Çocuğumu Fişte Unuttum

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
317 gösterim
Kitabın tamamen zenginleştirilmiş 25. yıl baskısı, artık video playerlar, oyun konsolları ve bilgisayar bağımlılığını da kuşatarak, "ekran"ın çocukların oyunlarına, hayal güçlerine ve okul başarılarına etkilerini inceliyor. Okullarda bilgisayarlı eğitim için harcanan milyar dolarların ne oranda işe yaradığından saatlerce televizyon izlemenin oluşturduğu psikolojik durumlara, eğitici olduğunu düşündüğünüz programların çocuğa verdiği zarardan ekranın ses ve görüntü bombardımanının nasıl çocuğun algısını kitleyip onu uyuşturduğuna, televizyonun aile hayatında yaptığı tahribattan, bunu tamir etmenin yollarına kitap sahada işlenmedik mesele bırakmıyor.

Kitap, televizyon ve diğer medya aygıtlarının ortadan kaldırılması gerektiğini öne sürmüyor. Bunun yerine bunların yıkıcı etkileri tartışarak anne babalara ve eğitimcilere nasıl kontrol altına alınabilecekleri hususunda tavsiyelerde bulunuyor.

60 yıllık data, sayısız araştırma ve çocuklar, anne babalar ve uzmanlarla yapılan mülakatlar üzerine inşa ettiği argümanıyla yazar bize televizyonun çocuklar, özellikle de küçük çocuklar, için sınırlandırılmasının zaruri olduğunu gösteriyor. Amerikan Pediatri Akademisinin de açıkladığı üzere 2 yaşından küçük çocukların televizyon izlememesi gerektiği basit bir tavsiye değil, bu nörolojik ve psikolojik olarak zaruri. Yazar bu kanıt ve tanıklıklar yığınıyla televizyon izleme ve diğer aktivitelerin çocukları hayata ve diğer insanlara karşı duyarsız hale getirdiği, aile hayatını sakatladığı, düşünen ve okuyan insanlar olarak kendilerini geliştirmelerini neredeyse imkansız hale getirdiğini yazıyor. Burada esas mesele hep tartışıldığı gibi çocukların ne izlediği değil, neyin izlenildiğinden bağımsız olarak bizzat televizyon izleme aktivitesi -yıllar boyunca her gün saatlerce televizyon izleyen- çocuklar üzerinde çok kalıcı etkiler bırakıyor.

Gerekli olmadığını bildiğimiz, istemediğimiz ve aslında sağduyumuzla zararlı olduğunu da hissettiğimiz halde "ekran"ın hayatımızda neden böyle müthiş bir yer işgal ettiği sorusuna kitabın verdiği cevap oldukça dehşet verici: Anne babalar kendi rahatlarını düşünerek çocuklarını bu fişli uyuşturucu ile uyuşturuyorlar. Günümüzde çocuğunu fişe takmanın anne babalar için kaçınılmaz bir cazibesi var.

Winn kitabını televizyonun çocuklar üzerine etkisi üzerine farklı ailerinin değişik deneyimleri ile zenginleştiriyor, başarılı ya da başarısız şekilde hayatların televizyonu tamamen çıkarmayı ya da onu sınırlamayı deneyen ailelerin tecrübelerini bizlerle paylaşıyor. Kitabın en kıymetli yönlerinden biri de bunlardan yola çıkarak televizyonu nasıl kontrol alabileceğimize dair çok kritik pratik tavsiyelerde bulunması. Bu kitap birçok meseleye bakışınızı kökten değiştirecek yeni bir perspektif sunuyor. Çocuğunu televizyon ve internetten daha çok seven bütün anne babalar bu kitabı mutlaka okumalı.