Bulantı

8,2/10  (139 Oy) · 
462 okunma  · 
109 beğeni  · 
3.455 gösterim
Jean-Paul Sartre, yirminci yüzyıla damgasını vurmuş bir yazar. "Bulantı", bu büyük yazarın başyapıtı sayılıyor. Bu önemli kitabın başarısını, biçim ve teknikle getirdiği öz arasında ustaca sağlanmış denge ve bireşimde aramak gerekir. Geleneksel roman anlayışından ayrılan bu roman, "Varoluşçu" düşüncenin de temel kitabıdır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    264
  • ISBN:
    9789755102108
  • Orijinal Adı:
    La Nausee
  • Çeviri:
    Selahattin Hilav
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
H. Egemen Akyüz 
 06 Eyl 10:59, Kitabı okudu, 5 günde, Puan vermedi

Varoluşçuluk üzerine okuduğum gerçekten en ağır romandı. Bu romanı anlayabilmeniz için zihninizin boş olması ve çok iyi odaklanmanız gerekiyor.
Varoluşçuluğa yeni bir bakış açışı kazandıran bir roman.

wybie 
20 May 16:30, Kitabı okudu, 19 günde, Beğendi, 10/10 puan

Epey zaman önce aldığım lakin doğru zamanını beklediğim bir kitap idi. Başlangıçta biraz yalpaladım Kitaptan bir saniye dahi kopmanız demek bütün olayları kaçırıp başa sarmanız demek öncelikle bunu belirteyim. Betimlemeleri çok çok fazla idi bu sayede kendimi hep olayların içinde tasavvur edebildim. Yazar resmen kitabın başında bir koza içine girdi ve sonunda kozasından çıkarak Ben'i buldu. Varoluş felsefesine ilgi duyan okurlara tavsiye edebileceğim gerçekten güzel bir kitap lakin hazmı biraz zor. O sebeple çok sakin kafa ile okuyun derim.

Şeyma 
04 Kas 14:31, Kitabı okudu, 3 günde, 4/10 puan

İsmi ve konusuyla farklılık arz eden, bir süredir okumayı düşündüğüm bir eserdi Bulantı. Günlük şeklinde yazılmış olan kitapta, hayatta bir amacı olmayan, kendini insanlardan soyutlamış, bütünüyle yalnız, kalabalıktan nefret eden, hatta çoğu zaman kendine dahi tahammül edemeyen, sürekli var oluşunu sorgulayan, pesimist bir insanın hayatı yer alıyor. Kitabın başından sonuna dek tekdüze bir şekilde bu karakterin hayattaki varlığını sorgulamak adına gittiği her ortamda bulunan insanlar ve nesnelere dair gözlemlerine ayrıntılı olarak verilmiş. Kitabın başında böyle bir karakterle karşılaşınca yaşam hikâyesi farklı bir biçimde son bulacak diye düşünmüştüm fakat sayfalar ilerledikçe hep aynı şeylerin tekrar edilmesinden oldukça sıkıldım. Kimi zaman kitapta anlatılan varoluşçuluk akımının yansımaları konsantre olmamı güçleştirdi. Sanırım Felsefe'ye karşı çok fazla ilgi duymuyor olmam da kitabı sevmemem konusunda bir etken. Felsefe sevenler için belki de zevkle okunabilecek bir eser fakat kesinlikle benim tarzım değil, bunu fark ettim. Okumayı düşünen arkadaşlara keyifli okumalar diliyorum şimdiden.

Sergen Özen 
 01 Ara 2015, Kitabı okudu, 4 günde, Puan vermedi

Sartre'ın daraltıcı, boğucu insan kalabalıklarında gözlemleyici bir ruhla dile getirdiği eseri.

Anlatım dilinin zengin olduğunu söyleyebilirim fakat bir çırpıda okumak mümkün değil bu kitabı. Bazı Felsefe kitaplarını okumak için, daha doğrusu anlayabilmek için alt yapınız olması gerekir. Zannedersem o kitaplardan biri.
Yazım hataları, anlam uyuşmazlığına bağlı olarak çeviri hataları sıkça çıktı karşıma.
Genel olarak beğendiğimi söyleyemem.
Bu nedenle; sentez yayınlarından alınmamalı. Veya daha iyi bir felsefik kitap edinilebilir, en azından böyle düşünüyorum.

seda bakacak 
 23 Nis 23:42, Kitabı okudu, 36 günde, Beğendi, 7/10 puan

Bu Kitap, uzun zaman bitiremem dediğim, kendimi zorladığım, sonra hoşuma gitmeye başladığı ve en sonunda sevdiğim bir kitap oldu. Varoluş hissiyatı ancak bu kadar güzel anlatılırdı. Tabi arada kitabı okurken bulantı hissine kapılabiliyorsunuz.

Seher Şahin 
18 Eyl 2015, Kitabı okudu, 9 günde, 4/10 puan

Varoluş ile ilgili günce,somut ya da soyut yaşamda hiçbir şeyin bir değeri yok Roquentin nazarında .Başyapıt olarak değerlendildiğini bilerek aldığım bu kitabı ;başyapıt olarak değerlendiremedim.

Halil Yavuz KAYA 
26 Şub 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Kitabın ilk sayfalarından itibaren parağraflar arasında boğuşuyorum adete savaşım halindeyim.Bazen bazı cümlelere, kelimelere, tanımlamalara takılıyorum;
Diyorum ki: bu cümlenin bu parağrafta, şu kelimenin bu tümcede yeri var mı? ya da olmalı mı? Ne anlam taşıyorlar ?
Siliyorum zihnimden yazıları.
Başla parağrafı yeni baştan oku ve bitir. Sonuç : tekrar başla oluyor çoğu kez. Parağraflar arasında zihni bağlantı yolları, uyum köprüleri arıyorum yok gibiler.
Sisler içinde, direksiyon başında yol bulmaya çalışan acemi şoför gibiyim adeta.
Geçiyorum bir sonraki parağrafa..... nakaratlar peşi sıra hep beni takip ediyor.
Süse bezenmiş okşayıcı ifadeler içimi hoşnut edip tebessüm ettirsede, zihnim yine bulanık..
Yine diyorum ki : Bir hedefi vuracak "anlam" bu kadar bir şekilde ifade edilip labirentli yollara salınır mı?
Ama okumaya devam etmeliyim. Ediyorum,
Umudum arkalarda, arka sayfalarda.
Kitap yarı oldu,
Aradığımı henüz ulaşamadım.
SARTRE, Varlığı, var oluşu, anlatımının her satırında, yaşadığın her anın her bir nefesinde, bir serüven duygusunu, bir Pazar gününü, Deneyimi tasvir ederken kişileri, olayları,nesneleri, şimdiyi, sonrayı, varlığı, hiçliği müthiş bir irdeleme gücü ve yeteneği ile sorgu masasına yatırıyor adeta. işte bu satırlar arasında derin felsefik analizler beni sıkıştırıyor, ters köşeye atıyor sıklıkla adamı.
Kitap bitti ben hala zihinsel abondeneden kurtulamadım.
Galiba aradığım, bir romanın durgun akışkanlığı içinde klasik bir atmosferdi. Bunun bir edebi bir felsefe anlatımı olduğunu bildiğim halde neden bu yargıya vardım ki ?
Bu eseri ile SARTRE, Varoluşcu Marksizmi edebi bir anlatım ifadesi ile şekillendirmiş, ( bu konuda biliyoruz ki 20.y.y imzasını atmıştır. ) Bulantı ile bir filozof, Romancı, Denemeci olan yazar müthiş bir " anlatımcı " olduğunu da kanıtlıyor.
Son söz, benim düşüncem Bulantı Okurken beni BUNALTI....
Güzel ve zevkli okumalar diliyorum.

MMT 
12 Kas 23:49, Kitabı okudu, 12 günde, 8/10 puan

Okudukça sevdiğim bi kitap oldu. Başlarda bitiremem diyordum. Varoluşçuluk üzerine okuduğum ilk kitaptı. Keşke daha önce bu kadar ağır olmayan varoluşçuluk kitapları okusaydım diye düşündüm.

Cavanşir Gadimov 
20 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Elimdeki 1981 baskılı kitabın arka kapağında şu ifade yer alıyor: “Geleneksel roman anlayışından ayrılan bu roman, Varoluşçu düşüncenin temel kitabıdır.”

Tabii kitaba başlamadan önce Sartre ve Varoluşçuluk ile ilgili bilgi edinmek kitabı anlamata yardımcı olacak. Baştan söyleyeyim, romanlarda hep karşılaştığımız bir öykü dizisi yok bu kitabın. İlk 50- 60 günlüğü yazan kişinin sokaklarda yürürken kafasında esen rüzgarları adeta günlüğüne dökmesi olarak görebilirsiniz.

Sık sık yalnızlık, ölüm kelimeleri geçen cümleleri görebilirsiniz. Bütün anlatımlar da bunun üzerine kurulmuştur.

Günlüğü yazan kişinin içindeki bulantıyı günlüğüne aktardığı şeklinde yorumlayabileceğimiz bu kitabı sıkıcı bulduğum kadar da bir o kadar zevkle okudum. Hele içindeki bazı fikirleri çok ilginç buldum.

Sartre'ı Sartre yapan Varlık ve Hiçlik'ten sonraki en iyi yapıtı. Ancak her yayınevi çevirilerde değişiklikler yaptığı için bazı anlam sorunları çıkıyor.

2 /

Kitaptan 290 Alıntı

Saat üç. Bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir. Öğleden sonra acayip bir an.

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 32)Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 32)

Anlamıyorum Tanrım, hepsi birden aynı şeyi düşünmeye neden bu kadar önem veriyorlar. Balık gözlü, içedönük görünen, uzlaşamayacakları bir insan geçmeyegörsün aralarından, başları çevriliyor hemen.

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 23)Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 23)

Issız bir adada olsaydınız yazar mıydınız? İnsan hep başkaları okusun diye yazmaz mı?

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 190)Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 190)

Sevmek
Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapmayacağımı biliyorum.

Bulantı, Jean-Paul SartreBulantı, Jean-Paul Sartre
Ferah 
23 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Anılar şeytanın kesesindeki altın sikkelere benziyor: keseyi açtığında bir de bakıyorsun, altın değil, ölü yapraklar var içinde...''

Bulantı, Jean-Paul SartreBulantı, Jean-Paul Sartre
Fırat Çağlar MANTAŞ 
13 Kas 17:43, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Kadınlarım oldu, tanımadığım nice kişilerle dövüştüm; ve asla geriye dönemedim, tersine dönmeyen bir plak gibiydim. Bütün bunlar nereye getirdi beni? Bu dakikaya, bu bankete, ezgiler duyduğum bu aydınlık yuvarlağa..."

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 35)Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 35)
Elif Kimya Salt 
 21 Eki 01:04, Kitabı okudu, 8/10 puan

Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde; dokunmuyorum , bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karma karışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 23)Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 23)

Şimdi kimse için hiç bir şey düşündüğüm yok. Sözcük aramak gibi endişem bile kalmadı. Sözcükleri, şöyle ya da böyle belirlediğim yok, bırakıveriyorum ağzımdan, az çok çabuk, kendiliklerinden çıkıyorlar. Çok zaman, sözcüklerden yoksun oldukları için düşüncelerim de sisli. Garip ve eğlenceli biçimlere bürünüp yitip gidiyorlar; hemen unutuyorum bu düşünceleri.

Bulantı, Jean-Paul SartreBulantı, Jean-Paul Sartre

“Biliyorum. Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum.”

Bulantı, Jean-Paul SartreBulantı, Jean-Paul Sartre

Şuan "ben" derken garip bir boşluk var içimde, nedir "ben"? Kendimi eskisi gibi hissedemiyorum, öylesine unutulmuşum.

Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 270)Bulantı, Jean-Paul Sartre (Sayfa 270)