Boyalı Kuş

8,4/10  (55 Oy) · 
145 okunma  · 
35 beğeni  · 
1.537 gösterim
İlk olarak 1965`te yayımlanan Boyalı Kuş, Jeryz Kosinski`yi edebiyat dünyasının aranan simalarından biri yaptı. O dönemde Los Angeles Times`ın ``son on yılın en etkileyici romanlarından biri`` saydığı eser otuzdan fazla dile çevrildi.

II.Dünya Savaşı sırasında ailesi tarafından güvenliği için uzak bir köye gönderilen bir çocuğun oradan oraya savruluşunun sinirleri hırpalayan hikayesi olan Boyalı Kuş,dehşetle vahşetin, masumiyetle sevginin yakınlığını irdeleyen bir şaheserdir.

Edebiyat tarihinin en önemli ve özgün yazarlarından Kosinski`nin ilk ve en ünlü eseridir.

"İkinci Dünya Savaşı'nı konu edinen kayda değer kurgulardan hiçbiri Jerzy Kosinski'nin Boyalı Kuş'unun seviyesini yakalayamaz. Görkemli bir sanat eseri ve insan iradesi üzerine yazılmış en iyi methiye. Bunu okuyan asla unutmayacak, ve mutlaka sarsılacak. Boyalı Kuş edebiyatımızı ve yaşamlarımızı zenginleştiriyor."
- Jonathan Yardley, The Miami Herald-

"Olağanüstü... Tam anlamıyla sersemletici... Hayatımda okuduğum en güçlü kitaplardan biri."
- Richard Kluger, Harper's Magazine-

En önemli yazarlarımızdan biri
- Newsweek-

En iyilerden biri... Derin bir içtenlik ve duyarlılıkla yazılmış"
- Elie Wiesel, The N.Y Times-

(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    239
  • ISBN:
    9789753900690
  • Orijinal Adı:
    The Painted Bird
  • Çeviri:
    Aydın Emeç
  • Yayınevi:
    E Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hakan TEKİN 
 28 Ağu 10:45, Kitabı okudu, 4 günde, 7/10 puan

Boyalı Kuş, ikinci dünya savaşı sırasında ailesinden kopmak zorunda kalan, savaşın getirdiği zorluklar ile beraber batı Avrupa toplumunun dinsel ve batıl inançları yüzünden birçok dayanılmaz ve iğrenç olaylara tanık olup yüzlercesini yaşayan çelimsiz kara kuru bir çingene çocuğunun yürek burkan hikayesi...
Kitap bir çok ülkede yasaklanmış, Kosinski vatan haini ilan edilmiş, suikastlere maruz kalmıştır.
Yazarın kitabı hakkında, kitabın yazımının 10.yılında söylediği sözlerden birini sizlerle paylaşarak eleştirime son vereceğim. Böylece kitabın gerçekleri ne denli yansıttığının canlı bir örneğini görebilirsiniz.
"Eğer olabilecekleri daha önceden görseydim, Boyalı Kuş'u asla yazmazdım."

Emre Ö. 
 30 Eki 2015, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 9/10 puan

Tiksindim. Fakat bu tiksintim kitabın kötü oluşundan değil anlattığı iğrenç olaylar yüzünden!
Kitap 2.Dünya Savaşın'da bir çocuğun başından geçen olayları konu ediniyor. Söylenenlere göre otobiyografik öğeler de taşıyormuş içinde. Yani yazarımız buradaki bir çok olayı görmüş. Çünkü tasvir yeteneği o kadar güçlü ki Alman askerlerinin köylülerin kahramanımıza yaptığı işkenceleri adeta size film gibi izlettiriyor. Sadece izletmekle de kalmıyor canınızı yakıyor.
Bir sayfa'da Alman askerleri köyü basıp karılara kızlara işkence edip tecevüz ederken bir arka sayfayı çevirdiğinde Rus askerleri köye gelip çocuklara şeker dağıtıyor!!
Kitap gerçekten aldığı övgüyü de bu kadar dile çevrilmesini de sonuna kadar hak ediyor. İkinci dünya savaşına dair güçlü belgedir bu kitap. Kitabın en beğendiğim yeri de son sayfasında yazdığı şu oldu:

