Eylül

7,4/10  (292 Oy) · 
1.707 okunma  · 
203 beğeni  · 
5.584 gösterim
Bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri çarpıcı bir şekilde anlatılmaktadır.

Yasak aşkın heyecanı, imkânsızlığı, şüpheler, kıskançlıklar, vicdan azapları, öfke ve tutku, “karanlık” ve “erkeklik” halleri…

Kaderimizi biz mi çizeriz yoksa çevremizdekiler mi?

Ya da kaderin önüne geçilemez mi?
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    336
  • ISBN:
    9786054756124
  • Yayınevi:
    Tutku Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Günümüze kadar gelmiş psikolojik bir başyapıt.Eserin ilk başları biraz ağır olsada Suad'ın aşkı, suçluluk duygusu ,bunalımları ve vicdan muhassebesini yaptığı güzel bir eser...
Eylül ,ismi gibi hazin bir yasak aşkın romanı...

Mevlüt 
09 Kas 22:06, Kitabı okudu, 8 günde

İlk Psikolojik romanımızdır diyerek giriş yapayım. Sonra da nasıl okumaya başladığıma değineyim;
Bir süre önce üniversite de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan biriyle tanıştım. Kitaplar üzerine sohbet ederken derslerinde hocalarının söylediği kitapları okuduklarını ve ders esnasında incelediklerinden filan bahsetti. İstersen derse sende katıl demesi üzerine aklımda yokken Eylül romanını okumaya başladım ve sonrasında derse katıldım. Kitap da kaçırdığım ayrıntıları filan fark ettim. Yakın çevrem pek kitap olmadığı için başkalarının konu ve karakterler üzerinde neler hissettiklerini filan söylemeleri hoşuma gitti. Romanı okurken İlk başlarda biraz zorlansam da sonradan konusunu beni içine çekti. Necip karakterine hayran kaldım.

Kitabın konusuna gelirsek;
Babasının bağ evinde yaşamayı sevmeyen Süreyya ile eşi Suad denize bakan bir yalı tutup oraya yerleşirler. Akrabaları olan Necip ise ziyaretleri sırasında Suad’a âşık olur. Suad ise kocasına sadık olmasına rağmen zamanla Necip’e karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ve hikâyemiz böylece ilerlemeye başlar…
Süreyya bu aşkı öğrenecek mi?
Necip ve Suad birbirlerine kavuşabilecek mi?
Onları mutlu bir son mu bekliyor?

Servet-i Fünun da sanat için sanat anlayışı olduğundan dolayı genellikle iç çatışmaların, ruhsal çözümlerin konu olduğunu görüyoruz. Halit Ziya’dan etkilenmiş olmalı ki Mehmet Rauf bu romanında yasak bir aşkı anlatmış.

Necip kendi ile çatışmalar içindedir. Yalnızdır, Sevilmeye ihtiyacı vardır. Ruhsal sıkıntılar çekmektedir. Düşüncelerinde zıtlıklar vardır. Suad’a âşık olması fakat Suad’ın evli olması yüzünden beslediği bu duygulardan dolayı kendinden iğrenmektedir. Sürekli kaçmak ister ama bir türlü uzaklaşamaz. Ondan uzaklaştığı an acı çekmeye başlar. Birçok evli kadının namussuz olduğunu gördüğü için güven duygusu zedelenmiştir. Bu yüzden Suad’ın Süreyya’ya ne kadar sadık olduğunu gördükçe ona olan hayranlığı artar. Evlenmeye karşıdır fakat bazen bu konuda zaafa düşmektedir.

Süreyya babasının zıttı olarak otoriter olmayan bir adam. Bağ evini sevmez, denize bakan bir yalıda yaşamak ister, yalnız kalmayı tercih eder. Karısını mutlu etmeyi çok ister. Süreyya karakteri roman ilerledikçe ne kadar güçsüzleştirilmişse, Suad karakteri de sadakatinden dolayı bir o kadar yükseltilmiş.

Suad ise kocasına karşı çekingen bir karakterdir. İçinden geçirdiği şeyleri kesinlikle ona söyleyemez. Ne derse onu yapar. Necip’in gözünden baktığımızda eşine son derece sadık ve onunla mutlu olduğunu görüyoruz.

