Cennet Ayracı

8,8/10  (6 Oy) · 
10 okunma  · 
5 beğeni  · 
567 gösterim
İnsan nesli yere indirildiğinde, tehlikeli iki güç armağan edildi:

Aşk ve Şamanizm…

İkisinin de kontrolsüz kaldığında öldürücü olacağı anlatılmadı.

Toros yaylalarından birisinde yaşayan dört delikanlının Susuzkaya adlı uzak bir köyde katledildiğinden kimsenin haberi olmadı.

Ne ölüleri ne de dirileri bulunamadığı için kayıtlara 'kayıp' olarak geçti.

23 yıl sonra birbirini hiç tanımayan üç mühendislik öğrencisi bölgedeki baraj inşaatında staj yapmak için bu yaylaya geldi.

Onları buluşturan kaderin, yalnızca staj için bir araya gelmeleriyle sınırlı olmadığının belirtileri ortaya çıktı.

Üçü de farklı kentlerde aynı gün doğmuşlardı ve doğdukları gün dört delikanlının sırra kadem bastığı o lanetli Pazar'dı.

Susuzkaya adındaki içe kapanık netameli köyde sessizce hüküm süren ilkel bir şamanist topluluğun eline düştüklerini başlangıçta fark edememişlerdi.

Ölülerini akbabalara yediren, bir mağarada yanan ateşe tapan, bu garip halkın neye ve kime hizmet ettiğini anladıklarında dehşete kapıldılar.

Bu kadar hengâmenin içinde stajyer öğrencilerden Tayga,
yaylanın güzel kızı Zeynep'e aşık oldu.
Zeynep ona yüz vermedi, şehirli züppe oğlanları sevmiyordu.

Ve Tayga birgün Zeynep'i bir tek şekilde ikna edebileceğini anladı:

23 yıllık sırrı çözerek...Kaybolanlardan birisi genç kızın ağabeyiydi çünkü.

Kazanan Susuzkaya'nın şamanları mı olacaktı yoksa yaylanın köylü kızıyla şehirli delikanlının aşkı mı?
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2014
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    9789759964658
  • Yayınevi:
    Profil Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Umut Çalışan 
13 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

İlk üç dört bölüm Harlem'li bir zencinin kaleminden çıkıp, Zeki Müren lehçesi ile çevrilmiş gibi. Adını tam koyamadığım, belki ağdalı, belki soğuk, belki abartılı insana garip gelen bir anlatım... Gerçi bunun sebebi her zaman Amerikan romanlarında/filmlerinde gördüğümüz türden olayların Alanya da Türk isimleri ile geçmesi de olabilir. Biemedim. Sonra ki bölümlerde ya alıştığımdan ya da anlatım değiştiğinden bu durum ortadan kalktı.

İlerleyen bölümler son derece sürükleyici, şamanizmden derin devlete, sosyal farklıların toplumsal yaşama etkisine herşey kıvamında harmanlanmış. Ata Mezarlığındaki gibi can sıkan gereksiz betimlemeler, mimari planlar, en önemlisi Suphi yok. Sadece -bence- kitabın genel temasına ters düşen bir kaç arapça kelime olmamış diyebilirim. Öyle ki kelime dağarcığıma güvenen ben bile sözlüğe bakmak zorunda kaldım. Tenakuz, tevettür aklımda kalanlardan bir kaçı. Final bölümüne girişte "oha bu klişeyi yapış olamaz" derken son anda cidden iyi topladı. Ahmet Ümit'ten sonra "turn page" nin hakkını veren bu roman iyi geldi.

Kitaptan 1 Alıntı

Umut Çalışan 
04 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

Göğün mavisi kayaların grisinden daha esmerdi, ürettiği görünmeyen girdaplar bir Ninja şurikeni gibi döne döne saplanıyordu ellere, yüzlere...

Cennet Ayracı, Mehmet MollaosmanoğluCennet Ayracı, Mehmet Mollaosmanoğlu