Düşüncenin Çağrısı

6,0/10  (1 Oy) · 
9 okunma  · 
2 beğeni  · 
800 gösterim
Uzun zaman önce Parmenides "to gar auto noein estin te kai einai: düşünme ve varlık aynıdır" demişti. Düşünce tarihi boyunca çok çeşitli yorumlara konu olmuş olan bu söz sonunda bir varlıkbilim meselesi olarak kabul edildi ve rafa kaldırıldı.

Descartes dünyanın ve insanın varoluşu üzerine büyük yalnızlık içinde yirmi yıl boyunca sürdürdüğü düşünmesini "cogito, ergo sum: düşünüyorum, o halde varım" diye sona erdirdi. Bu, "kuşku duyuyorum, demek ki varım" kestirmesiyle solipsizm (tekbencilik) uçurumundan kurtulma çabası olarak yorumlandı.
"Düşündüğüm kadar ve düşündüğüm sürece varım" önermesi, hiçbir iddiası olmayan bir yorum olarak bile zihinlerde yer etmedi, dolayısıyla düşünmeyle var olmak arasındaki bağ uzunca bir zaman bir daha kurcalanmamak üzere örtük kaldı.

Dünyanın ve insanın geldiği nokta her haliyle düşünmeye çağrıda bulunurken, karşılaştığımız her mesele bizi durup dinlemeye, dinleyip düşünmeye davet ederken neden düşüncenin izine rastlanmıyor? Düşünmeye bu ayak direyiş neye işaret ediyor?

Yaşadıklarımız bu çağrıya karşı gösterilecek serkeşliğin düşünmeyle erişilecek olanın kendisini geri çekmesiyle sonuçlandığını gösteriyor: Kitap, milletçe varlığımızın tehlikenin eşiğine geldiği şu günlerde bu tehlikeyi savuşturabileceğimiz tek ve biricik tutamağa mütevazı bir ışık tutmayı amaçlıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9754687217
  • Yayınevi:
    Say
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

Eğer bu dünya gerçekten düşünen insanlarla dolu olsaydı; her türden gürültü bu denli evrensel biçimde tahammül görmezdi.

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 43)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 43)

Her kim ki söze sahip olmadan söz sahibi olmaya kalkışıyorsa, oraya meşru bir yoldan değil, başka bir şeye tahsis edilmiş olanı gasp ederek kalkışıyordur.

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 9)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 9)

...bir insan, ancak dört bir taraftan topladığı bilgiyi bir araya getirip bildiği şeyleri, bir doğruyu diğeriyle karşılaştırarak bi araya getirdiği zaman ona tamamen hâkim olur ve onu kendi gücüne-melekesine dönüştürür.

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 27)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 27)

İnsan düştüğü yerden kalkar, eğer kalkacaksa. Ta başından beri bu böyledir. Fakat, ancak düşünerek.

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 9)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 9)

Düşünmenin tek derdi hakikattir. Tek ve biricik sadakati onadır. Onunla mahzun olur, onunla sürura erer. Onun uzağına düşmeyi en büyük sürgün bilir. Onun yakınında olmayı bağışların en büyüğü.

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 17)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 17)
Selim KOÇ 
 24 Oca 23:39, Kitabı okudu, Puan vermedi

Düşüncenin bu ülkedeki yazğısı daha da ağırdır: O, üniversitelerden uzaklaştırılır. Matbuatta bir yer bulamaz. Kürsülerin yanına yaklaştırılmaz. Sesini duyurabileceği her imkan, her vasıta elinden alınır. Kendini bir parça olsun yakın hissedebileceği her şey özey bir çabayla esirgenir onadan. Böyleyken kimselere derdini anlatamaz, vasatlık ağız birliği eder, ağız açtırmaz ona, bir sözü şerh eyleyemez. En yakınındakiler bile halinden anlamaz onun. Yabancısı olduğu bu dünya biğanedir ona. O ki zararsızdır. hayırdan başka birşey dilemez. Ancak gittiğinde anlaşılır,uzaklaştığında kadri bilinir, tüm hakikatli şeyler gibi...

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 22)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 22)