Deliliğin Tarihi

0,0/10  (0 Oy) · 
25 okunma  · 
2 beğeni  · 
1.387 gösterim
Michel Foucault, Deliliğin Tarihi’nde, deliliğin gündelik yaşamın bir parçası sayıldığı, kaçıklarla çılgınların sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları Orta Çağdan, tehlikeli sayılmaya başladıkları, tımarhanelere kapatıldıkları, öteki insanlarla aralarına ilk kez duvarların çekildiği on sekizinci yüzyıla kadar, Batı’da deliliğin arkeolojisini irdeliyor.rnrnDeliliğin fantastik dünyasında dolaşırken Foucault, aslında "deli"nin bize onun deli olduğuna karar veren, onu öyle konumlandıran genel toplumsal harita üzerinde işgal ettiği yer itibariyle yansıdığını gösteriyor. Her çağın kendi ütopyası içinde kendini arındırdığı, saflaştırdığı, idealleştirdiği tarihsel yolculukta, delinin bu arınma ayin ve oyunundaki yerini ve rolünü kavramamızı sağlıyor. Bu nedenle, Deliliğin Tarihi, aynı zamanda aklın tarihinin ana hatlarını da ortaya koyuyor: Akıl, kendini ancak deliliğin zıddında, deliliğin zıddı olarak tanımlayabiliyor. Öyleyse delilik, toplum düzeninin varlığı için gerekli; çünkü bu düzen ancak kendi negatifinin aynasında kimlik bulabiliyor
  • Baskı Tarihi:
    2006
  • Sayfa Sayısı:
    798
  • ISBN:
    9755330402
  • Orijinal Adı:
    Raison Et Deraison-histoire De La Folie A L’age Classique
  • Çeviri:
    Mehmet Ali Kılıçbay
  • Yayınevi:
    İmge Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Hamdi Topçuoğlu 
22 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Mehmet Ali Kılıçbay, Deliliğin Tarihi 1 sunuşuna " Toplumları kapsadıkları, benimsedikleri ile dışladıklarının zıtlığı içinde okumak mümkündür. " diyerek başlar. İnsan Foucault'un Ortacağ'ın Narrenschiff (Deliler Gemisi) yolcuları için " Deli, çılgın kayığının üzerinde, öte dünyaya doğru yola çıkmaktadır; kayıktan indiğinde de öte dünyadan gelmektedir." (Deliliğin Tarihi-1) deyişiyle karşılaşınca sormadan edemiyor: Neredeyim sorusuna yanıt veremeyenlerin,gittiği ve geldiği yeri sorgulayabilmesi olanaklı mıdır? Öyleyse bir daha soralım: Sizce, öte dünya masalları hangi aklın ürünü olabilir? Son kez soralım: Bizim yüzyıllardır dolap beygiri dibi dolanıp durmamızda aklın yeri ne?
Deliliğin Tarihi 1

Kitaptan 17 Alıntı

"kafka’nın değişim eserinde hayvanlaşan hayat anlayışımızı kaç kişi anlayabildi ki, intihar etmek için çabalarını kaçımız düşündü ki, yoksa hasta bir kişiliği mi okuyoruz?

kaç kişi sanat adı altında mozart’ın sarayda kızların peşinde koşarken krala yakalanmasını biliyor ki? kız çığlıklar içinde kaçarken mozart onun peşinde koşuyordu. üstü başı dağınık, kendinden geçmiş bir halde kralı karşısında görünce susmak yerine krala şunu demişti: “ben bayağı biriyim ama yazdıklarım bayağı değildir.”

zweig’in, tanrı’nın bileklerinden tuttum derken, “kaderime ben hakimim” demek istediğini. hugo’nun kadın düşkünü olduğunu, dostoyevski’nin kumar tutkunluğunu, balzac’ın dolandırıcılığını, poe’nin ayyaş olana kadar içtiğini, “sen sarhoş mu yazıyorsun?” dedikleri zaman, kaç kişi yüzünde beliren sanat anlayışı ile yaşamının arasındaki uçuruma kendini koydu?

tarih deliliklerle dolu, kaç kişi bu deliliklerin arasında yolculuk yapmak ister?

