Bozkırkurdu

8,6/10  (80 Oy) · 
219 okunma  · 
65 beğeni  · 
2.089 gösterim
"Bozkırkurdu'nun, deneysel cesaret anlamında Ulysses'ten aşağı kalmayan bir yapıt olduğunu söylemeye gerek var mı? Bozkırkurdu, okumanın ne demek olduğunu uzun zamandır ilk kez hatırlattı bana."
-Thomas Mann-

"Harry kendi içinde bir 'insan' bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir 'kurt' bulur içinde, içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın, yine de kurt ile insanın bazı mutlu anlarda birbiriyle kardeş kardeş geçindiğini görür."

Uçarı bir "yaşam" insanı olmaya kalkışan katıksız bir "düşün" insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu'nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2003
  • Sayfa Sayısı:
    218
  • ISBN:
    9789750805561
  • Orijinal Adı:
    Der Steppenwolf
  • Çeviri:
    Kâmuran Şipal
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
07 Ağu 19:22, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 9/10 puan

Baş döndüren bir yazar ve eseri. Okuduğum ilk Hermann Hesse kitabıydı. Okuduğum yorumlarda, kitabın zor okunduğu yönünde bir hava hissettim ve bunun için uzun süre kitaplığımda beklemek zorunda kaldı. Okuyunca, kitaba "zor okunan" yerine "ağır anlaşılan" demenin, kitabı okuyacak kişiyi bir nebze heveslendirebiliceği kanısına varmış gibiyim.

Hermann Hesse, ellili yaşlara doğru ruhsal çalkantılar geçirmiş. Bu çalkantılardan kurtulmak için intiharı bir kaçış olarak görmüş. O dönemde, Carl Jung'un ögrencisi Lang'ın gözetimi altında psikolojik tedavi gören Hesse, tedavi sürecinde Jungcu psikolojiye ilgi duymuş ve deneyimlerini bu kitapta yansıtmış. Bu yüzden otobiyografik bir roman olduğu aşikâr.

Hary Haller, kişiliğini yarı insani, yarı bozkırkurdu olarak iki parçadan oluştuğunu sanan bir karekter. (Bozkırkurdu, sürü içine girmeyen, tek başına hayata tutunmaya çalışan bir hayvandır. Hary Haller da bir bozkırkurdu. Aydın diye takılan, hayata sadece güzel yaşam gözüyle bakan, sadece eğlence ve zevk için gelmiş orta sınıf burjuva insanından kaçan fakat bu mizahımsılıktan da kopamayan bir bozkırkurdu). Yaşadığı bu ikilemin ceremesini sürekli çekmiş, hayatının büyük bir bölümünde intiharın eşiğinde yaşamış. Ben burda, "sürüden ayrılanı kurt kapar" sözünden yola çıkarak intiharı da kurt olarak nitelendiriyorum. Kurda yem olmamak için, bizler içinde geçerli, mizah şart!

Yazar bu kitabında, aslında kişiliğin iki parçadan değil yüzlerce, binlerce parçadan oluştuğunu(#9295884), uygun hamlelerle bu parçaların bir uyum içinde kullanılabilirse ölüm ve yokoluş düşüncesini tedavi amaçlı kullanılabileceğini romanlaştırıyor.

Kitabı tam olarak idrak edememişte olabilirim o yüzden tekrar okumayı düşünüyorum. Keyifli okumalar.

Anıl 
 27 Eyl 20:58, Kitabı okudu, 7 günde, 10/10 puan

Bozkırkurdu’nu okumak, kitabı okuyan okur nezdinde en hafif tabiri ile bir ayrıcalık olacaktır. Tabi ki bu benim düşüncem. Son zamanlarda okuduğum en zor kitaplardan biriydi diyebilirim. Çoğu cümlesini hatta çoğu paragrafını kaç defa tekrar tekrar okuduğumu sayamadım. Bu demek değil ki Hesse’nin karmaşık ve anlaşılmaz bir dili var. Açıkçası dili sade ve anlaşılır (Konu yazımın diline gelmişken bahsetmeden edemeyeceğim, kitabın çevirisinde bulunan Kamuran Şipal’e saygı duymamak elde değil. O uzun cümleleri öylesine uyumlu ve anlamlı çevirmek! Takdire şayan.) ancak cümlelerin arasında gizli olan felsefeyi alttan alta almak veya alabilmek sanıyorum ki okur nezdinde en zor olan kısımdı.

Bana göre, Hermann Hesse bu kitabında oldukça farklı ve ufak kurgular yaratması ile ne kadar büyük bir yazar olduğunu kanıtlamıştır. Kurgu ufak ama okur için sarsıcı niteliktedir. Kurguladığı zaman ve mekan da usta yazar Goethe ile ana karakterini karşılaştırarak ortaya çıkardığı diyalogla zekasını okura resmetmeyi de es geçmemiştir. Ana karakterin Goethe ile yaptığı söyleşisinden bir alıntı yapmazsam incelemeyi eksik kabul ederim; “Delikanlı sen yaşlı Goethe’yi çok fazla ciddiye alıyorsun. Ölüp gitmiş yaşlılar ciddiye alınmamalıdır. Sana bir sır vereyim mi, ciddilik zamana aşırı değer verilmesinden kaynaklanır. Yaşamda zaman diye bir şey aranmaz; sonsuzluk dediğimiz yalnızca bir an’dır, bir şakanın yer alacağı kadar uzun bir süre yani.”

Kitabın konusu oldukça ilginç, ana karakter Bay Harry’nin başlarda kuruntu haline getirdiği çift kişilik kavramı. Bu kişiliklerden birisi insan, bir diğeri ise hayvan benzetimi yaptığı Bozkırkurdu’dur. Tüm kitap boyunca içerisinde barındırdığı bu kişiliklerin, bulunduğu davranışlarda etkili olduğunu savunan Harry’nin sonraları bana göre rastlantı olmayan bazı olaylar neticesinde farkına vardığı çıkarımı kitaptan alıntılamak isterim. “Harry’nin bir ya da iki ruhu olduğuna inanması bir kuruntudur yalnızca. Çünkü her insan bir değil, on ruhtan, yüz ruhtan, bin ruhtan oluşur. Düşünce alanında Harry yüz yaşında; dans alanında ise, dünyaya geleli yarım gün bile olmamış bir bebek gibidir.”

Kitapta oluşturulan kurgu üç farklı anlatıcı tarafından okura sunulmaktadır. Bunlardan ilki Harry’nin ev sahibesinin yeğenidir. Başlarda yakın bir bağ kuramayan bu adam sonraları Harry’i merak eder ve hatta seven bir yan karakter olarak anlatımı güçlendirir. Harry evden taşındıktan sonra odada kalan müsveddeler üzerinden ilk anlatım okuyucu ile buluşturur. İkinci anlatıcı ise Harry’nin kendisidir. İkinci anlatıcının anlatımında sıklıkla Harry’nin çift kişilik kuruntularına şahit olmanın yanında Burjuvaziyi eleştirirken onların hayat tarzlarından uzak kalamadığının da anlatıldığını görürüz. Son anlatıcı ise Harry’nin sokakları arşınladığı esnada karşısına çıkan esrarengiz Tiyatro yapısından çıkan adamın verdiği Bozkırkurdu İncelemesidir. (Bana göre anlatımı ve anlaması en zor olan kısımdı.)

Kitabın sonlarına yaklaştıkça bir okur olarak, kurgunun nasıl ilerleyeceğini ve nasıl sonlanacağını asla kestiremedim tabi bunun yanında bazı karakterlerin gerçekten var olup olmadığı konusunda ciddi şüphelerim ve kanıtlarım (kitaptan yakaladığım bazı cümleler) var ama spoiler olmaması açısından daha fazla detaya girmeyeceğim.

İncelemenin en başında da yazdığım gibi bir okur olarak ayrıcalık edinmek adına bu kitabı okumak Hermann Hesse ile tanışmak benim nezdimde gerekli bir eylem. Üzerine yazılacak, konuşulacak çok fazla şey var ancak incelemeyi daha fazla da uzatmak istemediğimden burada noktalamak istiyorum. Okuma kararı alacak olan herkesi zamandan ve bulunduğu mekândan soyutlayıp Hermann Hesse’nin zihnine davet ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.

