Deniz Küstü

9,3/10  (8 Oy) · 
31 okunma  · 
8 beğeni  · 
817 gösterim
Romanlarında, Karadeniz'den Toroslar'a, Ağrı Dağı'ndan Ege'ye uzanan çok geniş bir Anadolu coğrafyasını anlatan Yaşar Kemal, Deniz Küstü'de, ana tema olarak İstanbul'un çürüyen doğasını seçer. Bir kentin tüm coğrafyasıyla her anlamda yozlaşmasının ve çürümesinin anlatıldığı romanda, tüm karakterler İstanbul'a göç yoluyla gelmişler ve beraberlerinde hayallerini de sürüklemişlerdir.

Deniz Küstü ütopyaların ve anti-ütopyaların çarpışma alanıdır.

"Kemal, açgözlülük, nefret ve çürümenin, aynı zamanda aşkın ve kurtuluşun öyküsünü yazmış."
- Times Literary Supplement, (İngiltere)-

"Çağımızda örnekleri pek bol olmayan güçlü ve soluklu yazarlardan biri."
- The Gazette, (Kanada)-

''Yaşar Kemal'in sanatı küçük kulislerin, klikleşmelerin ve günlük moda akımların dılında çizgisini sürdüregeliyor. Panait Istrati, Maksim Gorki, Jean Giono çağında bir yazar olmanın sağladığı gücün verdiği güvenle..''
-Gerard Mordillat, Liberation, (Fransa)
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2012
  • Sayfa Sayısı:
    419
  • ISBN:
    9789750807138
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 9 Alıntı

Niçin bu kadar öldürmeyi, yok etmeyi, parçalamayı seviyor insanlar? İnsan yumuşak başlı, iyilik dolu bir yaratıktır, ağız dolusu gülen, yürek dolusu ağlayan, iliklerine kadar duygulanan, seven bir yaratıktır insanoğlu... Bu öldürme, yok etme, öfke, öç, sevgisizlik neden? Niçin koparıyorlar çiçekleri, birisi tok da yüz bini niçin aç, o tok da bu kadar gözün altında, öfkenin içinde iflah oluyor mu? Tok olan niye bu kadar ahmak?

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 47)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 47)

İnsanlar bu kadar korkmasalar, bu kadar zalim olurlar mı, bu kadar birbirlerine düşmanlık eder, birbirlerinin böylesine kuyularını kazarlar mı, insan öldürürler mi, birbirlerine böylesine kıyar, köle eder sömürürler mi, birbirlerinin sırtına binerler mi, aşağılarlar mı, delirirler mi, sevmeyi, sevişmeyi böylesine unuturlar mı, uzattıkları el böylesine buz gibi olur mu, düşünebilme yeteneklerini böylesine yitirirler mi, öykünürler mi, durmadan ölümü düşünürler mi, ölümü düşünmenin boşluğunun farkına varmazlar mı, bastıkları yeri göremeyecek kadar üstümüzdeki gökten, altımızdaki topraktan, yıldızlardan, sulardan, çiçeklerden, dağ başlarından, ışıktan böylesine bihaber kalırlar mı, sevgisiz, sevisiz, dostluksuz yürekleri sıcacık, bir sevgili, bir dost yüzü için, bir kuş gibi çırpınarak çarpmadan olur mu?

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 27)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 27)

Yunuslar onu görünce yürekten, candan gülüyorlardı. Hiç hayvan güler mi, gülmek ağlamak insanlara mahsustur. Vay ahmak insanoğlu vay, asıl gülmeyi unutan insanlardır. Şu dünyada dostu, arkadaşı olmayan, bir sıcak elin tadına, bir bakışın güzelliğine artık bundan sonra varamayan insandır, varamayacak olan da insandır. Umutsuz olan, nankör olan insandır. Dünyanın güzelliğini yadsıyan artık salt yaşamanın tadına varamayan insandır, altında yaşadığı göğü, üstünde gezdiği toprağı, akan suları göremeyen insandır. Görkemli doğa ortasında görmeden dolaşan, bakarkör olan insandır. Yunuslar, balıklar, kuşlar, kurtlar, tilkiler, ne pahasına olursa olsun, hem de börtü böcekler bu dünyanın tadını çıkarırlar.

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 35)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 35)

Öylesi insanlar da vardır, çok şükür ki bu dünyada onlar çoğunlukturlar. Böyle apartmanlar, çimento, demir, asfalt, petrol kokusu, ağı duvarları arasına sıkışmamışlardır. Sevgiden, arkadaşlıktan, bir sabah yağmuru gibi doya doya ağlamaktan, çiçek açmış bir badem ormanı gibi apaydınlık gülmekten, acımaktan, seviden, sıcaklıktan, yüreğini ellerinin içine alıp sunmaktan, coşmaktan utanmıyorlardır. Bu dünyada bunlardan çok vardır, çok vardır. Biz onlardan uzak, yoz düşmüşsek, böyle olmuşsak kabahat bizim...

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 91)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 91)

baktı ki Selim, olmayacak, kendine bir kabuk yaptı, kale gibi, kabuğuna çekildi, muhkem. Arada sırada kahveye uğradı, insanlara baktı, onların maceraları üstünde çok düşündü. Güldü, alay etti, üzüldü, kahroldu onların şu dünya yüzündeki ters tutumlarına, bu insanlar niye böyle olmuşlar, şu dünya cennetini kendilerine niye böyle cehennem eylemişlerdi... İnsanoğlunun içi geniş, aydınlıktır, deniz gibi, gök gibi, kokulu taze bir çiçek gibidir. İnsanoğlunun içi sevinçten, umuttan pır pır eder de uçar, niye böyle içlerini kararttılar, niye niye içlerindeki ışıkları söndürüp sevinç, sevgi damarlarını kuruttular, niçin, niye böyle mahzun, üzüntülü, yalnız oldular?

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 47)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 47)

Adamda çok işler, çok güzel şeyler oldu... Düş kurdular insanlar durmadan... Düş kurmaktan utanmadılar. Bir gün bu düşler gerçekleşemez, demeden, umutlarını içlerine gömme belasına uğramadan...

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 24)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 24)

Bir de adamdaki her insanın evine girip çıkmalı, her evi evim, her insanı kardeşten de ileri gönül, kafa, yürek yoldaşım yapmalı, her işlerine koşmalı, en küçük dertlerini derdim bilmeliydim. Onlar da benimkini... Böyle bir adayı şu Menekşede çok düşledim. Adam kalabalıklaştı, kimse kimsenin gözünü oymadı, parmak kadar çocukları balıkçılar o bıçak gibi ayazlarda denize çıkarıp dokunulmaz ıslak ağlardaki balıkları ayıklatmadılar, ayıklatıp haklarını vermemezlik etmediler, hele hele çocukları hiç dövmediler, onlara sövmediler, iri açılmış korku dolu gözleriyle çocuklar bir sinema, azıcık çekirdek, bir simit parası için kıyılara kuşlar gibi sıralanıp, karayel buz gibi eser, ortalığı biçerken denizden gelecek balıkçı motorlarını beklemediler.

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 24)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 24)

İşin en güzeli adamızda alabildiğine düş kuracak, düşümüzün gerçekleşeceğine, gerçeğimizin düşleşeceğine yüreğimizin olanca gücüyle inanacaktık. Şimdi Menekşede bizim böyle bir adamız var mı, az ötemizde gürültülü, pis, üst üste, alt alta İstanbul şehri insanların birbirlerini yemeleri, kötülemeleri, sömürmeleri, öldürmeleri, düşman olmaları üstüne her gün yeni yeni tuzaklar kurmuyor mu?

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 25)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 25)

Oysaki bu dünya böyle, bu insanlar böyle. Benim elimden ne gelir ki... diyemiyorum, içim götürmüyor, bir yerlerimden bir kire, iyi olmayan, dostça olmayan bir şeye bulaşmış gibi oluyorum. İçim kararıyor, içimin karanlığını delemiyor, uzun bir süre içimi arındıramıyorum.

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 23)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 23)