Büyücü

8,9/10  (28 Oy) · 
59 okunma  · 
25 beğeni  · 
1.334 gösterim
Mitolojik öğelere ve Shakespeare'in ünlü oyunu Fırtına'ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles'un Prospero'su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor.

Büyücü'de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. 

Random House'un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2012
  • Sayfa Sayısı:
    685
  • ISBN:
    9789755393735
  • Orijinal Adı:
    The Magus
  • Çeviri:
    Meram Arvas
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nina 
24 Nis 14:51, Kitabı okudu, 41 günde, Beğendi, 10/10 puan

We shall not cease from exploration,
and the end of all our exploring
will be to arrive where we started
and know the place for the first time.
T. S. Eliot

/Araştırmaktan vazgeçmeyeceğiz ve
Araştırmamızın sonunda
başladığımız yere tekrar dönecek,
Orayı yeniden keşfedeceğiz /


Sizin haberiniz olmadan size bir oyun oynatırlarsa ve bu oyunun başoyuncusu siz olursanız kendinizi nasıl hissederdiniz? Bu soruya çabuk cevap vermeyin, kendinize biraz düşünmek için zaman verin ve bu romanı okuduğunuzda kesin kararınızı vermiş olursunuz. Ama ben böyle maceraya atılmak isterdim, habersiz dahi olsam.

İki gencin aşkı ile kitap bizi karşılıyor. Bırakmayı düşünmüştüm ki tam o sırada tuhaf şeyler olmaya başladığını anladım. Giz, tereddüt, tabii ki merak ve birçok soru işareti kitabı devam etmeye itti beni. Romanı birkaç bölüme ayırabilirdim ama bunu yapmaya gerek yok çünkü yapıtın bütünlüğü dikkatinizi sürekli toplu tutuyor. Okuduğum her bir sonra ki sayfa ile birlikte içimden ‘’yok artık!’’ diyesim geliyordu. Polisiye, erotik ve mistisizm karışımını romanın bir bölümünü Bulgakov’un Usta ve Margarita’nın balo sahnesini bana anımsattı.

Başka okurların yorumlarını okudum biraz da edebiyat eleştirilerini ve tabii ki kitabın sonunda yazarın kendisinin kitapla ilgili açıklamalarını. Kimisi insanın sadece hissel tarafı ile uğraşırken kimisi genel tabloyu görme çabasında idi. Bütün yorumlara rağmen ve bütün yorumlardan dolayı kurgu ve anlatım akıcılığı ile birlikte bence çok güzel bir roman. Paradoksal entrika ustası, Fowles, onun sonsuz gizemli anlatımının tahminini okuyucuya bırakır. Kitabın başlangıç ve bitiş mısraları ile bende incelememe eklemeden edemiyorum.

Cras amet qui numquam amavit
quique amavit cras amet

/Asla sevmeyen yarın sevecek
seven de yarın sevecek./

Kübra A. 
 21 Eyl 16:59, Kitabı okudu, 53 günde, Beğendi, 9/10 puan

Büyücü... Uzun bir maratondu okumak, nihayet ipi göğüsledim. Uzun, kimi zaman durağan, kimi zaman merak uyandıran ve Fowles'ın ilginç dünyasının bir yansıması bir romandı. İsminin Büyücü olması bana tuhaf geldi, çünkü bu isim insanların kafasında farklı bir algı oluşturuyor. Yazarın da son sözlerinde söylediği gibi "The Godgame" olsa daha güzel olurmuş. Çünkü ortada sihir veya büyü öyle bir şey yok. Aldatmaca var. Tam anlamıyla aldatmaca.

Baş karakterimiz Nicholas. Artık kendi tarzımda kalemi elime alabilirim. Tokatlamalık bir genç adam. Aslında birçok roman karakteriyle "birlikte yaşadıktan" sonra kendime hep Tolstoyvari şu soruyu sorarım: İnsan ne ile yaşar? Ben bu sorunun cevabını kendime verip huzura ereli çok oldu. Dert edindiğim birçok kişinin ne ile ve ne için yaşadığı. Neyin uğruna bu ömür yaşanır gider? İşte Nicholas Urfe karakteri de zaman zaman bencilliği, aptal merakı, doğru kararı -bence- kitap boyunca hiçbir yerde veremeyişi ile bu soruyu bol bol sordurtuyor. "Urfe Urfeee niye yaşıyorsun Urfe,nereye gidiyorsun" Urfe tuzak olduğunu bildiği, defalarca gördüğü her kapana ayakları ile gitse de şu hayattan ya da yazarın oluşturduğu onca şeyden ne ders çıkardı bilinmez. (Kitap birçok kişiye göre bir SON ile bitmemiş. Bana göre bitti. "Asla sevmeyen yarın sevecek / Seven de yarın sevecek" dizeleri bana göre yeterli bir SON idi.) Ben şunu bir kez daha gördüm; insan şerefi için yaşar.

