Düşüncenin Çağrısı

5,3/10  (3 Oy) · 
11 okunma  · 
3 beğeni  · 
833 gösterim
Uzun zaman önce Parmenides "to gar auto noein estin te kai einai: düşünme ve varlık aynıdır" demişti. Düşünce tarihi boyunca çok çeşitli yorumlara konu olmuş olan bu söz sonunda bir varlıkbilim meselesi olarak kabul edildi ve rafa kaldırıldı.

Descartes dünyanın ve insanın varoluşu üzerine büyük yalnızlık içinde yirmi yıl boyunca sürdürdüğü düşünmesini "cogito, ergo sum: düşünüyorum, o halde varım" diye sona erdirdi. Bu, "kuşku duyuyorum, demek ki varım" kestirmesiyle solipsizm (tekbencilik) uçurumundan kurtulma çabası olarak yorumlandı.
"Düşündüğüm kadar ve düşündüğüm sürece varım" önermesi, hiçbir iddiası olmayan bir yorum olarak bile zihinlerde yer etmedi, dolayısıyla düşünmeyle var olmak arasındaki bağ uzunca bir zaman bir daha kurcalanmamak üzere örtük kaldı.

Dünyanın ve insanın geldiği nokta her haliyle düşünmeye çağrıda bulunurken, karşılaştığımız her mesele bizi durup dinlemeye, dinleyip düşünmeye davet ederken neden düşüncenin izine rastlanmıyor? Düşünmeye bu ayak direyiş neye işaret ediyor?

Yaşadıklarımız bu çağrıya karşı gösterilecek serkeşliğin düşünmeyle erişilecek olanın kendisini geri çekmesiyle sonuçlandığını gösteriyor: Kitap, milletçe varlığımızın tehlikenin eşiğine geldiği şu günlerde bu tehlikeyi savuşturabileceğimiz tek ve biricik tutamağa mütevazı bir ışık tutmayı amaçlıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9754687217
  • Yayınevi:
    Say
  • Kitabın Türü:
Can Murat Demir 
28 Ara 2016, Kitabı okudu, Beğendi, 6/10 puan

Heidegger yorar çünkü kelimeleri henüz keşfedilmemiş bir felsefenin içinden yol bulur. O soyutluğu ve derinliğiyle sarsıcı bir etki uyandırır okurunda. Herkes okuyamaz herkes anlayamaz Heidegger'i, zaten onun yazma serüveninin bu amaçla başladığından da eminim o herkesçe anlaşılmak istemiyor, bunu arzu etseydi zaten filozof kalamazdı

Hasan cetin 
12 Ara 2016, Kitabı okudu, 4/10 puan

Kitap epey karmaşik geldi bana özellikle kafanin tamamen boş olmazi lazim bu kitapi okurken, özellikle heideggerin yazdiklari cok karmaşik ve epey konsantrasyon gerekiyor yinede ismi gibi insani epey bir düşünmeye zorladigi icin faydali bir kitap...

Kitaptan 1 Alıntı

Selim KOÇ 
 24 Oca 2016, Kitabı okudu, Puan vermedi

Düşüncenin bu ülkedeki yazğısı daha da ağırdır: O, üniversitelerden uzaklaştırılır. Matbuatta bir yer bulamaz. Kürsülerin yanına yaklaştırılmaz. Sesini duyurabileceği her imkan, her vasıta elinden alınır. Kendini bir parça olsun yakın hissedebileceği her şey özey bir çabayla esirgenir onadan. Böyleyken kimselere derdini anlatamaz, vasatlık ağız birliği eder, ağız açtırmaz ona, bir sözü şerh eyleyemez. En yakınındakiler bile halinden anlamaz onun. Yabancısı olduğu bu dünya biğanedir ona. O ki zararsızdır. hayırdan başka birşey dilemez. Ancak gittiğinde anlaşılır,uzaklaştığında kadri bilinir, tüm hakikatli şeyler gibi...

Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 22)Düşüncenin Çağrısı, Arthur Schopenhauer (Sayfa 22)