“gecenin mahremiyetini yırttım” derken rimbaud’u kaçımız anladı, verlain korkularının kendini uyutmadığını, nietzsche otel odasında kusmukları içinde ölürken yanında hiç kimsenin olmamasını, miller’in karısını sattığını bile bilmiyoruz belki de…

gorki gibi yazabilmek için on yılımı harcarım diyebilecek kaç deli var aramızda, descartes’in alın kuralları eserini yazdıktan sonra tebessüm içinde övünerek kahvesini yudumladığını, kendi romanında kurguladığı kişiliğe herkesten önce kendisinin inandığı gogol gibi, kaç kişi var kurgusuna güvenen?

tarih deliliklerle dolu…

cipolla’nın iktisat tarihine meydan okuduğunu bile unutmuşuzdur.

ibni sina’nın “tıbbı üç kelime içine alıyorum” dediğinde kibirli halini , batuta her gördüğü yüze inancını sorduğunu, farabi mutluluk teorisini kalem alırken mutsuz olduğunu kaçımız düşündü ki?

düşüncelerin sakıncalı olabileceğini bile kralların savaşları kaybettiklerinde anladıklarını, kardeş kavgalarının gölgesinde suskunlukları, saray odalarında musiki yerine fransız müziğinin seslendirildiğini, kaç kişi gerçeklerin bizim düşündüğümüz gibi olmadığını biliyor ki?

tarih deliliklerle dolu….

sanat anlayışını hayatları ile kıyasladığınızda kaç sanatkar, kaç yazar, kaç şair, aklımızda hayal etmiş olduğumuz şekilde yaşadı ki?

sanat delilik ister demiyorum, ama sanatkar deli olabilir…"

Deliliğin Tarihi, Michel FoucaultDeliliğin Tarihi, Michel Foucault

"Eğer iyi bir şey söylüyorsak, bunu tıpkı deliler veya filozoflar gibi raslantıyla yapıyoruz. "

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 502 - İmge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 502 - İmge)

"Alt tabakalar", yani toplumun acı çeken sınıfları olmaksızın zengin ne barınabilir, ne beslenebilir; zenaatkar derme çatma bir islelenin üzerinde, hayatını tehlikeye atarak büyük ağırlıkları binaların tepesine onun için çıkartmaktadır; çiftçi mevsimlerin hava koşullarıyla onun için boğuşmaktadır; bir talihsizler kalabalığı madenlerde veya boya atölyelerinde veya minerallerin hazırlanmasında onun uğruna ölümü aramaktadır.

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 593 - imge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 593 - imge)

Yok edilmesi mümkün olmadığından ötürü zorunlu olan fakirlik kesimi, aynı zamanda zenginliği mümkün kıldığı için de zorunludur. Bu kısım çalıştığı ve az tükettiği için bir ulusa zenginleşme; tarlalarını, sömürgelerini ve madenlerini değerlendirme, dünyanın her yerinde satılacak ürünler imal etme olanağını vermektedir; kısacası, yoksulları olmayan bir halk fakir olacaktır.

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 586 - imge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 586 - imge)

Dünya herkesi pençesine alan öfke içinde kaybolup gitmektedir. Zafer ne Tanrıya, ne de Şeytana aittir, zafer Deliliğindir.

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 51 - imge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 51 - imge)

Delilik
"... gereksiz birçok şeye eğilim duyulmasına neden olan lüks.... Bu durum, memnun edilmesi için çok sayıda ilaç verilmesi gereken, ama gene de mutsuz olmaktan kurtulamayan hastalık hastasının durumudur."

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 548 - imge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 548 - imge)

Paradoksal olarak, bir nüfus ne kadar kalabalıksa o kadar değerli olacaktır, çünkü endüstriye ucuz bir emek gücü sunacak, bu da maliyetleri düşürecek, üretimin ve ticaretin gelişmesine yol açacaktır.

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 588 - imge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 588 - imge)

Kendini beğenmişlik bizim doğal ve başlangıçtan beri sahip olduğumuz hastalığımızdır. Bütün yaratıkların en felaketlisi ve en narini insandır, buna rağmen bir de gururlusudur.

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 68 - imge)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 68 - imge)

Toplumları kapsadıkları, benimsedikleri ile dışladıkları­nın zıtlığı içinde okumak mümkündür. Yani evet dedikleri ka­dar, hayır dediklerinin de doğrultusunda. Her toplum kendini belli kodlara göre şifreler; bu kodların o toplumun kendini algılaması içindeki anlam ve yerlerini ortaya çıkartmadan, ilgilenilen toplumun şifresini çözmek mümkün değildir.

Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 7 - İmge Kitabevi)Deliliğin Tarihi, Michel Foucault (Sayfa 7 - İmge Kitabevi)
2 /