Edebiyat Nedir?

8,3/10  (3 Oy) · 
10 okunma  · 
5 beğeni  · 
724 gösterim
Edebiyat Nedir, 20. yüzyılın en etkili düşünür ve yazarlarından Jean-Paul Sartre'ın 1940'ların sonlarındaki kültleşmiş kitaplarından. Kuram ve eylem adamı niteliklerini birleştiren, yazar-aydın kimliğiyle yaygın bir etki uyandıran Sartre, döneminde tartışmalara yol açan bu kitabında edebiyat kavramını 'yazar', 'yazarın görevi' ve 'okurun konumu' üzerinden üç ayrı kategoride ele alıyor. Yazarı, çağının dünyasına sırt çevirmeyen, yaşadığı dönemin gerçeklerinden, çıkmazlarından esinlenerek tavrını ve eylemini belirleyen aydın olarak görüyor. Bireyin kökten özgürlüğünü savunan varoluşçuluğun bu büyük sözcüsü, okurlarını da özgürleşme sürecine taşıması gereken aydının görevini 'yazarken değiştirmek, yazarken özgürleştirmek' diye tanımlıyor. Edebiyata 'bağlanma' kavramı açısından yaklaşırken, Aydınlanma Çağı'nın gününün tanığı aydınını övüyor, 19. yüzyılın burjuva ahlâkını dayatan gerçekçi yazarlara ateş püskürüyor. Sartre'ın edebiyatı olduğu kadar yazarı da sorgulayan bu kült metni, her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur' diyen Dostoyevski'nin sözlerini doğruluyor.
(Arka Kapak)
Zafer KORKMAZ 
 06 Haz 00:35, Kitabı okudu, 42 günde, Beğendi, 10/10 puan

Jean-Paul Sartre 20.yüzyılın en önemli aydınlarından biridir.Kaleme aldığı oyun,roman ve deneme yazılarıyla Varoluşçuluk düşüncesin en önemli temsilcilerinden olmuştur.Edebiyat Nedir isimli eseri de 1940’lı yılların kültleşmiş kitaplarından biri olmayı başarmıştır.
Kitap;Yazmak Nedir,Niçin Yazıyoruz ve Kimin İçin Yazıyoruz başlıklarıyla üç bölüm olarak ele alınmış.Sartre ilk bölümde dilin özelliklerini kendi kavramlarıyla açıklamış. Dilin ifade edebilme kabiliyeti bakımından eksiklik olduğunun altını çizmiştir.Dil hiçbir zaman “anlaşılamayacak olmaktır” tezinden hareketle,kullanılan dilin her zaman yetersiz ve kısır olduğunu ifade etmiştir.
“Tıpkı müzikteki duraklamanın anlamını çevresindeki notalardan alması gibi,sessilik bile sözcüklere göre belirlenir.Bu sessizlik dilin bir anıdır;Susmak dilsizleşmek değil,konuşmaktan kaçınmaktır,yani gene bir tür konuşmadır.”derken dilin tüm olanaklarıyla kullanılmasının imkansızlığından bahsetmektedir.
Akabinde şiir ve düzyazıyı keskin çizgilerle ayırarak, düzyazı yazarının anlaşılmak gibi bir derdinin olduğunu,ancak şairin böyle bir derdinin olmadığını savunur.”Ozanlar dili kullanmayı reddeden kişilerdir”diyerek şairlerin yaptığı işi ima ile küçümser,onların işinin cümle kurmaktan ziyade düzyazının yıkıntıları üzerinden sözcükleri imgelere,nesne cümlelere dönüştürmekten ibaret olduğunu savunur.Düzyazı yazarının okuyucuyu özgürlüğe davet ettiğini,estetiğin doruk noktalarına ancak düzyazı ile ulaşılabileceğini net bir şekilde belirtir.Bu noktada şairin imgelerini tamamiyle gözardı etmekten kaçınmadığını savunur.Düzyazı ile okuyucunun kendi imgelerini ve nesnelerini tanımlayabileceğini belirtirken şairin imge ve nesneleşmiş cümleleri ile bu özgürlüğün elde edilemeyeceği düşüncesine kimler katılır bilemem ama,açıkçası ben aynı fikirde olmadığımı belirtmeliyim.Ancak şairin Sartre’nin ifadesiyle “ ozan sözcüklerin berisindedir”veya “Ozanlar,dili kullanmayı reddeden kişlerdir”düşüncesine katılmamak mümkün değil.Yazarın imlemlerle ifade ettiğini,şair,ressam,heykeltıraş,müzisyen gibi sanatçıların imler yerine nesneleri seçmiş olduğunu ifade ediyor.Siz nedersiniz gerçekten de öyle değil midir?
İkinci bölümde niçin yazıyoruz sorusunun cevaplarını irdelemiş Sartre.O’na göre”Yazınsal nesne,ancak devinim içinde var olan garip bir topaçtır”Bu topaçın dönebilmesi ,yani yazının anlam kazanabilmesi için okuma edimine ihtiyaç vardır diyor özetle.Okuma kesildiği an,yazılanların kağıt üzerindeki lekelerden öteye gidemeyeceğini belirtiyor.Yazarın kendisi için yazamayacağını ve kendi yazdığını da okuyamayacağını (anlamı olmayacağını)savunuyor.Eğer yazar tek başına yaşasaydı ne kadar çok ,ne kadar güzel yazarsa yazsın eserinin bir nesne olarak ortaya çıkmasının mümkün olmayacağının altını çiziyor.Özetle sanatın başkası için yapılacağını ve onun aracılığı ile var olabileceğini savunur.Burada edebiyat çevrelerinde tartışıladuran “Sanat sanat(yazan) için mi,sanat toplum içinmi”tartışmalarındaki safını da belirlemiş oluyor aslında.
Üçüncü bölümde;”İlk bakışta kuşkuya yer yok:Evrensel okuyucu için yazıyoruz”diyerek başlar paragraf.Yazarın dile getirilmesi zor olan düşüncelere özgürlük kazandırmak gibi bir görevinin yanı sıra kendi özgürlüğünü de elde etme çabası uğruna yazma eyleminde bulunduğundan söz eder.Yazarın kendi varoluşundan beslenmesi gerektiğini,gücü elinde bulunduran iktidarların kalemşörlüğüne soyunmaması gerektiğinin altını çizerken kültür eleştirmeni Julien Benda’ya ”Eğer yazar,Benda’nın isteğine uyarak saçmalamayı seçtiyse,hem Stalin komünizminin,hem anamalcı demokrasilerin sahip çıktığı şu ölümsüz özgürlükten tumturaklıca söz edebilir”sözleriyle burjuvazinin sözcülüğünü yaptığı gerekçesiyle Benda ve bu çizgideki tüm yazarlara gönderme yapar..
Sartre’ye göre; yazar,anlatabildiklerinden daha fazlasını bilir,hiçbirzaman anlatmak istediklerini tam olarak anlatamaz,çünkü dil eksiklidir der daha önce belirttiğim gibi...Bu eksikliliğin kaynağınında her yazarın içinde yaşadığı toplumun kültürel tarihinden besleniyor olması yatar.Özetle;bir Türk’e ‘Bandırma Vapuruyla başladı mücadelemiz’ dediğinizde birçok şey anlatabilecekken,bu cümle bir Kanada vatandaşına hiçbirşey anlatmaz ve bu bakımdan ,eğer dil eksiksiz kullanılacaksa yazılan her metnin tüm dünyadaki insanların anlayabileceği düzeyde etraflıca yazılması gerektiğinin altını çizer.O’na göre bu hiçbirzaman mümkün olamayacaktır.Bu noktadan hareketle yazar ,konusunu seçerken okuyucusunu da seçmiştir veya okuyucuyu belirleyen şey yazarın belli bir dünya görüşünü seçmiş olmasıdır.
Eski Yunan’da yetkinlik kazanarak başlayan ,12.yy dan itibaren yoğunlaşarak süren yazma ve okuma ediminin bu süreçte genellikle toplumun seçkin,kentsoylu,okuma yazma bilen belli bir kesiminin tekelinde olduğunu, dolayısıyle yazılanların tüm topluma ulaşmadığını belirtir.Ve yazılanlar bu seçkin zümre tarafından bir çeşit sıkı denetimden geçer.Kısaca;okuyucu uzmandır ve yazarı eleştirebilecek,sorgulayabilecek bilgi birikimine sahiptir,çoğu zaman kendisi de yazardır.Bu durum çoğunlukla yazarları o günün rağbet gören öğretilerinin üzerine yazıp çizmeye itmiştir. Özellikle 19.yy dan sonra okuma yazma oranını artmasıyla okuyucu daha edilgen bir hal alır,kendisine yeni düşünceler ya da yeni bir sanat biçimi benimsetilmesini bekler.Bu durum ise yazarın daha özgür bir duruşla yazabilmesi için bir anahtardır aslında.Bu fikirden hareketle o dönemlerde yazılmış eserlerin yeni fikirler açısından kısıtlı ,ancak estetik açıdan çok daha önde olduğu sonucunu çıkarmak sanırım hiç de yanlış olmayacaktır.Bugün ise üretmenin daha kolay olduğu ancak estetikten uzak eserlerin çok daha kolay sunulabildiğini söyler özetle.Bu noktadan hareketle; Edebi yönden değeri olmayan birçok kitabın pazarlama uzmanlarının dehasıyla çok satması aslında bir çıkmazdır diyebilir miyiz, ne dersiniz?.Bu bağlamda okuyucu olarak doğru sonuçlar elde edebilmek için tüm kitaplara kuşkuyla yaklaşmalı,ama daha önce kişisel olarak okuma biçimimizi geliştirmeliyiz.
Bu kitabı okurken kesinlikle sindire sindire,not alarak okumanızı öneriyorum.Gerçekten de okuma yazma üzerine çok kıymetli bilgiler bulacaksınız.Keyifli okumalar.

