Ekmek Kavgası

8,0/10  (11 Oy) · 
75 okunma  · 
13 beğeni  · 
1.141 gösterim
Orhan Kemal her zaman, geçimini en zor koşullarda kazanmak zorunda olan, ekmeği için hep bir kavganın içinde yer alan insanların yazarı olmuştur. Bu insanların yaşadıklarını hayran olunası bir yetkinlikle dile getirirken, aydınlığı ve umudu da göz ardı etmez. Bize sürekli, tüm bu yaşananlara rağmen, insanın içindeki aydınlığın ve umudun daha iyiye, daha güzele layık olduğunu hatırlatır. Bunun içindir ki Orhan Kemal edebiyatı her zaman bir direnç kazandırır okurlarına...
Orhan Kemal'in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir...

Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize...
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    148
  • ISBN:
    9789752894624
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitap 25 hikayeden oluşmuş.Kitapta 1948'li yıllardaki zorluklar özellikle ekmek kazanmak için girilen zorlu mücadeleler anlatılıyor.Bu kitapta en çok "Kitap Satmaya Dair"adlı hikayeyi beğendim.

Ahmet Özaysın 
13 Ara 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Ekmek Kavgası edebiyatımızın usta isimlerinden Orhan Kemal’in 1950 yılında yayımlanmış öykü kitabı. Orhan Kemal yazı hayatına şiirle başlamış olsa da 1940 yılında Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le tanışması, onun sanat yaşamının dönüm noktası olur. Çünkü Nazım Hikmet onu düz yazı yazmaya teşvik eder. O günden sonra da eserleri okunan, sevilen bir yazar olur.
Nazım Hikmet’i dinlemeyip şiir yazmaya devam etseydi, onu bugün bir şair olarak tanıyor olur muyduk bilinmez ama ben öykü ve romanı şiirden daha fazla seven bir okur olarak bu durumdan hiç rahatsız değilim. Orhan Kemal’in öyküleri oldukça basit ve yalın bir anlatıma sahip. Çoğu kısa ve bol diyaloglu öyküler. Ama buna rağmen okuyucuyu içine çekebilen bir cazibesi var. O kadar akıcı ki hemencecik sona ulaştığınızı fark ediyorsunuz. Kısa ve etkili betimlemeler var. Diyaloglar çok doğal, adeta hayatın içinden fışkırmış gibi.
Öykülerin hemen hepsi 1940’lı yıllarda geçiyor. Malum savaş ve kıtlık yılları. Ülkede fakirlik, işsizlik ve açlık had safhada. Kendisi de geçim sıkıntısı yaşamış ve ekmek parası için çırçır ve dokuma fabrikalarında boğaz tokluğuna çalışmış ve yoksulluğu her yönüyle tecrübe etmiş biri olarak o günün Türkiye’sinin çok çarpıcı ve hazin bir tablosunu gözler önüne sermiş.
Kitaba adını veren ilk öyküden son öyküye kadar hepsinde zor şartlar altında hayatta kalmaya çalışan, mücadele eden, tüm çaresizliğine ve güçsüzlüğüne rağmen acımasızlara ve zorbalara karşı dik durmaya çalışan insanların portresini çizmiş.
Sokağa dökülmüş artık yemeklerle yaşamaya çalışan insanların, kimsesiz olduğu için hapishanede ezilen Yusuf’un, bir köpeğe işkence eden çocukları engellemeye çalışan Hamal Mehmet Bey’in, ekmek ve sabunla aşkı satın almaya çalışan gardiyan Galip’in, varı yoğu bir ineği olan Afaracı Hacı Ali’nin, kendisini pazarlayarak hayatta kalmaya çalışan Adanalı bir kadının, pres işçisi çocuk Sami’nin, kızının karnını doyurmak için kitaplarını satmak zorunda kalan bir babanın, suçsuz yere hapse atılan on iki yaşındaki Ali’nin, tüm umutlarını bir piyango biletine bağlamış Necdet ve karısının acıklı ve hüzünlü öyküsünü okuyacaksınız bu kitapta.
Ekmek Kavgası gerçekleri tüm çıplaklığıyla okuyucuya sunup soğuk duş etkisi yapan, akıcı ve çarpıcı bir kitap.
http://www.kitapvedusunce.com

Kitaptan 6 Alıntı

Duygu 
 06 Mar 17:42, Kitabı okudu, Puan vermedi

Biz namussuz muyuz? "Coluk çocuğun anasini aglatiyorsunuz.Hükümet is kanunu yapar,günde sekiz saat mesai kabul eder,siz fakir fukarayi on sekiz saat calistirirsiniz.Bu mu namusunuz?

Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 80 - Oyku)Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 80 - Oyku)

“Beyefendi! Her yerde insanlar… Koşuyorlar, gidiyorlar, geliyorlar, tutuyorlar, koparıyorlar… Yığın yığın, vıcık vıcık, sürü sürü insanlar… Üzerinize atlıyor, lokmanızı ağzınızdan kapıyorlar beyefendi. Beyefendi, insanlar kurt gibi, kurtlar gibi saldırıyorlar beyefendi.”

Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 40)Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 40)

“Köpek yavrusuna gelince… O kendinden geçmişti. Küçücük başı, iki ön ayağı üstüne düşmüş, kenarlarında yaşlar kurumuş, yumuk gözleriyle sessiz yatıyor, arada ağzı açılıyor fakat hiçbir ses çıkmadan kapanıyordu.”

Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 21)Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 21)

“Kitap sandığının başına oturdu. Onlara ne kadar yakındı! Her kitapta, onun düşüncelerinden bir şeyler… Kitapların her birinde haşiyeler, notlar, açıklamalar… Yahut kıymetli bulduğu satırların altlarındaki çizgiler…”

Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 91)Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 91)

“Sabah, öğle, akşam karavanalarından artan yemeklerin döküldüğü toprak, kalın ve besili solucanların hazla kıvrıldığı zifirden bir bulamaç halindeydi.”

Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 1)Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 1)

“Bet bereket vardı anam… Bet bereket vardı… Yiyeceğin sözü mü olurdu? O canım fasulyeler, nohutlar, börülceler… Ya pirinç pilavları?”

Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 3)Ekmek Kavgası, Orhan Kemal (Sayfa 3)