Bir Faşistin Ölümü

7,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
268 gösterim
İspanya'da üç yıl süren iç savaşa neden olan toplumsal kamplaşma, üzerine yığılan acılı yıllarla iyice derinleşmiş, insanlar sadece hayatta kalabilmek için yaşar hale gelmiştir. Önyargıların alabildiğine derinleştiği, güven sözcüğünün anlamsızlaştığı bu kaotik ortamda hayatlar devam etmektedir. Büyük idealler, zaferler, yenilgiler, her şey daha iyi bir dünya umudu etrafında şekillenirken, sıradan insani hayatı, açlıktan ölmeden geçirilebilmiş bir günü en büyük zafer sayar. Her şey bu kadar basittir işte: Ölümü bir gün daha yenilgiye uğratmış olmak.

Her şey olması gerektiği gibi yürüyüp giderken en kötü koşullarda bile umudun yaşamasına neden olan o ufacık kıvılcım, yıkıntılar arasında varlığını sürdürür. Biliriz ve umarız ki kocaman bir meşaleye dönüşecek ve donmuş yürekleri ısıtacaktır.

Çavuş Tejada Alonso y Leon, komünist Gonzalo Llorente ve öğretmen Elena Fernandez'in yolları, birbirini izleyen iki cinayet nedeniyle kesişir. Ölenler çok sevilenlerdir ve hayat intikamlara gebedir.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2010
  • Sayfa Sayısı:
    274
  • ISBN:
    9789750405235
  • Orijinal Adı:
    Death Of A Nationalist
  • Çeviri:
    Elif Uras Akhan
  • Yayınevi:
    Literatür Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
MeSu 
07 Oca 20:35, Kitabı okudu, 7 günde, 7/10 puan

İki karşıt taraf; Cumhuriyetçi-Falanjist. Franco döneminde İspanya. Öldürülen falanjist'in katilini bulmaya çalışan çavuş Tejada'nın karşısında sosyalist Gonzalo. Gonzalo'nun derdi intikam. Tejada sevdiği kadını vurmuş, öldürmüş. Ölümü hiçe sayarak dalıyor Madrid'in karanlık, kaçakçılık, cinayet, tecavüz ile dolu sokaklarına.

Tarihi Polisiye olarak türlendirilmiş roman. Devamında üç kitap daha var. Yazar öyle ince bir hat üzerinden anlatıyor ki öyküsünü, ne taratan olduğunu, fikrini-zikrini açık etmeden ilerliyor anlatı. Klişeleştirme derdi yok, ideolojik etiketlerden önce, odağında insanın sıradanlığı, insan oluşu var hep.

savaş, aynı zamanda büyük şehirlerde, yeraltında işlenen suçlar, karaborsa, hiçbir vicdana, kurala, ahlaka sığmayan bir yaşam da demek. Bir kaşık kahve, şeker, un, et, kibrit kutusu kadar çikolata, bir okul defteri, insanların ulaşamayacakları, hayalini kurdukları şeyler.

Tüm kitap boyunca altı çizilecek bir satır bulamadım. Ne varsa, ne verilmek isteniyorsa anlatının bütünü sırtlanıyor bunu. Acı, üzüntü, coşku, korku duyguları arasında ilerlerken kahramanlar, onlarla bereber yaşıyorum-ne kadar olursa artık- karmaşık duyguları.

Bakalım, devamı ne gösterecek...