Nurhan Işkın 
01 Eki 02:04, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

Emin olun bu eseri okumak muhteşem bir deneyim katacak hayatınıza. İnsan ruhunun acılar, mutsuzluklar karşısında nasıl parçalara ayrıldığını, nasıl yok olmak isteyeceğini okuyacaksınız. Karşı çıktığımız bir çok görüşe, olaya sadece seyirci kalmanın verdiği ızdırabın, bir şey yapamamanın omuzlarınızda biriktirdiği yük ile, iç dünyamızın cam misali tuz ile buz olmasının, vicdanımızdan ruhumuza sızmasına engel olamayıp, kabuğumuza çekilişin öyküsü...

Bize bahşedilen yaşamı, sanata döndürmek, içimizde ki korkuların bizim ile aynı görüşteki insanlar ile nasıl kesiştiğini, karşılaştığımız, karşı çıktığımız her bir olayın kendimizden bir parça sunuşunu, Harry yani Bozkırkurdu'nun hikayesinde bir kaşif gibi tekrar keşfedeceksiniz...


İnsan ruhu kendisi ile aynı görüşteki ruh ile karşılaştığında, ayna olarak gördüğü her şeyin aslında kendi yansıması olduğunu kabul etmekte zorlanıyor. Bu anlamda baktığınızda eser sizi düşündürecek, yoracak, yeri gelecek kızdıracak ama bir şeyden emin olun bu eseri okumaya başlayıp, son sayfasını okuduğunuzda siz aynı kişi ve görüşte olmayacaksınız...

Ellili yaşlarda ki Harry, çift kişilikli ruhunu huzura erdirmek için yaşamına son vermek istiyordu. Kendini bir Bozkırkurdu olarak görüyor ve bu dünyaya ait hissetmiyordu. İnsan kalabilme yolunda, kendi doğruları düşünceleri toplum ile uyuşmuyor, sınıf farkını yanlış buluyordu. İçsel çelişkiler ile dolu hayatına son vermek istiyor fakat bunu yapmaktan da ölesiye korkuyordu. Yaşamak onun ruhuna göre değildi. Toplumsal baskılardan, kendini yetersiz görmekten dolayı yaşadığı kişilik bölünmesini eline geçen bir broşür ile anlamaya çalışan Harry, kötülükleri Bozkırkurdu'na, iyilikleri ise kendinden bilmeye devam edecek miydi? Hayatının bu zor döneminde kendisine uzanan bir eli tutma kararı almıştı ve bir söz vermişti. Bu söz eğer gerçekleşirse, sorumlusu Harry'mi yoksa Bozkırkurdu'mu olacaktı. Sihirli Tiyatro'da yüzleştiği; kendi deyimi ile 'ben'lerinden hangisinin galip gelecekti?

Çevrisi kusursuz olan bu eseri, edebi eserleri seven herkese tavsiye ederim.

KeMâL 
10 Oca 18:12, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 9/10 puan

Merhaba 1000Kitap sakinleri.

Evet… Ne diyeceğimi pek bilemiyorum şu an kafam allak bullak oldu arkadaşlar. Nasıl bir roman vallahi size çok şey anlatmak isterim ama neler diyeceğimi, nasıl diyeceğimi bilemiyorum ama mutlaka okuyun bu kitabı. Benim ilk Hermann Hesse okuyuşum. Hesse’nin en duyulmuş eseri. Genelde hit listelerde bulunur bu kitap. Olması da gayet normalmiş şimdi daha iyi anladım. Edebiyatın başyapıtları arasında zaten. Kesinlikle ve kesinlikle kolay bir eser değil. Çerez niyetine bitirilecek kitaplardan değil. Çok ağır bir kitap. Sayfa sayısı sizi aldatmasın, okuduğunuz yeri başa sarıp anlamadım diyerek bir daha okuyabilirsiniz. Dolu dolu bir eser. Yazarın dili çok çok iyi. Ben çok beğendim; akıcı, sürükleyici ve sade. Tabi ki çevirmen de muhteşem ötesi… Kitap bir biyografi kitabıymış… Yazarın kendisi gibi Harry Haller, romanın başkahramanı, kendini öldürmeyi düşünmüştür. Bozkırkurdu’nun Bilimsel İncelemesi’nde Bozkırkurdu ortaya çıkışının 50. yılını kendini öldürme fırsatına sahip olduğu gün olarak anmaktadır. “50. yaş günümde, yani iki yıl sonra kendimi asma hakkımı elde ettim.” Başkahramanın isminin baş harflerinin H.H. yazarınkiyle aynı olması o yüzden rastlantı değildir. Başlarda ağır aksam ilerlesem de betimlemeler ve intihar eğilimlerini anlatan ilk kısım çok güzel. 80. Sayfadan sonra artık roman kopuyor ve elinizden düşüremiyorsunuz. Bir vücut içinde bir çok insan… Toplumların dayattığı yaşam biçimi insanoğlunu, insani olanla olmayan arasında şizofrenik bir bölünmeye, kişilik parçalanmasına iten bir hayat. Modern insan ile kendi öz doğası arasında sıkışmış insanın ruhsal çatışmasını anlatıyor. Yaşadığı çağın ilerisinde olan kişilerin çektiği sıkıntıları ve bu insanların toplum içerisinde yaşama isteksizlikleri karakterde çok iyi betimlemiş. Toplumda zamanla insanların sıradan bir hayatı yaşamak istemelerine eleştiri. Bu yüzden insanlar özüne yabancılaşmakta. Bunu modernleşmeye bağlamış yazar. Bu haldeyken insan kendi özüne dönmek isteyince farklı kişilikler ortaya çıkıyor. Buradaki çatışmayı anlatmış aslında bize yazar. Üst düzeyde ruhsal çatışma doğuran bu çatışma; insanlık açısından kötü değil aslında bir fark ediş oluyor. Kendini tanımaya çalışıyor. Eğer bunu gerçekleştiremezse o zaman bir çatışma başlıyor işte. Sihirli tiyatro bölümü ise tamamen farklı bir eser gibi. Aslında kitap içinde farklı bir kitap zaten. Fazla spoiler vermek istemiyorum. Farklı kapıları açacaksınız ve şaşıracaksınız. Bu kapılar aslında farklı karakterlerin kişilikleri. Satranç taşlarına benzetilen bu bölüm ise karaktere uygun taşlarla sizi hayata sokup, hayatı bu karakterler ile kazandırmak.

Tabi ki tavsiye ediyorum. Beğendiklerim arasına ekledim. Sizlere de iyi okumalar diliyorum...

onurgoztepe 
12 Haz 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

"yalnızca kaçıklar için"

çağın hastalığına yakalanmışların kutsal kitabı. kaçıklık, aylak adam'lık, bozkırkurtluğu…hepsi aynı hastalığın farklı biçimleri.

tek bir kişilikten oluşmadığını hisseden,kendi ruhunu kategorize etmeyi sevmeyen, alışılagelmiş kalıplardan uzak durmaya çalışan insanlara hitap eden kült roman.
ne zaman insan içine karışsa kendinden uzaklaştığını hissedenlerin kitabı. bi çok kişi kitabın başında karakterin yalnızlığını ve çelişkilerini okudukça "aa ulan bu beni yazmış" diyerek hayrete düşer.

çağdaş toplumun ve zamanın dayattığı yaşam biçimi, insanları insani olanla olmayan arasında şizofrenik bir ayrılığa, kişilik parçalanmasına itmiştir. insan aklıyla ve duyularıyla insani olanı özledikçe, sistem ona insanlık dışı bir yaşam biçimi dayatır.

Bu hastalığa düşenlerin ortak noktası bu dünyaya ayak uyduramamaları, kendini herkesten farklı hissetmeleridir. çağın getirdiği şeylerden haz etmez ve kendi içine kapandıkça kapanır.

günümüzde yaşamak ve yaşamaktan haz almak isteyen birinin senin gibi, benim gibi bir insan olmaması gerekiyor. boş olan popüler kültür müziği yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç, para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçekten haz alacağımız işler, oyun yerine gerçek tutku arayan birine bu kasvetli dünya yurt olamaz.”

Meyrem KARADENİZ 
 06 Mar 17:39, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 8/10 puan

Tam anlamıyla sarsıcı bir roman.Bireyin iç dünyasındaki çatışmalar ile çoklu kişiliklerin kendi alt kimlikleri ile karşı karşıya gelmesi ele alınmış.Anlatım sade ve akıcı olmasına rağmen anlatılmak istenen düşünceler, okurken yoğunluk hissettiriyor. Şunu belirtmeden geçmeyeyim; psikolojiniz yerindeyken okumakta yarar var ;) .Biraz zaman geçtikten sonra yeniden okumayı düşündüğüm kitaplarımın arasına ekleyeceğim ama bu pek de yakın bir zaman için söz konusu değil. Kitaplarla kalınız...

Mevlüt 
 02 Ara 22:37, Kitabı okudu, 4 günde

Hermann Hesse ile Bozkırkurdu sayesinde tanışmış oldum. Şuana kadar okuduğum ve beni derinden sarsan muhteşem bir kitap. Altını çizmediğim yer kalmadı. Aynı cümleleri o kadar çok tekrar ettim ki… Kısaca kesinlikle okuyun derim.

Sitede incelemeler bölümüne bakarsanız çok güzel incelemeleri okuyabilirsiniz. Kendimde orada gördüğüm incelemelerden sonra okumaya başladım.

Bir insan olan Hary Haller ve içindeki ikinci kişilik olan Bozkırkurdunun hikâyesi..
Aslında hepimizin içinde bir bozkırkurdu yok mu? Bence var. Sadece görmek gerek. Bu kitap ile onu görebileceğinizi düşünüyorum.

Kitapta değindiği temel konunun yanında birçok konuya da değinilmiş. Kitabı yeni bitirmenin etkisiyle dikkatimi çeken, aklımda kalanları söyleyeyim.

-Mizah kavramına değinilmiş. Özellikle kitabın son sayfalarında...
-Yalnızlık ve İntihar kavramının anlatılışı çok iyiydi.
-Memurluk kavramının sıkıcılığından bahsedilmiş.
-Hayvanlara canavar denilmesini doğru bulmadığı bir bölüm vardı. Hayvan sever olduğunu söyleyebiliriz.
-Hz. Musa hikâyesinden ve günümüzde film yapılmasının olumsuzluklarına değinmiş.
-Geçmişteki seslerin örnek olarak Hz Süleymanın sesini ileride duyabileceğimizi söylediği kısma benzer bir şeyi daha önce İslami bir kitapta duymuştum. Bu konu da ilgimi çekti.
Aslında daha çok konu varda. Kitabı iyice sindirmem lazım...

Kitabı açtığımız da Yayıncının Önsözü kısmı ile başlıyoruz.
İlk anlatıcımız, Teyzesinin evinde bir oda kiralayan yabancı adamı tuhaf bulduğunu, onda oluşturduğu hislerden, nasıl göründüğünden falan bahsediyor.
Sonra ikinci anlatıcımız Harry Haller’in notlarına geçiyoruz.
Biraz okuduktan sonra kitabın içinde kitap olan üçüncü anlatıcı olan dıştan anlatımı yapılan Bozkırkurdu üzerine inceleme kısmını okuyoruz.
Hary Haller, Hermine ile tanıştıktan sonra olaylar iyice şekillenmeye başlıyor.

Bahar Akyol 
 15 Eyl 15:12, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Başta kişilik olmak üzere birçok unsuru içinde barındıran bir şaheser...

Harry Haller yoluyla kendi benliğinin derinliklerini ortaya koyuyor Hermann Hesse Bozkırkurdu'nda. Bozkırkurdu bizi hayatın acı taraflarıyla yüzleştiriyor, sorunumuzu anlatıyor bize umut ya da mutluluk vadetmiyor. Sorunların var olduğuna dair bizi ikna ediyor.
*****************************************
Günah, burjuvazi, toplum dinamiklerinin insana etkisi gibi birçok konuyu içinde barındıyor Bozkırkurdu. Üzerinde fazlasıyla düşünülecek ve uzun uzun konuşulabilecek bir kitap. Dün ,bugün ve yarına manidar bir bakış açısıyla yaklaşıyor Hermann Hesse. Sadece bir kere değil birkaç kere okunması gereken bir kitap. Altı çizilecek cümlelerle dolu.