Fowles çok bilgili bir yazar. Kitapta tanrılardan, ressamlardan, enstrümanlardan, efsanelerden birçok örnek var. Altı çizilecek birçok güzel satır da mevcut. İlk 400 sayfa benim için çok güzeldi. Sonrasında kitabın rengi bana göre değişti. Uzun bir kitap ve öyle akıp gitmiyor ama sıkmıyor da. Birkaç sahne daha az ayrıntılı verilse daha iyi olurdu. Gereksizdiler. Fowles iyi bir yazar. Bir süre ara verip yine okumak isteyeceğim türde biri. Birçok kitapta olduğu gibi yine herkese önermem diyorum. İlgi meselesi. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Simge 
12 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Ne yazacağımı pek bilmeden başlıyorum aslında yazmaya. Kitap o kadar yoğun bir kurmacayla dolu ki, uzun zamandır böyle kafa karıştırıcı, bilinci bulandırıcı bir kitap okumadığımı söyleyebilirim. Evet 700 sayfalık oldukça uzun bir roman ve bir çırpıda bitirdim de diyemeyeceğim. Gerçekten zor bir roman olduğunu kabul etmek gerekiyor. Yazarın kurgusu o kadar etkileyici ki okurken bilincinizin bulanacağına, karakteri içselleştireceğinize emin olabilirsiniz. John Fowles' ın okuduğum ilk romanı ama son olmayacağı kesin.

Orkun Sarçın 
06 Eyl 2015, Kitabı okudu, 42 günde, Beğendi, 9/10 puan

Abanoz kule okuduğum ilk eseri idi yazarın.Tanrı-yazar kavramını reddettiğini ikinci kez gördüm.Ucu açık düşünceler,ucu açık bir son.İnsanın biriciklik duygusunun örselenişi ,Gerçeklik duygularının ustaca esnekleştirilmesi beni yakaladı ve hiç bırakmadı.Üstünde defalarca düşünülmesi,pek çok kez okunması gereken bir klasik bence.

Berfun Berçin 
29 Eki 09:22, Kitabı okudu, 9 günde, Beğendi, 3/10 puan

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir. Sonu belli olmayan bir kitap. Ve bu durum beni çok üzdü. Daha sonrasında filmini izledim ve hem kitaptan hemde filmden zevk almadım.Fowles'in Yunan Adaları'nda yaşadığı süreçte başına gelenleri otobiyografik olarak yazmaya çalışmış ama sonradan romana dönmüş gibiydi,kitabın içeriği.Bir an once bitsin diye baktığım ve okurken zorlandığı bir kitaptı. Keşke yazarın diğer kitabı olan "Koleksiyoncu " kadar güzel olsaydı.Okuyacak okurlara keyifli okumalar.

sezen 
24 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

john Fowles'dan okuduğum ilk roman...kurgu içinde kurgu var. fantezi ve gerçeklik biribirine ancak bu kadar yakışabilirdi. tam sonunu anladım dediğiniz an yazar sizle tekrar oyun oynamaya başlıyor.iyi roman okumak isteyenler mutlaka John Fowles'a uğramalı.

ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Adam yazıyor, böyle bir kurgu nasıl yapabiliyor, şaşırmamak mümkün değil. Okurken bir şeyleri yakalayabilmek veya kaçırmamak için çok uğraştım.
Yazarın ön plana çıkmış üç eseri var ki, Franszı Teğmenin Kadını, Koleksiyoncu ve Büyücü... Üçüde okunmalıdır bence..

Oblomov 
 14 Mar 14:27, Kitabı okudu, 207 günde, 6/10 puan

Okurken çok sıkıldığım bir kitaptı. Bir türlü bitmek bilmedi. Kitap düşük ritimli olduğundan heyecansız uzayıp giden sayfalarda okuyucuyu zaten şaşırtmacalara hazırlayarak ilerlediği için gerekli tansiyonu ve heyecanı yaratmadığını düşünüyorum.

Sevil oğuz 
12 Ağu 2014, Kitabı okudu, 10/10 puan

Şimdiye dek okuduğum kitaplar arasında ilk 3'e girer. Çoğu kitabı bir haftadan kısa sürede okumuşumdur, büyücüyü bitirmek 1.5 ayımı aldı. Muhteşem bir kitap.

Kitaptan 65 Alıntı

Kübra A. 
22 Eyl 13:46, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

“Eski bir Yunan halk ezgisinde der ki: Ekmek için çalan masum, altın için çalan suçludur.”

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
29 Mar 21:44, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Vatanına ihanet eden birinin misafiri olmaktan utanmıyorsun ya?" "İnsan soyuna ihanet eden
biri olduğunuzu düşünmüyorum." Yatak odasının pencerelerine doğru ilerledik.
İnsan soyu önemsizdir. İhanet edilmemesi
gereken insanın kendisidir."
"Bence Hitler'in kendisine ihanet etmediği
söylenebilir." Bana döndü.
Haklısın. Etmedi. Ama milyonlarca Alman
kendilerine ihanet ettiler. Esas trajedi buydu.
Bir adamın kötü olmaya cesaret etmesi değil,
milyonlarca insanın iyi olmaya cesaret
edememesiydi."

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
 15 Nis 01:04, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Mutluluk
'Zenginlik bir canavardır. Bunu finansal
anlamda kontrol etmeyi öğrenmek insanın bir ayını alır. Psikolojik olarak kontrol etmeyi
öğren-mekse uzun yıllar. Bu uzun yıllar boyunca bencil bir hayat sürdüm. Her tür zevki tattım.
Bol bol seyahat ettim. Tiyatroda biraz para
kaybettim, ama çok daha fazlasını borsada
kazandım Kimisi şu an epey meşhur olan pek
çok dost edindim. Ama hiçbir zaman çok mutlu olmadım. Öte yandan sonunda bazı zenginlerin asla keşfedemediği bir şeyi keşfettin-—her birimizin belli bir mutluluk ve mutsuzluk kapasitesi olduğunu. Ve hayatın bize sunduğu ekonomik koşulların fazla etkilemediği.

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
 18 Nis 17:47, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Albaydan hiç hoşlanmamıştım. Bir usturayı andıran gözleri vardı. Şimdiye dek gördüğüm en sevimsiz insan gözleriydi herhalde. Gördüklerine karşı en ufak bir anlayıştan yoksundu. Değer biçip, hesap kitap yapmaktan ibaretti. Zalim, şehvetli veya sadist bile olsa bunlardan iyiydi. Gelgelelim bir makinenin gözlerinden farksızdı."

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
28 Mar 18:56, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Kibarlık istemiyorum. Kibarlık daima, başka türden gerçeklerle yüzleşmenin reddini barındırır içinde.

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
 15 Nis 10:45, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Erkek kadın savaş ilişkiler
"Erkekler savaşı sever çünkü bu onlara
ciddi görünme imkânı verir. Çünkü bunun,
kadınların kendilerine gülmesini engelleyen tek şey olduğunu sanırlar. Böyle bir durumda
kadınları nesne konumuna indirgeyebilirler. İki cins arasındaki büyük fark da budur. Erkekler nesneleri, kadınlarsa nesneler arasındaki ilişkiyi görür. Nesnelerin
birbirine ihtiyaç duyup duymadığını, birbirini
sevip sevmediğini ve birbirine uygun olup
olmadığını. Biz erkeklerde olmayan ve savaşı
kadınların topuna birden iğrenç -ve de absürd- kılan bambaşka bir duygu boyutudur bu. Sana savaşın ne olduğunu anlatayım. Savaş, ilişkileri görmedeki bozukluktan kaynaklanan bir psikozdur Birbirimizle kurduğumuz ilişkileri. Ekonomik ve tarihi durumumuzla ilişkilerimizi.
Ve en çok da hiçlikle ilişkimizi. Ölümle."

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
22 Nis 16:11, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Siz de bilirsiniz ya. Yüzlerce çıkmaz sokağa
girip çıkarsınız bir süre. Ama sonra gün gelir bir dolu kapı açılır önünüzde."

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles
Nina 
22 Nis 22:46, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Aşk Nedir
Aşk aslında, diğer insanın içinde var olan bir şeyi sevmekten çok, kendi içimizde yer alan sevme kapasitesidir.

Büyücü, John FowlesBüyücü, John Fowles

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız