Bir Genç Kızın Anıları

6,7/10  (3 Oy) · 
17 okunma  · 
8 beğeni  · 
758 gösterim
Çağdaş kadın yazarların en büyüğü olarak kabul edilen Simone de Beauvoir, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de sevilen, çok okunan bir yazar ve düşünürdür. Daha önce yayımladığımız "Kadın" (Le Deuxieme Sexe), "Kadınlığımın Hikayesi" (La Force de l'Age - La Force des Choses) ve ünlü romanı "Konuk Kız"ın (L'Invitee) kısa sürede büyük ilgi görmesi de bunu doğrulamaktadır.
Şimdi de Beauvoir'ın en az öteki eserleri kadar seveceğiniz ve yayımlandığı her yerde büyük yankılar bırakmış olan bir başka büyük eserini sunuyoruz. "Bir Genç Kızın Anıları" (Les Memoires d'une Jeune Fille Rangee) genç kızlık çağının tüm sorunlarını en küçük ayrıntılarına kadar olanca çıplaklığı ile ele alan ve bir roman kadar rahat okunan bir eser.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    1994
  • Sayfa Sayısı:
    409
  • ISBN:
    9789753880046
  • Orijinal Adı:
    Les Memoires d'une Jeune Fille Rangee
  • Çeviri:
    Seçkin Selvi
  • Yayınevi:
    Payel Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 7 Alıntı

"Bir gün annemin bulaşıklarına yardım ediyordum. Annem tabakları yıkıyor, ben kuruluyordum. Mutfağın penceresinden, itfaiye barakaları ile başka evlerin mutfakları görünüyordu. Bu mutfaklarda da başka kadınlar, tavalar ovuyor, tencereleri parlatıyor, tabakları yıkıyor, sebze ayıklıyorlardı. Her gün öğle yemeği; akşam yemeği; her gün bulaşık; her gün temizlik; saatler boyu uzayan bir hiçlik; hiçlikten öte bir yere ulaşmayan bir sonsuzluk. Ben böyle yaşayabilecek miydim? Bir yandan tabakları dolaba yerleştirirken, 'hayır' dedim kendi kendime. Benim yaşantım, bir yerlere ulaşacak mutlak."

Bir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir (Sayfa 119)Bir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir (Sayfa 119)

''Sonunda gölgelerden, bulanıklıktan sıyrılmıştım sıyrılmasına ama, çevremdeki her şey bir karanlığın sonsuzluğu içinde yitip gitmişti. İğnelerin ve iğnelere yaraşır düşünceler beslediği, tahtaların tahta gibi düşündüğü masallara kaptırmıştım kendimi. Ancak, ne de olsa sadece birer masaldı bunlar. Eşyaların kapkara, içine işlenilmez yürekleri vardı ve dünyaya neden geldiklerini bilmeden geliyorlar, bir kez olsun kendi kendilerine 'buradayım ben !' diyemiyorlardı. Meyrignac'ta, sandalyenin üstüne atılıvermiş eski bir cekete bakıp, kendimi ceketin yerine koymaya çalışmış; 'Ben eskimiş, yıpranmış bir ceketim' demeye çalışmıştım. Olmamıştı, yapamamıştım ve dehşete kapılmıştım. Geçmişin karanlıkları içinde, cansız varlıkların suskunluğu ortasında, kendi sonumu, kendi yokluğumu algılıyordum. Aldatıcı hayaller buluyor, bunları gerçeğin bir ışığı haline getiriyor, sonunda kendi ölümüme dönüştürüyordum.''

Bir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir (Sayfa 61)Bir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir (Sayfa 61)

''Dünyam iki ana bölüme ayrılmıştı: İyilik ve Kötülük. Ben, mutlulukla erdemin ayrışmaz bir beraberliği sürdürdükleri iyilik dünyasında yaşıyordum. Belirli acılar duyduğum oluyordu tabi; bunları hak edecek bir şey yapmadığıma da inanıyordum. Örneğin kafamı bir yere çarpıp şişiriyor, dirseğimi incitiyordum. Bir keresinde egzama oldum, yüzüm bozuldu. Bir keresinde, doktor siğillerimi yaktı, cıyak cıyak bağırdım. Ama bütün bu olaylar çabucak unutuluyor ve insanın, hak ettiği mutluluğu ya da acıyı bulacağı inancımı sarsmıyordu.''

Bir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir (Sayfa 19)Bir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir (Sayfa 19)

''Felsefeci hiç birşey bilmediğini bildiği ve bilmeye değer hiçbir şey olmadığını anladığı noktaya ulaşınca, herşeyi bilmiş oluyordu...''

Bir Genç Kızın Anıları, Simone De BeauvoirBir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir

''Ah sevgilim, artık çok geç, kırıldı yüreğim,
Acının doldurmaya yetmeyeceği denli derin bir kırık,
Ve öylesine uzun uzun ağladım ki...''
(Seine)

Bir Genç Kızın Anıları, Simone De BeauvoirBir Genç Kızın Anıları, Simone De Beauvoir