Kitapta Bozkırkurdu Harry'nin bir nevi psikanalizi yapılıyor. Harry hayatını kurt ve insan olarak iki öze indirgemiş bir adam. Yaşamak istiyor tek istediği normalleşmek ancak hayatının belirli dönemlerinde verdiği kararlar buna engel oluyor. Harry Haller iyi çünkü dünyanın yozluklarını sorgulayabiliyor, kötü çünkü bu yozluğu kabul ediyor.

Kitapta geçen ve benim için en sarsıcı olan söz ise "Kişiliğiniz, içine kapatıldığınız bir hastanedir."

Emre Ö. 
18 Tem 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

İç çatışma
Bir yanda bütün toplumsal , ahlaksal ve dini normlardan sıyrılmış ilkel bir insan.Yani Bozkırkurdu. Bir yanda özgeci, yardımsever, topluma karşı sorumlu, monoton yaşamın kurbanı olmuş Harry. Peki bu savaştan hangisi galip çıkacak? Cevabı için kitabı okuyun :) Bir iç çatışmayı mükemmel işlemiş. Kendimden çok şey buldum. Başucu kitabım bile oldu. Tavsiye ederim. Mutlaka okuyun..

" İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez." Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil ! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur."

Zeynep E. 
10 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bir tanıdığım dünya hayatını fazla ciddiye alma, derdi. İşte, hayatı fazla ciddiye almış bir insanın normale ayak uydurma çabasını anlatan bir kitap. Çağının ilerisinde, fakat bu durumdan acı çekmekte.

2 /

Kitaptan 228 Alıntı

Sadettin TANIK 
01 Eki 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Hiçbiri sana yaranmak, kendini sana beğendirmek gibi bir amaç gütmez. Tiyatro nedir bilmez hayvanlar.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse
onurgoztepe 
12 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez. Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, yüzmek için değil. Ve düşünmek istememeleri doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve bir gün gelir suda boğulur.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse
Sadettin TANIK 
01 Eki 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

...zevk alacağın bir şeyi yapmak için önce başkalarının iznini gereksiniyorsan, gerçekten aptalın birisin derim.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse
Murat Sezgin 
07 Ağu 17:13, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Sıradan biri bile birkaç yüzyıllık bir koşudan sonra olgunlaşır.

Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 200)Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 200)
Sadettin TANIK 
01 Eki 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Kendini asla para için, rahat bir yaşam için satmamış, asla kadınlara ya da güç sahiplerine kendini peşkeş çekmemişti; özgürlüğünü koruyabilmek uğruna bütün dünyanın gözleri önünde kendi çıkarına ve mutluluğuna yüzlerce kez sırt çevirmiş, elinin tersiyle bunları bir kenara itmişti.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse
Murat Sezgin 
06 Ağu 13:27, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Zaman ve dünya, para ve güç, küçük ve sığ insanların elinde bulunacak her zaman, asıl insanların elinde ise hiçbir şey. Yalnızca ölüm.

Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 146)Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 146)
Murat Sezgin 
01 Ağu 08:21, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

"Dinleyin şu cümleyi: Gerçekte çekilen acılardan gurur duymak gerekir, her acı bize yüksek bir aşamada bulunduğumuzu anımsatır."

Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 17)Bozkırkurdu, Hermann Hesse (Sayfa 17)
Sadettin TANIK 
01 Eki 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Her doğuş, evrenden bir ayrılış demektir; belli sınırlarla çevrilmek, Tanrı'dan kopup soyutlanmak demektir.

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse
onurgoztepe 
14 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

"Bir insan pek üzgünse, dişi ağrıdığı ya da para kaybettiği için değil, her şeyin gerçekte nasıl, yaşamın nasıl bir şey olduğunu hissettiği için üzgünse, gerçekten üzgün demektir, işte o vakit biraz hayvana benzer, o zaman üzgün görünür, ama her zamankinden daha gerçek ve güzeldir bu üzüntü.''

Bozkırkurdu, Hermann HesseBozkırkurdu, Hermann Hesse