Canla Bağışla Çoğaltma Telaşından Paylaşma Yarışına

5,7/10  (3 Oy) · 
23 okunma  · 
2 beğeni  · 
711 gösterim
Her birimizi sessizce kül eden 'Söz Yangını'nı haber veren Senai Demirci, şimdi bu yangını söndürmek için canla başla infaka çağırıyor bizi. Her birimizi gül edecek bir fırsat olarak anlatıyor "verme"yi. "İnsan insanın kurdudur" diyerek krizler üreten küresel vurdumduymazlığa inat, "insan insanın yurdudur" gerçeğini hatırlatıyor.

Zekât, en yapışkan kirimiz bencillikten aklıyor bizi. Sadaka, en büyük belâmız kibirlenmekten kurtarıyor bizi. Seve seve vererek, ebedi sevinçler kazanıyoruz.

Canla başla okuyacağımız satırlar, tebessümümüze muhtaç, tesellimize aç çaresizleri; yardımımızı bekleyen, ikramımızı uman yetim, öksüz ve yoksulları "cennet"imiz olarak yeniden tanıtıyor bize.
Metin Özdemir 
13 Mar 14:09, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 7/10 puan

Allah(cc) yolunda vermenin ( infak etmenin) aslında malımızdan azaltmadığını, aksine arttırdığını kitap boyunca örneklerle anlatan tadımlık bir kitap. Faizin ne kadar kötü bir şey olduğu da basitçe anlatılmış.

Kitaptan 43 Alıntı

Metin Özdemir 
 13 Mar 10:07, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Ben tok olayım; başkası açlıktan ölse bana ne!" Bu, zekatsızlığın sesidir.İnfaktan kaçınanlar, yetimi öksüzü gözetmeyenler, fakiri fukarayı dert etmeyenler, eylemleriyle söylerler bu cümleyi. Bencillikleri hece hece seslenir.
"Seslerin en çirkini"dir bu sesler.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 67)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 67)
Metin Özdemir 
12 Mar 20:15, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Kıtlık olmayacak olmasaydı, ne Yusuf'u zindana atıp unutanlar o rüyayı görecekti, ne rüyayı yormak için Yusuf'u arayacaklardı, ne de Yusuf zindandan çıkıp gün yüzü görebilecekti. Kriz, uykusunu uyanıklık sananları uyanıklığından uyandırdı,Yusuf'a körleşmişlerin gözlerini Yusuf yüzlüye açtı.

Kriz olmasaydı ne Yusuf'un "zina"dan kaçıp "zindan"a razı oluşu -Züleyha'nın itirafıyla- açığa çıkacaktı, ne de Yusuf'un gömleği kardeşleriyle babasına gidip Yakub'un(as) gözleri açılacaktı. Kriz, hem iftira perdesini yırttı,hem umut penceresini açtı.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 19)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 19)
Metin Özdemir 
13 Mar 09:42, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

"Olma-olmama" kaygısını, "O'nunla olma-O'nunla olmama" kaygısıyla değiştirmeliyiz. O'nunla olan neyi kaybeder? O'nunla olmayan neyi kazanır?
"Sahip olma-olmama" yarışını, "O'na şahit olma-olmama" yarışına çevirmeliyiz.
O'nunla gören nasıl yoksul olur? O'nunla görmeyen nasıl zengin olabilir?

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 48)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 48)
Metin Özdemir 
 12 Mar 19:59, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Öyle ya; kıtlık olmasaydı, Yusuf'u kuyuya atıp unutan kardeşleri ne Mısır'a varacaklardı ne kötülük ettikleri Yusuf'u kendilerine iyilik ederken bulacaklardı. Kıtlık, kardeşleri hem Yusuf'un yitik yüzüyle hem nefislerinin kötülüğü isteyen yüzüyle yüzleştirmişti.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 18)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 18)
Metin Özdemir 
 13 Mar 23:27, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Yusuf Özkan Özburun'un haklı vurgusuyla, 'sosyal tank' vazifesi gören cipleri yahut diğer araçları bir değerlendirelim. Kimileri için o araçlar 'olmazsa olmaz'dır. Onlarsız yarım hissederler kendilerini. O ciplerin içinde değillerse, savunmasız kaldıklarını düşünürler.Öyleleri var ki başlarına markalı bir eşarp sarmamışlarsa, ayaklarını markalı ayakkabı kuşatmıyorsa, gömlekleri, kravatları sıradan ve markasızsa çıplak sayarlar kendilerini, açıkta kalmış gibi "üşür"ler.

Buradaki sorun lüks ve/ya kaliteli malları kullanmak değil... Öyle olsaydı, her cipe bineni, her marka giyeni töhmet altında bırakırdık. Sorun, o eşya ile sahibi arasındaki ilişki... Mesele, özne olan insanın nesne olan eşyaya nasıl baktığı... Bu ilişkide, 'ben' imizi, 'benimki' üzerinden inşa ediyorsak, "ben"imiz başından yaralı,eksik,özürlü demektir. 'Benim' dediğimiz herhangi bir şeyin 'ben'den eksilmesi, 'ben'i eksiltiyorsa, o 'ben' acınacak bir hâldedir. 'Benim' diyemediğimiz herhangi bir şey yüzünden 'ben'imizi tamamlanmamış görüyorsak, o şeyin sahibi olmasak bile, ona sahip olup da "açık"ını kapatanlar kadar bağımlıyız demektir.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 85)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 85)
Metin Özdemir 
 13 Mar 09:54, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

İlk cümle faizciliğin haykırışıdır. Faizle beslenmek, "Sen çalış, ben iyiyim!" diye seslenmektir diğer insanlara.Faiz ödeyen, bilsin bilmesin, “Ben çalışayım, sen ye!” tezgâhında bulur kendini. Aldığı borçtan memnun değildir.Darda kaldığı için almak zorundadır. Kendi darlığının, bir başkasının keyfini genişlettiğini çok iyi bilir.Belki de eline sermaye geçirdiği ilk fırsatta, o da bir başkasını daraltarak hazlarını genişletmeyi planlamaktadır. Bir başka insan, kendisini yiyen kurt oluyorsa, o da bir başka insanı yiyecek kurt niye olmasın?

Faiz uygulaması, sermaye ile emeği karşı köşelere koyar, birbiriyle dövüştürür. Dövüşmenin galibi baştan bellidir. Faiz, emeği sermayeye ezdirir.Faiz, emekçiyi sermaye sahibine düşman eder. Faiz, sermayeyi hak ettiği değerden eder.Faiz, sermaye sahibine çalışmadan kazandırır, emekçiyi kazanmadan çalıştırır. İnsanı insanın kurdu yapar.Faiz yüzünden, emekleriyle kazananlar, sermayesiyle kazananlara kin besler, haset eder, hasım kesilir. Sınıf kavgaları ateşlenir.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 66)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 66)
Metin Özdemir 
12 Mar 20:24, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Kriz olmasaydı birbirimize ihtiyacımız azalırdı. Birbirimize ihtiyacımız olmayınca, birbirimize doğru geliş gidişler biter, alıp vermeler tıkanırdı. Gözenekleri tıkanmış hücreler gibi, kendi başına büyüyen, diğerlerinin zararıyla kar eden, komşusunu aç bırakıp da doyan kanserli hücreler gibi büyür, başıbozuk "tümör" lere dönüşürdük. Birimizi diğerine karşı müşfik, yardımsever, feragatli, cömert, kerim,muhsin,lütufkâr eyleyecek alışkanlıkların hepsi kesilirdi. Böylece yeryüzü iyilik üretilen bir "harman yeri" olmaktan çıkardı.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 20)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 20)
Metin Özdemir 
 12 Mar 20:48, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Yeryüzünde sensiz geçen süreyi bir hesapla: Milattan sonrasından sayarsan, yaklaşık 2000 yıl. Sensiz geçen o yıllarda, sensizlik kimsenin derdi değildi. Sen olmadan da işler tamam oluyordu.Seni beklemeden sofralar kuruluyordu. Senin eksikliğin mutlulukları eksiltmiyordu.Sen, kimsenin aramaya bile değer görmediği bir kayıptın.Senin kayıp olduğuna aldırmaksızın, yeryüzünde sevinçler yaşandı, keyiflere kıl kadar zarar gelmedi.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 38)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 38)
Metin Özdemir 
13 Mar 23:20, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Yaşaması bir cihaza bağlı olan bir hastanın varsa, gayet iyi biliriz ki acınacak bir haldedir. Bağlanması gereken cihaz ne kadar pahalıysa, acınası hali o kadar artar.Hastamız, “Benim çok lüks bir hemodiyaliz makinem var!” diye hava atmaya kalkmaz. Aksine, onsuz edemeyeceği şeyin erişebilirliği zorlaştıkça, daha da yoksullaşır, daha da çaresizleşir.

Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 85)Canla Bağışla, Senai Demirci (Sayfa 85)
5 /