"Sabahları çok erken kalkıyorduk. Hoşgörüyle bakıyordum diz çöküp dua eden yaşlı adama. Şehirde yetiştiği halde, bu
yaşta köylü hayatı sürüyordu. Dünyada yapayalnız olduğunu, artık kimseden yardım beklememesi gerektiğini bilmiyordu. Oysa hepimiz yalnız olduğumuzu, Gavrila'ların Mitka'ların ve öteki dostların, yaşantımızdan gelip geçtiğini bilmeli, anlamalıydık. İnsanlar anlaşamadıklarına göre, dilsizliğin de önemi yoktu. Birbirleriyle takışır, birbirlerinden hoşlanır, öpüşür ya da tepişirlerdi. Ama herkes yine kendisini düşünürdü. Coşkularımız, anılarımız, duygularımız sazdan
perdelerin ırmağı kıyıdan ayırdığı gibi bizi birbirimizden uzak tutuyordu. Dikkati çekecek kadar yüksek ama göğe erişmeyecek kadar alçak karlı dağ tepeleri gibi, aşılmaz vadilerin ötesinden birbirimize bakıyorduk. "

Osman Yüksel 
01 Mar 15:40, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 9/10 puan

Savaş,din,ırkçılık,şovenizm kavramlarını bir çocuğun gözünden o kadar güzel ve anlaşılır bir şekilde tasvir etmiş ki yazar, her sayfasında sizi farklı dünyalara alıp götürüyor. Kitabın konusu ; Kosinski, 2.Dünya Savaşı esnasında Alman orduları ve Kızıl Orduların karşı karşıya gelmesini ve bu durumda köy halkının nasıl bir tepki gösterdiğini acılı ve şiddetli bir dille aktarmış. Kitabı okurken gözümün önüne beyaz bir perde indi ve anlatılan olayları sanki bir film izliyormuş gibi resmen yaşadım. Kitap da özellikle 2. Dünya Savaşında Yahudilere karşı duyulan kin ve nefret bir çocuğun gözünden tüm çıplaklığıyla anlatılmış. Yazar “Boyalı Kuş” benzetmesiyle farklı bir ırktan olan birinin sığınacak bir yer bulamamasını, kendisini güvende hissedecek ve ait olacağı bir topluluk bulamamanın verdiği o çaresizliğini o kadar güzel anlatmış ki…Bu kitabı okumak için çok geç kaldığımı itiraf etmeliyim. Benim düştüğüm hataya siz de düşmeyin alın okuyun arkadaşlar…

tabula rasa 
22 Eyl 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

kitap ürpertici bir yolculuğa davetiyeler sunuyor. konudan ziyade bende uyandırdığı izlenim şu: sanrılı bir rüyaya termometre. cıvanın donukluğu kelimeleri boğazınıza tıkarken tam anlamıyla dehşete kucak açıyor. Savaşın kötücül dünyasını bir çocuğun gözünden anlatan Rus yapımı bir film vardı Come and See. belki birebir yaşadıklarımın etkisiyle o filmin bir figüranı oldum okudukça yabancılığın el değmemiş hali var satırlar arasında. söylenecek bir şey yok mu bu tüm dünyaya karşı dünyaların savaşında elbette var. Birileri hep bir şeyler söyler, yıkım, katliam, gözyaşı, tiksinti. ama doyasıya korku. gene de umudumuzu kırmasın bu. kim bilir yüreğimizi daraltan şey belki görüşümüzü kanatlandırır. "Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?"

Şeyma 
12 Ağu 14:31, Kitabı okudu, 4/10 puan

Ilk kez okuduğum bir yazardı. Kitabın ismini çok duyduğum için merak etmiştim. 2.Dunya Savaşı sırasında zarar görmesin diye ailesi tarafından bir adama teslim edilen çocuğun hikâyesi yer alıyor kitapta. Henüz küçük yaşta olan bu çocuğun savaşın yıkıcı etkisinden korunmak adına bulunduğu ortamdan uzaklaştırılmasına rağmen bu durum yeni hayatında daha büyük sıkıntılarla karşılaşmasına sebep olmuştur. Esmer olan çocuğun yöre halkından farklı olması dolayısıyla Çingene ya da Yahudi olarak algilanmasi güzel bir şekilde ele alınmış. Irkçılık çocuğa hayatı zehir etmiştir. Gittiği her yerde fiziksel özellikleri dolayısıyla hor görülmüştür. Dışlanmış olmanın verdiği ruh hali kitapta ayrıntılı bir biçimde yansıtılmıştır. Sistemin acımasızlığının insanları sürüklediği olumsuz nokta sıkça vurgulanmıştır. Eserin dili akıcı fakat olaylar anlatılırken aynı olayları tekrar okuyormuşsunuz hissi uyandırıyor okuyucuda. Bu kitaba dair olumsuz bir durum. Ayrıca final kısmı beklediğim kadar etkileyici değildi. Aksine fazlasıyla sıradan bir sondu. Eseri bu kadar çok okunmasına rağmen beğendiğimi söyleyemeyeceğim.

Onur Özkan 
20 Tem 13:45, Kitabı okumayı düşünüyor, Beğendi, Puan vermedi

Yazıldığı 1965 yılından itibaren Dünya Edebiyatının çok tartışılan ve beğenilen kitaplarından biridir, Boyalı Kuş. Polonya doğumlu yazar Jerzy Kosinski'nin Otobiyografik özellikler ve şiddet unsurları taşıyan kitabı, İkinci Dünya Savaş'ının
ilk yıllarında 6 yaşındaki bir çocuğun ailesi tarafından yaklaşan Nazi işgalinden kaçabilmesi için Doğu Avrupa'da bir köye yollanması ve burada başına gelen olaylar aktarılır. Kitap 20 bölümden oluşmaktadır.


https://tr.wikipedia.org/wiki/Boyal%C4%B1_Ku%C5%9F
http://dyedbird.blogspot.com.tr/...-jerzy-kosinski.html
http://kitapcayasamak.blogspot.com.tr/...ki-boyal-kus_12.html
http://blog.milliyet.com.tr/.../Blog/?BlogNo=454983
http://rafinasigmayanlar.blogspot.com.tr/...-jerzy-kosinski.html

Gamze yücel 
08 Eyl 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Yazarın kendi yaşantısını anlatması kitabı daha ilgi çekici kılmış, bir solukta okuyacağınız, kitaplığınız da bulunması gereken güzel bir kitap.

Kafka T. 
07 Kas 23:54, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kosinski hayatını kitaba aksettirmeye çalışan delilerden. Boyalı Kuş Kosinski’nin çocukluk anılarının bir derlemesi. Zira Kosinski’ninde savaş yıllarında yaşadığı ve romanın kahramanı çocuk gibi ses yitimine uğradığı görülüyor.
Boyalı Kuş ön hazırlık yapılması gereken kitaplardan, okumaya başlamadan önce bolca şiddet içeren Martin Scorsese,Quentin Tarantino gibi yönetmenlerin şiddet içerikli filmlerinden izlemeniz önerilir. Önerilir çünkü kitap boyunca, bir çocuğun yaşadığı ve gördüğü akıl almaz şiddet ve travmatik olaylar zincirinde bulacaksınız kendinizi. Günümüzde bu olaylardan sadece birini yaşayan bir insanın bile ciddi psikolojik rahatsızlıklar geçireceği travmatik olaylar zinciri.
Nazi Almanya’sının Yahudiler’e uyguladığı katliamı, toplama kamplarınında yapılanları, açlık ve sefalet içinde boğuşan köylülülerin acımasızlığını, savaşın insanları nasıl şiddete meyilli hale getirdiğini göreceksiniz okudukça.
Ve bunun en belirgin örneği, savaş çocuklarının masum bir sincap üzerine benzin dökerek yakmaları ve bunu gülerek izlemeleri öğrenilmiş şiddetin en güzel ve acı örneği olarak çıkacak karşınıza kitapta.
Sanırım kitabın özeti, teknolojik ve kültürel ilerlemenin temsili olan Avrupa’ya savaş yıllarındaki insan dışı uygulamalarına en güzel cevap Alev Alatlı’nın sözüdür:
Aydınlanma değil;merhamet!
Renkleri farklı olan Boyalı Kuşlar’ı içimize sindirebilecek kadar merhamet…

denizcvdr 
19 Haz 22:01, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 9/10 puan

Aci,vahset,iskence,savas ve savasin getirdigi diger hersey bir cocugun zihniyle aktariliyor.Gercegin ta kendisi.Kitap basindan sonuna kadar etkileyici ama yazarin kitap sonundaki notu da oldukca dusundurucu.Mutlaka okunmali.

Kitaptan 20 Alıntı

Hakan TEKİN 
26 Ağu 11:09, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

Neden değişik bir saç rengi, bir göz rengi bazı insanlara büyük üstünlük sağlıyordu?

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski

İnsan olmak büyük bir başarı, nemli bir aşamadır. Herkes, kavgasını içinde taşır. Bunu benimsemek kendi yasalarına göre tek başına kazanmak ya da kaybetmek zorundadır.

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski
Emre Ö. 
28 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Köylülere göre, Yahudiler'in yakıldığı fırınlardan çıkan dumanlar gökyüzüne dimdik yükselip Tanrı'nm ayakları altında yumuşacık bir halı oluyordu. Oğlunun ölümüne üzülen Tanrı'yı avutmak için, gerçekten bu kadar Yahudiyi kurban etmek gerekli mi, diyordum kendi kendime. Belki yeryüzü yakında kocaman bir yangın yeri olacaktı. Papaz, bütün insanların bir gün öleceğini, hiçlikten gelip hiçliğe döneceklerini söylememiş miydi?

Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski (Sayfa 113 - E Yayınları)Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski (Sayfa 113 - E Yayınları)

Önde koşmak arkada kalmak kadar tehlikeliydi. Her yanlış adım hareketi yavaşlatır, her düşen öz kardeşlerinin ayakları altında ezilirdi…Oysa hepimiz yalnız olduğumuzu, gavrilaların, mitkaların ve öteki dostların, yaşantımızdan gelip geçtiğini bilmeli, anlamalıydık. İnsanlar anlaşamadıklarına göre, dilsizliğin de önemi yoktu. Birbirleriyle takışır, birbirlerinden hoşlanır, tepişirlerdi. Ama herkes yine kendisini düşünürdü. Coşkularımız, anılarımız, duygularımız sazdan perdelerin ırmağı kıyıdan ayırdığı gibi bizi birbirimizden uzak tutuyordu. Dikkati çekecek kadar yüksek ama göğe erişmeyecek kadar alçak karlı dağ tepeleri gibi, aşılmaz vadilerin ötesinden birbirimize bakıyorduk.

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski

Kör olunca hayat boyu gördüklerini de unutur muydu acaba insan? Düş bile göremezdi belki o zaman. Eğer kör kişi, belleğinin gözlerini de yitirmişse bu iş o kadar önemli sayılmazdı. Dünya her yerde birdi nasılsa. Hayvanlar ve bitkiler gibi insanlar birbirlerinden ayrılıyordu şüphesiz. Ama yıllar boyu onları görüp tanıdıktan sonra nasıl oldukları kestirilirdi.

