Denemeler Eleştiriler

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
350 gösterim
Orhan Burian'ın iyileşip işi gücü başına dönmesini dilerken biliyordum bunun olamayacağını, kurtulması olmayan bir hastalıktı onunki. "Ölse de çekmese artık bu acıları!" dediğimiz günler bile oldu. Hastanede yanına sokmuyorlardı. Bir gün kapı aralığından gördüm, ürperdim, ölmediği, uyuduğu ancak çenesinin bağlı olmamasından belliydi. O günden sonra umudum kalmamıştı. Ankara'da değildim öldüğünde, kaç gün sonra Mersin'de öğretmenlerle konuşurken öğrendim, bekliyordum o haberi, gene de yüreğim burkuldu.

Yakın arkadaşlarımdan değildi, olamazdı, çok gençti benden, başka bir kuşağın adamıydı, birçok konularda anlaşamazdık birbirimizle. Ama değerini bilirdim onun, yerleşmiş kanılarla yetinmeyip yanılmayı da göze alarak doğruyu kendi kendine arayan bir kafası vardı. Ufacık bir insandı, kendi boyuna göresini bulamadığı, yaptıramadığı için midir nedir, uzun bir pardösü giyerdi, süpür süpür, cüppe gibi. Ama bizim hocaları değil, daha çok protestan hocalarını andırırdı. Temiz bir çocuktu, hep de gülümser, gülerdi. Tartışırken bile kızamazdım ona, savunduğu düşüncelere inandığı, gizli bir maksadı olmadığı, bir çıkar arkasından koşmadığı hemen anlaşılırdı.
(Arka Kapak'tan)