Süreyya’nın Otoriter babası kızı Hacer’i görücü usulü Fatin ile evlendirmiştir. Oysa Hacer onunla mutlu değildir. Suad’ı yüceltirken Süreyya’nın kız kardeşi Hacer de o kadar alçaltılmış. Kıskanç ve kötü biri olarak gösterilmiş.

Fatin ise tamamen kötülenerek anlatılmış. Çok cimri ve maddiyatçı bir kişiliktir. Süreyya’nın babası Fatin için mücevher buldum derken aslında kendisinin gençliği gibi olduğunu kastetmiş olabilir.

Babası otoriter ve katı bir kişi olduğu için Hanımefendi ezilen kişi konumunda, kendi istediklerini yapamıyor. Kocasının sözünden dışarı çıkamıyor.

Beyoğlu betimlenirken orada, hayatının eğlenilecek mevsimde bile nasıl bunaltıcı bir hali olduğuna değinmiş. Orada görünen bin bir renkli hayatın aslında tek renk olduğundan bahsetmiş.

Keyifli okumalar…

Bayan Okur 
30 Mar 22:02, Kitabı okudu, 3 günde, 8/10 puan

Kitabın başında isimler birbirine girdi dedim yok bu kitap olmaz. Ama yavaş yavaş okudukça karakterler kafama oturdu ve okuduğum kitaplar arasında da edebiyatımızda olduğu gibi önemli bir yere sahip oldu.
Kitabın içeriğine gelmek isterim. Ben bu kitapta genel olarak baş kısımda paradan bahsediklmesinden çok sıkılmıştım ama kitabın ona göre şekillendiğini gördükçe daha da hevesli okudum. İyiki okudum.

Fuat YERLİTAŞ 
21 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Yazılışının üzerinden 115 yıl geçmiş olsa da bu güne kadar okuduğum en başarılı kitaplardan biri. Eskimeyecek ve her zaman okunmaya değecek bir kitap. Aslına bakıldığında kitaptaki olaylar ancak bir hikaye oluşturabilecek genişlikte ve olaylar karışmıyor. Basit bir kurgusu var; ancak kahramanların iç dünyasını işlemekteki başarısı sizi kitaba çekiyor. Olayları Necip'in ve Suat'ın gözünden ayrı ayrı görüyorsunuz. Bu bir taraftan onların iç dünyalarına girmenizi sağlarken, diğer taraftan dışarıdan görünenle içeride yaşananlar arasındaki tezadı görmenizi sağlıyor. Ayrıca insanların konuşamadıklarında nasıl yanlış anlamalara yöneldikleri ve yanlış değerlendirmelerin duygu dünyası üzerinde yarattığı yıkım da çıplak bir şekilde ortaya koyuluyor. Mevcut toplum düzeni içinde mutlu sonla bitmesi imkansız bir hikaye için olabilecek en mutlu sonu da yakalamış sanırım yazar. Hem ana kahramanların isteği bir bakıma gerçekleşirken, diğer taraftan toplum veya eserde toplumu da temsil eden diğer kahramanlar zarar görmemiş oluyor.

@sevgul 
11 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

İlk psikoloik romanımız, akıcılık deli dolu merak bekleyenler için uygun değil ; fakat yoğun duyguları okumaktan zevk alanlar için fevkalede. Psikoloik roman olmasından dolayı zaten yalın ve o dönemin diline binaen biraz ağır .Ben 6. sınıfta iken okumuştum ve tam bana göre dolu dolu bir kitap olduğunu hissetmiştim.Bir adamın eşine ilgisizliği,onun aheste aheste ellerinden akıp gidişini
ve küllenen aşkın yeni bir adamla nasıl alevlendiğini anlatan harikulade bir eser..Tüm kalbimle tavsiye ediyorum...

