Esir Şehrin İnsanları Esir Şehir Üçlemesi 1. Kitap

8,2/10  (70 Oy) · 
260 okunma  · 
67 beğeni  · 
1.681 gösterim
"Esir Şehir Üçlemesi" edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir'in başyapıtlarındandır. Her büyük ve klasik yapıt gibi, bir ya da birden çok problematiği mükemmel bir biçimde işleyen bu nehir roman dizisinin ilk kitabı olan "Esir Şehrin İnsanları"nda Kemal Tahir, Mütareke Dönemi Osmanlı aydınının ve İstanbul'unun destansı direnişinin ve mücadelesinin benzersiz bir fotoğrafını çekmektedir.

Kurtuluş Savaşı öncesinin anlatıldığı pek çok roman yazılmıştır kuşkusuz, ama hiçbiri bu denli edebi ve ölümsüz olamamıştır.

"Türkiye'yi, Türkleri sahiden tanımak isteyen yerli yabancı herkes Kemal Tahir'i okumak,
anlamak zorundadır."

 
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2016
  • Sayfa Sayısı:
    448
  • ISBN:
    9789752730762
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Halil Yavuz KAYA 
17 Eyl 2015, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 9/10 puan

İstanbul'un işgalinden itibaren, tarih kitaplarının, yüzeysel anlatısı dışında bu kitapta İstanbul'un o günlerdeki gerçek yaşamını ki, sokak da , evlerde, yangınlarda, çıkmazlarda, mahallelerde, semtlerde, kahvehanelerde, hastanelerde, zindanlarda, evet gerçek yaşamda; ihaneti, baskıyı, zulmü, entrikaları, çıkarcılığı, işbirlikçiliği, vatanseverliği, fedakarlığı tüm çıplaklığı ile bir anı tadında, hatıra nefasetinde harika yorumları ve diyalogları ile okuyorsunuz .
Kitabın kahramanı Kamil beyin "Karadayı" gazetesi içerisinde gözlemleri ki, O günlerde gazeteler, gazeteciler, aydınlar halk, İstanbul- Anadolu varyasyonlarını, söz konusu kimliklerin esaret ile birlik de aldıkları hal ve tavırlar, işgal kuvvetlerinin ve işgal kuvvetlerindeki yetkililerin yarınlarda belirlenecek Ortadoğu, Anadolu, Avrupa haritasının alçağı şeklin, tahmin ve hakim görüş doğrultusunda yerli işbirlikçilerle çıkar ve menfaat çalışmaları ne güzel kurguyla dile getirilmiş.
İstanbul dan, Anadolu ya ve Kuvvayi Milliye ye bakışı, Bekirağa bölüğü zindanındaki göz altıları, işkenceleri, Tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermiş yazar.
Anadolu da ki kurtuluş hareketine İstanbul dan yardımcı olmaya çalışan yurt severlere, hırçınca, sadistçe davranan, "hain" "çapulcu" yaftası ile damgalayan devlet erkanı, subaylar, askerler, burunlarının ucundaki işgal kuvvetlerini görmemekteler seyretmek de hatta omuz desteği vermekteler...
Harika kurgularla gerçek bir Anadolu romanı... Okumalı...

Berfun Berçin 
03 Eki 18:35, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir.Okumak için geç kaldığımı fark ettiğim kitaplardan biri idi.İstanbulun esir düştüğü yıllar ve o dönemin insalarına ışık tutan bir kitap.Dili ve anlatımı güzel bir kitaptı.Zevkle okuduğum bir kitaptı ve ikinci kitabı okumak için sabırsızlanıyorum.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar. :)

Kitabın ana karakterleri;
Kâmil Bey: Abdülhamit paşalarından Selim Paşa’nın oğlu,
Nermin: Kâmil Bey’in eşi
Nedime Hanım: Milli Mücadeleye destek veren ve Karadayı adıyla bir gazete çıkaran kahraman kadın.
Ahmet Bey: Kâmil Beyin arkadaşı
Kitabın konusu;
İspanya’da yaşayan Kamil Bey ve ailesinin ülkesine dönmesiyle başlıyor ve olay 1916 yılında geçiyor..Osmanlı Devleti, her geçen gün güç ve toprak kaybediyor,zayıflıyordu.Kamil Bey ve ailesi batı kültürünü iyi bilirler ve buna göre yaşarlar.Kâmil Bey ailesi ile birlikte İstanbula geri döner ve babadan mülkler ile ilgilenir.Ahmet Bey,Kâmil Beyden yardım ister ve Karadayı gazetesinde çalışmaya başlar.Daha sonrasında ise Kâmil Bey devlet ileri ile de ilgilenmeye başlar.Düşman saldırıları ile ilgili bilgiyi Anadoluya daşıma görevimi Kâmil Bey üstlenir ve planları sandığa verirken yakalnır.Defalarca sorguya çekilen Kâmil Beyin yaşadıkları anlatılıyor.

Nurten Ulaba 
17 Eki 21:38, Kitabı okudu, 7 günde, 10/10 puan

Kemal Tair'in bütün kitaplarını aldım ilk okumaya bu kitaptan başladım. Kurtuluş Savaş'ı döneminde işgal altındaki İstanbul'u anlatıyor . Her dönemde olduğu gibi o dönemde gerçek vatanperverler iktidarın yardakçıları ayrı ayrı mücadele veriyor halk esaret altında korkusuz insanlar anadoluya her türlü desteği vermeye çalışıyor . Mutlaka herkes bu kitabı ve devamı olan öbür kitapları da okumalı. Hem bilgi veriyor hem de okuma zevkini yaşatıyor. Sade ve akıcı bir dil yalın bir anlatım. Çok etkilendim herkes mutlaka kendinden bir şeyler bulabilir ve kendini öyle bir kaptırıyorsun ki sanki o günler tekrar yaşanıyor .

Ömer Faruk Gönülalan 
07 Eki 23:43, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Yazarı Kemal Tahir olan bir kitabı daha fazla anlatmaya gerek var mı? Sadece Yakup Cemil bölümü bile okumak için yeterli. Kemal Tahir o dönemin ruhunu en iyi anlatan yazarlardan biri. Sade bir dil, akıcı cümleler. Sağlam bir kurgu ve Milli Mücadele.

Ahmet Özaysın 
22 Mar 20:19, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Kemal Tahir Esir Şehrin İnsanları eserinde işgal sonrası İstanbul’u anlatır. Savaş bitmiş ve ateşkes anlaşması yapılmıştır. İtilaf devletleri orduları İstanbul’u işgal etmiştir.
Romanın başkahramanı Kamil Bey Osmanlı imparatorluğunun çok değerli paşalarından biri olan Selim Paşa’nın oğludur. Savaşın başladığını İspanya’da bir arkadaşının evinde misafirken öğrenir. Savaştan sonra karısı Nermin ve kızı Ayşe ile birlikte İstanbul’a dönerler. Kamil Bey babası sayesinde o güne kadar çok zengin bir hayat sürmüştür. Hiç çalışmak zorunda kalmamıştır. Eğitimini Avrupa’da tamamlayan, üç dört dili çok iyi derecede bilen Kamil Bey’in ömrü oradan oraya gezmekle geçmiştir. İstanbul’da çıkan büyük yangınlar neticesinde birçok mülkünü kaybetmiş, çeşitli hukuki sorunlardan dolayı babasından kendisine kalan mirası alamamış olması onu işgal altındaki, kendisine kısmen yabancı bir şehirde fakirlikle yüz yüze bırakır. Bu parasızlık durumu Kamil Bey’i hayatı ve insanları daha yakından tanımaya ve öğrenmeye sevk eder.
Bu sıkıntılı günlerde eski bir okul arkadaşı Ahmet’in vesilesiyle Milli Mücadele ile tanışır. Ahmet ondan, yine okuldan arkadaşı olan İhsan ile birlikte çıkardıkları Karadayı adlı Ankara yanlısı gazetede çalışmasını teklif eder. Kamil Bey’den istedikleri aslında gazete ile ilgili teknik konularda yardım etmesidir. Ancak zamanla işler farklı bir hal alır. Çünkü Karadayı yalnızca Milli Mücadele yanlısı yazılar yayınlayan bir gazete değil, aynı zamanda Ankara’daki Mustafa Kemal ve ekibi ile bağlantılı istihbarat akışının da olduğu ve sürekli hafiyeler tarafından göz hapsinde bulunan gizli bir birimdir. Gazetedekiler Kamil Bey’den bu işlerle ilgili yardım istemeseler de Kamil Bey zamanla kendisi gönüllü olarak vatanın kurtuluşu için uğraşan kahramanlardan biri olur.
Bir gün gemide sarayın hafiyelerinin baskını ile suçüstü yakalanır ve tutuklanır. Yunanlıların taarruz planlarını içeren çok önemli evrakların bulunduğu bir sandığı teslim ederken yakalanmıştır. Bundan sonrasında ise hapishanede geçen ve Yunanlıların mağlubiyetine kadar sürecek olan sıkıntılı günler başlar.
Roman bir Osmanlı aydını olan Kamil Bey’in kendi içindeki dönüşümü üzerine kuruludur. Ömrü refah içinde geçmiş ve Avrupa’da müzelerde ve balolarda dolaşarak, sürekli bol para harcayarak yaşayan bir Osmanlı aydının kendi insanını, kendi kültürünü ve hatta körü körüne hayran olduğu Batıyı hakiki manada tanıması ele alınır. Kamil Bey karakteri üzerinden miskinleşmiş, kendi milletine yabancılaşmış, uygarlığı ve ilerlemeyi yalnızca Avrupa’yı bire bir taklit etmekte arayan aydınımız eleştirilir. Gerçek bir aydının nasıl olması gerektiğine dair çok çarpıcı tespitler yapılır. Özellikle de böylesine zorlu dönemlerde aydınlarının sorumluluklarının çok daha büyük ve vazifelerinin çok daha meşakkatli olabileceği vurgulanır.
Dönemin aydınının gerçekçi bir portresi çizilir. Romandaki başkarakter Kamil Bey sadece Avrupa’yı değil dünyanın birçok ülkesine gitmiş, gezmiş olduğu halde gidip görmediği tek yer Anadolu’dur. Hakikaten de dönemin önde gelen aydınları Üsküdar’dan öteye gitmemiştir. Cumhuriyet dönemi yazarlarımızdan bu gerçeği ilk itiraf edenlerden biri Yakup Kadri’dir sanıyorum. Onun Memleket Hikâyeleri kitabını okuduğumda çok şaşırmıştım bu duruma. Anadolu’dan bihaber yazarlarımız, düşünürlerimiz…
Kemal Tahir 1910 doğumlu. Bu kitabı 1956’da yayınlanmış. Aradan geçen onca seneye rağmen Türk aydınının bu anlamda çok ciddi bir gelişme kaydettiğini söyleyemeyiz. Nedeni ise çok net: Türk aydınının kendi toplumuna hala büyük ölçüde yabancı olması ve değişen dünyada ülkemize yön verecek atılımlar yapmaktan çok uzak olmaları. Bir de kalemi satılık sözde aydınlarımız var ki o konuya hiç girmek istemiyorum. Böyleleri maalesef her dönem olmuştur.
Kemal Tahir’in çok açık ve sade bir anlatımı var. Yabancı kelimeleri ya da daha doğrusu eski kelimeleri daha az tercih etmiş. Bu anlamda Y. Kadri, Peyami Safa, H. Edip gibi yazarlarımıza göre daha anlaşılır bir anlatım söz konusu. Bunu günümüzün sınırlı kelime kapasitesine sahip (aşırı sınırlı) gençleri için söylüyorum. Yoksa benim için bu eserlerin hepsi çok kıymetli.
Dört yüz küsur sayfayı sıkılmadan okuyabiliyorsunuz. Betimlemeler az ama etkileyici. Bol miktarda diyalog kullanımı akıcılığı artırmış. Kimi yerlerde çok güzel atıflar yapılmış ki bu romanlarda çok hoşuma giden bir anlatım zenginliğidir. Yazar kitapta Don Quichotte’tan bahsettiği bir bölümde şöyle diyor:
“Zati bunlar hep aynı tipler değil mi? Karagöz, ortaoyunundaki Kavuklu, tuluattaki İbikli, Sancho, Figaro… Keloğlan, Kerem’deki Sofu… Kısacası çağının gerçekçi adamı. Gerçekçi olduğu için de, gerçekçi olmayanlara karşı sırasına göre hem merhametli, hem kıyıcı…” (S. 207)
Tasavvuftan bahsettiği bir bölümde ise Kamil Bey’in arkadaşı, kendisini tarikatlara adayan Derviş Fuat Mahir Bey karakteri şöyle diyor:
“Araplar mezhep kurucusudurlar. Biz Türkler tarikat kurucusuyuz. Arap mezhepleri Sufiliğe, Türk tarikatları tasavvufa dayanır. Tasavvufa göre dünyada her şeyden önce güzellik vardı… İbadet bu güzelliğe tutkunluktur. Bu sebeple Türk’ün bağlanacağı inanç, Allah korkusundan değil, Allah sevgisinden gelir. Okudukça tasavvufun yalnız Türk’e mahsus bir yol olduğunu anladım. Türk illerinde doğmuş, Anadolu’da gelişmiştir. Türk tasavvufu şamanlıkla İslamlığın karışımıdır. Buna biraz da yeni Platonculuk katılmış Roma Anadolu’sundan kalıntı… Daha doğrusu Stoizm…” (S. 81)
Betimlemelerde ise son derece sade bir şıklık ve etkileyicilik söz konusu. Anın ve dekorun ruhunu okuyucunun dimağına işleyen bir yalınlık.
“Kamil Bey kapıyı örttü. Çantasını duvarın dibine, ayıp bir şeymiş gibi adeta sakladı. Yağmurluğunu çıkardı. Üstündeki ıslaklıkla uğraşır gibi yaparak etrafa göz attı, gördüğü hazin manzarayı bir daha hiç unutmadı. Buna manzara demek bile hata… Ne manzara, ne bir şey… Sefaletin ta kendisi… Tam bir oda dolusu çıplaklık… Bir eski masa… Oturulacak yerleri hasır örme iki çarpık iskemle… Camekânları çıkarılmış –ya da kırılmış- bir dolap… Köşelerde, kitap, kâğıt, dergi, gazete yığınları… Bir saç soba… Tenekeden, bilek kalınlığında borular…” (S. 160)
Esir Şehrin İnsanları, Cumhuriyetimizin kuruluşu öncesi Milli Mücadele dönemi aydınlarını çok iyi tahlil eden, günümüz aydınları ile çok benzer yönler bulabileceğimiz, akıcı, gerçekçi, etkileyici, okunması gereken bir klasik.
http://www.kitapvedusunce.com

Birgül Alkan 
07 Mar 09:37, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Kurtuluş savaşı yıllarında İstanbul 'daki aydınları anlatan güzel bir eser. Genelde kurtuluş savaşı yıllarında halkı anlatan kitaplar okumuştum. Aydınların nelere yaptığını görmek de güzel oldu ...

ihtiyar 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Üçlemenin ilk kitabı olan esir şehrin insanları, kesin bir sonuca bağlanmadan, devamının geleceğini haber verircesine bitmekte ve Türkiye tarihinde çok önemli bir dönemin panaromasını sunmaktadır.

Halim Gençer 
03 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kurtuluş Savaşı döneminin zengin kesminin ve o dönemde ki Kurtuluş Savaşına bakış açısını,Kurtuluş Savaşı dönemini mtühiş anlatmış

Gözde Uysal 
30 Eki 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Diğer arkadaşlar konuyla ilgili gerekenleri yazmışlar zaten. Ben de şöyle söyleyeyim: Benim gibi tarihi roman okumayı sevenlerin beğeneceğine inandığım bir kitap. Umarım üçlemenin diğer iki kitabını da okuyacağım.

Mehmet Cuma ÖZTÜRK 
27 Kas 17:48, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 9/10 puan

Balkan savaşları, 1. Cihan harbi ve neticesinde Kurtuluş Savaşı yaşayan; Osmanlı imparatorluğunun çöküşünün izlerini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor Kemal Tahir. Savaşın sadece cephede değil aynı yıkıcılığı ile cephe gerisinde devam ettiğini Kamil Beyin gözü ile bize aktarıyor. Kitapta; Milli mücadelenin içinde yer alan Osmanlı aydınlarını anlattığı kadar, bütün olup bitenden habersiz yaşayan Osmanlı aydınından dem vurulduğunu da görmekteyiz.

Beklenmedik zamanlarda beklenmeyen adamlarında kahramanlıklarında asil bir askerden geri durmadıklarını görüp, gıpta ile okudum. Esaretin yürek sancısının vicdanda başladığını, her insanın vicdanında düğümlenen esaret zincirini kırmak için vermesi gerektiği mücadelenin farkına bir kez daha vardım… Hani insan lezzetli bir yemek yerde damağında tadı kalır ya işte o durumda bitirdim kitabı.

2 /

Kitaptan 79 Alıntı

Halil Yavuz KAYA 
17 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Bir yerde okumuştum. İnsanlar acıya sevinçten daha fazla dayanıyorlar.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 247)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 247)
elif 
26 Oca 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

İntihar eden bir şair: " Ölmek, biliyorum, orjinal bir şey değil ama, yaşamak da orjinal bir şey sayılmaz," gibi bir laf etmiş... Hata etmiş... Bazen ölmek de, yaşamak da pekala "orjinal" olur.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal TahirEsir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir
Halil Yavuz KAYA 
14 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Bağışlanmaz suçumuzu sormuştum size geçenlerde. İşte suçumuz! suçların en büyüğü, en bağışlanmazı: UTANMAZLIK!

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 28)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 28)
Halil Yavuz KAYA 
14 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Seni zenginlik mahvetti. İnsan biraz fakir olmasa hayatı olduğu gibi göremiyor.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 120)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 120)
Halil Yavuz KAYA 
17 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Her ölen insan, yaşayanların bir parçasını da beraber öldürmüş olur.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 211)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 211)

Vaktiyle bir yerde,"Her ölen insan, yaşayanların bir parçasını da beraber öldürmüş olur ," diye bir söz okumustum.

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 211 - İthaki yayınları)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 211 - İthaki yayınları)

"Bazen hür olduğumu zannederek sevindiğim oluyor. Esir bir şehrin, hatta esir bir memleketin esirlerinden herhangi birisi olduğumu unutuyorum da..."

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 180 - İthaki yayınları)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 180 - İthaki yayınları)

Demiryolu bir memleketin can damarıdır. Can damarımızı kestiler demek? Ne yapacağız biz? Ne yapabiliriz?

Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 24 - İthaki Yayınları)Esir Şehrin İnsanları, Kemal Tahir (Sayfa 24 - İthaki Yayınları)