Doktor Çehov'dan Öyküler

7,3/10  (3 Oy) · 
21 okunma  · 
2 beğeni  · 
734 gösterim
"Tıp, nikâhlı karım benim, edebiyat ise metresim. Birine kızarsam, geceyi öbürüyle geçiriyorum. Bu davranışımı belki biraz uygunsuz bulabilirsin, ama en azından sıkıcı değil. Hem zaten, benim bu ikiyüzlülüğümden ikisinin de bir şey kaybettiği yok!"

Kısa öykünün büyük ustası Anton Çehov (1860-1904), dostu ve yayıncısı Aleksey Suvorin'e 1888'de yazdığı bir mektupta böyle bir 'aşk reçetesi' sunuyordu. Dünya edebiyatına, öykü sanatını temelinden değiştiren yüzlerce öykü; tiyatro sanatına Martı, Vanya Dayı, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi gibi başyapıtlar armağan eden Çehov, aynı zamanda iyi bir hekimdi.

Hekimliğinden de gelen gözlem gücüyle tıp, hastalar, hastalıklar, hastaneler, hekimler üstüne öyküler de kaleme almıştı. Doktor Çehov'dan Öyküler'de, onun bu tür öykülerini ilk kez bir araya getirdik. Çehov'un bu kitaptaki karakterlerine, hastalarına gösterdiği sevecenlik ve insancıllıkla yaklaştığını; gündelik yaşamın bağrından gelen, umarsız karakterlerini, tıpkı hastaları gibi, hep 'iyileştirmeye' çalıştığını göreceksiniz. Tıpkı Shakespeare ve Dostoyevski gibi, Çehov da, her zaman hemşerimiz ve çağdaşımız olan yazarlardan.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2012
  • Sayfa Sayısı:
    248
  • ISBN:
    9789750704819
  • Çeviri:
    Mehmet Özgül
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

Kaan Ö. 
25 Tem 11:27, Kitabı okudu, 8/10 puan

Sözlerin anlamı ne denli güzel ve derin olursa olsun, çoğu zaman ne mutlu insanları etkiler ne de mutsuzları. Bunların etkisini ancak konunun dışındakiler, kayıtsızlar hissedebilir. Çünkü mutluluğun ya da üzüntünün asıl anlatımı suskunluktur. Aşık olanlar birbirlerini en çok sessiz kaldıklarında anlar. Mezar başında söylenen sıcak, coşkun sözler yalnız yabancıları etkiler; bunlar ölenin karısı ile çocuklarına hem soğuk, hem de önemsiz gelir.

Doktor Çehov'dan Öyküler, Anton Çehov (Can Yayınları)Doktor Çehov'dan Öyküler, Anton Çehov (Can Yayınları)

Bir ara dedi ki: “Eski zamanlarda Polikrat adında birinin mutluluğu öylesine büyükmüş ki, başına bir şey gelmesinden korkarak, tanrıları yumuşatmak için yüzüğünü adak vermiş. Böyle bir söylence biliyor musun? Tıpkı Polikrat gibi bende mutluluğumun büyüklüğünden korkuyorum. Garip değil mi? Sabahtan akşama dek yüreğimi, tüm benliğimi sevinç dolduruyor yalnızca, sanki içimde başka duyguya yer kalmıyor. Hüzün, üzüntü, can sıkıntısı nedir bilmiyorum hayli zamandır. Çok ciddiyim. Anlamıyorum bir türlü…”

Doktor Çehov'dan Öyküler, Anton ÇehovDoktor Çehov'dan Öyküler, Anton Çehov

“Bunda anlamayacak ne var? Sevinç olağandışı bir duygu değil ki. Sevinç de öteki duygular gibi normal insanların tadabilecekleri bir duygu. İnsanoğlu akıl ve ahlak yönünden gelişip yüceldikçe daha bir özgürleşir, yaşamdan alacağı zevk artar. Sokrates, Diyojen, Marcus Aurelius elem nedir bilmezlerdi, onlar yalnız sevinç duyarlardı. Havarilerden biri ne demiş? ‘ Sevincin sürekli olsun.’ Sende sevinçli ve mutlu ol.”

Doktor Çehov'dan Öyküler, Anton ÇehovDoktor Çehov'dan Öyküler, Anton Çehov

"Aslında ölüm hepimiz için kaçınılmaz, doğal bir sonuç olduğuna göre neden bununla savaşıp insanların ölmesini geciktiriyoruz? Bir tüccar bozuntusu ya da sıradan bir memur beş yıl, on yıl daha uzun yaşasa ne çıkar?"

Doktor Çehov'dan Öyküler, Anton Çehov (Sayfa 94)Doktor Çehov'dan Öyküler, Anton Çehov (Sayfa 94)