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski

"Bazen günler geçer, Ludmilla görünmezdi. O zaman büyük bir kızgınlık, gizliden gizliye kemirirdi Lekh in içini. Gözlerini kuşlara diker, saatler boyunca kendi kendine homurdanırdı. Uzun uzun ve günlerce düşündükten sonra en güzel kuşlardan birini seçerdi. Kuşu bileğine bağladıktan sonra, bir sürü garip şeyi birbirine karıştırıp kokulu bir boya elde eder, değişik renklerde, kutu kutu hazırlardı bu boyadan. Sonra kuşun başını, kanatlarını, boynunu ebemkuşağı renkleriyle bezer, tüylerine bir demet yabani çiçeğin gözkamaştırıcı parlaklığını verirdi.Sonra ormanın içlerine yürürdük birlikte. Epey ilerledikten sonra Lekh durur, kuşu bileğinden çözüp bana verir ve ayaklarından tutarak sallamamı isterdi. Boyalı kuş söylenir durur, bağrışına gelen bir sürü kuş, tepemizde dönmeye başlardı. Onlara ulaşmak isteyen tutsak debelenir, bütün gücüyle öter, boyalı boynunun içinde kalbi delice atardı.Tepemizde yeteri kadar kuş toplandığına inanırsa, Lekh, bir işaretle tutsağı koyvermemi isterdi. Bulutların üstündeki küçük ebemkuşağı, mutlu ve özgür, yükselip kardeşlerinin gürültücü sürüsüne katılırdı. Diğerleri bir süre şaşkın, bakarken benzerini görmedikleri kuş, boşu boşuna kendilerinden biri olduğuna onları inandırmaya çalışırdı. Parlak renklerin iyice şaşırttığı kuşlar onu kuşkuyla inceler, sonra. birbiri ardından saldırıp boyalı tüylerini gagalayıp yolmaya koyulurlardı. Tüysüz ve kan içinde kalan zavallı kuş havada duramaz, düşerdi. Aynı sahne sık sık tekrarlanır, kurbanlarımızı hep ölü bulurduk. Gövdelerindeki gaga izleriyle yaraları dikkatle yayar, renkli kanatlardan sızan ve boyaya karışan kan, kuşçunun eline bulaşırdı. Ama Deli Ludmilla gelmezdi bir türlü. Hayal kırıklığına uğramış somurtuk Lekh, kuşları birer birer kafesten çıkarıp boyar, acımasız, benzerlerine teslim ederdi onları. Günün birinde kocamam bir karga yakaladı, kanatlarını kırmızıya, boynunu maviye, kuyruğunu da yeşile boyadı. Bir karga sürüsünün kulübemizin üstünden geçtiğini görünce koyverdi kurbanını. Aralarına karışır karışmaz amansız bir savaş başladı. Dört yandan sahtekârın üzerine saldırdılar. Siyah, kırmızı, mavi ve yeşil tüyler uçuştu havada. Kargalar yükselmeye başlamıştı, birden kurbanımızın döne döne tarlalara düştüğünü gördük. Kuş yaşıyordu hâlâ. Gagasını açıp kapıyor, kanatlarını oynatmaya çalışıyordu boşu boşuna. Kardeşleri gözlerini oymuşlardı.Kan oluk gibi akıyordu tüylerinin üstünden. Yapışkan çamurdan kurtulup doğrulmak için son hareketi de yaptı, artık gücü kalmamıştı."

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski

Çocukları tehlikeye düştüğünde yardımına koşmazlarsa neye yarardı anneler, babalar!

Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski (Sayfa 22)Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski (Sayfa 22)

Kitap
Çok seviyordum kitapları. Çevremizdeki dünya kadar gerçek; neredeyse ondan daha zengin bir evren fışkırıyordu sayfaların arasından. Hayat boyu, tanımadan yanından geçtiğimiz kişilerin düşünceleriyle isteklerini öğrenebiliyorduk kitaplardan.

Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski (Sayfa 192)Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski (Sayfa 192)

Şiirleri de seviyordum. Duaları andırıyorlardu şiirler. Üstelikte çok daha güzeldiler ve anlaşılabilir şeylerdi. Ama ne insanın günleri bağışlanıyordu bunlar okuyununca ne de günahları. Zevk için okunurdu şiir.

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski
cansel kıraç 
12 Eki 08:28, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Gerçek, insanların karşısında farklılıklar arz etmeyen tek şeydir.

Boyalı Kuş, Jerzy KosinskiBoyalı Kuş, Jerzy Kosinski
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Nazi Zulmünden New York Sosyetesine Bir Boyalı Kuş
Nazi Zulmünden New York Sosyetesine Bir Boyalı Kuş "Gerçek olan, insanın kendi yolunu kendi eliyle çizdiği, geleceğinin tek hakimi olduğuydu. Herkes aynı ölçüde önemliydi. Her şeyden önce de eyleminin yönünü ve amacını bilmeliydi insan. Eyleminin yalnız kendini bağladığına inanan, büyük bir yanlışlığa düşerdi. Bir araya gelen eylemler, yavaş yavaş toplumu kurarlardı." J. Kosinski/Boyalı Kuş