Bir Gün Tek Başına

8,7/10  (64 Oy) · 
234 okunma  · 
68 beğeni  · 
2.347 gösterim
27 Mayıs 1960 askeri darbesinden önce Türkiye içten içe kaynıyor. Kenan, yıllar önce gizli komünist partisine girme suçlamasıyla polis sorgusunda çabucak yılgınlığa düşmüş, eski çevresinden tümüyle kopmuştur. Karısı ve çocuğuyla korunaklı bir yaşam sürmektedir. Aslında mutsuzdur, içi ile barışık değildir. Bir meyhanede tanıştığı genç Günsel, içinde çürümemek için direnen ne varsa hepsini ateşleyiverir. Aşk, direniş, devrim günleri...Yaşam, Kenan'la kendini bir kez daha sınama olanağı verir...

Vedat Türkali'nin ilk romanı 30 yaşında...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2004
  • Sayfa Sayısı:
    744
  • ISBN:
    9789752891876
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Güler Ayata 
18 Eyl 2015, Kitabı okudu, 14 günde, Beğendi, 10/10 puan

Tek kelime ile HARİKA bir kitap. İyi ki inatla yarım bıraktığım kitabı yeni baştan okumuşum. Kenan keşke başka bir türlü son hazırlasaydı hayatına. ŞOK oldum ve çok ÜZÜLDÜM :( Yeniden okumaya en başından başladım. Bazen insanın kendini zorlaması gerekiyormuş. Hiçbir kitap yarım bırakılmamalı, aynen yarım kalmaması gereken hayatlar gibi...............................

M.Ali BARAN 
18 Şub 17:55, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 9/10 puan

Yazar romanında; Çelişkiler Türkiye'sinde 1960 darbesine giden bir süreci, öğrenci olaylarını, idealist devrimci kız Günseli ve Kenan'ın aşkını yalın bir dille anlatmaya çalışmış. Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar çok gerçekçi bir şekilde aktarılmış. Kitabın ana karakterinin yaşadığı bütün pişmanlıkları, kararsızlıkları, güvensizliği siz de içinizde hissediyorsunuz. Onunla beraber sizde sürükleniyorsunuz gerçekten güzel bir roman. Okumayan arkadaşlara tavsiye ederim.
.

DENİZ 
26 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bu ve diğer kitaplarını çok severek okudum.Benim için edebiyatta Vedat Türkali ve Yaşar Kemal birinci sıradadır.Yaşar Kemal'i kaybettik ,Vedat Türkali sen çok yaşa.

Muzaffer Akar 
03 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yazarın okuduğum ilk romanı, bazı önyargılarımdan mesafeliydim Türkali'ye ancak önyargının ne kadar yanlış olduğunu ve nelere yol açabileceğini bir kez daha gördüm. Kitap Türk okuyucu tarafından kesinlikle okunmalı, gerek anlatımdaki farklılığı gerek konusu ile dolu dolu bir roman. 27 Mayıs ihtilalinden hemen öncesi Türkiye, Menderes'in baskı ve korku rejimi altında. İmkansız bir aşk ve Benim de aşık olduğum Günsel. Keyifli okumalar.

gzd 
10 Eki 09:15, Kitabı okudu, 8 günde, Puan vermedi

Türkiye 1960 darbesine doğru adım adım giderken son 8 ayında Günsel ve Kenan'ın aşkını okuyoruz.Bu kaotik ortamda kaotik bir aşk bu...
Vedat Türkali'yi ilk yalancı tanıklar kahvesi kitabıyla tanımıştım.Bana göre o kitap daha güzeldi.

Zebercet 
19 Ağu 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

1960 darbe döneminde insanı sarsan bir aşk romanı.Evli bir adamın genç bir kıza olan aşkı insanı sarıp içine alan bir roman. Vedat Türkali nükteli, sade ve içten bir anlatımla kullandığı dilinden dolayı Kitabın etkisinden kurtulamıyorsun uzun bir süre.

Sinan Tütüncüler 
10 Eki 21:17, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 8/10 puan

Vedat Türkali’nin “Bir Gün Tek Başına” romanı, hızlı okumalarımdan birisi oldu. Yaklaşık 750 sayfalık romanı 8 günde bitirdim. Romanın dilinin akıcılığı kadar, hikâyenin sarıp sarmalayan yanı da, okumamı hızlandıran bir etken oldu.

Türkiye’nin en çok tartışılan ve hatta kimliklerin keskinleştiği bir döneminin romanı olmasına karşın, hikayenin merkezi daha çok Türk solunun daha marjinal bir kesimine kayıyor. Ancak kitabın 1973 yılında yazıldığını düşünürsek, bu marjinalliğin günümüz için geçerli olduğunu, ama dönem itibari ile yükselen bir eğilimi temsil ettiğini söyleyebiliriz.

Karakterlerin son derece güçlü olduğu ve çok derin işlendiği bir roman “Bir Gün Tek Başına”. O kadar ki, romanın çok büyük bir bölümünü doğrudan kahramanların zihninin içinden takip ediyoruz. Aslen bu oldukça zor bir teknik. Çok fazla sırıtabilecek ve yazarın okur karşısında güçsüz kalmasına neden olabilecek bir yöntem. Çünkü beyin okumak, düşüncenin nasıl aktığı ve yön aldığı, beyinde kararın nasıl verildiği tam bir bilmece iken, Vedat Türkali, zihnin içindeki gelgitleri, münazaraları, kapışmaları bizlere an ve an yaşatıyor. İnsanın en güçlü ve kararlı gözüktüğü anlarda dahi beyninde dönen fırtınalara şahit oluyoruz. Beraberinde takıntılar, kilitler, şablonlar ve kaçınılmazların beyinde nasıl rol aldığını görüyoruz.

27 Mayıs darbesinden (ki bugüne devrim mi denir darbe mi denir konusunda dahi bu ülkede bir fikir birliği oluşmuş değil) bir gün öncesine kadar ilerleyen ülkenin karmaşa günlerinin içinde, TKP’ye yakın devrimci bir üniversiteli genç kız ile orta yaşlı bir devrimci eskisinin aşkını konu alan roman, küçük burjuva bireyinin çıkmazlarını konu ediniyor. 1970’lerin egemen kavramı olan sınıf çelişkileri, romanın has kahramanı olan Kenan üzerinden aktarılıyor. Ancak ne gariptir ki, bu kavramlar günümüz insanlarının bir çoğuna yabancı ve siyasal alt kültürü olmayan kişiler tarafından okunduğunda, bu kitabın oldukça marjinal bir eser olarak değerlendirilmesi mümkün.

Bir dönem romanı olan eserde, 1960 darbesine giden yolda, günümüzün sol fikirleri açısından da çözümleyici bir çok nokta var. Günümüzün ulusal solcuları ile, Markist geleneğe daha bağlı sosyalist sol ya da evrensel değerleri önemseyen özgürlükçü (liberal) sol kesimler arasındaki farkları hemen hemen 1960 darbesi öncesinde de görmek mümkün.

Kitabın kahramanı Kenan, farklı fikriyatta olan okurların tamamının tepkisini üzerine çeken bir karakter. Yani hangi açıdan baksanız negatif. Küçük burjuva değerlerden kaçmak isteyen ama bunu ailevi tüm değerleri yıkarak yapmak isteyen bir kara karakter. Kenan etrafındaki iki kadın olan eşi Nermin ile sevgilisi Günsel de özgün karakterler olarak romanı güçlendiriyor. Nermin bir yanı ile ailesini kurtarmaya çalışan dişi kuş olarak tüm merhameti üzerine toplarken, bir yanıyla da onursuz duruşu ile iğreti bir görünüm kazanıyor. Günsel bir yanıyla aile parçalayıcı kötü kadın damgası yeme riskini taşırken, diğer yanı ile devrimci karakteri ile burjuva değerlerini yadsıyan duruşu ile hayranlık uyandırıyor. Tüm bunlar, temiz ve günahsız insanın olmadığı dünyanın, en gerçek hali ile romana sızdığını ve bu nedenle ilgi çektiğini bize ispatlıyor.

Romanda yer alan Baba karakteri zaman zaman didaktik bir rol alsa da, aslen Vedat Türkali’nin okura mesajlarını ilettiği bir görev ediniyor.
Benim romanda en çok ilgimi çeken sahne, Kenan’ın bir sinirlilik ve bunalım anında, nereye gittiğini bilmediği bir trenle Kazlıçeşmeye gelip, bir gecekondu mahallesinde girdiği bir meyhanede yöre sakinleri ve işçilerle yaptığı sohbet ve kavga oldu.

Keyifle okuduğum bir romandı. Daha önce “Yalancı Tanıklar Kahvesi”ni okuduğum Vedat Türkali’nin sıradaki romanı Güven I ve II olacak büyük olasılıkla. Çok yakın bir zamanda yitirdiğimiz yazarımızı saygı ile anıyorum.

kevser 
03 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

kitapta anlatılmak istenen hikayenin ilk sayfadan itibaren başlaması beni kitaba çok fazla yakınlaştırdı. 743 sayfalık bir kitap olmasına rağmen son 500 sayfasını 2 günde okuduğumu söyleyebilirim. inanılmaz sürükleyici. karakterlerden Kenan'a gelince... yaşadığı sona çok sevindiğim, o sonu fazlasıyla hak etmiş biri. oh olsun, dedim. burjuvazi dolu kişiliğini aşmaya çalışıp özentilikten öteye gidememiş biri. kitapta tarihi olaylar da bana kalırsa tarafsız verilmiş. benim çıkardığım sonuç, birileri kardeşi kardeşe kırdırmak için koalisyon kurmuş. gençler de alet olmuş. kitapta en üzüldüğüm karakter Nermin'di. çünkü ben Nermin'i Kenan'ın gözünden görmedim. Günsel'e gelince... İşçileri bu kadar düşünen bir insanın Nermin'i umursamaması aslında Günsel'in kapitalizme kurban gittiğini gösteriyor. İnsanların duygularını önemsemeyip sadece ekonomik anlamda ferah yaşasınlar diye çaba sarf etmesi bazı şeylerin kölesi olduğunun kanıtı bana kalırsa. Son olarak okunması gereken bir kitap kesinlikle. Bana Vedat Türkali'nin diğer eserlerinin kapısını açacak kitap olmuştur.

Emin Taşdemir 
03 Ara 03:27, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Benim nezdimde bir baş yapıt. Adım adım 27 Mayıs darbesine gidişin usta yazar Vedat Türkali'nin kaleminden direniş ve aşk ile yazılmış olduğu eşsiz bir kitap. Okumamın üzerinde beş yıl geçmesine rağmen kafamda bir film şeridi gibi geçebiliyor. Hemde ilk günkü okuma heyecanı ve isteğiyle. İnsanın okudukça okuyası geldiği, zamanın eskitemediği bilakis daha da güçlendirdiği eser okuyucuya hayatı boyunca unutmayacağı bir haz veriyor.

Hasret Ergün 
09 May 12:11, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Bütün duyguları bu kitapta yaşayabilirsiniz. Bu çok rastlanan bir durum degildir.Bu kitapta acıma nefret üzüntü sevinç umut mutluluk çelişki tutku... Kenan ve Günsel in imkansız aşkı gibi görünse de roman aslında tam bir psikoloji analizi yapan ve yaptıran kitap.Siyasi olaylara da yer verilmiştir 60 lı yıllara. Lütfen ön yargıyla davranmayıp okuyun fazlasiyla yararlanacaksınız ve kitap bittiginde bir daha okumak isteyeceksiniz...

2 /

Kitaptan 25 Alıntı

yasemin 
17 Kas 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Taşları sürekli dönen bir değirmendir kafa dediğin, arasına bir şey koymazsan, kendi kendini öğütür, bitirir."

Bir Gün Tek Başına, Vedat TürkaliBir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
Mithril / Jake Epping 
14 Eyl 05:59, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Peki Nazım? O büsbüyük ozan. Niye ondan dizeler mırıldanmıyorsun? Onu da mı unutturdular iki tokatta? Yasaklar böyle ezip kalıba sokar işte.

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 21)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 21)
Çiğdem Aksoy 
07 Kas 09:23, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Dünyaya bir daha ki gelişimizde düşünürüz! O zaman da at mı, it mi, kertenkele mi, ne olacağız kim bilir? Belki de cansız taş! En iyisi doğaya karışmak, bir kaya olmak açık deniz kıyısında!

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 408)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 408)
Çiğdem Aksoy 
07 Kas 09:18, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Halksız, işçisiz demokrasi olur mu be? Koyun sürüsü ettiler milleti...

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 231)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 231)
Nihan 
12 Kas 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"İnsan içinde bulunduğu ortama göre insandır. Koşullar bu! Ne yapalım... Seviyorum seni."

Bir Gün Tek Başına, Vedat TürkaliBir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
Çiğdem Aksoy 
07 Kas 09:16, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Halkın gözü ne vakit açılacak? dedi. Bu kez yine baktım da halk öylesine uykuda ki... Çıkın Anadolu'ya umutsuzluk çöküyor içinize...

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 129)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 129)
Damla YILDIRIM 
31 Ağu 14:56, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Ödümüz patlıyor bizim yanlış arkadaştan, bizi kemiriveriyor çünkü, yapayalnız bırakıyor."

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 142 - Ayrıntı)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 142 - Ayrıntı)
Umut Çalışan 
30 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Ne suçun var senin?... Ağlayıp zırlayan bir çocuğa isteklerinden vazgeçsin diye verilen bir elma şekeri kadar suçsuzsun.

Bir Gün Tek Başına, Vedat TürkaliBir Gün Tek Başına, Vedat Türkali
M.Ali BARAN 
18 Şub 17:24, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

32’ de Elazığ cezaevinde bir Memedimiz vardı bizim. Kara kavruk oğlan. Sovyet sınırındaki bir karakolda askerlik yapmış. Sonra gelmiş memlekete; bir gün kahvede, ’’Rusların karakolları fena değildi, aç değildiler,’’ gibi bir söz etmiş. ‘’ Komünist oldun.’’ deyip bizim yanımıza tıktılar bunu. Beş vakit namazında. Cin gibi bir oğlan. ’’ Okuman yazman var mı?’’ dedik. ‘’ Harfleri tanıyorum da bir birine vuramıyorum ‘’ dedi. Okuyamıyordu. Epey kaldı bizimle…. Bir gün ‘’ Ne vakit gözü açılacak,ne vakit gerçekleri görecek bu halk ‘’ gibisine dertleşiyoruz.. ’’Baba.’’ dedi, ‘’ bu millette benim gibi, harfleri tanıyor da bir birine vuramıyor.’’

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 124)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 124)
M.Ali BARAN 
18 Şub 17:23, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

‘’ Soğuğa nerelisin demişler, aslen Erzurumluyum ya Sivas’ta eğlenirim demiş’’

Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 103)Bir Gün Tek Başına, Vedat Türkali (Sayfa 103)
3 /