprak'ın esere şaheser demesi boşa değil. Mükemmel diyaloglara sahip piyeste Necip Fazıl'ın yeni hayatını yansıtan cümleler dikkat çekiyor. Kitabın sonunda Necip Fazıl tarafından kaleme alınan eserin yazılış hikayesi ve temsili hakkındaki kısa yazı en az bu şaheser oyun kadar takdire şayan. Kısaca okuyunuz efendim...

2 /

Kitaptan 34 Alıntı

Ferman Mammadov 
14 Oca 00:26, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bilerek bilmeyerek Allah'a doğru yol almak vardır, varmak yoktur.Varabildiğimiz hiçbir şey, hiçbir ufuk Allah değildir.Allah sonsuzluktur.

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 133)Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 133)

”Aramıza bir parça mesafe koymamız lazım. Bu bir sanat meselesidir. Birbirimize bu kadar abanmamalıyız. Abandığımız zaman da ne bileyim, birimizin ağırlığı öbürüne bir tüy kadar gelmeli. Ah, bunlar anlatılmaz. Beni niçin konuşturuyorsunuz?”

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 35)Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 35)
Ferman Mammadov 
14 Oca 00:18, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Kendimin dışına çıkmak isterken, kendime rast geldim.Meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım! Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım!

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl KısakürekBir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek

Kağıt yanar, bir kül yaprağı olur. Değişmiştir. Artık geçmiş ola! Bir daha eski haline dönmez. Ben de bir kere değiştim. Artık geçmiş ola!

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl KısakürekBir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek
Zeynep 
23 Haz 19:32, Kitabı okudu, 8/10 puan

Meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım! Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım! ( Yüzünün ifadesi büsbütün mecnun, orta yere döner ) Ben ne yaptım? En sağlam basamağı ayağımdan kaydırdım. Körlüğü zedeledim. Şimdi görünen şeye nasıl bakayım? İnsan kaderini bir rüya gibi uykuda bulur. Bu rüyayı uyanık nasıl seyredeyim? Allahla kalabalık arasında kaldım. Boşlukta nasıl durayım?

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 68)Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 68)
muhammet moroglu 
10 Kas 16:14, Kitabı okudu, Puan vermedi

- Kim kesti bahçedeki incir ağacını?
+ Ben kestim efendim.
- Ne çıkar bir aciz inciri kurutmaktan? İçimdeki ağacı kes! O aciz değil,çok kuvvetli.

Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 122)Bir Adam Yaratmak, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 122)
4 /

Kitapla ilgili 1 Haber

19 Senedir Aynı Rolü Oynayan Bir Tiyatrocu
19 Senedir Aynı Rolü Oynayan Bir Tiyatrocu Necip Fazıl Kısakürek'in yazdığı Bir Adam Yaratmak adlı oyun, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkent Tiyatroları bünyesinde sahneleniyor. Oyunda rol alan Mehmet Tahir İkiler, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile aynı rolü 19 yıldır oynadığını ifade etti ve duygularını paylaştı.