Sidar Sadık 
06 Oca 19:56, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, Puan vermedi

Bu kitap özellikle kendini sorgulayan yazarlar için oldukça yol gösterici. Yazarlar ne için yazar, hangi amaca hizmet eder ve kim için yazarlar sorularının cevabını Sartre vermeye çalışmış. Yaptığı çalışma çok detaylı olmamasına rağmen meramını bu kısa incelemede oldukça iyi biçimde anlatmış. Yazarlar ve edebi inceleme meraklıları için yol gösterici bir eser olmuş. Zira yazın tarihini de kısaca "yazma eylemi, toplum, kültür" açılarından irdelemiş. Özellikle edebiyatla ilgilenenlere tavsiyemdir. Elbette her satırında Sartre'ın varoluşçuluğunu, muhalif tavrını ve gerçeklerle dolu çok isabetli belirlenimlerini bulacaksınız.

Kitaptan 9 Alıntı

Zafer KORKMAZ 
04 Haz 20:29, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Gerçekte,yazar çamura batmış,gizli,kullanılması olanaksız özgürlükler için konuştuğunu bilir;ve kendi özgürlüğü bile pek öyle katkısız değildir,temizlemesi gerekir onu;bunun için ,kendi özgürlüğünü temizlemek üzere de yazar.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 71 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 71 - Can Sanat Yayınları)
Zafer KORKMAZ 
02 May 23:00, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Tıpkı müzikteki duraklamanın anlamını çevresindeki notalardan alması gibi,sessilik bile sözcüklere göre belirlenir.Bu sessizlik dilin bir anıdır;Susmak dilsizleşmek değil,konuşmaktan kaçınmaktır,yani gene bir tür konuşmadır.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 33 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 33 - Can Sanat Yayınları)
Zafer KORKMAZ 
 04 Haz 20:26, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İlk bakışta,kuşkuya yer yok:Evrensel okuyucu için yazıyoruz;gerçekten de ,daha önce gördüğümüz gibi,yazarın bekleyişi ilke olarak bütün insanlara yönelmişitir.Ama daha önceki betimlemeler düşünseldir

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 71 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 71 - Can Sanat Yayınları)
Zafer KORKMAZ 
01 May 02:26, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Kısacası, ozan için dil, bütünüyle, dünyanın aynasıdır.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 22 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 22 - Can Sanat Yayınları)
Zafer KORKMAZ 
01 May 22:13, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Yazar klavuzluk edebilir size ve eğer bir gecekonduyu anlatıyorsa,bu gecekonduyu toplumsal adaletsizliklerin simgesi yapıp öfkenizi kışkırtabilir.Ressam dilsizdir:Size gecekondu sunar,hepsi bu;orada dilediğinizi görmek sizin elinizdedir.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 18 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 18 - Can Sanat Yayınları)
Zafer KORKMAZ 
10 May 00:32, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Yazar,kendisinin daha adlandırılmamış ya da adını söylemeye cesaret edemeyen şeyi adlandıran kimse olduğunu bilir,sevgi ve nefret sözcüklerini ve onlarla birlikte,aralarındaki duyguların ne olduğuna henüz karar vermemiş insanların sevgi ya da nefretini "ortaya çıkardığını"da bilir.Sözcüklerin,Brice-Parain'in dediği gibi,"dolu tabancalar"olduğunu bilir.Konuştuğu an tetiğe basılmış demektir.Susmak da elindedir,ama ateş etmeyi seçtiğine göre,bunu bir çocuk gibi ,gözlerini yumarak ve yalnızca patlama sesini dinlemek üzere,rastgele değil de,yetişkin bir adam gibi,hedef gözeterek yapması gerekir.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 32 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 32 - Can Sanat Yayınları)
Zafer KORKMAZ 
01 May 02:13, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Konuşan insan, sözcüklerin ötesinde, nesnenin yakınındadır; ozan ise sözcüklerin berisindedir.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 20 - Can Sanat Yayınları)Edebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre (Sayfa 20 - Can Sanat Yayınları)

O kitabı masanın üzerine bırakmakta sonuna kadar özgürsün.Ama kitabı açacak olursan, bunun sorumluluğunu da yükleniyorsun demektir. Çünkü özgürlük, onun dilediği gibi öznel işleyişinin tadı çıkarılarak yaşanmaz, özgürlük belli bir zorunluluk sonucu elde edilen yaratıcı bir eylemdir. Bu saltık amaç..değer dediğimiz şeydir. Sanat yapıtı bir çağrı olduğu için bir değerdir.

Edebiyat Nedir?, Jean-Paul SartreEdebiyat Nedir?, Jean-Paul Sartre