Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

8,1/10  (692 Oy) · 
3.974 okunma  · 
565 beğeni  · 
11.420 gösterim
Peyami Safa'nın şaheserlerinden Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk edebiyatında "insan ruhunun derinliklerinde ve labi-rentlerinde dolaşan ilk roman" olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Birçok araştırmacı ve yazar tarafından Türk edebiyatında bir ilk kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Tanpınar dediği gibi, "acının ve ıstırabın yegâne kitabı" olarak hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından başka hiçbir eser olmasa da Türk romanının var olduğuna delil gösterilebilecek kudrette bir eserdir. Romanın genç kahramanı, ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür ve en nihayetinde havadar bir ortamda, stresten uzak bir istirahat dönemi geçirmesi gerektiğine ikna edilir. Ancak, gerek akrabaları olan bir Paşa'nın Erenköyü'ndeki köşkünde misafir kaldığı dönemde, gerekse kendi evi ve hastaneye gidiş gelişlerinde şuurunu adeta bir facia atmosferinde yoğurur. Peyami Safa'nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789754370485
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:

Kitabı okuduktan sonra Peyami Safa adına derin bir üzüntü duydum.
Çünkü psikolojik tahlil dediğimiz şey bundan daha iyi yapılabilir mi bilmiyorum.
Çünkü hemen hemen her cümle için “bu cümle böyle de söylenebiliyor muymuş vay be!” dedirten bir kitap okudum.
Çünkü şimdiye kadar en çok alıntı yaptığım kitap bu kitaptı sanırım hatta bir ara tüm kitabı siteye kopyalamaktan korktum.
Peyami Safa adına derin bir üzüntü duydum çünkü siyasi görüşü nedeniyle geri planda bırakılmış, gereken değer verilmemiş bir usta yazar olduğunu gördüm.
Keşke sanatçıyı kişiden bağımsız kılarak sadece sanat yönünden değerlendirsek. Ama yapamayız.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, genç yaşta yakalandığı ve tüm hayatını etkilediği hastalığı olan bir gencin çektiği acıları ve yalnızlığını, yaşadığı aşk acısı ile harmanlayarak psikolojik tahlil ve enfes betimlemelerle ele almış olduğu bir yapıttır, diyebilirim. Hastane sahnelerdeki betimlemeler ve genç hastanın psikolojisinin aktarımı o kadar olağanüstü ki hastanenin kokusunu duyarak çektiği acıyı ta içinizde hissediyorsunuz.

Peyami Safa bu eseri eski kadim dostu Nazım Hikmet Ran'a ithaf etmiş.
Ve kitabın arkasında da bulunan Nazım Hikmet'in kitap ile ilgili düşünceleri şöyledir;
"Ben Peyami'nin bu son romanını üç defa okudum, otuz defa daha okuyabilirim ve okuyacağım. Bu kitabın karşısında ben, yıldızlı göklerin sonsuzluğuna bakanve k layetenahi (sonsuz) alemde yeni pırıltılar, o zamana kadar hiçbir gözün görmediği acayip, fakat hakiki alemler keşfeden müneccimin hayranlığını duymaktayım. Eğer ıstırabı, azabı ve nefleyi coşkun bir ciddiyetle duyan öz ve halis halk kitleleri okuma yazma bilselerdi, bu romanın on bin, yüz bin, hatta bir milyon satması işten bile değildir."

Görüşlerini ve siyasi olaylar ve durumlara tutumunu hiçbir bağlamda kendimle bağdaştıramayacağım bu yazarın icra ettiği sanata hayran kaldım ve biliyorum ki diğer kitaplarını da büyük bir ilgi ve hayranlıkla okuyacağım.

Okuyunuz efenim, ön yargılarınızı bir kenara bırakarak okuyunuz. Emin olun hayran kalacaksınız.

(Ama insan diyemeden de geçemiyor; keşke Necip Fazıl'a değil de eski kadim dostun Nazım Hikmet'e dönseymişsin yüzünü be usta.. her şey çok farklı olurmuş)

Yoksul ve dizinden rahatsiz olan bir cocugun hastanedeki cektigi acılar..Hastahane ortamindaki psikolojisi ve bunun beraberinde cocugun aşk ızdırabı cektigini anlatmaktadır....

Kağan Özkaya 
02 Ara 02:51, Kitabı okudu, 2 günde, 7/10 puan

Kader...İnsanın eline geçen şanslar,bazen o şansları kazanmak için bile verilen çetin uğraşlar...Peyami Safa o müthiş betimlemesiyle adeta yaşatıyor bize hastane hayatını.Aşk ve acı arasında dokuduğu psikolojik mekiği...Okurken bacağınız muhakkak sızlayacaktır...Eğer yakın zamanda hastanede yatan bir hastanız varsa biraz hüzünlenebilirsiniz...Yeri gelir ağaçların sıhhatini kıskanırsınız...Son olarak şunu söylemeden edemeyeceğim(haydi git şimdi güzel kadınlarımızdan birine tuvaleti arasında görün ve ona de ki 'yüzüne bir parmak kalınlığında boya süredursun,günün birinde şu garip şekle istihale etmekten kurtulamayacaktır...)

Muzaffer Akar 
11 Haz 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Türk'lerin ilk psikolojik romanı olduğu iddia edilir, araştırmak gerekli. Açık anlatımı, tasvirleri ve sade diliyle okunması gereken Türk edebiyat klasiklerinde sayabileceğimiz nadir kitaplardandır.

Suat Özmen 
 22 Eyl 19:58, Kitabı okudu, 1 günde, 8/10 puan

SPOİLER İÇERİR.

Kitabı elime aldığımda saat gece yarısını çoktan geçmişti.Bu kitabı nedense günün yorgunluğundan sonra sakin bir kafayla,gecenin o sessiz ortamında okumak istemiştim.Okumayı bıraktığım zaman kitabın bitmesine neredeyse yirmi sayfa kalmıştı.Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı.İlk sayfalarda yazarın hastane ortamında yaptığı betimleme ve tahliller etkileyiciydi.Küçüklüğünden beri bacağından hasta olan bir çocuğun ızdırabını,acısını ve ümitleri peşinden koşmasını aynı zamanda kendisinden iki üç yaş büyük olan birisine aşkını anlatır bize yazar.Bacağının kısalmasını başından beri bilen ama bir türlü kabullenmeyen isimsiz kahramanımız bir yandan da sevdiği kızın bir başkasıyla evlenecek olması onu sarsar.İsimsiz kahramananın küçüklüğünden beri hasta olması onu çok daha olgun davranmaya sevk etmiştir aslında.O kadar olumsuzluk karşısında yine de ümidini kaybetmeyen yazar bize de hayatta zorluklar karşısında yeise düşmeden sapasağlam durmamızı hatırlatmak ister gibiydi.Akıcı bir üslüpla,yazarın o muhteşem betimlemeleriyle bir solukta okunacak bir kitap...

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu ikinci kez okuyuşum. İlk okumamda, kitapta okuyucuyu saran psikolojik anlatımın, aktarılmak istenen duygunun pek farkına varamamıştım. Bu seferki okumamda kitap hakkındaki düşüncelerim biraz olsun değişse de kitabın ortalarına doğru betimlemelerin beni bunalttığını hissettim.
Hastane tasvirleriyle başlayan eser, küçük yaşlardan itibaren bacağındaki eklem hastalığıyla mücadele eden bir gencin hastalığı süecinde yaşadıklarına ve iç dünyasına dair anlatımlarla devam ediyor. Kitapta dikkat çeken ilk nokta, kitabın hiçbir yerinde kahramanın isminin geçmemesidir. Fikrimce, yazar, kitapta baş kahramanın ismini vermeyerek, onun içinde bulunduğu ruh halinin, yaşadıklarının, duygu ve düşüncelerinin isminden daha önemli ve ön planda olduğunu aktarmak istemiş.
Kitapta yer alan betimlemeler sayesinde okur, hem olayların geçtiği ortamları zihninde rahatlıkla canlandırabiliyor hem de kahramanın içinde bulunduğu ruh halini anlayarak onun hissettiklerini hissedebiliyor, adeta kitabın bir kahramanıymış gibi içinde yaşıyor. Bu yönü itibariyle kitabın okuru içine çeken bir anlatımının olduğunu söyleyebilir. Ayrıca karamsarlık, yalnızlık, içe kapanıklık, aşk, kıskançlık temaları etrafında şekillenen bir anlatım hakim.
Okurken çok fazla bilmediğim kelime ile karşılaştım. Bu kelimelerin anlamlarını araştırmak için sık sık kitaba ara verdim ama neticede birçok kelimenin anlamını da öğrenmiş oldum.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu ikinci kez okumak Peyami Safa hakkında lise yıllarında edindiğim ön yargıların bir nebze olsun kırılmasına ve diğer eserlerini okuma isteğinin oluşmasına vesile oldu.
Kitabı okumak isteyenlere tavsiyem mümkün olduğunca sakin kafayla ve acele etmeden okumanız; yarım bırakanlara tavsiyem ise okuma konusunda beğenilerinizin değiştiğini düşündüğünüz kadar kitabı okuduktan sonra tekrar başlamanızdır.

Yaren Sıla Koç 
12 Ağu 19:41, Kitabı okudu, 5 günde, 8/10 puan

Romanda hasta bir çocuğun çektiği ızdırap, içindeki bitmek bilmeyen kuruntu, kendinden yaşça büyük birisine duyduğu aşk, onu isteyen kişiye duymuş olduğu kıskançlık ve tüm bunların birinci tekil kişi tarafından anlatılmış olması kitabı çok güzel hale getiriyor.
Bence kitaptan çıkartmamız gereken çok güzel bir ders var: Yaşamımız boyunca hangi zorluklarla karşılaşırsak karşılaşalım içimizdeki sevinci ve yaşama isteğimizi asla kaybetmemeliyiz.

Mithril / Jake Epping 
11 Şub 10:31, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 8/10 puan

Hasta, genç bir çocuk ve onun kırılgan psikolojisi içerisinde masum bir aşk... Hikaye aslında klasik acıklı bir hasta fakir çocuk zengin kız hikayesi olsa da önemli olanın hikaye olmadığı bir eser. Psikolojik çözümlemeler müthiş. Çocuğun ruh halindeki değişmeler, umutları ve umutsuzlukları, hastalığın belirli evrelerindeki inkarı o kadar iyi anlatılmış ve aktarılmış ki okuyucuya, kitabı okurken sağ dizimde sürekli olarak bir sızı hissettim.

Eren 
18 Nis 19:40, Kitabı okudu, Puan vermedi

ROMANIN KONUSU: Fakir ve dizinden rahatsız olan bir çocuğun , kendisinden dört yaş büyük bir kıza aşık olması,beraberliğe dönüşmeyen bu aşkın getirdiği sıkıntı ve heyecanlardan dolayı rahatsızlığının artması ve nihayet ameliyat edilmesi. Daha fazla anlatmayayım , güzel, okunası ince bir kitap bir günde biter . Hepinize keyifle okumalar...

Mevlüt 
 30 Ağu 00:06, Kitabı okudu, 3 günde

İzmir'e yerleşmem sırasında arkadaşımın kitaplığında karşılaştığım bu kitap sayesinde Peyami Safa ile tanışmış oldum. Kitabımız dizinde bir hastalık bulunan kahramanımızın acısını, Paşanın kendisinden yaşça büyük olan kızı Nüzhet'e olan aşkını ve hastanede tedavi sürecinde geçirdiği o zorlu günlerin hikayesini konu alıyor. Kitapta bilinmeyen kelimelerin olmasından dolayı arada bir kitaptan kopup sözlüğe bakma ihtiyacı duydum. Eğer Ötüken yayınlarından okuyorsanız şanslısınız. Arka tarafında bu kelimeler için sözlük oluşturulmuş. Peyami Safa'nın hayatını okuduğumuz da bu kitaptaki karakterimizin yazarın kendisi olduğunu anlayabiliriz.

Kitaptan 141 Alıntı

Vedat Geçit 
05 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
Aysel 
23 Ara 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
Ülkü Ciner 
13 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kendimi çok sevdiğim an, kendime çok acıdığım an. Beni yalnız bu koruyor: Bu aşk, bu merhamet.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 14)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 14)
Yunus Emre Dilsizmen 
19 Eki 18:47, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sahip olduğuma inanıyordum, fakat hâlâ Nüzhet'e âşık olduğumu kendime itiraf edemeyecek kadar çocuktum.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 27 - Ötüken Neşriyat)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 27 - Ötüken Neşriyat)
Hilal 
16 Mar 14:34, Kitabı okudu, 4/10 puan

Her yağmurda, her küçük fırtınada sancılanan ve biraz daha eğrilip büğrülen bu evlerin önünden her geçişimde, çoğunun ayrı ayrı maceralarını takip ederdim. Kiminin kaplamaları biraz daha kararmıştır, kimi biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir, ve hepsi hastadır, onları seviyorum. Çünkü onlarda kendimi buluyorum.........

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 11)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 11)
Yunus Emre Dilsizmen 
21 Eki 17:52, Kitabı okudu, Puan vermedi

Ben sana diyorum ki, bana karşı doğru ol. Herkes yalandan nefret eder ve yalan söyler, ben herkesten fazla nefret ediyorum ve herkesten az yalan söylüyorum.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 54 - Ötüken Neşriyat)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 54 - Ötüken Neşriyat)
Aysel 
23 Ara 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

...Ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşarım.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa

Zavallı adamcağız günde otuz beş kere karısını düşünür, haftada iki defa onun gülümsediğini görmez.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 72 - Alkım Yayınevi)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 72 - Alkım Yayınevi)
15 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız