Eğrisiyle Doğrusuyla Avrupa

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
317 gösterim
Türklerin batıya yönelişleri, yüzlerce yıllık bir tarihsel sürece yayılmakla beraber, özellikle son iki yüz senede bambaşka bir niteliğe bürünmüştür. Bu iki yüz yıllık dönemde önceki fethetme karakterli yöneliş, yerini -yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal gerilemelerle beraber- daha kültürel karakterli bir "dahil olma tavrına" bırakmıştır. Cumhuriyet, her ne kadar Batılılarla mücadele edilerek kurulmuşsa da, -rasyonel ve ilerici karakterinden dolayı- o dönemde muasır medeniyeti temsili sebebiyle yine Batı'ya yönelmiştir.

Bu yönelişin siyasi tarihimizde en önemli aşaması 1963 tarihli Ankara Antlaşması'yla başlayan Katma Protokol (1970) ve Gümrük Birliği Antlaşması'yla (1995) devam eden ve dönem dönem büyük badireler atlatan "Avrupa Birliği üyelik sürecidir."
Meselenin önemine karşın, ele alınış tarzı çoğu zaman beklentileri karşılamaktan uzaktır. Özellikle bu konuda olumlu ya da olumsuz tavır takınan kesimlerin -birkaç istisnai çalışma dışında- konuyu birçok yönüyle ele almada başarısız kaldıkları görülmektedir. Bu nedenle Taha Akyol'un olayların sıcaklığı içinde kaleme aldığı yazılardan oluşan bu çalışması daha da bir önem arz etmektedir. Çünkü yazar yılların gazetecilik deneyimine dayanarak Türkiye'nin yaklaşık kırk yıllık "Avrupa Birliği üyelik sürecini," tarihi, siyasi, hukuki, askeri, dini ve kültürel boyutlarıyla ele alıyor...