Edebiyatçının Biri 
16 Kas 14:25, Kitabı okudu, Puan vermedi

Mehmet Rauf'un en iyi eseri denilebilir. İlk psikolojik roman diye bilinir. Suat, Süreyya ve Necip karakterleri etrafında gelişir olaylar. Ama Suat ve Süreyya isimlerinin erkek mi kadın mı olduğunu fark edinceye kadar okuyucu eserden bir şey anlamaz. Klasik bir yasak aşk romanıdır.

Serpil Ağ 
28 Eki 01:58, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Eylül ilk olarak 1900 yılında, Servet-i Fünun dergisinde hikâye olarak yayımlanmıştır. Büyük bir beğeni toplayınca da, 1901 yılında kitap haline getirilmiş ve, Türk edebiyatı klasik romanları arasında kendisine yer edinmiştir. Etkin olduğu koşullar ile günümüz koşulları arasında ki farklılıklara rağmen, Eylül hala okunabilirliğini muhafaza etmiştir ve asırlar geçse de sonraki nesiller tarafından okunacaktır. Çünkü Eylül, yasak bir aşkı anlatsa da, bedensel arzularla kirletilmemiş, saf ve tertemiz bir aşka timsaldir. Olay örgüsü, çoğunlukla Süreyya, Suat ve Necip arasında geçmektedir. Hakikatte de Eylül, hüzün ve matem ayı değil midir? Şairlerin dizelerinde yansıttıkları gibi, üzüntü ve hasret ayı da derler. Çünkü, içine bir kaç günlük kış mevsimini yansıtan, o soğuk havalar dem vurunca insan, o güzel yaz günlerinin geçtiğini anlayıp kederlenip hayıflanır. Kurguda da Suat'a hayatının bu çağı, ömrünün, kadınlığının Eylül'ü gibi gelmektedir. Süreyya ile evli olan Suat, boğaz da kiraladıkları yalıda, eşinin son zamanlarda sandalıyla, yelkeniyle, yarışıyla meşgul hayatını rüzgara bağlamış yaşayışına bir türlü anlam veremez. Oysa ki Suat, her daim Süreyya'ya itaat etmiş,arzu ve ihtiyaçlarını daha ortaya çıkmadan tahmin ederek gerçekleştirmeye çalışmıştır. Eşinin bu vurdumduymaz kayıtsız tavırları Suat'ı, kendisine karşı boş olmayan aile dostları olan Necip'e yöneltir. Ama bu öyle bedensel arzu ve ihtirasların yer aldığı bir aşk değildir. Öyle ulvi ve temiz bir aşktır ki, sadece bir anda çarpışan bakışlarda yaşanır. Necip'in kendisine yönelttiği bakışları o kadar çok yoğundur ki, Suat bu bakışlara karşı kayıtsız kalamaz. O bakışlar ki, anlamında öyle iradeyi yakan, kuvvetli bir cazibe hissedilmektedir. Sanki kalpler bütün söylemek istediklerini, Suat'ın arzularını, emirlerini, Necip'in şükran ve tapınmasını anlatmak için gözleri memur etmiş gibidir. Ta ki, Süreyya İstanbul'da bulunan konağa, geri dönme kararı alıncaya dek, Suat ve Necip gözleriyle konuşmaya devam ederler. Konak ta, bir tarafta her şeye rağmen eşi olan Süreyya ile diğer tarafta kısa bir an dahi olsa tekrar sevilmek ve sevmenin önemini hissettiren Necip arasında sıkışıp kalan Suat. Yazar, hazin bir son ile bu ikilinin hayatına son verir. Konakta bir yangın çıkar ve Necip yangında sıkışıp kalan Suat'ı kurtarmak adına gözü kapalı alevlerin içerisine dalması sonucunda tavanın çökmesiyle yok olurlar. Yazar, kitapta kişilik analizlerini derinlemesine irdelediğinden dolayı anlatım okuru biraz sıkabilir. Ama yazıldığı dönemi baz alırsak, yazarın neden kahramanlarının ruh hallerine ayrıntıyla değindiğini anlamamız mümkün olacaktır. Hala günümüz hayat koşullarında, böyle gözlerde yaşanan aşk var mı, dedirten Eylül'ü mutlaka okumalısınız...

Eskimeyecek ve her zaman okunmaya değecek bir kitap. Aslına bakıldığında kitaptaki olaylar ancak bir hikaye oluşturabilecek genişlikte ve olaylar karışmıyor.

DersaadeT 
30 Ağu 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Buram buram Serveti Fünun dönemi kokan bi eser. İlk psikolojik romanlarımızdan. Ben çok sevemem Serveti Fünun döneminin dramatik özelliklerini ama dönemin başarılı eserlerindendir. Yazarın dili bi çoğuna göre daha bi olgunlaşmış olay örgüsü de Tanzimat Dönemi'ne nazaran daha bir gelişmiştir. Süreyya ve onun karısı Suat ve akrabaları olan Necip Bey ile aralarında geçen olayları anlatmaktadır.
Tipik yasak aşk , aşk üçgenini içermektedir.Eşinle çok mutlusun ama bi anda başka birine de aşık olabiliyorsun ??
Kısacası beni sinirlendiren eserlerden:)) Bi eserin dönemine göre başarılı olması o eseri sevmeye yetmiyor tabi :))

ozge 
04 Nis 10:14, Kitabı okudu, 63 günde, Puan vermedi

Elimdeki baskı eski tarihli olduğu için birçok anlamadığım kelimeler vardı. Ancak konu yine de anlaşılırdı. Kitapta aslında yasak bir aşk anlatılıyor. Aile dostları Necip ve Suat arasındaki aşk. Günümüz ile kıyaslandığında aradaki ilişki son derece masum hatta çocukça kalıyor. Böylesine derin,içten duygulardan günübirlik ,tüketim toplumuna nasıl geçebildik diye düşündürüyor insanı. Sevgilisinin elini tutmak mümkün olmadığı için eldivenine bile tutkuyla bağlanmak günümüz bakış açısıyla yeterince anlaşılacak bir konu değil. Kitapta eski Boğaziçi yaşantısı da çok güzel anlatılmış. O dönemi yaşar gibi oluyorsunuz.

Kitaptan 74 Alıntı

Bir gün kendisinin de ölme ihtimalini...Dünyada üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misfirliğin böyle dertli ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez sıkıntıları bulunduğunu düşündü...

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf

Ah insanlar, şu insan kalbi… Yüzbin manalı bir muamma… İçinden çıkmak mümkün değil…

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 64)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 64)
seher 
06 Oca 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kalabalık içinde yalnız yaşamak, kalabalık içinde gezip beraber bir köşeye kaçmak, işte asıl zevk budur. İnsan kalpleri, birbirine bağlılığın ne demek olduğunu o zaman anlar. Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum."

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf

Düşündükçe Suad'ı değil, onun ruhunu, sade ruhunu sevdiğini görüyordu. Bu büsbütün başka bir aşk, yeni bir aşktı.
Onu, ele geçiremeyeceği, sahiplenemeyeceği, başka hiçbir kadında bulamayacağı için seviyordu. Bakışı için, gülümseyişi için seviyordu.

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf

İyi bir kızcağız mı? Canlı mı cansız mı? O yaratığa şimdiye kadar kimse rast gelmemiş, eğer bir tılsımla benim için bu mümkün olacaksa... Bence kadınların iyisi kötüsü yoktur, onların hepsi kadındır, hepsi kadındır...

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf
Nur Dönmez 
09 Tem 23:13, Kitabı okudu, 8/10 puan

"Azıcık fedakarlığa katlanılmayınca hiçbir şey yapmak mümkün değildir."

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 60)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 60)
Emine Vargılı 
06 Kas 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Birdenbire karşındaki aynada kendisini gördü. Başkalaşmış yüzünde gözleri o kadar garip bir bakışla bakıyordu ki, durdu. Bu gözler sanki aynadan kendine "Niçin?"diye bakıyor gibi geldi.

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 87)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 87)
Yusuf Kaplan 
26 Kas 2014, Kitabı okudu, 8/10 puan

Ben seni ne kadar sevdiğimi başka kadınları gördüğüm zaman anlıyorum.

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 10)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 10)
Emine Vargılı 
07 Kas 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Hiçbir kadına aşık olmadığı zaman bile aşka aşıktır.

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 90)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 90)

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız