Dünya Nimeti

8,0/10  (1 Oy) · 
12 okunma  · 
2 beğeni  · 
837 gösterim
Dünya Nimeti (Markens Gröde) 1917’de çıktı. Issız toprakları canlandırmak için insan gücünün verdiği imtihanları, tabiat kuvvetleri ile çetin savaşları hikâye eden bu roman, katı ve boş topraklara düşen alın terlerinin önce kıt kanaat, giderek cömert hasadını, bu başarıdaki büyük hazzı dile getirir. Bu kitapta Hamsun yirminci yüzyıl insanın destanını yazmış, önüne bir model almadan başaran insanın büyüklüğünü gözler önüne sermiştir. İçtenlik, sadelik, güzelliktir bu kitabın sanatsız sanatı!

Bu kitap için Selma Lagerlöf, Hamsun’a şunları yazmış: “Dünya Savaşı olurken, milletler, ordular, yüzyıllardan miras bunca emeği kırıp parçalarken; yapıcının, çiftçinin, göçmenin yaratmaktan duyduğu hazla dolu kitabın çıktı. Liderlerin, milletlerin yakıp yıkarak, kesip biçerek yeni topraklar, ülkeler peşinde kızıştıkları bir sırada, sen basit bir adamı, eline bir balta, bir de saban vererek kutsal bir savaşa yolladın; evvelce hiçbir kalemin tasvir etmediği bir savaştı bu; toprakla savaş! Senin bu kitabın, dünya kuruldu kurulalı insanoğlunun gönlüne ferahlık veren tek şeyin; zahmetli yorgunluklar, sabırlı çalışmalar olduğunu; insanoğlunun ancak böyle çalışmalarla vücudunu zindeliğe, hayatını mutluluğa, ismini saygıya ve hatırasını ölümsüzlüğe ulaştıracağını ispat etti.” Roman, cahil bir göçmen olan Isak’ın basit, cahil karısı Inger’le birlikte çorak ve haşin toprakları sabırla nasıl bereketli, yeşil bir yurt parçası haline getirdiğini anlatır.
-Behçet Necatigil
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2014
  • Sayfa Sayısı:
    397
  • ISBN:
    9786051142630
  • Orijinal Adı:
    Growth of the Soil
  • Çeviri:
    Behçet Necatigil
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
Furkan 
02 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Öncelikle böylesine gerçekçi ve güzel bir üslubu olan bir kitabı bu kadar az kişinin okumuş olmasına şaşırdığımı belirterek yorumuma başlıyorum.
Bence yazar kitabın konusuna göre müthiş bir betimleme ve açıklama tekniği kullanmış çünkü romanda öyle ahım şahım güzel mekanlar bulunmuyor ve buna rağmen betimlemeler oldukça uzun ve doyurucuydu diyebilirim.
Kitap emeğin, çalışma hırsının ve vazgeçmemenin sonucunda insanın mutlaka kazanacağını vurgulattığından dolayı bendeki tesiri büyüktür.

Spoiler
Adamın biri bir dağ başına geliyor, amacı artık burada yaşamak ve yanlış hatırlamıyorsam yanında hiçbir şeyi yoktu.
Öncelikle kendine bir barınak kuruyor ve daha sonra aynı onun gibi olan ve herhalde tesadüf eseri (tam hatırlamıyorum) oradan geçen bir kadınla kendi aralarında nikah kıyarak evleniyorlar.
Ve bunlar çalışarak yaşamlarını daha iyi bir hale getiriyorlar hatta bir çiftlikleri olacak kadar zenginleşiyorlar. Adam malı mülkü,
çocukları ve özellikle çalışması sayesinde yaşadıkları çevreden itibar görüyor.

İşin vurucu tarafı adamın bunları sadece kendi el emeğiyle yapmış olması. Knut Hamsun'un okuduğum tek kitabı ama kesinlikle yazar iyi yazıyor. Kitabın bende bıraktığı duygu 'azmin zaferi'.