Bizim Diyar

9,7/10  (3 Oy) · 
11 okunma  · 
2 beğeni  · 
684 gösterim
Sevinç Çokum, Balkan coğrafyasına Yahya Kemal'in imlediği gibi bakıyor.

Yazarlık hayatının ikinci romanı olan bu metinde Çokum, bir göç hikâyesi anlatıyor. Bu göç, bizim aslında çok yakından bildiğimiz bir mecburi göç. Sürgün elbette: Osmanlı'nın kaybettiği Balkanlar'dan ayrılmak zorunda kalan bir ailenin çeşitli bireyleri üzerinden bütün göçlerin o temel duygusuna, o büyük hüzne varıyor. Bir yanda ölümler, bitmeyen zorlu yolculuklar, kendi toprağından ayrılmanın derin üzüntüsü; öte yanda dirayet, kenetlenme, öfke ve yan yanalık.

Bizim Diyarın en belirgin duygusu, bu kenetlenme olmalıdır. İstanbul'da son bulan bu göçü, herkes başka yerlerde, başka zamanlarda yaşamış ve sonunda yerleşik olabilmiştir. Ama hep o inatla. Ve elbette "geçse de hiç unutulmayacak" bir hafızayla.
"Hangi birini anlatayım? Gece ışıldaklar karayı yalayıp geçiyor. Patlamalar, alevler, açılan gedikler, sessizce ölen askerler... İnleyen yaralılar... Bu bir imtihandır ana. Burada kendimizi öğreniyoruz. Yaşamaya hakkımız olduğunu, düşmanımızı öğreniyoruz... Telefonlar... Tayyarelerin gelip geçişi... Sudaki günün parıltılarına, gece yıldızlara bakmaya zaman yok. Otlar nemli, böcekler kuşlar öter durur. Siperler, dikenli hatlar... Askerlerden biri incir toplayıp getirmiş. Geceleri türkü okuyorlar. Yıllardır böyle birlik olunması için uğraşıp durmuştuk. Yeniden toparlandık. Yeniden doğduk."
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2012
  • Sayfa Sayısı:
    274
  • ISBN:
    9786055257057
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aykut 
25 Haz 23:22, Kitabı okudu, 9/10 puan

Öncelikle şunu söylemeliyim ki popüler kültürde fazla açığa çıkmadığından fazlaca bilinen bir kitap değil Bizim Diyar. Romanın güzelliğine bakacak olursanız gösterilen ilgi ile ters orantılı oluyor. Romanda Osmanlı'nın dağılmadan önceki zamanlarındaki Selanik'teki bir ailenin öyküsü anlatılıyor. Osmanlı dağılmaya başlıyor, Balkanlar elden gitmeye başlıyor. Dolayısıyla aile de göç etmek zorunda kalıyor. Bu göç, tüm göçlerde olduğu gibi zorluklarla geçiyor. Bu zorluklar öyle iyi anlatılmış ki. Kitabı okurken sanki siz de o ailenin bir üyesi gibi hissediyorsunuz. Üstelik kitapta öyle güzel yerler var ki bu göç boyunca. Altını çizecek cümle oldukça fazla. Okumayı düşünüyorsanız eğer kesinlikle okuyun. Yaşanılan zorlukları unutuyoruz, zorlukları ve onları çekenleri anımsamak ve düşünmek için harika bir fırsat.

Kitaptan 1 Alıntı

Aykut 
28 Haz 02:18, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

Memleket
Kar sıklaştı. Öndeki arabalar bir sis ardında kayboldu.
"Ellerin donmuş olmalı" dedi adam. "Açıklıklayız şimdi soğuğu daha çok hissederiz. İleride bir köy var. Oraya ulaştık mı, dinleniriz biraz."
Birden kar sisinin içinde atlılar belirdi. Cemil Bey dizginleri çekip atları durdurdu. Atlılar tez gelip kuşattı çevrelerini.
"Kesildi yolumuz!" dedi Mükerrem.
Sacide Hala'ya sokuldu. Ellerini tuttu. Elleri ürkütücü bir soğukluktaydı.
Sabırsız atlıların göğüslerine sığmaz nefeslerini işitiyor... Sonra Cemil Bey'in öfkeli, karşı çıkan sesini...
"Bre yolumuzdan çekilin! Memleketi bıraktık size, çekilin."
"Altın... Altın isteriz diyor birisi..."
"Memleket bıraktık size. Elmas ve altın nedir ki onun yanında? Çekilin, savulun dedim size!"
Mükerrem muşambayı aralayıp baktı. Bir süngü parladı, hızla indi. Cemil Bey yığılıp düştü. Mükerrem'in çığlığı göğsüne sığmadı. Can verecek gibi art arda titreyerek haykırdı.

Bizim Diyar, Sevinç Çokum (Sayfa 207 - Kapı Yayınları)Bizim Diyar, Sevinç Çokum (Sayfa 207 - Kapı Yayınları)