8,4/10  (5 Oy) · 
15 okunma  · 
5 beğeni  · 
597 gösterim
Bu romanda yazılı herşey doğru, hiç bir şey gerçek değildir...

Henüz yaşanmamış yakın bir geleceği anlattığı Destina'da "Bu romanda yazılı her şey doğru, hiçbir şey gerçek değildir" diyor Mine G. Kırıkkanat.

Bu yakın gelecekte, İstanbul Küresel Yönetişim'in idaresine geçmiş, Türkler de göç ettikleri farklı ülkelerde asimilasyona uğramıştır. Haç ile Hilal'in savaşı sona ermiş, yerini Hıristiyanlığın mezhep çatışması almıştır. Bu savaşın galibini, Roma'nın ilk Hıristiyan imparatoru ve Konstantinopolis'i başkent yaparak Hıristiyanlığa armağan eden Büyük Konstantin'in soyundan gelen bir vârisin bulunması ya da tam tersi ortadan kaldırılması belirleyecektir. Konuya ve bölgeye hâkim olmaları nedeniyle seçilen üç Türk ajan, rüyaların izinden giderek çıktıkları zaman yolculuğunda kıyasıya bir mücadelenin tam ortasında bulacaklardır kendilerini.

Soluk soluğa bir maceranın film kareleri gibi aktığı, müthiş bir hayal gücünün ürünü Destina, okurun elinden bırakamayacağı ve uzun süre etkisinden kurtulamayacağı son derece çarpıcı bir roman.

... Ama gerçek, ergeç doğrulanır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2008
  • Sayfa Sayısı:
    189
  • ISBN:
    9789750404801
  • Yayınevi:
    Literatür Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Peter McKENNITT HARPER 
09 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yakında bir gelecekte geçen kurgu fantastik bir macera romanı.
Yeniden birleşmiş Kıbrıs adasında geçiyor. Türkiye parçalanmış, Türkler de dünyanın dört köşesine göç etmiş, İstanbulun adı "Nova Roma" olmuştur, boğazlar Küresel Yönetişim'in idaresine geçmiş. İmparator Konstantinin soyundan gelen Nova Roma'nın başına geçecek son vâris ABD ve AB tarafından aranıyor. Diğer taraftan ise Rusya bunu engelleyip Nova Roma'nın kontrolünün kendilerinde kalması için çabalar. Sürükleyici, heyecanlı. Yazarın dediği gibi "Bu romanda yazılı herşey doğru, hiçbir şey gerçek değildir".

DOĞAN MAVİ 
15 Tem 11:16, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 8/10 puan

''Aşık olmayan,olamayan insanın aşka baktığı gibi,aslında insan soyunun ulvi aşklarından ibaret dinlere ateist bir gözle bakıldığında,tarihte her yeni dinin eskisinden boşaltabildiği yeri doldurduğu,mabetlerin kalıp,tanrıların değiştiği ve farklı ritüellerin,bir tarladaki değişik çiçekler gibi aynı etkiyi yarattığı açıktı:İnsanı ,ölümden sonra bir devam olduğuna inandırmak.''

gökmen kılıçoğlu 
27 Eki 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 8/10 puan

Dan Brown halt etmiş. İlginç bir kitap, Türk tarihi hakkında iddialı fikirleri var. Yazar bence kitaba bir son yazmaktan kaçınmış, tabii ki bir sonu var ama bence farklı olmalıydı. Kurgu ama ders çıkarılması gereken bir kurgu. Ortadan kaldırılmış bir Türkiye'den yok olmamak için çıkarılacak şeyler var.

Özlem Yılmaz 
 21 Ara 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 7/10 puan

Yakın geleceğe dair bir kurgu roman. Paylaşılmış ve yokolmuş bir Türkiye. Ve boğazların geleceği için mücadele. Aslında bence burada yorum bile yazamıyorum bu kitaba. Bazı dersler almamız lazım. Bence bu kitap anlatılmaz, okunur.

Keyifli okumalar..

Kitaptan 4 Alıntı

Peter McKENNITT HARPER 
08 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Bilirsiniz... İnsanlar kavrayamadıklarına saçma, akıllarını aşana delilik der. Böylece korkmazlar"

Destina, Mine G. Kırıkkanat (Sayfa 108)Destina, Mine G. Kırıkkanat (Sayfa 108)
Peter McKENNITT HARPER 
08 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Ülkeniz niçin yok oldu? Cehalet ve görgüsüzlük, kişiliğimizi yok etti."

Destina, Mine G. Kırıkkanat (Sayfa 113)Destina, Mine G. Kırıkkanat (Sayfa 113)

Türkiye'nin parası yoktu, ama nitelikliydi. İnsanlar eski püskü de olsa tertemiz giyinirler, zarfa değil zarafete özen gösterilirdi. Hilmi, arada bir "Ülkeniz niçin yok oldu?" diye soranlara, "Cehalet ve görgüsüzlük, kişiliğimizi yok etti" diye cevap vermeyi alışkanlık haline getirmişti. Kimse bir şey anlamasa da, o biliyordu tüm ülke ve uygarlıkların önce taşları bir arada tutan harç, toplumsal kültürün eriyip gittiği için çöktüğünü. Koca Osmanlı'nın tamamen parçalanması gerekirken, geçen yüzyıl başında bir parantez açılmış ve bir dâhi sayesinde, Edirne'den Ardahan'a bir toprak parçası üzerinde Türk olarak bir süre daha tutunabilmişti Türkler. Ancak onun doğduğu ve yetiştiği cumhuriyetin ömrü, 100 yılı aşamamıştı. Millet yerine ümmet olmaya koşullu dinciler, önce Türklüğü, sonra Türkçeyi unutturmuşlar, ne idüğü belirsiz Arap özentileri ortaya çıkmıştı, önce satarak, sonra borçlarına karşılık topraklarını vererek çökertmişlerdi devleti. Eski Ahit'te Filistin'den kovulan İsrailliler gibi, işte dünyanın dört bir yanına yayılmıştı Türkiye Türkleri. Vatansız kalıp oradan oraya savrulmak onların sırasıydı. Üstelik İsraillilerin binlerce yıl gurbette yaşattıkları özgün kültür, hiçbirinde yoktu. Tek ortak payda dildi, oysa Türkler dualarını bile Arapça ediyorlardı. Dolayısıyla her gittikleri yerde er geç asimile olmaya ya da kaldıkları toprakların yeni egemen kültürüne boyun eğmeye mahkûmdular. Araplaşma, Alevilik dışlanıp Sünnilik devlet dini olarak kabul edildiğinde başlamıştı. Cumhuriyet, yeni bir Türklük bilinci yaratmak istemiş, eğitimle verilen bu bilinç, dincilerin iktidara gelmesiyle çökertilmişti.

Destina, Mine G. KırıkkanatDestina, Mine G. Kırıkkanat
Peter McKENNITT HARPER 
09 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Seninle birlikte gördüğümüz rüyada Sezar Krispus'un katilinin Şehzade Mustafa'nın katliyle karışması raslantı değil!
Kanuni Sultan Süleyman'ın Büyük Konstantin'in meşum cürmünü, aynı koşullar ve aynı sonuçlarla tekrarlaması da...
Ama Türkler, Araplaşarak ya da yozlaşarak genetik belleklerini yitirince, hangi uygarlığının vârisleri olduklarını unuttular.
Nova Roma'yı da... artık hak etmedikleri zaman, kaybettiler.

Destina, Mine G. Kırıkkanat (Sayfa 177)Destina, Mine G. Kırıkkanat (Sayfa 177)